canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HZ. ÖKKEŞE BİN MAHSEN HAZRETLERİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

HZ. ÖKKEŞE BİN MAHSEN HAZRETLERİ

 

Ökkeşe bin Mahsen Hazretleri Peygamberimiz Muhammed Mus-tafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin çok sevdiği ashabıdır. Muhacirdir. Peygabembirimizle beraber Mekke’i Mükerremeden Medi-ne’i Münevvereye hicret etmiş muhacirindendir.

İkinci ashabı suffadandır. Ashabı Suffa, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin camii şerifinin önünde sufası vardı. O sufada yediyüz kişi gece gündüz zikrullah ederlerdi. Onlara ashabı suffa derlerdi. Ashabı suffa hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki:

 قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَبْشِرُوا يَا أَصْحَابُ الصُّفَّةِ فَمَنْ بَقِىَ مِنْ اُمَّت۪ى عَلَى النَّعْتِ الَّذ۪ى اَنْتُمْ عَلَيْهِ رَاض۪يًا بِمَا هُوَ ف۪يهِ فَاِنَّهُ مِنْ رُفَقٰٓائِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Hz. Abbas radıyallahu anh’ın oğlu Abdullah radıyallahu anh’ın rivayetiyle Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlarki;

Yani, “Ey Eshabı suffa, size müjde ederim sizler, siz öyle bir na’t, hal üzerindesiniz ki, Cenab-ı Hak Teala Hazretlerinin rızasıdır. Rızasını bulmuşsunuz. Ve sizin yolunuzda bulunan-lar onlara da müjde olsun ki, yarın hepiniz birlikte benimle berabersiniz.”[1] Böyle müjde etmiş. Ökkeşe Bin Mahsen Hazretleri bu ashabı suffanın içindedir.

Yine Ökkeşe radıyallahu anh Hazretleri lokmacıların piridir. Lok-ma yaparmış güzel yemek lokma yaparmış, lokmayı yapmış Pey-gamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine götürmüş, buyur bundan ye ya Rasulallah deyince, Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem yiyince çok hoşuna gelmiş sen lokmacıların pirisin demiş, orda lokmacı piri kuşağı bağlamış, beline önlük takmış.

İkinci, mühürcülerin piridir. Ne kadar hastalar gelirmiş, ne kadar dertliler gelir. Hastalar, dertliler deva bulur. Mühür kazar, o mührü kağıda basar verir, kendisi ona okur üfler, o hasta şifa bulur. Onun için demiş ki sen mühürcülerin pirisin.

Üçüncü, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin vefatı zamanında, hasta olunca, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki, herkimin bende hakkı varsa alsın. Hz. Ökkeşe radıyallahu anhHazretleri o cemaatte, hiçbir kimse diyemiyor ki, Ya Rasulallah, benim Sende hakkım var diyemiyor. Hepsi, Ya Rasulallah hakkımız Sana helal olsun deyince Hz. Ökkeşe radıyallahu anh diyor ki, benim Sende hakkım var diyor.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki, ne hakkın var?

Hz. Ökkeşe radıyallahu anh diyor ki, ben deve üzerindeydim Sen de deve üzerindeydin elinde kamçın vardı. O kamçın ile deveye vu-ruyum derken bana vurdun, deyince, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, gidin Hz. Fatma’dan o kamçıyı isteyin, onun yanında diyor.

Kamçıyı getiriyorlar. Hz. Ökkeşe’nin eline veriyor. Diyor ki ben nasıl vurdumsa Sende öyle Bana vur diyor.

Öyle deyince Ökkeşe radıyallahu anh Hazretleri diyor ki, Sen vurduğunda ben gömlekcek idim. Çıplak idim. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hemen soyunuyor bir gömlekcek kalıyor. Bütün ashab ağlaşıyor, titreşiyor, ya Ökkeşe sen ne yapıyorsun diye, her ne kadar hücum ettiler ise, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bırakın hakkını alsın diyor.

Hz. Ökkeşe radıyallahu anh kendi kendini berkidiyor illa hakkımı alacağım diyor. Kamçıyı eline almış, başucuna dinelmiş, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir gömlekçek kalmış eshab bütün yüzüstü düşüp ağlıyor, vurduğunu gözümüz görmesin diye, böyle derken artık arka tarafına geçiyor, gömleği kaldırıyor. Nübüvet mührüne kapanıyor. Yüzünü sürüyor öpüyor. Ondan sonra diyor ki, ya Rasulallah, işte benim maksatım buydu diyor. Kamçı vurmak değil bana bin kamçı vursan helal olsun diyor. Sana hakkımı helal ettim.

O zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, cennetlik bir kimsenin yüzüne bakmak isteyen, Hz. Ökkeşe’nin yüzüne baksın diyor. Bunun gibi kaç yerde cennetle müjdelenmiş.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle beraber harbe giderdi. Muharebeler yapardı. Çok harbler yapmış, bir gün muharebe yaparken kılıncı kırılmış. Kılıncı kırılınca, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına geliyor, diyor ki, ya Resulallah kılıncım kırıldı. Bana bir kılınc ver diyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bakıyor kılınc yok çaltaklı, budaklı bir deynek veriyor. Yürü sen de bununla harp et diyor. O deynekle muharebeye giriyor. Her vurduğunu kılınc gibi düşürüyor.

Bir çok zaman o deynekle harp etmiş. Hangi kılınç, hangi kalkan karşı gelse o deyneği kıramıyor. Çünkü mucizatı embiyadır. Hz. Ök-keşe radıyallahu anh böyle bir zattır.

Hazreti Peygamberimizin vefatından sonra Ebubekir Sıddık radı-yallahu anh Hazretleri halife oldu. Emiril müminin oldu. Mürtedlerle çok harp ettiler. O harplerde yine daim hepsinde beraberdi. Dört se-ne harp etti.

Sonra Hazreti Ömer radıyallahu anh emiril müminin oldu. Onun zamanında yine harp etti. Sonra Hazreti Osman radıyallahu anh za-manı gelmiş bir rivayette de Hz. Ömer radıyallahuanh zamanında Hazreti Halidradıyallahu anh Hazretleri ordu cephe kumandanı olarak Şam tarafına gönderilmiş. Hz. Ökeşe radıyallahu anh Hazretleri Şam tarafına gelince karakol çıkarmışlar on, on iki suvari ile beraber ileri gidin bakalım kafir askeri nerede var. O zaman giderlerdi on, oniki, onbeş günlük yola giderlerdi. Yoklarlar gelirler idi. İşte o zaman bu-raya düşüp keferdiz dediğimiz yazı kafirle düpdüz imiş. Orda kafirler bunların keşif karakol olduğunu anlamışlar. Çevirmişler bu Kırkpınar yazısı aşağı keferdiz yazısı kafir düz diye isim vermişler.

İşte Ökkeşe radıyallahu anhHazretleri burada şehit olmuş bu tepenin başına defn olmuş. Padişahlar zamanında türlü türlü tarih-lerden tetkik edilmiş üstüne türbeler yapılmış ve padişahlar tarafından örtü gelirdi kendisine.

Onun için, kerameti zahir, çok büyük zat. Allah bizi şefaatinden ayırmasın. Hz. Büreyde r.anh’ın rivayetiyle Peygamberimiz Muham-med Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir hadisi şerifinde buyuruyor ki:

مَنْ مَاتَ مِنْ أَصْحَاب۪ى بِاَرْضٍ فَهُوَ شَف۪يعٌ لِاَهْلِ تِلْكَ الْأَرْضِ

“Eshabımdan birisi hangi diyarda medfun ise yani hangi diyarda eshabımdan birisi oraya defnedilmiş orada onun ziyaretgahı var ise o diyarın halkına yarın mahşerde şefaat edecektir.”[2]

Öyleyse bizim medari iftiharımız, bizim şefaatcımız, bizim büyük veli nimetimiz, büyük saadet ve devletimiz olan Hz. Ökkeşe radıyal-lahu anh Hazretleri bu diyarda medfundur.

Yalnız şu varki o şefaatçı olması bizim ehli sünnet vel’cemaat mezhebinin itikatı şöyledir. Kabir ehli kabire vardığı zamanda, sen kabrine varır isen, o kabirdekilerin hepsi seni görür. İsterse kafir ol-sun. Kafirin kabrinin başına varsan, oda görür. Müslümanın kabrine varsan müslümanda görür. İyide görür kötüde görür. Çünkü ruh öl-mez ruh sağdır. Ceset parçalanmış, kafes parçalanmış, kuş kafesinin parçalanması ile kuşa bir şey olmaz. Bu ceset kafestir. Ölmeyen ruh-tur. Ebu Saidi-l-Hudri r.anh’ın rivayetiyle Peygamber Efendimiz sal-lallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyuruyor ki;

 قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمَ مَنْ يَغْسِلَهُ وَمَنْ يُكَفِّنَهُ وَمَنْ يُدْلِيَهُ ف۪ي حُفْرَتِه۪

“Bir ölü öldüğü zaman kendini yıkıyanı bilir. Kefene saranı bilir. Kabre gidince kabirde kucağına alıp kabre koyanı bilir.”[3].

Öyleyse bunun arasındakinin hepsini bilir. Kimler cenaze nama-zına geldi. Kimler kendini kaldırdı. Kimler omzunda götürdü. Kimler cenaze namazını kıldı. Bunların hepsini bilir. Öyleyse bizim ehli sünnet velcemaat mezhebinin inancı odur ki, bir kabre vardığın zaman o kabirdeki yatan zat seni bizzat görüyor. Ne yaptığını, ne konuştuğunu ne istediğini görüyor, biliyor. O zaman yarın mahşerde diyecek ki ya Rabbi, bu kimse iman sahibidir. Eğer imanı olmasa idi. Gelip beni ziyaret etmezdi. Şimdi geldi beni kabrimde ziyaret etti. Benim kabrimde taştan topraktan başka bir şey görülmüyordu bunun imanı sana vardı ki, onun için geldi, sana iman ettiğinin için geldi, benim kabrimi ziyaret etti. Ya Rabbi ben bunun imanına şahidim der. Şefaat eder kurtarır. Allah şefaatlerine bizleri nail etsin.

 


[1] Hatib el Bağdâdi Tarihi Bağdâdi c.13. s.276/7240(Beyrut), Deylemi, Ebu Abdurrahman es-Sülemi fi sünneti-s-sufiyye, Ramuze-l-Ehadis c.1. s.7/3, El Kazvini Et Tedvini fi Ahbâri Kazvin c.1. s.173 (Beyrut).

[2] Ramuze-l-Hadis c.2.s.443/14.

[3] Tabarâni El Mu’cemu-l-Evsat c.3.s.257/7438 (Kahire), El Kazvini Et Tedvin fi Ahbâri Kaz-vin c.3. s.303 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>