canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

NAMAZIN BİRİNCİ ŞARTI ABDEST ALMAK - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

NAMAZIN BİRİNCİ ŞARTI ABDEST ALMAK

 

Bu fasılda önce abdestle ilgili hallerden, sonra abdestin farzlarından ve sünnetlerinden söz edeceğiz.

Ebu Yusuf der ki: “Ebu Hanife'den sordum:

“Bir kimse akar sudan gusl eylese, onun aşağı tarafından birinin abdest alması caiz olur mu?”

Cevap verip buyurdu ki:

“Evet: caizdir. Çünkü akarsu pisliği mahveder.”

Yine sordum ki:

“Eğer bir cahil bevl eylese veya bir cife (leş) bıraksa aşağı tarafından abdest almak caiz midir?”

Cevap verdi ki:        

“Eğer suyun üzerinde bevlin (idrarın) veya cifenin eseri varsa caiz değildir. Eserden murat, kokusu, rengi eseri belirmişse caiz değildir. Eğer suyun akarı kuvvetli olduğundan rengi eseri belirmez ise caizdir. Eğer bir miktar sıvıklık varsa ve hele kuyu olursa caiz değildir. [1]

Güneşte kızmış su ile abdest almak, mekruhtur buna dair Pey-gamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem den baras illetine sebeb olacağına dair hadisi şerif rivayet olmuştur. Yani insan cildinin sağlığına zararlıdır.[2]

Ayrıca abdest alırken dikkat edilecek bazı hususlar.

1. Abdest aldıktan sonra havlu ile silinmekte tamamen yaşını kurutmayın abdest suyunun biraz eseri kalsın. Mahşerde nur olaca-ğına dair hadisi şerif vardır. Peygamber Efendimizde havlu ile bazı kurulansada eseri bırakırmış. Bazen havluda almadığı olurmuş.

2. Abdest alırken mümkün ise dünya kelamı konuşmamalı.

3. Sırf vesvese ile abdest uzuvlarını üç kereden fazla yıkamaya­sın. Üç kere yıkadıktan sonra “Dön, temiz olmadı,” diyen Vehhan adlı şeytandır, ona itibar etmeyesin.

4. Güneşte kızmış su ile abdest almayasın.

5. Demir ve tunç kaplardan da abdest almayasın. Çünkü bunlar­dan abdest almak mekruhtur.

6. Bir hadiste bildirilmiştir ki: “Bir kimse abdest üzerine Allah'ı zikretse, dualar okusa, Allah bütün azalarını günah işlemekten te­mizler. Bir kimse de dua okuyup Allah'ı anmasa o kişinin ancak su değen azaları temiz olur.” Aynı zamanda her abdest aldıkça abdest şükrü olarak iki rekat namaz kılmayı da terk etmeyesin. (Kerahat vakti değilse) Bunun se­vabı çok olur.[3]

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cenneti alada Cebrail aleyhisselam ile gezerken önlerinde yürüyen bir ayak tıpırtısı duyulurdu.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cebrail a.s’a sordu ki; Ya Cebrail, bizim önümüzde bir yürüyen kimse var, kendi görükmüyor ama ayak tıpırtısını işitiyorum bu kimdir? Deyince; Bu senin müezzinin Bilal’i Habeş’inin ruhaniyetidir, dedi

Mi'rac işi tamam olup geldiğinde Hazret-i Resul Aleyhisselam, Bilal-i Habeşi'ye sorup buyurdu ki:

“Ya Bilal, senin hangi amelindir ki, göklerde bize nalınının se­sini işittirdi?”

Bunun üzerine Bilal’i Habeşi Hazretleri dedi ki:

Ya Resulullah, abdestimin bozulduğu her defa hemen yeniden abdest alıp iki rekat abdest şükrü namazı kılmadan etmem. Mümkün olursa bu namazı kılmalıdır.[4]

Sözün kısası abdestin ne olduğunu bilip tazim eden, namazın da ne olduğunu bilip tazim eder. Namazı Hak’kın dergahına arz olundu­ğunda makbul düşer.

İşte bu abdest hususunun ne derece yüksek bir şey olduğunu an­lamak dilersen Hasan-ı Basri radıyallahu anh’ın, Hazret-i Ali ker-remallahu vec­he’ye yetiştiği vakit bütün çetin meseleleri ve incelikleri bir tara­fa bırakıp “Şimdi kendisi, Rabbani Alemden bana abdest almak öğretti,” dediğini düşün. Bunun aslı şu idi: O zaman Hazreti Ali kerremallahu veche ha­life idi. İslam dini kuvvet bulup her tarafta ilim ehli çoğalmış, bun­lardan bazısı va'z etmeye heveslenmişlerdi. Hazret-i Ali kerremallahu veche: “Bu vaizleri bir göreyim. Tefsir bilirler mi, vaaz etmeye layık mıdırlar,” diyerek kıyafet değiştirip her diyarda camilere girdi. Vaaza iktidarı olmayan­ları gördüğü zaman onları min-berden indirdi. Teftiş sırası Basra şeh­rine geldi. Hasan-ı Basri camide vaaz ediyordu. Hazret-i Ali, gizlice, camiye girip onu bir müddet dinledikten sonra:

Bu yiğit, vaaz etmeğe layıktır, diyerek camiden çıkıp gitti. Ha-san-ı Basri'ye işaret oldu ki, giden Hazret-i Ali'dir. Meğer ki, Hz. Ali kerremallahu veche'ye yetişmiş değildi, fakat bütün muradı onu görmek idi.

Hiç olmazsa bir kere onu görmek müyesser olsaydı, bari, diye dua ederdi.

Gidenin Hz. Ali kerremallahu veche olduğunu anlayınca elinde olmadan minberden inip koştu, yetişip elini öptükten sonra ilk sözü abdest öğrenmek oldu. Bunun üzerine Hazret-i Ali radıyallahu anh:

“Abdesti sözle öğrenmekten fiille öğretmek hayırlıdır,” diyerek su getirdi ve Hasan-ı Basri'ye öğretmek için abdest aldı.

Nitekim Cebrail Aleyhisselam da, Hazret-i Resul'e böyle fiille öğretmişti. Ravza'da yazılıdır.

O halde bütün diğer çetin meseleleri bırakıp serçeşme-i evliya ve kutb-ı aleme (velilerin ana kaynağı ve cihanın merkezine) yetiştiği, vakit sahihce bir abdest almaktan daha önemli bir mesele bulmayıp bu derece üstünlüğüne rağmen abdest halini sormasından gerekli olanın ne olduğu anlaşılmış oldu. İnsaf sahiplerine Allah hidayet edi­cidir.[5]

 


[1] İmadu-l-İslam.

[2] Halebi Sağir Kenarı Tuhfetuşşahan sahife 95-Ayrıca Mevahibi ledüniye sahife 210 (Os-manlıca baskı).

[3] İmadu-l-İslam.

[4] İmadu-l-İslam.

[5] İmadul İslam.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>