canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Tecelli-i İlahi - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

TECELLİ-İ İLAHİ

 

İşte insan riyazata ve mücahedeye ve zikrullaha meşgul olunca, sıfat-ı insan o zaman sıfattan manay-ı insana yetişir. O zaman sıfat-ı Hak manay-ı insanda zahir olur. Yani Cenab-ı Hak, o kimseye sıfatı ile tecelli edince burada kendi, Hakk’ın tecellisine gark olunca, o anda kendi yok olunca, bazıları kendilerini Hakk oldum zan etmişler. Burada insan kendi manasından Hakkı temiz etmek gerektir. Kendi manasına Hakk oldum dese, Hakkı bilmemiş olur.

 

 مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ

 

Makamına varmamış olur

Burayı şöyle açalım: Bir siyah demiri çok kuvvetli bir ateşin içine koysalar, o ateşin kızgın sıcağı tecellisi o siyah demire vurunca, o demir bir müddet o ateşin içinde kalınca, o anda demirin siyahlığı gider. Kendi de ateş gibi kırmızı görünür. Ne zamana kadar, soğuyana kadar. Soğuduktan sonra ateş gene ateş, demir de demirdir. Yani demir ateşten çıkıp ayrılınca, demir ayrıdır, ateş ayrıdır.

İşte Cenab-ı Hakk’da kullarına ihsan-ı ilahi edip, esma-i sıfatıyla tecelliler edince, insanda o an Hakk’ın tecellisine gark olunca, kendi varlığı yok olup, Hakk’ın varlığına kavuşunca, bir damla suyun denize düşünce, bir damla su denizde gark olup, yok olduğu gibi, Cenab-ı Hakk’ın tecellilerinde kendilerinden benlikleri gidince, hayret verici haller, hayret verici sözler zuhur etmiştir. Fakat o tecelli hali geçince, demirin ateşten çıkınca demir ayrı, ateş ayrıdır. İnsan da o tecelli hali geçince, o hal geçince kendini halk eden Halık ayrı, halk olan mahluk ayrıdır.

İşte aşıklardan Seyyid Nizamoğlu’nun sözleri:

 

Dostlar bilin şimden geri nam u nişan olmaz bana

Ben dost ile dost olmuşam belli mekan olmaz bana

Hakkın tecellisi yetti cismim toprağın tozuttu

Hep benden benliğim gitti yadlı yaman olmaz bana

Ne canım kalır ne tenim ne evimdir ki ne bedenim

Ben beni bilmezem kimim adıyla san olmaz bana

Nazar eylen bana noldum ölümü yok dirlik buldum

Soru hisab ben oldum sırat mizan olmaz bana

Acaip devrana irdim lesi yok illadır virdim

Ben mevlam didarın gördüm gayrı seyran olmaz bana

Çünkü ben yar ile yarım Mansur oldum dikin darım

Nesimiyem yüzün derim asla ziyan olmaz bana

Görün Seyyid Seyfullahı kendinde bulmuş Allahı

Ben dostu buldum billahi şek ve güman olmaz bana

  

Ben bir aceb derde düştüm 

Bulunmaya gibi derman

Dostun tecellisi yetti          

Hep gönül mülkünü tuttu

Benden benliğim mahvetti  

Ne eşkal kaldı ne elvan

Her bir kılım bir bir göz oldu        

İçim dışım hep yüz oldu

Alem cümle düpdüz oldu              

Ne yadlu kaldı ne yaman

Bütün dünya tenim oldu              

Sekiz cennet canım oldu

Ben sirrin sir de benim oldu

Gizli sirler oldu ayan

Dost bana sundu bir dolu   

İçtim anı oldum deli

Kimsenin ben değilim kulu  

Şimdi sultan oldum sultan

Beni bulmak isteyenler                

Sirri duymak isteyenler

Kendi şehrinizde yoklan               

Gönüllerdir bana mekan

 

Şu son beytin açıklaması; Mevlana Hazretlerinin bir sözünde, ben öldükten sonra beni yalnız mezarımın toprağında aramayın; beni mü’minlerin sadrında arayın.

 

Seyyid Nizamoğlu söylüyor:

 

Ben bilmedim ki ben kimem hayretteyim hayretteyim

Hiç ben bana ben diyemem hayretteyim hayretteyim

Gözümdeki kimdir gören gönlümdeki kimdir duran

Kimdir nefes alıp veren hayretteyim hayretteyim

Dilimde kimdir söyleyen kulakta kimdir dinleyen

Kimdir bu idrak eyleyen hayretteyim hayretteyim

Bu adımım kimdir atan ağzımdaki lezzet neden

Bu çiğneyip kimdir yutan hayretteyim hayretteyim

Elimdeki kimdir tutan tuttuğunu geri atan

Kimdir alan kimdir satan hayretteyim hayretteyim

Tenimdeki canım neden gözümdeki kanım neden

Bu dinim imanım neden hayretteyim hayretteyim

Seyyid Nizamoğlu heman her iş Hakkın tutma güman

Ya bes nedir yahşi yaman hayretteyim hayretteyim

 

İşte bu gibi sözler, tecelliler geldiği zaman, kendileri yok olup mahv u fenaya geçtikleri zamanlarda söylemişler. Bu konu hakkında Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin Cevahiri İslam kitabının 187. sayfasındakileri yazıyoruz inşaallahu Teala:

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>