canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ÖZÜRLÜ KİMSELERE AİT BAZI MESELELER - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

 

ÖZÜRLÜ KİMSELERE AİT BAZI MESELELER

 

Abdesti bozup da devam eden illete özür denir. Çoğulu a'zar gelir. Erkek olan özür sahibine “ma'zur” kadına da“ma'zure” denir.

Örnek: Zaman zaman kısa fasılalarla burun kanaması, herhangi bir organdan kan çıkıp devamlı akması, bir ağrıdan dolayı gözlerinin sulan­ması, meme ve kulak gibi organlardan irin ve benzeri bir suyun akıp durması, mesaneden gayri ihtiyarı idrar çıkıp zaman zaman devam etmesi, kendini tutamayacak şekilde ishalin bulunması veya yel çıkması birer özürdür. Bu haller kimde bulunursa özürlü sayılır. Bu özürlerin durdurma imkanına kadir olamıyor.

Bir illetin özür sayılabilmesi için bir müddet kısalığı bulunması şarttır. Şöyle ki: Bir özür, önce abdest alınıp namaz kılınacak kadar bir zaman kesilmemek üzere tam bir namaz vakti devam etmelidir. Sonra da her namaz vaktinde hiç olmazsa bir kez daha o illet meydana çıkıp durmalıdır ki, bu illet sahibi özürlü sayılsın.

Mesela: Bir kimsenin burnu, bir gün öğle vaktinin başından sonuna kadar, bir abdestide bir namaza müsait olmamak üzere kanayıp da bu durum, sonra gelen her namaz vaktinde bir kez olsun meydana gelecek olursa, o kimse özürlü (mazur) olmuş olur. Fakat böyle bir özür, tam bir namaz vakti içinde bir kez olsun meydana çıkmazsa, artık özür kesilmiştir, sahibi de özürlü olmaktan çıkmıştır.

Eğer özürlü: kan veya idrar veya bir yarası olan kimse ise özür yerini pamuk veya bir fitille özrün dışına çıkmayacağı kadar tıka-yabilirse ol nesneler dışa vuruncaya kadar özürsüz olarak namazını kılar. Fakat kapatmış olduğu kan veya idrar tıkadığı şeylerden dışa çıkacak olsa abdesti bozulur.

Özrün Hükmü

Özürlü olan kimse, her namaz vakti abdest alır. O vakit içinde aldığı abdestle abdesti bozacak bir başka şey olmadıkça dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Kazaya kalmış namazları kılabilir. Vitir namazı ile bayram ve cenaze namazlarını da kılabilir. Ancak illet devam etmelidir.

Misal: Özürlü bir kimse, sabah namazı için tam vaktinde abdest alsa, bu abdest, sabah namazı vaktinin çıkmasına kadar devam eder. Bu vaktin çıkması (güneşin doğması) ile son bulur. Artık vakti çıktıktan sonra o abdest ile başka namaz kılınamaz. Ancak muvakkat bir zaman için özrü kesildikten sonra abdest almışsa ve henüz özrü de belirmemişse, başka bozacak bir hal de olmamışsa, vaktin çıkması ile abdesti bozulmuş olmaz. Fakat özürlü kimse, güneşin doğ-masından sonra abdest almış olursa, onun abdesti öğle vakti çıkın-caya kadar devam eder, dilediği namazları kılar. Yeter ki, kendisinden abdesti bozan başka bir hal çıkmasın.

Sonuç: Özürlü olanların abdestleri, namaz vaktinin girmesi ile bozul­maz; vaktin çıkması ile bozulur. Bu hüküm İmamı Azam'a göredir. Sahih olan da budur.

Bir özürlünün özrü kesilmişken, abdesti bozan başka bir halden dolayı abdest aldıktan sonra özrü yine meydana çıkarsa, abdesti bozulmuş olur, yeniden abdest alması gerekir. Çünkü önceki abdesti, bu özür sebebi ile değildi. Fakat özrü kesilmediği halde, vakit içinde özründen veya başka bir abdestsizlik halinden dolayı abdest alır da, o vakit içinde özrü meydana çıkarsa, onun abdesti bozulmaz. Çünkü onun aldığı bu abdest, hem özrü için, hem de diğer abdestsizlik hali için alınmış sayılır.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>