canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAZRETİ ALİ RADIYALLAHU ANH EFENDİMİZİN KABRİSTANA UĞRAMASI - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

HAZRETİ ALİ RADIYALLAHU ANH EFENDİMİZİN KABRİSTANA UĞRAMASI

 

Hz. Ali kerremallahu veche Efendimiz düldüle biner, harbe giderdi, savaşır hiçbir yerde eğleşmeden yatmadan bir baş sürer eve gelir evde yatar idi. Hz. Fatma validemiz düldüle yem verirdi. Bir gün düldülün yanına varmış ki düldül ağlıyor Hz. Fatma validemiz hal dili ile düldüle soruyor? Evliyaullahlar da hal dili olur. Hayvanlarla hal dili ile konuşurlar. Düldüle soruyor niçin ağlıyorsun? Düldül demiş ki ben-le harbe çıkıyor, harb ve muharebeleri yaptıktan sonra hiçbir yerde durmadan doğruca eve geliyor. Ben bu zahmete dayanamıyorum.

O zaman Hz. Ali’ye diyor ki niçin böyle yapıyorsun. Düldül buna dayanamıyor. Uzak yerlere gidiyorsun, hiçbir yerde yatmadan direk buraya geliyorsun. Diyor ki benim düşmanım çok. Bir yerde uyurken düşmanlarımdan biri gelir beni telef eder. Arkamda ve peşimde do-lanan düşmanlarım çok. Onun için bir yerde yatmaya emniyet ede-miyorum. Hiç bir yere güven ve itimatım yoktur. Tek başımayım. O zaman Hz. Fatma radıyallahu anh validemiz diyor ki; sen hiç kabir görmedin mi? Eski kabirlerden. O kabirlere geldiğin zaman selam ver. Hangisinden seni kabul ederlerse o kabre misafir ol diyor. Sana hiçbir şey olmaz. O sabaha kadar seni bekler. O zaman Hz. Ali yine harbe gidince geri gelirken artık vakit dar mesafe uzak olduğundan bir kabristana geliyor.

Bir mezara varıp selam veriyor. Bir kabre varıp misafir olma aklına gelmezmiş. Selam verince kabir açılıyor. Bakıyor ki kabirde yatan adamın başına ateşten bir kürek geçmiş. Cayır cayır yanıyor. Başka bir kabre varıp selam veriyor. Kabir açılıyor. Bakıyor ki o adamında ağzına ateşten gem vurmuşlar. Ağzı cayır cayır yanıyor. Onu da geçiyor. Başka bir mezarda vücudu kan irin halinde her tarafı delik deşik azap çeken birisini görüyor. Oradan da başka bir kabre geçiyor, selam veriyor. O mezardaki adam selamını alıyor. Kabir açılıp buyur diyor. Beni misafir alır mısın. Alırım diyor. Hz. Ali Efendimiz kabre giriyor. Diyor ki benim hayvanım dışarıda. Sen merak etme hayvanını da içeri alırım. Bakıyor ki kabrin içinde geniş yer var. Hz. Ali baktı ki kabrin sahibi bir tahtın üzerinde oturuyor. Tahtın ayağında dişi bir köpek bağlı. Hz. Ali’den tarafa durmadan havlıyor. Bir de bakıyor ki bu adamın tahtının üzerinde bir taht daha var. Orda da bir kadın oturuyor. Hz. Ali bakıyor ki bir inek fakat derisi yok. O zaman diyor ki; Ben hayret ettim! Senin tahtının ayağında bağlı olan köpek ne? Bu köpek benim anam diyor. Dünyada iken misafir gelince çok sokranıyordu. Misafiri sevmezdi. Ben misafir getirince anam olmaz eziyeti yapardı. Şimdi Cenab-ı Hak bunu getirdi dünyada iken böyle yapıyordu, şimdide köpek suretine koydu. Bu ineğin niçin derisi yok.? Bunu da sağlığımızda kurbana kesmiştik, derisini de fakire vermeyi unutmuşuz. Burada derisiz bulduk. Bu senin tahtının üzerinde oturan kadın kimdir? Bu benim hanımımdır. Bu benden ziyade ibadet eder, benden ziyade misafire hizmet ederdi. Onun için Cenab-ı Hak Teala Hazretleri getirip benim tahtımın üzerine koydu.

O zaman diyor ki bir kabre geldim, adamın başına ateşten külek geçirilmişti nedeni nedir? O adam dünyada iken buğday alır satardı. Ölçeğini doğru tutmazdı. Onun için Cenab-ı Hak o ölçeği ateş yapıp onun başına geçirdi. Şimdi cayır cayır kendisini yakıyor. Ötekisinin ağzına ateşten gem vurulmuş, o kim? O da hoca idi. Bilirdi ama bildiğini söylemezdi. İlmini saklardı. Onun için Cenab-ı Hak Teala Hazretleri ağzına ateşten gem vurdu. Başka bir mezara geldiğimde vücudu kan irin halinde her tarafı delik deşik azap çeken birisini gördüm. O kim? O da dünyada helal haram demez ne gelirse yer içer idi. Haramdan kendini sakınmaz haram helal demez yeterki gelsin nerden gelirse gelsin yer içer haramlar ile karnını doldurur idi. Böyle olunca bizim öldü dediğimiz adamlar ölmüyor. Bizim ehl-i sünnet vel cemaat mezhebinin itikatı budur.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki;

Cenab-ı Hak Teala ve Takaddes Hazretlerinin sevmiş olduğu mü’minlerin canını alırken duyacakları acı şahadet parmağı ile baş parmağını bir kimse böyle sıkınca ne kadar acı duyar o Allah’ın sevdiği mü’minde canı çıkarken o kadar acı duyar.[1]Buyuruyor. Allah’ın sevdiği mü’min cennetteki makamını görmeden ruhu çıkmaz buyuruyorlar.

Hacı Mustafa GÜNEŞ kendi başımızdan geçen ve göz ile görüp kulakla dinleyip şahid olduğum hemen kısadan bir olay buraya yazılması icap etti. Kendi ilk ailemiz olan Asiye çok süre iç has-talıklarını çeker idi. O hastalıklar esnasında kendi öz anam hasta olup bir seneye yakın yataktan kalkamaz halda her türlü bakımını ailemiz olan Asiye üşenmeden hiçbir gün yüzünü ekşitmeden hizmetlerini bakımlarını hepsini üzerine alıp yüklenmiş idi.

Annemizin vefatından sonra Asiye hanım şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin evinde onbeş gün kadar kalıp okundu. Vesair çok ağır hastalık zamanlarında okunur idi. Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri de lütfu ile şifa ihsan ederdi.

Bundan dolayı Allah için şeyhimize de itikat sevgisi hakkıyla bağlı ve sever idi. 1969 yılında şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri kendi köyümüz olan merkeze bağlı Çarpın (Işıklı) köyünde eski bir köhne evimize geldi. O evimizde atmış gün kaldı. Ailemiz Asiye dediğimiz atmış gün içinde şeyhimize ailesine evlatlarına gelen misafirlerine hiçbir yüz ekşitmeyerek son derece seve seve hizmet hürmet yapar idi. Çok uzatmayalım.

Ailemiz Asiye’nin vefatı sırasında başında sağ tarafında bulun-makta idim. Artık dışla ilgi alaka kalmayıp gözler kapandı. Oturduğu vaziyette ben Kur’an okumaya başladım. Ev halkı ağlamaya başla-dılar. Küçük oğlan Alaaddin yüksek sesle ağlayınca göz kapalı halda oğlanın ismini çağırdı o halda oğlan yanına gelip buyur anne deyince yine göz kapalı vaziyette oturduğu halda dedi oğlum ağlamayınız. Lailahe illallah deyiniz Allah Allah deyiniz akşamdan beri Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bana hepsini göstertti cenneti ve cennetteki yerimi de göstertti. Bir görseniz yeter. Ağlamayın lailahe illallah deyin Allah Allah deyiniz. Dedi.

Tahminen belkide bir iki dakika ulaşmadan ben sağ yanında idim. Göz kapalı halında elini uzatıp elimi öptü. Ve omzuma elini koydu. Belki tahminen bir iki dakika ulaşmadan o halde kolaylık asanlıkla ruhunu teslim etti.

Bunu söylemekteki gaye Allah için zahmetlere yüz ekşitmeyerek boyun verip hizmet yapmak. İkinci konu Allah rızası için Allah’ın dostu Allah’ın sevgilisi evliyasına Allah için sevgiyle hürmet hizmet yap-manın daha bu dünyada iken mükafetlerini derecelerini göstertmek-tedir. Anlatmak istediğim Allah dostlarına dikkat edelim dil uzatıp aleyhlerinde kötü kelamlar konuşmayalım. Allah’ın hoşuna gitmez ise Allah gücenir de bir felakete çarpılma tehlikelerine düşürmesin. Allah’ın sevdiği dostları kim olursa olsun onları sevmeyi onlara mu-habbet etmeyi onlara Allah rızası için hizmet etmeyi cümle din kardeş bacılarımıza müyesser eylesin amin.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in aklımda kaldığı kadar bir hadisi şerifin mealinde: Allah sevdiği dostlarından bir mü’minin ruhunu alınca rahmet melekleri çok güzel cenneti aladan sargılar getirip o ruha sarıp saygı sevgi ile yedi kat semalardan Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretlerinin huzuruna götürüp arz ederler. Ne yapılmasını sorarlar. Cenab-ı Hak Teala Hazretleri bu kimse bizim sevdiğimiz dostlarımızdandır. Bunu götürün cenneti alayı gezdiriniz. Cennetteki makamını yerini de gezdirip gösteriniz. Sonra indirip cenaze yanına götürünüz. Cenaze mezara konunca sorulara Allah’ın lütfu ile kolaylıkla cevaplar verilince. O kulumun mezarını genişletin, ziyalandırın emri üzere melekler Allah dostlarının mezar-larını iki mil mesafesinde genişletip ziyalaştıracaklar. Mezardan cen-netteki makamını görüp seyredecek cennetteki nimetlerin bir kısmını mezarda görecektir.

Burda yine başımdan geçen bir konuyu ilave edelim:

Kendi öz anam halınca takva idi. Takva yolunda ibadetler farz ve nafileler nafile oruçlara devam ederdi. O kadar ki üstünde çok durup dilini gereksiz lüzumsuz kelamlara gıybete, malayani olan kelamlara dilini konuşmaz idi.

Mümkün ise köyden dışarı arazilere gidip gelirken tek başına zikrullahla tesbih ile meşgul olarak gider gelirdi. Yalnız tenha olmayı tenha yürümeyi severdi. Toplum gıybet lüzumsuz konuşurlar ben de ortak olmayayım diye dikkat ederdi. İşte Allah’ın sevdiği enbiyalarda evliyalarda iptila çekmişler imtihan için hastalık çekmişler. Hastalıktaki sebepleri şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinden dinlediğim mübarek söz-leri.

Hastalık çekmek iyidir. Hastalık çeken kimsenin günahları var ise hasta şikayetçi olmaz sabır ederse o hastalıklar günahına kefaret olur. Günahları yıkanır. Eğer hastanın günahı yok ise Allah indinde sa-bır edince dereceleri yükselir buyurdular.

Bu bizim öz annemiz Makbule isminde olan anamız bir seneye yakın yataktan kalkmayarak hastalık çekmiş oldu. Neticesi vefat etti.

Bütün ehli imanın bizlerin de geçmişlerimizin ruhlarını Cenab-ı Hak şad etsin. Günahlarını afv edip kabirlerini pür nur etsin. Öz anamızı mezara defn ettik. Hilaf olmasın aynı vefatından sonra ya birinci ya ikinci gece idi. Rüya aleminde anam ile karşılaştık. Mezarda sağlam vaziyette kalkmış geliyor. Yanıma geldi. Eve beraber gelmek-teyiz. Bizim de kendisinin ölmüş olması hem de rüya aleminde buluş-mamız böyle hatırıma geliyor. Rüya aleminde kendisine sordum. Anne mezardaki durumların halların ne durumdasın ne haldasın ayan açık bunu söyleyince kendiside açık olaraktan konuşurken bir kelam konuşurken önce yavrum der öyle konuşur idi. Soruma cevap. Yav-rum dedi. Kabire ilk geldiğimde kalkıp oturunca iki rekat namaz kıldım. Namazdan sonra mezarın hemen sağ tarafı bir anda açıldı. Bir şahıs geldi. Siması şahsı aynı sana benzer aynı sensin hem sorgu meleklerime cevabımı verdi. Hem de şimdi mezarda hem yoldaşım hem de hizmetime bakıyor, diye keskin cevap söyledi.

Yani insan neyi çok sever ise mezardaki melekler sevdiğinin suretinde yoldaş olacaklarına delildir. Dünyada iken neyi çok sever neyle cesat kalb meşgul olur ise mezara onun ile gider mezarda yine onlar meydana çıkar. Bu da hayatta iken en fazla meşuliyet nafile namazlar tesbihler zikirler ile meşgul idi bu hallar ile mezara gidip yine mezarda da o halların zuhur edeceğine delildir.

İnsanoğullarının Efendisi olan Peygamberimiz Aleyhisselam bu-yurmuş ki:

“Bir kimse, dünyada iken biliştiği bir kişinin kabrini ziya-rete gitse ve selam verse, elbette o meyyit, onun geldiğini, selamını, dua et­tiğini dünyada iken bildiği gibi işitip bilir.”

Bu konuya bir delil daha söyleyen Hacı Mustafa GÜNEŞ bir ehli tarık ehli süluk olan hem sehavet hem Allah yolunda cömert çok fedakar olan kardaşımızı yine rüya ile söyleyeceğim. Rüya ale-minde kavuştuk. Görüştük. Az bir konulardan sonra kendisine sordum bazen senin ruhuna Fatiha okuyup hediye gönderiyoruz bu gön-derdiğimiz seni buluyor mu acaba dedim. Keskin olarak buyurduki ağzınızdan nasıl çıkarsa çıktığı anda bulmaktadır. Cevabını verdi. Evet okuyup dinleyen kardaşlarımız bunu iftihar için konuşmuyorum itikat için konuşuyorum. Siz diyeceksiniz hep rüyadan konuşuyorsun rüya ile amel olunur mu derseniz.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e Peygamberlik gelmeden vahyi ilahi gelmeden bazen rüya ile amel eder idi. Pey-gamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki Benden sonra kıyamete kadar Peygamber gelmeyecek fakat rü’yayı sadıka bitmeyecek buyurdular.

Biz de şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerine sordum rü’yayı sadıka hangi rüyadır. Sorunca, doğru sadıkların rüyası rüyayı sadıktır. Yani ayıklığı zamanda Allah’tan çok korkar. Kavlinde fiilinde yeme ve içmesinde düşüncelerinde şüphelilerden sakıncalı olur. Bid’atlerden kurtulur, sünneti Resulullah’a tamamiyle yapışır işte böyle olan sadıkların rüyası sadıktır. Doğrudur. Böyle olmayan fıskı fücurlardan şüphelilerden sakınmayan kavli, fiili, her hali karışıklı takvası olmayan ehli fısıkların rüyasına itibar yoktur. Rüyaları da fasıktır. Buyurdular.

 


[1] İrşadı Ğafilin.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>