canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nafile İbadetler - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

NAFİLE İBADETLER

 

Şimdi nafileler ne imiş yazılacaktır, inşaallah. İmdadü Müslimin kitabı, sahife, 247: Bu bahis feraiz-i ilahiyede noksan olursa, yani farzların eksikleri, noksanları Cenab-ı Hakk’ın fazl-ı keremiyle, nafileler ile ikmal, yani nafilelerle farzların noksanları tamam olacağına İbn Ömer radıyallahu anh rivayetiyle, Camiü’s-Sağir’den şu hadis-i şerifi yazıyor:

 

اَوَّلَ مَا اَفْتَرَضَ اللّٰهُ تَعَلٰى عَلٰى اُمَّت۪ى الصَّلَوٰاتُ الْخَمْسُ وَاَوَّلُ مَايَرْفَعْ مِنْ اَعْمَالِهِمْ اَلصَّلَوٰاتُ الْخَمْسُ وَاَوَّلَ مَا يَسْاَلُونَ عَنِ الصَّلَوٰاتِ الْخَمْسِ فَمَنْ ضَيَّعَ شَيْئًا صُنْهَا يـَقُولُ اللّٰهُ تَعَالٰى اَنْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْد۪ى نَافِلَةً مِنْ صَلٰاةٍ تُـتِمُّونَ بِهَا مَا نَقَصَ مِنَ الْفَر۪يضَةِ وَانْظُرُوا ف۪ى صِيَامِ عَبْد۪ى شَهْرَ رَمَضَانَ فَاِنْ كَانَ ضَيَّعَ شَيْئًا مِنْهُ فَانْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْد۪ى نَافِلَةً مِنْ صِيَامٍ تـُتِمُّونَ بِهَا مِنَ الصِّيَامِ وَانْظُرُوا زَكَاةً عَبْد۪ى فَاِنْ كَانَ ضَيْعَ مِنْهَا شَيْئًا فَانْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْد۪ى نَافِلَةً مِنْ صَدَقَةٍ تـُتِمُّونَ بِهَا مَا نَقَصَ مِنَ الزَّكَاةِ فَيَؤْخَذَ ذٰلِكَ عَلٰى فَرٰٓائِضِ اللّٰهِ وَذٰلِكَ بِرَحْمَةِ اللّٰهِ وَعَدْلِه۪ اَنْ وُجِدَ فَضْلًا وُضِعَ ف۪ى م۪يزَانِه۪ وَق۪يلَ لَهُ اَدْخِلِ الْجَنَّةَ مَسْرُورًا وَاِنْ لَمْ يـُوجَدْ شَيْىءٌ مِنْ ذٰلِكَ اُمَرْتُ بِهِ الزَّبَانِيَةَ فَاَخَذُو بِيَدَيـْهِ وَرِجْلَيْهِ ثُمَّ قَذِفَ بِه۪ فِى النَّارِ

 

Bu hadis-i şerifin tercümesi; Yani Cenab-ı Hakk’ın evvela farz kıldığı beş vakit namazdır. Yevmî kıyamette, evvela beş vakit namazdan sual olunur. Her kim ki, onlardan bir miktarını zayi etti ise, Cenab-ı Hak, melaike-i kirama hitaben, nazar edin, bakınız, bu kulumun nafile namazını bulursanız, farzdan noksan olanı nafilesi ile tamam ediniz, diye emir buyurur. Sonra Cenab-ı Hak, nazar ediniz, kulumun Ramazan’daki orucuna bakınız; zayi etmiş ise, nafile orucu bulur iseniz, onunla farzın noksanını tamam ediniz, diye emreder. Ve yine Cenab-ı Hak, nazar edin, bakınız, kulumun zekatından noksanı var ise, sadakasını bulursanız, onunla zekatını tamam ediniz, diye emir eder.

İşte şimdi iyice anlaşıldı ki, nafilelerle farzların noksanları tamamlanıyor. Şu halde insan, aklını başına alıp, hal-i hayatında dikkat edip, hulus-i niyeti ile huzur-ı kalp ile, hem farz, hem de nafilelere, hem zikrullaha gayretle azimle yılmadan devam etmemizi Cenab-ı Hak, cümlemize ihsan ve hidayet kılsın, amin!

İmam Gazali, ihya-u ulum kitabından hadis-i şerif:

 

جَبْرُ نُقْصَانِ الْفَرٰٓائِضِ بِالنَّوٰافِلِ

 

Yani, “farzların eksikleri nafilelerle tamam olur”[1]. Şu hadis-i şerifi de buraya ilave edelim, İmam Gazali hazretlerinin kitabından;

 

لَا يَنْظُرُ اللّٰهُ اِلٰى صَلٰاةٍ لَا يُحَضِّرُ الرَّجُلُ فِيهَا قَلْبَهُ مَعَ بَدَنِهِ

 

Yani, bir kimse namaz kılarken, kalp ile bedenini birlikte hazır bulundurmadığı namazına, Cenab-ı Hak iltifat etmez. Namazda, zikirde edep ve erkana dikkat edelim. Peygamber Efendimizin tarifleri; rukuâ varınca, rükuda azaların hareketten kesilip, üç kere subhane Rabbiyel aziym diyecek kadar durduktan sonra, semiallahu limen hamideh der, kıyamda da tamamen azaların hareketten kesilip, mutmain oluncaya kadar kıyamda durduktan sonra, secdeye gider, secdede de azaların sükunet bulup, üç defa subhane Rabbiyel a’la okur, iki secde arasında azaların sükunet buluncaya kadar durursun. İkinci bir secdeye varırsın, onda da azaların ve cevarihlerin sükunet oluncaya kadar durulur, yani rükudan doğrulunca, kıyamda üç kere subhanallah diyecek kadar durmak vaciptir. İki secde arasında da durunca üç kere subhanallah diyecek kadar durmak vaciptir. Bu konular fıkıh kitaplarında mevcuttur. Bizim konumuz Allahu Teala’ya yakınlık ve O’nun sevgisine kavuş-mak idi ve nafile namazların mükafatı ve farzdan sonra nafilelerin devamı ve zikrullahın devamı, her ikisinde de huzur-ı kalp ile çalışıp ve bid’atlardan tamamen, yani dine zarar veren kötü bid’atlardan sakınıp, emirlere itaat ve sünnetlere uymakla, aslımıza kavuşmak idi ve bunlara itiraz edenlere cevaplar idi.

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretleri, Cevahir ül İslam kitabı sahife 186’da şöyle naklediyor:

 

وَمَا تَقَرَّبُ اِلَىَّ عَبْدِى بِشَيْىءٍ اَحَبُّ اِلَىَّ مِمَّا اِفْـتَرَضْتُهُ وَمَا يَذٰلُ عَبْدِى يـَتَقَرَّبُ اِلَىَّ بِالنَّوٰافِلِ حَتّٰى اُحِبُّهُ

 

Manası: “Kulum bana yakın olamaz, en sevdiğim farzlarda yakın olduğu gibi. Kulum benden ayrı olmaz, bana yakın olur nafilelere devam ettikçe. Hatta o kulumu seve-rim. O benden, ben ondan ayrı olmaz.”

Hadisin devamı:

 

فَاِذٰا اَحْبَبْتُهُ كُـنْتُ لَهُ سَمْعَهُ الَّذِى يَسْمَعُ بِهِ

 

Ne vakit kulumu sever isem, onun duygusu ben olurum. Onunla duyar (Hazret-i Ömer radiyallahu anh’ın, harbedenleri Hin-distan’da gördüğü, duyduğu gibi.)

Hadisin devamı:

 

 

وَبَصَرَهُ الَّذِى يـُبْصِرُ بِهِ وَيـَدَهُ الَّـتِـى يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّـتِى يَمْشِ بِهَا وَ اِنْ سَئَلَنِى اَعْطَيْتُهُ وَلَوِاسْتَعَاذَنِى لَاُعِيذَنَّـهُ

 

buyuruyor ki, “basireti, gözü benden olur. Benim gözüm ile görür ve eli Benim kuvvetim ile tutar ve ayağı onunla yürür ve eğer Benden isterse veririm. Eğer Bana sığınsa, onu muhafaza ederim. Yani kulum Bana nafileler ile yakın olur; hatta o kulumu severim” [2] buyuruyor.

Kaf suresi 16. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

 

Yani, Biz insanı halk ettik ve biz insanın hatırına hutur eden şeyleri biliriz. Zira biz insana boynundaki şah damardan daha yakınız ve insanın kalbinde cevlan eden gizli hatıralarını biliriz. İnsanın kalbine gelen her türlü ahvalinden bize hiçbir şey gizli olmaz.

 


[1] İhyai Ulumiddin.

[2] Buhari, Rikak 38, İbni Mace, Fiten, 16, Ahmed İbni Hanbel, Müsnet, 6/256, Câmiu’s-sağir Muhtasarı, c. 1, s. 469/1003 (2: 240/1753).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>