canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ÖLENLERİN DUYMA VE GÖRMELERİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

ÖLENLERİN DUYMA VE GÖRMELERİ

 

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَآءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Yani, “Siz Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz bilemezsiniz.”[1]Peygamberimiz sal-lallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

اَلنَّاسُ نِيَامٌ فَإِذَا مُوتُوا اِنْتَبِهُوا

Biz öldü gitti diyoruz. Halbuki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Nas uykudadır ölünce uyanırlar diyor.” [2]

Uyanma nasıl olur, insan ölünce gözünden perde kalkar bütün hakikat alemini ayan beyan görür. Kabir alemini ruhları, zahiri ve ba-tini görürler işte uyandılar. Bizim her tarafımız kapalı ancak içinde bu-lunduğumuz dünyayı belli nisbette görebiliyoruz. Evet, siz o Allah yo-lunda çalışıp Allah için ölenlere ölü demeyiniz. Onların diri olduğunu anlamazsınız.

İşte vahhabiler, şiiler, rafaziler, kaderiyeler, cebriyeler yetmiş iki mezhebe ayrılmış bunlar hep derler ki; ölenler öldü gitti. İşte bu ayet-te ve bu hadisi şerif onların itikatının yanlış olduğunu açığa çıkardı. Bizim ehli sünnet mezhebinin itikatı kabirin yanından geçerken atlı mısın yaya mısın dua ettin mi etmedin mi hepsini bilirler. Selam verir-sen selamını alırlar. Fakat sen duymazsın. Yukarıda saydığımız o bo-zuk mezhepler bunları hep inkar ederler. Talgın vermeyi inkar eder-ler. Seni nerden duyacak o derler. Bizim itikatımıza göre ölen adamın vücudu ister parçalanmış ister yanmış olsun. Duyarlar vücud par-çalandı ama ruh sağlam duruyor. Ruhun haberi var. O bozuk mez-hebler ölülerin duyduğuna dair deliliniz nedir? Derler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisi delildir. Bedir harbinde kafir ölülerini kuyuya doldurduklarında Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem o kafir cesetlerinin yanlarına varıp şöyle dedi;

هَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ حَقًّا فَإِ نّ۪ي قَدْ وَجَدْتُ مَا وَعَدَنِي اللّٰهُ حَقًّا

“Ey Mekkenin kafir müşrikleri şimdi Benim dediklerimin hak olduğunu bildiniz değil mi? Ben Allah’ın Bana olan vaadine kavuştum. Siz de Allah’ın azabına kavuştunuz değil mi.” [3] Şimdi Benim dediklerimi duyuyorsunuz fakat pişman oldunuz ama ne fayda, fırsat elinizden gitti. Deyince

قَالَ عُمَرُ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ كَيْفَ تَكَلَّمَ أَجْسَادًا لٰا أَرْوَاحَ ف۪يهَا

Hz. Ömer şöyle sordu “Ya Resulallah siz bunlara dirilere konuşur gibi konuşuyorsunuz. Halbu ki bunların vücudları parçalanmış hepsi birer et yığını halini almış” deyince,

قَالَ مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لَمَّا أَقُولُ أَنَّهُمْ لٰا يَسْتَط۪يعُونَ أَنْ يَرُدُّوا شَيْئًا

“Ya Ömer Benim sözümü sizin işittiğinizden daha az işit-mezler aynı diri gibi işitirler. Yalnız onların cevap vermeye iktidarları yoktur cevap veremezler.”[4] Yani bunlar bizi diriymiş gibi görüyorlar. Bu konuştuklarımızı duyuyorlar. Vücudları parçalan-mış ama ruhları sağlamdır. Duyan ruhtur. Ama ellerinden vücud gitmiş, bize ne ile konuşup nasıl cevap versinler. O zaman Hz. Ömer ben bunu bilmiyordum ya Resulallah dedi.

Yine bir gün Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem saha-beler ile beraber otururlarken Hz. Ömer Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e dediki ölünce yine aklımız şimdiki gibi böyle ba-şımızda yerinde olur mu? Ya Ömer şimdikinden daha ziyade olur. (Belki şimdi soğuk algınlığı var veya uykusuzluk dalgınlık var. Ölünce bunların hiçbirisi olmaz.) Deyince o zaman mademki şimdiki gibi aklım yerinde olursa ben o zaman sorgu meleklerine verecek cevabı bilirim diyor.

O mecliste Hz. İmamı Ali Efendimiz de vardı. O dediki ya Ömer eğer sen benden evvel ölürsen ben senin kabrini dinlerim. Bakayım o sorgucu meleklelerine nasıl cevap vereceksin diyor. Hakikaten Hz. Ömer önce vefat etti. Hz. Ali efendimiz cenaze namazını kılıp defin ettikten sonra talkın okunduğu zaman dinliyor. Bakıyor ki sorgucu melaikeleri geldi. Melekler diyorlar ki“men rabbike vema nebiyyüke vema dinike” yani Rabbin kimdir? Nebin hangi Peygamber? Dinin hangi din? Hz. Ömer diyor ki meleklere

Siz ne kadarlık bir yoldan geldiniz deyince ya Ömer sen soru-muza cevap ver, bizim geldiğimiz yol, sizin yılınızla beş yüz yıllık yoldan geldik dediklerinde siz beşyüzyıllık yoldan geldiniz Rabbinizi unutmadınızda Ömer şurdan şuraya gelmeyle mi Rabbisini unuttu? Rabbim Allah, nebim Muhammed, dinim İslam, kitabım Kur’an-ı azi-muşşan diye cevap verince kabrini dinleyen Hz. Ali efendimiz üç defa saddakta ya Ömer yani sözünde doğru çıktın. Etraftakiler Ya Ali niçin böyle dedin deyince, dediki biz Resullallahın yanındayken o sorgucu meleklere verilecek cevabı bilirim deyince ben de eğer sen-den sonraya kalırsam seni dinlerim dedim. Sorgucu meleklerine dediki siz ne kadarlık yoldan geldiniz diye onlara sorgu açtı. Dünyada iken söylediği sözünde sadık ve doğru çıktığı için saddakta ya Ömer de-dim.[5] Ölenlerin diri olduğuna delildir. Ölen adam bir şey bilir mi? E-vet bilir Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

اِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمُ مَنْ يَغْسِلُهُ وَمَنْ يُكَفِّنَهُ وَمَنْ لِيُدْرِيَهُ بِحُفْرَتِه۪

“Bir adam öldüğü zaman kendini yıkayanı bilir. Yıkayan kim? Gusl ettiren kim? Kefene saran kim? Kucağına alıp da kabre indiren kim? Tüm bunları bilir.”[6]

Öyleyse bunların arasındaki her şeyi bilir. Bazı insanlar var ki kendi cenaze namazını kendisi kılar cemaatle. Cemaat görmez. Bir mümin kimse öldüğü zamanda Cenab-ı Hak Teala Hazretleri o kimse korkmasın diye o kimseye dünyadayken sevdiği birinin suretinde Azrail aleyhisselamı gönderir. Azrail aleyhisselam bir mü’minin ruhunu kabz edeceği zaman bir dostunun suretinde yanına gelir. Arkadaş neyin var? Hasta mısın? Kalk seninle biraz gezelim der. Adam der ben hastayım. Yahu kalk bakalım deyince adam bakar ki hali değişiverir, hiçbir şeyi kalmamış. Adam kalkar dışarıya beraber çıkarlar. Şöyle bir gezelim derler. Tekrar eve döndüklerinde adam bakar ki kendi evinde bir ağıt var. Der ki bizim evde bir ağıt var nedir acaba? Azrail aleyhis-selam Allah’a şükür sen iyi oldun ya Sen ne yapacaksın. Sen iyileştin ya der, gezer dolaşırlar. Kefene sarıldıktan sonra Azrail aleyhisselam kendisini evine getirir. Bizim evde cenaze mi var der. Azrail aleyhis-selam gel gidelim cenaze namazı kılalım kim olduğunu ne yapacaksın der. Adam kendi cenaze namazını cemaatle kılar. Kendi cenazesinin arkasından kabrine kadar gider. Azrail aleyhisselam der ki gel bu ölü-yü kabre koyalım. Beraber indirirler. Kabrin şurasını burasını düzelte-lim diye kendisini koyarlar. Bu sırada üzerine toprağı basarlar. O za-man bilir ki bu ölen benmişim. Hemen kabrin sağ tarafından cennete bir pencere açılır. O cennet penceresine bakar kalır. İşte kabir hak-kında Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;

إِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ

“Kabir ya cehennem çukurlarından bir çukur ya da cen-net bahçelerinden bir bahçedir.”[7]

Dünyada iken gaflete düşüp Allah’a ibadeti, gidecek olduğu o kabri düşünmeyenler o kabre vardığında orasını yılan, çıyan, cin, şey-tan dolu bulacaktır. Kaçacak yer de yok. O zaman derler ki sen nere-ye kaçıyordun? Buraya geleceğini düşünmedin mi? Eyvah diyor bura-nın tedariğini görmemişim Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

Mezara gelmeden mezarınızı tamir edin, imar edin, öyle gelin. Sizi Yaratan Rabbinizin huzuruna gelmeden ne yapıp yapıp onun rızasını elde edin, huzuruna öyle gelin. Buyuruyor. Yine hadisi şerif:

Dünya sizi terk etmeden siz dünya sevgisini endişe hayallarını gayret gösteriniz kalbinizde yerleştirmeyip atınız. Daimi surette müm-kün mertebe de mezar ölüm Allah sevgisi Allah korkusunu Allah zikrini kalbimizde tutmaya çalışalım. Başka endişelerden düşünceler-den savışalım. Muhabetullaha, ma’rifetullaha kavuşmaya çalışalım.

 


[1] Bakara Suresi, 2/154.

[2] Münavi, Feyzul-Kadir, 4/258, 5/56; Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 7/52.

[3] Riyazussalihin, Kütübü Sitte.

[4] İmamı Kastalani Mevâhibi ledüniye c.1.s.88, Müslim Cennet ve ni’metlerinin vasfı bahsinde, Tabarani El Mu’cemu-l-Evsat c.8. s.219-220/8453 (Kahire).

[5] Menâkıbı Çarı Yarı Güzin.

[6] Tabarâni El Mu’cemu-l-Evsat c.3.s.257/7438 (Kahire), El Kazvini Et Tedvin fi Ahbâri Kaz-vin c.3. s.303 (Beyrut).

[7] Süneni Tirmizi, Sıfatu’l-Kıyamet c.4.s.639/2460 (Beyrut), Heysemi, Mecmau’z-Zevaid c.3. s.46 (Beyrut), Hafız El Münziri Et-Terğîb ve-t-Terhîb c.4.s.118/5051 (Beyrut), İmamı Ahmed El-Vera’ li İbni-l-Hanbel s.203 (Beyrut), Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-Hıtab c.3. s.231/4682 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>