canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

DÜNYA VE AHİRET İÇİN ÇALIŞMAK

Hadis-i Şerif buyuruyor ki:

 

حَاسِبُوا اَنْفُسِكُمْ قَبْلَ اَنْ تُحَاسِبُوا وَتَزِيـنُوا اَعْمَالـِكُمْ اَنْ تُوزَنُوا

 

“Kıyamet gününde hesaba çekilmeden, dünyada iken kendinizi hesaba çekin. Orada ameliniz tartılmadan önce, burada yaptığınız amellerinizi dikkatle teftiş ve kontrolden geçiriniz”[1], büyük bir muhasebe ve muhakemeden geçeceğiniz o büyük muhasebe-i mahşerde mahcup olacağımız kötü amellerimiz için tevbe ile affettirip, ihlaslı amele devam etmemizi Cenab-ı Hak cümle ehl-i iman kardeş, bacılarımıza nasip ve müyesser eylesin (Amin).

  1. Sevgili Peygamberimiz hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor:

 

اِعْمَلْ لِلدُّنْـيَاكَ بِقَدَرِ بَقٰآءِكَ فِيهَا وَاعْمَلْ لِاٰخِرَتِكَ بِقَدَرِ بَقٰآئِكَ فِيهَا وَاعْمَلْ لِلّٰهِ بِقَدَرِ حَاجَتِكَ اِلَيْهَ وَاعْمَلْ لِلنَّارِ بِقَدَرِ صَـبْرِكَ عَلَيْهَا

 

Yani, “ey insanoğulları;

Dünya için çalış, dünyada kalacağın kadar,

Ahiret için çalış, ahirette kalacağın kadar,

Allah için çalış, Allah’a ihtiyacın kadar.

Cehennem ateşinden kendini koru ve günahtan sakın ki, ateşte yanmaya ne kadar tahammülünüz varsa, o kadar günahtan sakınınız”[2]. Tekrar edelim, yani bu dünyada ne kadar kalabileceksen iyi düşün. Dünyaya kıymet verme, değeri kadar çalış. Dünya devri bitip, ahiret alemini düşün ki sonu bitmeyen ahiretini düşün. Onun kadar ahirete çalış, tedarikli ol. Seni yaratan Allah (c.c.)’a ne kadar muhtaçsın, ne kadar ihtiyacın var, o kadar O’na itaat et. İhlaslı, ibadetli ol. Korku ve rızasında daim kaim olmayı unutma ve asilere ceza yeri olan cehennem ateşini iyi düşün. O kadar günahtan sakın ki, bir an Allah (c.c.) korkusunu kalpten çıkarma. Çünkü her insan yaptığı amelin cezasını veyahut mükafatını göreceği ayetle sabittir.

Necm Suresi 39-40. Ayet-i Kerimelerde buyuruluyor ki;

 

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ  وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ

 

Yani, “Her insan kendi çalıştığı ve sa’yinin karşılığı sevap veyahut cezasını bulur”. Bazı müfessirinin beyanları vechile Cenab-ı Hak bu ayetle umum insanları sa’ye teşvik buyuruyor.

  • İsra Suresi 18. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

 

مَنْ كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَنْ نُرِيدُ

 

"Eğer bir kimse ameliyle, yalnız dünya lezzetini murat ederse, biz onun için dünyada dilediğimizi, istediğimiz kimseye veririz." Hakk’ın rızasını bırakıp, amelini yalnız dünya için çalışanlar hakkında ise İsra Suresi 18. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُ جَهَنَّمَۚ يَصْلٰيهَا مَذْمُومًا مَدْحُورًا

 

"İstediğini, dilediğimiz kadar verdikten sonra, onun için biz cehennemi hazırlarız. Mezmum ve matrud olduğu halde, o kimse cehenneme dahil olur."

İsra Suresi 19. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُولٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا

 

Yani, "bir kimse yaptığını, yapacağı amelini Allah (c.c.) rızasını isteyerek çalışırsa, mü’min olur. Mü’min olarak emre itaat, nehyinden sakınarak çalışanların ve dünya arzularını ve Allah (c.c.)’tan başka hayal ve havatırları kalpten atarak, halis niyet ile yapılan ameller Allah (c.c.) indinde makbul olur", inşaallahu Teala. Allah indinde makbul olan amelin karşılığını Cenab-ı Hak verecektir. Öyle ise, Cenab-ı Hak razı olunca, O’ndan cömert, sahi bir kimse bulunmaz. Her kim de amelini Allah (c.c.) rızasını bırakıp, yalnız arzu ve maksadı yalnız isteği dünya ise, bu şekilde istediği yalnız dünya, Allah (c.c.)’ın rızasını ve ahiretini tamamen bırakır, gafil olursa, irade ve sa’yini dünyaya sarf ederse, o kimse için biz istediğimiz miktarı dünyayı dilediğimize veririz. Sonra, o kimse için biz cehennemi hazırlarız. Rahmet-i ilahiyeden matrut olduğu halde ce-henneme girer ve eğer bir kimse gönderdiğimiz Resulümüze uyar, itaatle ancak maksadı Allah (c.c.) rızası ve ahireti murat eder, mü’min olduğu halde çalışır ve ameli ile rızayı ilahiyi murad ederse, bu şekilde Allah indinde makbule geçen amelin sevabını ona Allah (c.c.) verecek. Allah (c.c.)’ın vergisi başkasının vergisi gibi olur mu? Öyleyse yaptığımız amellerimizi Allah (c.c.) rızasından başka maksat ve arzulardan, dünya arzularından ve gayri sevgilerden, ri-yadan, iftihardan, nam ve şöhretlerden, hürmet ve hizmetlerden, bu gibi sevdalardan Allah (c.c.) için vaz geçip, kalbe gelen, Hakk’dan başka hayal ve havatırları kalpten atmak azminde olmak, yapılan amelleri halis niyetle kontrol ve teftiş ederek takva ile vera sahibi olmayı ve nefsini anlayıp kontrol altında tutmayı Cenab-ı Hakk rızasını hidayeti ile alıp ebedi rızasında daim, kaim kalanlardan eylesin(Amin). Çünkü dünya hayatı ölüm ile son, hitam bulacak. Ölüm ile son bulduktan sonra, sonsuz ebedi hayat baş-langıcına başlayıp, mezar aleminden sonra, mahşer aleminde toplanıp huzuru ilahide büyük bir muhasebeden, mahkemeden geçeceğiz. Bizlere verilen hayatı, ömrü nasıl harcadık, nerelere sarf ettik ise, zerresini nereye sarf etmiş, nereye kullanmış isek, not tutulmuş olan amel defterimizi elimizle yüksek huzurda enbiya, evliyalar huzurunda okuyacağız.

İsra Suresi 13. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِۜ

 

Yani, "her insan için yevmî kıyamette amelini cami bir kitap çıkarırız ki, o kitap insana açık olduğu halde, karşı gelir ve boynuna takılır."(İsra suresi ayet-14)

 

اِقْرَاْ كِتَابَكَۜ

 

Yani, "her insana hitap ederek, sen oku kitabını deriz". (İsra suresi ayet-14)

 

كَفٰى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَس۪يبًاۜ

 

"Zira o kitap, bugün hisap yönünde sana kafidir," demekle kitabını okumasını kendine emrederiz. Yani artık her insan kendi kitabını ve kitabın içindeki yapmış olduğu amelleri görüp, açık, alenen okuyunca, dünyadaki gizli ve aşikar yapılan ameller meydana çıkınca mükafat mı görecek, ceza mı görecek açığa çıkacaktır. Öyleyse dünya hayatı ölümle hitam bulmadan ceset, günah yığını ile mezara dolmadan irade eline verilmiş iken, bu bir büyük fır-sattır. Geçmişteki günahlarımızı düşünüp, göz önünde tutup, günahlarımızı affedici büyük Rabbimize boyun büküp, bir daha yapmamak niyeti ile tevbe ve istiğfara devam edip, kalan ömür ne kadar kaldı belli değildir. Kalan gün saatler ve çıkan nefeslerin kıymetini bilip, Allah (c.c.) rızası için halis niyetle ihlaslı zikre ve ihlaslı amele devam etmeyi Cenab-ı Hak cümle ehl-i iman ümmet-i Muhammed kardeş, bacılarımıza nasip ve müyesser eylesin(Amin).

 


[1] İbni Ebi Şeybe, Musennef, c. 7, s. 96/34, 459 (Riyad), Tirmizi Kıyame 25.

[2] El-Verâi li İbni Hanbel s. 96 (Beyrut), Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c. 7, s. 56 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>