canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefs-i Mülhime - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

NEFS-İ MÜLHİME

İşte nefs-i mülhime işaretleri: Göz ağlar, suyu ağza iner ise, tuzluluk kalmaz, ılık abdest suyu gibi ılık olur. Nefs-i levvamede gözyaşı soğuk ve tuzlu olur. Levvame hali kış günlerinden yani nefs-i emmare misali en şiddetli ocak, şubat soğuk şiddetli kış günleri gibi, bazı az güneş açılsa da güvenilmez. Çünkü mevsim kış mevsimidir. O gibi nefs-i emmarede yaşayan kimselere güvenilmez. Çünkü nefs-i emmarenin emrinde ve nefsin rejiminde yaşı-yor. Ne zaman yukarıda yazıldı idi, bir mürşid-i kamilden tevbe-i telkin alır, verilen evrad, yani çekilecek derslere halis niyet ile, yani arzusu sırf Allah’ın rızası ve sevgisi olmak maksadı ile verilen vücuttaki emanetleri nefsin hevesinden Allah zikrine ve Allah için ihlaslı amellere çevirir, azimle çalışırsa, nefs-i emmaresini riyazat ve mücadelelerle hükümden alıp, düşürmüş olur ve nefs-i levva-meye geçmiş olur. Misal; ocak, şubat aylarına geçmiş gibi olur, yani vücut binasındaki vücudu kiralamış bir uygunsuz kiracı gibidir ki, o kiracının uygunsuz ahlaklı aile ve esrarkeş olan yedi tane ahlakı bozuk aile efradına sahip olan komşu ve mahallesini taciz, rahatsız eden bir kiracıyı çıkarıp, yerine güzel kiracı girince, ev de, komşu da ve mahalle de biraz rahata kavuşur. Gece gündüz azimle çekilecek derslerine ihlaslı takva ile amele ve nafile ibadetlerine devam ederse, Allah’ın hidayeti ile nefs-i mülhimeye geçmiş olur. Nefs-i mülhemede ilhamlar, ilim irfanlar, esrar-ı sırlar, feyz-i ila-hiler, varidat-ı ilahiler, Allah dilediği kadar ihsan etmeye başlar.

Daha misali, çoktan beri dostundan ayrılmış, çok uzak gur-betlerde vatanından, çok sevgili dostundan ayrı yaşayan bir kim-senin sevgilisinden seri yani keskin yani açık telefon geldi ki, has-retlik firakından kurtulup, artık huzura kavuşmak zamanı geldi. Ey benim sevgilim, kulum, Bana kavuşmak için ne imtihanlarda doğru çıktın. Her türlü cefalara göğüs gerip, Bana kavuşmak için zahmet ve ibtilalardan ve rızama ve sevgime kavuşmak için yılmadın. Artık ey sevgilim, Bana kavuşmak zamanı geldi. Artık ey sevgilim seni çağırıyorum, gel, ey sevgili kulum, gel Bana gel, sohbetler başla-sın. Aramıza başka hiç kimse girmesin, kimse kalmasın. Dostluk kemal bulsun, diye çağırılması ise, mutmainneye ulaşanlardır. Fa-kat nefs-i mülheme ehli olanların çok şeylerden dikkat edip, sakın-maları lazımdır ki, buradan ileri mutmainneye geçmek için hazırlıkları çok dikkatli olunması lazımdır.

Bu mutmainne Cenab-ı Hakk’ın o kulunu çağırmasında, o kimsenin hali acaba nasıl haller olur? Nasıl bir hale gelir? Kıyas edelim ki, bir kimsenin çok sevgilisinden derhal seri, yani keskin bir anda telefon geldi ki, gurbeti, hasreti sona erdi. Gel artık kavuşma zamanı geldi, diye bu haberi alan, duyanın hali değişir, yüzü güler, bir heyecanlar, sevinçler olur. Haller değişir. Cenab-ı Hakk’ın mutmainne kulunu çağırması hakkında Fecr Suresi 27-30. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki:

 

يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ﴿﴾ اِرْجِعِيٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ﴿﴾ فَادْخُلِي فِي عِبَادِيۙ ﴿﴾ وَادْخُلِي جَنَّتِي

 

Yani, manevi ilahiden mü’minlere hitaben, ey imanı sabit ve kalbi Hakk’a dönmüş ve rahatlamış olan nefis, sen Rabbinin sana vaad etmiş olduğu lütfu ve ihsanına dön. Rabbin senden ve sen de Rabbinden razı ve hoşnut olduğunuz halde ve sen Benim has kullarımın zümresine gir ve onlarla beraber cennetime dahil ol, denilmekle, o kimseyi mesrur eder.

Fahr-i Razi’nin beyanı üzere, kalbi yakînle dolu olup, asla şek ve şüphe olmayan demektir. İşte bu gibi Allah’ın dostluğuna kavuşmuş olan kimseler için yevmî kıyamette asla korku ve hüzün olmaz. Kalpte ancak zikrullah ile hasıl olur. Yani: (Fecr Suresi 28. Ayet)

 

اِرْجِعِيٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ

 

Razıye dediği kulun Allah’dan razı olmasıdır ki, kul Allah’dan razı olur, der ki, ya Rabbi, daha bu dünyada iken, hepsini verdin. Benim sana yüzüm kalmadı der. Cenab-ı Hakk’da daha vardır, marziyye vardır ki, Benim senden razı olmam vardır ki, sen Benim razı olmuş kulum ol. Artık sen Benim ibadetime dahil ve cennetime dahil ol. Artık dostluklar, esrarlar, sırlar, ilhamlar devam etsin. Çünkü o kalbi temiz ettin, gayrı arzudan, inşaallah lütfu ile o kalbe tecelli eder, seni yaradan. Yani: (Fecr Suresi 28. Ayet)

 

اِرْجِعِيٓ

 

Hitabı, nefs-i mutmainneye gele, yani hitab-ı, nefs-i mutmainneye gele, yani hitab-ı sari gele ki, ey Benim rızamla ve zik-rimle ve ibadetimle karar tutmuş nefis ve ey günlü cemii arzular-dan ve cemii muradlardan kesilmiş ve Bende karar tutmuş nefis ve ey zahiri Benim sevdiğim, güzel hulklar ile bezenmiş nefis, gel Rabbine gel, kim Ben seni ol dünya zindanına ondan ötürü gön-derdim ki, varıp zahirini ibadet nuru ile bezeyeydin ve benden gayrıya aldanmadın. Çün artık ol murad hasıl oldu, gel şimden geri gel bizim hazretimize kim sen artık onda yaraşmazsın. Biz seni artık didar nuruyla müşerref ve müzeyyen eyleyelim denilir

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>