canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Tuvaletin Edepleri - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

Tuvaletin Edepleri

 

Tuvalete sol ayakla girilir, sağ ayakla çıkılır. Tuvalette konuşul-maz aksırır ise kalbi ile hamd etmelidir. Tuvalete sümkürmemeli ve tükürmemelidir. Zaruriyet olmadıkça öksürmemelidir. Bedeninden bir şeyle oynamamalıdır. İşi bitince tuvaletten çabucak çıkmalıdır. Zaru-riyet olmadıkça edep yerine ve necasete bakmamalı. Kendisinin de ailesinin de hayasına bakmak çok nazar etmek necasete bakmak bunlar insanın gözünün kuvvet ferini kısaltır. Rivayetler vardır.

Bu konuda yazmamız icap edenlerden biriside hazreti Aişe-i Sıddıka validemizin sözlerini okudum. Çokta bana tesir yaptı. Halen şimdi konuşurken yine tesir yapıyor. Nedir diyeceksiniz. Hayâ edebi-mizin kuvvetli olup Allah’u Tealadan çok utanmamızı gerektiriyor. Şöyle buyuruyor ki: Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ne kadar beraber yaşadım ise ne Resulullah benim haşfemi yani hayamı görmedi. Ben dahi Resulullahın hayasını haşfesini görmedim.

Bundaki gaye edep, hayâ, korku ne kadar çok gerek olduğunu meydana çıkarıyor. Dikkat edelim bazen genç erkek ve kadınlar bu hayadan mahrum olanlar Allah’ın helal kıldığı, müsaade ettiği konu-larda euzu besmelesiz, Allah’ı huzurda hazır nazır her halımı göre duruyor konusundan uzak olanlar, hayâ edebi yırtanlar, hayvancasına hareketler, yatıp kalkmalarında edep konuları, hayâ konuları olmayıp açık örtüsüz olarak yaşamalarında onbir tane muhafaza melaikesi, hayalar açılınca mahremler açılınca muhafaza melaikeleri dışarıya gidiyorlar. Dinsiz cinni kafirleri yol bulup onları yakalayıp çarpıp bayındırıyorlar. Birçoklarını bu halda yanıma getiriyorlar. Dişleri kilitli baygın vaziyette. Kendilerinden gitmiş cinni kafirlere yakalanıyorlar.

Umuma konuşuyorum. Bizler de içinde beraber olmak şartı ile Allah’a karşı hayayı, edebi, utanmayı yırtmayalım. Bir tarafa atmaya-lım. Edebimizi, hayamızı, Allah korkusunu her an muhafaza edip her halımda Allah beni göre duruyor bilerek Aişe-i Sıddıka validemizin mübarek sözlerini kulağımızdan çıkarmayalım. Edepli, hayalı, Allah’tan çok korkanlardan olalım.

Bu edep, hayâ bir tacı devlettir Nuru Hüda’dan.

Kim giyerse anı emin olur her türlü beladan.

Edepten, hayâdan, utanmadan mahrum kalanlar. Bu hallar iman zayıflığından Allah’tan uzaklaşmaktan meydana gelir. Hayâ imandan doğar. İman Hayadan doğar.

Şimdi bu hayâ edep konularını Allah’tan çok korkup utanma konularını kimlerden öğrenelim. İşte Hazreti Aişe-i Sıddıka validemizin mübarek sözlerini dinleyip tutarsanız. Ne Buyuruyur? İkinci defa tekrar ediyoruz.

Ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ne kadar beraber kalıp yaşadık ise ne ben Resulullahın haşfesini yani hayasını görmüş değilim. Görmedim. Resulullah’ta aynen benim Haşve edebimi hayâ-mı görmedi. İşte hayâ ile edeb Allah korkusunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Hazreti Aişe-i Sıddıka validemizden bir büyük ibret ders alıp öğrenelim.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi vasf ederken meth ve sena ederken;

 

Menbaul edeb idi Ol hayrunnas

Ululanmaz giyer idi eski libas

 

Yani bütün yaratılmışlara edep menbası O’dur edep O’ndan gelir. Kendine uyanlara;

 

Gönlü engin idi kendi alişan

Verir idi kabı gavseynden nişan

Gitmez idi hiç abdestsiz bir yere

Yatmaz idi hem abdestsiz yatağa

 

Gönlü mevlasında dilde Rabbena

Gah dua eder Hak’ka gah sena

Gel gardaşım nazar kıl bu hisala Sen dahi

Acaba bizde var mıdır birisi ey ahi

 

Söylemezdi hergiz ol zayi kelam

Söyler idi ilmi hikmet vesselam.

Günler olurdu ki yimezdi taam

Yer ve gök miftahi tamam.

 

Çünkü O pürnur olup geldi aleme

O’nun vasfı ne dile sığar ne kaleme.

 

Allah’ım kadrini kıymetini bildirsin. Amin.

Evet hayâ ile edebi Allah korkusunu iki cihan sultanı olan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden alalım. Onu kendimize bir numune bilip her halına kavline fiiline evsafına uyalım. Cenâb-ı Hak Teala Hazretleri nasip müyesser kılsın amin.

Mel’un şeytan insanları azdırmak için, imanlarını yok etmek için ilk defa onların hayalarına, edeplerine baş vurup yoklar. Eğer hayâ, edebini, Allah korkusunu muhafaza ile dikkatli olur ise mel’un şeytan gelip gider yoklar. Daha sonra ondan tamahını keser. Edep, hayâ, utanmalar kalkmış, yırtılmış olanlara şeytan için kolaylık kapıları açıl-mış olur. Hayâ kapısı açılmış, yırtılmış, sökülmüş ise şeytan için içeri girmeye yol açılmış olur.

Şeytan da hayâ kapısı olmayanların içerisine girer evvela nafile ibadetlerini alır. Ondan sonra gözünü farz amellere diker. Farzdan da alıkoyunca hedefi iman kal’asına hücum eder. İmanını tereddütler ile şüphelere düşürerek imanını yok etmeye çalışır. Hayâ ve edebi ve Allah’a yakını çok kuvvetli olan İbrahim aleyhisselam’ın ne derecede Allah’a hayası, imanı, tevekkülü kuvvet bulmuş onu Allah izin verirse yazalım inşeallahu teala.

O’nun başından geçen hal ve ahvallarını hepsini yazmak çok uzuna gider. Kısadan Urfa’da Nemrut kendisini ateşe yakmak kararı ile odunlara yağlar döküp ateşlediler. Ateşin şiddetli alevleri semaya yükseldiği zamanda mancılığa koydular. Burada O’nun Allah’a ne kadar güvençle teslim olduğunu yazalım.

Cebrail aleyhisselam derhal geldi ya Halil bu dar zamanda bir hacetin var mı bize söyle deyince, cevab olarak;

Şimdi Benim halımı Rabbım bilip görüyor mu dedi. Cebrail aley-hisselam

Ya Halil şimdi şu halında O Rabbın sana senden yakındır. Her halını da görüp biliyor. Deyince. İbrahim aleyhisselam’ın tevekkülü burda meydana çıkıyor. Cevap veriyor;         

Madem ki Rabbım bana benden yakın olarak her halıma nazır bilip O görüp dururken O’ndan başkasından yardım istemeye hayâ ederim. O semaya şiddetli yükselen ateş alevlerinde benim yanmam-da Rabbımın rızası mevcut ise beni attırsın. Ben de Rabbımın rızası için yanmaya razıyım.

İyi anlaşılsın Allah’a tevekkül, Allah’ı her işine vekil yapmayı İbrahim aleyhisselam’ın tevekkülünden büyük ders ibret alalım. Hayâsına dikkat edelim. Mancılığa kondu imansız nemrut İbrahim aley-hisselam’ın sitir elbiselerinin hepsinin soyulup çıplak atılmasını emr etti. Bütün cesattaki elbiseleri soydular. O zaman İbrahim aleyhisse-lam gözlerinden yaşlar dökülerek ağlamaya başlayınca, imansız kafir-ler sordular.

Ya İbrahim ateşi görüp korktunda mı ağlıyorsun? Deyince:

Ben Ateşten korkup ağlamıyorum. Öyleyse neden ağlıyorsun? Deyince:

Benim Rabbım beni şu halımda görüyor. Rabbıma karşı hayâ-larım açıldığından utanıp ağlıyorum. O anda cenabı Ha’kın emri ile Cebrail aleyhisselam cennetten bir gömlek getirip İbrahim aleyhis-selam’a bir anda giydirip bir anda hayalar sitir olup öyle sitir ile atıldı.

O gömlekte İbrahim aleyhisselam’dan oğlu İshak aleyhisselam’a kalmıştı. İshak aleyhisselam’dan Yakub aleyhisselam’a O’ndan da Yusuf aleyhisselam’ın eline geçmiş idi. İşte Yusuf aleyhisselam’da kar-daşları ile aradan geçen olaylar sonunda Mısır’dan o gömleği baba-sına posta ile yüzüne gözüne sürsün diye gönderdi. Yakub aley-hisselam’da o gömleği yüzüne gözüne sürünce gözleri açıldı.

Bunu bu kadar uzatmaktaki gaye, iman, hayâ, Allah’a tevekkül nasıl olması lazım bu zatlardan bir örnek almamız lazım.

İşte O’nun tevekkülü hayası anlaşıldı bir ibret alanlar için yeter. Bu vaziyette mancılıkla şiddetli ateşin ortasına fırlattılar. Cenâb-ı Hak Teala hazretleri Kur’an’ı Kerimde ayeti kerimede:

قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلٰىٓ اِبْرٰه۪يمَۙ

“Biz ateşe emr ettik, ya ateş İbrahim’in üzerine sakin ve selamet ol.”[1]

deyince eğer. Sakin ol dese selamet de ol demese idi belki de o atıldığı yerde üşürdü. Yerlerden sular fışkırıp bir anda çayır çimen gül gülüstan oldu odunlar balık olup çıkıp sulara kaydılar. İbrahim aley-hisselam buraya atıldığında söylediği bir kısım sözleri:

Mancılıktan atıldığım yerler ateşler hepsi tebdil olup ateş eserin-den bir şey kalmamış sular, sair açılan güller, envai çiçekler aralarında yedi gün orada kadığımdaki aşk, zevk, feyzi ilahi, ilhamı ilahiler, lezzetini dünya yüzünde hiç bir yerde bulamadım buyu-ruyorlar.

Buraya hayâ konusundan bir konu daha ilave edelim. Cenâb-ı Hak Teala Adem Babamızı halk ettiği zamanlarda ya Adem, sana lütfu keremimden üç şey ihsan ediyorum. Bu üçün hangisini istersen biri-sini al. Verilen ihsanı ilahi biri iman, biri akıl, biri de hayâ. Üçten birisini al denildi.

Adem Babamız aklı seçti aklı aldı. O zaman iman akılın peşine yürüdü. Melaikeler mani olmak istedilerse de iman dediki bana Rab-bımın emri var ki akıldan ayrılmayacaksın. Ben akıldan ayrılamam deyip iman da aklın yanına geldi.

O zaman hayâ da hareket edip imanın peşine geldi. Onada melaike tarafından mani olmak istenildi ise de hayâ, Rabbımın bana emri vardır imandan ayrılma iman nerde ise ben iman ile beraberim imandan ayrılamam. Dedi.

Bunları uzun yazmaktaki gaye maksatımız. Düşünüp bunlardan bir hisse ibret alalım ki imanımıza hayamıza dikkatli olup her halları-mızda bizi, halımızı gören, niyetlerimizi bilen Rabbımıza karşı hayâ-mızı, edebimizi yırtmayalım. O’ndan çok utanıp, çok korkalım. İnşe-allahu teala edebi muhafaza edelim.

 


[1] Enbiya Suresi, 21/69.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>