canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefs-i Mülhime - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

NEFS-İ MÜLHİME

 

Şunu iyi bilelim ki, ilham gelen kalp ve Cenab-ı Hakk’ın tecelli eylediği kalp, nefsin hevayı arzu fesatlarından, ihlaslı ibadetler ve zikrullahın nuru ile temizlenmiş olmalıdır. Çünkü temiz olan, temiz yere gelir; temiz olmayan yere gelmez. Onun tecelli-i ilahi, ilham-ı Rabbani gelen bir kalp ahlak-ı zemime olan nefsin kötü huyları ve sıfatlarından temiz olmalıdır. Nefs-i mülhimenin işaretlerinden bir işareti de Cenab-ı Hak o kalbe ilham ediyor ise ve tecelli-i ilahi ediyor ise, o kalpte kötülükler kalmaz. Nur-ı ilahi inen kalpte kötü-lükler o kalpte yerleşip kalmaz. O zaman o kimse Allah zikrinden başkalarından tat, lezzet almaz olur. Kalbe gelen nefsani şeytani ilhamlar o kimseye hoş gelmez, acı gelir. İşte nefs-i mülhimenin bir işaretleri de bunlardır.

Bu mülhimeye geçen kimseler bu esrar, sırları gizlemesi la-zımdır. Keşf, kerametini de Allah’dan keskin bir ilham olmadan ve bir hikmet keşfini, kerametini gizli tutması lazımdır. Ancak şeyhi var ise, söyleyebilir.

Tenşitu’l-Hatır min Menakıbı’l Gavsi Abdulkadir Efendimizin sözleri, sahife 63: Kerameti sitirle gizli olmasını buyurması ve kerametini izhar buyurmamasıyla beraber havarik-i adet keramet ancak bir emir veyahut bir hikmet için izhar olunur. Böyle bir emir olmadan kerameti gizlemez ise, o kimse talib-i dünyadır, buyuru-yorlar ki, bir kimse müridim olur veyahut hilafeti evlad-ı kiramım-dan keramete vasıl olur da, kendi arzu, maksadıyla kerameti izhar ederse, yani açığa, zahire çıkarır ise, dareyn (dünya ve ahirette) yüzü kara olur, diye buyurmuşlardır.

Nefs-i mülhime ehli olan kimseler çok şeylerden sakıncalı olması lazımdır ki, kendinden ilm ü hikmet zuhur edebilir; içten kaside, beyitler söylemeler zuhur edebilir. İlham-ı Rabbani zuhur edebilir. Zahirde temiz kalpli Müslümanlar arasında hüsn-ü zan artar, hürmetler ve hizmetler ve davetler olabilir. Keşif, kerametler olabilir. Bu kimse bunların hiç birisine aldanmayıp, azimle tutmuş olduğu istikameti nefs-i mutmainneye ve Cenab-ı Hakk’a ve rızasına kavuşmak idi.

İşte bunların hiç birinde eğleşmeyip, istikamete devam ile ibadetine, zikrine devam ile bu tuzaklara tutulmayıp, azmine de-vam ederse, Allah’ın hidayeti ile evliyanın duası ve himmeti ve kendinin sıdk u sadakati, azimli gayreti ile nefs-i mutmainneye kavuşur, inşaallahu Teala. Cenab-ı Hakk’ın çağrılmasına ve dostlu-ğuna layık olur. Kalbi tamamen mutmain olur. Şek ve şüphe kalmaz, zanlar gider, yakîn hasıl olur. Nefis tezkiye, kalp tasfiye olur, inşaallahu Teala.

İşte yukarıda yazıldı idi ki, kalpte manevi ahlak-ı zemime hastalıklardan, emrazlardan kurtulup, tedavi olmamız için Allah’ın sevmiş olduğu ve Resulullah’ın halifelerinden bid’atlerden tamamen kurtulmuş ve sünnet-i Resulullah’a tamamen uymuş olan bir zata ihtiyaç vardır. Ara, bul, teslim ol. Seni aslına kavuştursun. Nerede bulayım, böyle kimse kalmadı deme. Bunlar bitmeyecek, İnşaallahu Teala. Yoktur deyip de umutsuzluğa düşme. Peygamber Efendimizin ruhaniyeti ölü değildir. Büyük pirlerimizin ruhani-yetleri diridirler. Bunların ruhaniyetlerine teveccüh edip, fayda görürsün. Yazmış oldukları kitaplarını mütalaa edip, oku, fayda görürsün.

Şu hadis-i kudsi yukarıda yazıldı idi:

 

اِذَا اَضَلَّ اَحَدُكُمْ شَيْئًا اَوْ اَرَادَ اَحَدُكُمْ غَوْثًا وَهُوَ بِاَرْضٍ لَيْسَ بِهَا اَنِيسٌ فَلْيَقُلْ يَا عِبَادَاللّٰهِ اَغِيثُونِى يَاعِبَادَاللّٰهِ اَعِينُونِى فَاِنَّ اللّٰهَ عِبَادًا لَايـُرَاهُمْ

 

Hadis-i Şerif’in ravisi Utbe bin Gazvan radıyallahu anh. Tercümesi: “Sizden biriniz bir şeyinizi gaip etseniz, yolu şaşırmak veyahut gavsi veya yardımı isterseniz, hiç size yoldaş kimse bulunmadığı yerde eş ve yoldaş olmak için çağırınız, o kimse desin ki, ya İbadallah, ey Allah’ın has kulları, eğisuni, bana yardım ve muhafaza ediniz ya iba-dallah, ey Allah’ın has kulları, einuni, bana muavenet ediniz”[1], desin. Çünkü Allahu Teala’nın has kulları vardır ki, göze görünmeden yardım ederler, dedi. Onlar ister görünür, ister-se görünmezler. Bak kardeşim, vakit geçirme, bunların zümre-sinden olmayı isteyip, sevmez misin? Bunlar bunu zikrullah ile kazanmışlardır. Muhakkak sende de bu kabiliyet vardır. Cenab-ı Hak Teala, insanlara kabiliyet vermiştir. Bu kabiliyet her insanda vardır, velakin Cenab-ı Hak Teala bunu arayıp, bulup, çalışanlara ve isteyenlere verir.

 

Ankebut suresi 69. Ayet-i Kerime’sinde buyuruluyor ki;

 

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنِينَ

 

Şunlar ki, bizim yolumuzda cehd ü gayretle çalışırlar ise, biz de o kulumuz hakka giden yolumuzda olup, muradı, maksadı ne ise hak yolunda ona hidayet eyleyip, o yolların güçlüklerini kolaylaştırıp, yardım ederiz, diye buyurdu.

Kardeşim, sen neden ümitsizliğe düşersin de mahrum kalır-sın? Gayret et, Allahu Teala’ya güven, adamını bul, çalış mahrum olmaz bulursun, inşaallahu Teala. Cenab-ı Hak Teala hazretleri: (Mu’min suresi ayet-60)

 

اُدْعُونِيٓ اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ

 

Yani, siz ister iseniz, biz de veririz. Bizler de isterken, O’nun sevgisini ve rızasını isteyelim ve istemenin adabını Rabbim kendi bizlere öğretsin, amin! Dualarımızda ve isteklerimizde nefsimizin arzusu olmasın. Allahu Teala’nın rızası olsun. O’ndan başka mak-sadımız olmasın ki, yapılan amellerimiz ihlaslı olsun. Bütün arzu ve maksatlarımızda isteklerimiz Allah’ın sevgisi ve O’nun rızasını iste-yenlerden olalım. O’nun aşkına ve dostluğuna kavuşanlardan olalım. Gayri arzulardan savuşanlardan olalım, inşaallah. Biz O’nu hakkı ile seversek, O da, bizi sever. Allah bir kulunu severse, on-dan hiçbir şey esirgemez. Bizler az yemeye, riyazat, mücadele ve zikrullaha halis niyet ile ihlaslı amellere devam ile şu kalp aynasını daima nefsin heva, arzu ve paslarını siler, temiz tutar isek, O’nu sever isek, O da bizi sever. Sevilmeye ne lazım ise, onları söylüyor vaad ediyor. Sevilmeye çalışanları muhakkak seversen, O’nu seversen vallahi O da seni sever.

 


[1] Ramuze’l-Hadis, c. 1, s. 32/7.   Tabarani El Mu’cemu’l-Kebir c.17.s.117/290 (Musul)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>