canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

EZAN - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

EZAN

 

Resulu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Medine-i Münevvere’ye geldiklerinde namazı bazen önce bazen sonra kıldırıyorlardı. Peygam-berimiz sallallahu aleyhi ve sellem namaz vakitlerini bildirmek için Ashabı Kiram ile istişarede bulundular. Ashabı Kiramdan bazıları: Bir bayrak dikelim. Bayrak dikildiğinde namaz vaktinin geldiği belli olsun. Görenler görmeyenlere bildirsin dediler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu beğenmedi. Bazıları çan çalalım dediler Pey-gamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu da beğenmeyerek bu Hristiyan’ların işi dedi. Bazıları ateş yakmayı teklif ettiler. Peygam-berimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu Mecusilerin işi dedi. Bazıları da boru çalınsın dediler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu da beğenmedi. Bu Yahudilerin işi dedi. Daha sonra bir karara varmadan dağıldılar.

Abdullah Bin Zeyd r.a ben yattım. Uykuyla uyanıklık arasında iken gökten bir şahsın indiğini gördüm. Üzerinde yeşil bir kaftan elinde çana benzeyen bir şey vardı. Elinde olan şeyi bana satar mısın dedim. O şahıs bununla ne yapacaksın diye sordu. Ben de namazı-mızın vaktini bildirmek için çalacağım diye cevap verdim. O zat ben bundan daha hayırlı bir şeyi sana bildireyim mi dediğinde israrla buyurun dedim. O şahıs bir yüksek yere çıkarak kıbleye karşı döndü ve ezan okudu. Biraz durduktan sonra kalkıp evvelki gibi ezan okuyup sonunda iki kere kadkametissalah dedi. Ben de Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek bu rüyayı haber verdim.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem senin rüyan doğrudur ve haktır buyurdular ve bana bunu Hz. Bilal r.a.’a öğret diye emret-tiler. Ben de işittiğim gibi öğrettim. Hz. Bilal radıyallahu anhMedine’de yüksek bir yere çıkıp ezan okuduğunda Hz. Ömer radıyallahu anh koşarak geldi. Ve Abdullah radıyallahu anh’a gelen şahıs bana da geldi fakat Abdullah benden önce davranmış demiştir. O gece Ashab-ı Kiramdan yedi kişinin aynı rüyayı gördükleri rivayet edilmiştir.[1]

Ezan farz namazlar ve cuma için sünnettir. Vacip olan Bayram ve Vitir namazları için sünnet değildir.

1) Ezan ve kamet, vakit namazları için sünnet olduğu gibi, kaza namazları için de sünnettir. Çünkü ezan ile kamet, vakitlerin değil, namazların sünnetidirler.

2) Bir kısım kaza namazları başka başka yerlerde kaza olarak kılına­cakları zaman, her biri için ezan ve kamet gerekir. Fakat bir yer-de kaza edilecekleri zaman ilk kaza edilecek namaz için ezan ve kamet getirdikten sonra, diğer namazlar için yalnız kamet yeterlidir.

3) Kamet ile namaz arasında yemek-içmek veya yıkanmak gibi bir iş yapılsa, kameti tekrarlamak gerekir. Fakat kamet getiren kimse, kametten sonra sünnet kılsa veya imam, kametten sonra hazır bulunsa, kamet iade edilmez.

4) Müezzin olan şahsın sünneti bilen ve takvası olan kimse ol-ması müstahabdır. Cahillerin ve fasıkların ezan okumaları mekruhtur.

5) Sarhoşun, delinin; buluğ çağına ermemiş çocuğun okuyacağı ezanı iade etmek mendub veya vacibdir. Kadınların, bunakların, cünüb olanların ezan okumaları veya ikamet getirmeleri mekruhtur. Bunların ikametleri değilse de, ezanları iade edilmelidir. Çünkü ezanın tekrarlanması, cuma gününde olduğu gibi, meşru­dur. Abdestsiz kim-selerin de ikamette bulunmaları mekruhtur.

6) Ezanı oturarak okumak mekruhtur. Ancak kendisi için okuya­caksa keraheti olmaz. Yolcudan başkası için, hayvan üzerinde ezan okumak da mekruhtur.

7) Ezanda telhin (ezan kelimelerinin harflerini bozacak şekilde okumak) mekruhtur.

8) Müezzin cemaatin haline bakmalıdır. Cemaat bir namazın vak­tinde kılınmasını istediği takdirde, hemen kamette bulunmalı, mahalle büyü­ğünün veya dengi kimselerin gelmesini beklememelidir. Çünkü bunda riya, boyun eğme ve cemaata eziyet verme vardır.

9) Müezzin ezan ve ikamet getirirken ayakta olarak kıbleye yönelir. "Hayye ales-salah=haydin namaza derken sağ tarafa, Hayya alel-felah=Haydin felaha derken de sol tarafa döner. Ezanda sesin yükselmesine yardımcı olsun diye iki parmağının uçlarını iki kulağına tıkar.

10) Sesi yükseltmek ve güzelleştirmek gibi meşru bir özür olmaksızın kamet esnasında boğazı temizlemek mekruhtur. Ezan ve kamet arasında müezzinin konuşması da mekruhtur.

11) Ezan okunurken, ezanı duyanların dinlemeleri ve konuşmayı kes­meleri gerekir. Kur'an okuyan kimsenin de durup ezanı dinlemesi daha faziletledir.

12) Ezan ve kameti işiten kimsenin, müezzinin söylediklerini aynen tekrarlaması müstahabdır. Yalnız müezzin: حَيَّ عَلٰى الصَّلٰوةِ “Hayya alessalah”,  حَيَّ عَلٰى الْفَلٰاحِ “Hayya alel­ felah" dediği zaman işiten bunların yerine: لٰاحَوْلَ وَلٰاقُوَّةَ إِلّٰا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ "La havle ve kuvvete illa billahil aliyyil azîm" der. Sabah ezanında da müezzin:اَلصَّلٰاةُ خَيْرٌ مِنَ النَّوْمِ  "Essalatü hayrün minennevm" deyince, işiten kimse: صَدَقْتَ وَبَرِرْتَ ”Sadakte ve berirte = doğrusun, gerçeği söylemiş bulunuyorsun" der.

Ezanı işiten kimse cünüb dahi olsa, bu şekilde müezzine karşılıkta bulunur; çünkü bu bir övgüdür.

13) Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebubekir ile beraber bulundukları bir anda ezan okunurken أَشْهَدُ أَنَّ   مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ "Eşhedü enne Muhammeden Resulullah" denilince Hz. Ebubekir Efendimiz baş parmakla şehadet parmak uçlarını birleştirip iki sefer öperek gözüne sürdü Peygamber Efendimiz sallal-lahu aleyhi ve sellem "ya Ebubekir ne yapıyorsun"? deyince. "Senin mübarek ismine tazim gösteriyorum" diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Allah sana göz ağrısı göstermesin Ya Ebubekir"[2] dedi. Bu bize Hz. Ebubekir radıyallahu anh’ın sünnetidir.

14) Ezanı dinleyen bir müslüman, ezanın sonunda şu duayı ya-par.

 اَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلٰاةِ الْقٰٓائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًاۨ الْوَس۪يلَةَ وَالْفَض۪يلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّافِعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًاۨ الَّذ۪ۤي وَعَدْتَهُ اِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْم۪يعَادَ

“Ey bu ezanın ve kılınan namazın sahibi Allah’ım. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e en yüksek mevkii (vesile’yi) ve mertebeyi ver. O’nu kendisine vaadettiğin Makam-ı Mahmud’a (övülmüşlük makamına) kavuştur, diye dua ederse, kıyamet günü şefaatim ona helal olur.” [3]

Allahümme Rabbe hazihi'd-daveti't-tammeti vessalati'l-kaimeti atı Muhammedenil-vasillete ve'l-fazilete ve'd-de-recete'r-refiate veb'ashü makamen Mahmudenillezi veadtehu. İnneke le tuhliful, miad."Çünkü bu duayı yapan kimse şefaata hak kazanır ve Peygamber Efendimiz de ona şefaat eder.

Vesile'nin cennette yüksek bir makam olduğu, faziletin de yine yüksek bir makamı olduğu, Makam-ı Mahmud'un ise, en büyük şefaat makamı olduğu ifade edilmektedir. Böyle bir duada bulunmak Resul-u Ekreme muhabbetin ve ona sağlam bağlılığın bir nişanıdır. Mümkün mertebe Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in her halına sünnetine uymamız lazım.

Ezanın sıfatı, manası şu mübarek kelimelerden ibarettir:

 اَللّٰهُ أَكْبَرْ Allâh’u ekber (dört defa): “Allah her şeyden büyük ve yücedir. Yani, dünyada uğraştığınız işlerin hepsinden Allah büyük ve yücedir. Bu vakitte si­zin üzerinize namaz kılmak farz olmuştur. Şimdi dünya işlerini bı­rakarak farz olan namazı kılınız.” demektir. Ezan'da tekbirin tekrar edilmesi gafletten uyandırmak içindir. Çünkü bir şey tekrarlanırsa zihne daha iyi yerleşir.       

  أَشْهَدُ أَنْ لآٰإِلٰهَ إِلاَّاللّٰهEşhedü enlâ ilâhe illallâh (iki defa): Şahadet ederim ki Allah’dan başka ilah yoktur. Allah’u Ekber'den sonra şahadeti söy­lemek ilk söylemiş olduğuna uygun olarak Allah'a itaatin gerekli oldu­ğunu kalplere yerleştirmek içindir.

  أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهEşhedü enne Muhammeden Resulullâh (iki defa): Şüphesiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet ederim, demektir. Al­lah (c.c.) 'ın birliğine şehadet getirilirken Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ in Allah (c.c.)'ın Resulü olduğuna şehadet edilir. Çünkü Allahu Te­ala (c.c.) Resulünün zikrini yücelterek, O'nun ismini kendi ismine yakın kılmıştır.

 حَيَّ عَلَى الصَّلٰوةِ Hayye ale's-salâh (iki defa): Namaza gelin bu vakit namaz vaktidirSüratle namazı vaktinde kılınız ve asla namazı vaktinden tehir etmeyiniz demektir.

 حَيَّ عَلَى الْفَلٰاحِHayye ale'l-felah (iki defa): Namazda müjde vardır asla tenbellik etmeyin namaza gelin kurtuluş namaz-dadır.

 اَللّٰهُ أَكْبَرْAllâh’u ekber (iki defa): Allah her şeyden büyük ve yücedir.

 لٰاإِلٰهَ إِلاَّاللّٰهُLailahe illallâh (bir defa): Allahdan başka ilah yoktur. İbadetinizi yalnız Allah için yapınız.

 


[1] Mülteka terümesi Mevfkûfat.

[2] Keşfü-l-Hafa Hadis no 2296 Deylemi Müsnedi-l-Firdevs

 

 

[3] Amelü’l Yevmi vel-leyle c.1 s.177-178.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>