canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

FIKIH KİTABI İlim Öğrenmenin Gerekliliği - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

FIKIH KİTABI İlim Öğrenmenin Gerekliliği

 

 

İlim elde etmek, her müslüman erkek ve kadın için bir görevdir. Şöyle ki: Her Müslüman için mükellef olduğu dini vecibeleri ifa hak ile bâtılı, helal ile haramı bilip anlamak için ayırt edebilecek kadar çalışıp bilgi sahibi olması farzdır. Başkalarına muhtaç oldukları şeyleri öğ-retmek için ilim öğrenmek de sünnettir, bir ibadettir. Bundan fazlasını bir kemal ve bir şeref olmak üzere öğrenmek de mubahtır. Başkala-rına karşı övünmek, mücadele edip büyük­lenmek için ilim elde etmek ise mekruhtur.

İlim öğrenmek aslında hem fertler, için, hem de cemiyet için gereklidir. Bu bir zarurettir. Böyle zaruret mikdarı ilim öğrenmek, bir İslam toplumunun ilim toplumun zaruret miktarı ilim tahsili İslam cemiyetinin bütün fertlerine yönelen bir farzdır. Ancak ilimlerin bir kısmı her kişi için gerekli olduğundan bu kısmın öğrenilmesi farz-ı ayındır. Herkesin öğrenip bilmesi ve onu yapması gerekir. İlimlerin bir kısmı da, her fert için değil, cemiyet hayatı için gerekli olduğundan bunun öğrenilmesi de bir farz-ı kifayedir. Tıp, hesap, harb ve teknik ilimleri gibi... Bu ilimleri herkes elde edemez. Bunlarla toplumun bazı kişileri meşgul olabilirler. Bunları bir kısım şahıslar öğrenirse, bu arız yerine getirilmiş olur. Fakat bu ilimlerle, İslam toplumunu meydana getiren şahısla­rın hiç biri meşgul olmazsa, o toplumun bütün fertleri Allah yanında sorumlu olurlar.

İslam dininde ilmin kıymeti pek büyüktür. İlim bir nurdur, bir hayattır, bir cemiyetin yaşamasına ve yükselmesine sebeptir. Cahillik ise, bir karanlıktır, bir ölüm, bir felakettir. Resulü Ekrem Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Lokman Hekim'in oğluna şöyle bir öğüt vermiş olduğunu buyurmuştur; Yavrum! Alimlerin meclisine de-vam et, hikmet ehlinin sözlerini dinle. Çünkü Yüce Allah yeryüzünü çisinti ile dirilttiği gibi, ölü bir kalbi de şüphesiz hikmet nuru ile diriltir."

Yine bir hadis-i şerifte:

مَجَالِسَ الْعُلَمٰٓاءِ تَزِيدِ الْعِلْم مَجَالِسَ الْحُكَمٰٓاءِ يُحْيِى الْقَلْبَ

Yani “İlim meclislerine devam edersen, din babında bilgin, ilmin artar. Hükama yani meşayih sınıfında olan alimler meclisine devam edersen, ölü kalbin dirilir.”

İslam’da her meslek sahibi için, o meslekle ilgili dini meseleleri bilmek bir farzdır. Ticaretle uğraşacak kimselerin tica­retle ilgili helal ve haram gibi işleri önce öğrenmeleri gerekir. Böylece yapa­cakları işlemlerde dine aykırı birşey bulunmamış olur.

İslam kadınları, abdest, namaz ve oruç gibi dinle ilgili bir kısım meseleleri ya kocaları veya mahremleri aracılığı ile öğrenir veya kocalarının izni ile ara sıra bir ilim meclisine giderek öğrenmeye çalışırlar. Fakat kocalarının rızası olmadıkça bir ilim meclisine çıkıp gidemezler. Ancak bir kadına dinle ilgili bir meseleyi öğretmek gereği yüz gösterirse, bakılır: Eğer kocası bu meseleyi çözer veya ehlinden öğrenip kendisine bildirirse maksat elde edilmiş olur. Fakat kocası bunu çözemez ve sorup öğrenmekten çekinirse, kadın o meseleyi gidip ehlinden öğrenmek yetkisine sahiptir. Yeter ki o kadın, İslam adabına ve şeriat çizgisinin içinde olsun. İlim öğrenmeye gittiği bir alim ile tek bir odada yalnız ikisi başa baş kalıp oturması caiz değildir şeriatımızın dışındadır. Yanlarında başka yoldaş olursa caizdir.

İlim yönünde hakka yardım için, bir hakkın açıklanmasını ortaya çıkarmak için, ilim üzerinde bilgilerin artmasını sağlamak için yapılan karşı­lıklı görüşmeler ve müzakereler caizdir. Bunlar ibadetten sayılır. Fakat bir müslümanı aşağı düşürmek ve mahcup etmek için, bir mala veya bir rütbeye kavuşmak için yapılacak etkili ve fazla konuşmalar ve tenkitler haramdır, İslam adabına aykırıdır. Hatta Allah’ın sevdiği bir din alimine imtihan etmek kastıyla gidenler hadisin mealine göre melundurlar buyuruyor.

İlim alanında "Mira, Mücadele" denilen söz söyleme şekli asla caiz, değildir. "Mira" başkasının sözlerinde veya anlamında görülen bir noksan­dan dolayı hemen ona itiraz edivermektir. Bu itiraz, kendini büyük görmek­ten ve göstermekten ileri gelir. Onun için söylenilen bir sözü hemen düzeltmeye kalkışmamalıdır. Ancak din yönünden bir yarar varsa, o zaman yumuşaklıkla ve kibarca hareket etmelidir.

Bir, hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur:

"Kul, haklı olduğu bir davada mücadele, cidal çıkıp daha kötü yerlerde huzursuzluklar zuhur edecek böyle bir andamücadeleyi terk etmesi daha evladır.

Çünkü sözün hakikatını kabul etmemek var. Yitişme, sürtüşme-ler çoğalmalar var. O zaman haklı olduğu münakaşayı bırakmak daha evladır. Hak olan şeyde ısrarla direnmek ve büyüklük taslamak asla caiz değildir. Böyle bir durum, gösterişten, kinden, çekememezlikten ve hırstan ileri gelir. Bu, insan için pek büyük bir noksanlıktır.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>