canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

EF’AL-İ MÜKELLEFİN - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

EF’AL-İ MÜKELLEFİN

 

Müçtehidin-i kiram ikaz, irşat ediciler, her şeyin iyisini, kötüsünü bildirmişler. Birtakım deliller ile beyan etmişlerdir. Bu ahkam sekiz kısımdır: Farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, haram, mekruh ve müfsid.

Farz; Kur’an-ı Kerim’de işlenmesi açıktan açığa emrolunan şey-lere farz denir. Farz iki türlüdür: Biri Farz-ı Ayndır ki, inananların ayrı ayrı işlemesi lazımdır. Yani abdest almak, gusül etmek, namaz kıl-mak, oruç tutmak vesaire gibi. Diğeri Farz-ı Kifayedir ki, mü’minlerden bir kısmının işlemesiyle diğerlerinden sakıt olmak üzere umumuna şamil olan emirlerdir. Yani Kur’an-ı Kerim’i hıfz etmek, Kur’an tilaveti olunurken dinlemek, cenaze namazını kılmak gibi. Bu gibi farzı işleyen sevap kazanır. Eğer umumen terk olunursa, günah işlenmiş olur. Yani farz-ı alel kifayeyi anı toplum, cemaatten birisi işlese, sairlerinden sakıt olur.

Vacib; İşlenmesini Allahu Azimuşşan buyurmuş ola, yani salat-ı vitirde kunut duası okumak ve hacılar bayramında kurban kesmek ve ramazan bayramında fitre vermek gibi. Ve bayram namazları kılmak, kurban kesmek, sadaka-i fıtra vermek, anaya babaya hizmet etmek gibi. Zevcenin zevcine hizmet etmesi de vaciptir.

Ve dahi sünnet; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efen-dimizin yaptığı ve fiilleriyle, kavilleriyle sabit olan işlerdir. Misvak kullanmak, ezan, kamet, sakal sünneti, cemaatla namaz kılmak ve evlendiği gece taam yedirmek ve çocuğunu sünnet etmek gibi.

Sünnet dahi üç kısımdır; Sünnet-i müekkede, sünnet-i gayri müekkede, sünnet-i alal kifaye. Sünnet-i müekkede olanları hiç terk etmemiş; sabah namazının evvel sünneti, akşam namazının ve yatsı namazının son sünnetleri ve öğle namazının evvel ve son sünnetleri gibi. Bunlar sünnet-i müekkededir. Asla terk olunmaz. Sünnet-i gayri müekkede olan, ikindinin ve yatsının evvel sünnetleri. Bunları bazen terk ettikleri olmuş. Ama her zaman terk etmemeli. Her zaman terk olunursa, itaba ve şefaattan mahrum olmaya sebep olur.

Sünnet-i alel kifaye denilen, beş on adamdan birisi işlese sairlerinden sakıt olur; selam vermek ve itikafa girmek. İtikaf denilen, ramazanın yirmisinden sonra şehir ve köylerde bir kişi camide bir köşede perdeler çekip, oraya girer. On gece gündüz zikirle dua ile meşgul olur. Geri kalanlardan sakıt olur. Buraya giren kişi kemal sahibi olmalı ki, az yemek yemeli ve uyuması lazımdır. Hem de huzur-ı kalp ile bir mürşid-i kamile rabıta teveccühü olursa, muhafaza olunur. Bu konuyu ileride yazacağız, İnşaallahu Teala.

Müstehab: Resul-i Ekrem Efendimizin ara sıra işlemiş oldukları fiillerdir. Mübarek günlerde oruç tutmak, yetimlerin hatırlarını almak, yoksullara yardım etmek, fukaraya sadaka vermek gibi.

Mübah: İşlenmesinde veya terk edilmesinde sevap ve günah olmayan fiillerdir. Yani oturmak, kalkmak, yemek, içmek, gezip yürümek gibi. Fakat yine de yiyip içmede ölçülü olunmalı.

Haram oldur ki; Onu Allahu Azimüşşan Hazretleri nehyetmiş ola; kullarına işlemeyin demiş olunanlar. Haram da iki kısımdır: Haramun liaynihi, bir de haramun liğayrihi. Evvelki adam öldürmek ve zina ve livata denilen Lut aleyhisselamın kavminin işlediği fiilleridir ve içki içmek ve hınzır eti yemek. Haram ligayrihi olan, bir adamın bağına, bahçesine girip sahibinin izni yok, izinsizce meyvesini koparıp yemiş ve eşyasını ve parasını çalıp harcamış.

Bir de mekruh: Kişinin işlediği amelin sevabını gideren şeylere denir. Namazda iki gözünü kapamak gibi. Sol eliyle yemek içmek gibi. Mekruh da iki kısımdır: Birine kerahet-i tahrimiyye, diğerine ise ke-rahet-i tenzihiyye denir. Kerahet-i tahrimiyye vacibin terkidir, harama yakındır. Kerahet-i tenzihiyye sünnetin terkidir; helala yakındır. Ke-rahet-i tahrimiye işleyen eğer kasıtlı işlerse asi ve günahkar olur. Kerahet-i tenzihiye kahkaha ile gülmek, parmaklarını çıtlatmak, sağ eliyle sümkürmek. Kerahet-i tenzihiye işleyene azab olunmaz ise de itab ve şefaattan mahrum kalmaya müstehak olur.

Müfsid; ibadetleri bozan fiillere müfsid denir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>