canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Namaza Dair Çeşitli Kurallar - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

 

Namaza Dair Çeşitli Kurallar

 

Secdede başını koyduğu zaman katılığını anlayacak derece yer-leştirerek alnını koymak farz, burnunu koymak vaciptir.

Secdede başına giydiği fes ve kavuk gibi şey çıksa bir eliyle ve ameli kalil ile başına giymek açık kılmaktan efzaldir.

İzdihamda secde edecek yer bulamayanın zaruretten önündeki kişinin sırtına secde etmesi caizdir.

Farz ile sünnet arasında konuşmak gibi namaza aykırı olan fiil sünneti iskat eylemez. Lakin sevabını azaltır. İbni Abidin adlı adlı fıkıh kitabında kuvvetli rivayete göre ifsad eder buyuruyor. Mümkün olduğu kadar farz ile sünnet arasında konuşulmamalı ve iki elle bir iş yapmak ameli kesirden sayıldığından bunlardan sakınmalıdır.   

Namaz kılınan yer kıyamet gününde şahadet edeceğinden i-mam, cemaat veya yalnız kılanlar farzdan sonra mümkün ise safı bozup sünneti başka yerde kılmak ziyade güzeldir.

Selamdan sonra

أَللّٰهُمَّ أَنْتَ السَّلٰامُ وَمِنْكَ السَّلٰامُ تَبَارَكْتَ يَاذَ الْجَلٰالِ وَاْلإِكْرَامِ

“Allâhümme entesselâm ve min kesselâm tebârekte yâ zel celâli vel ikram” diyecek kadar oturmak sünnet, o kadar dur-madan kalkmak mekruhtur.

Feyziyyede; namaz kılan elini cesedinden kaldırmadan kaç defa kaşısa bir defa kaşımış olur.    

İmam sesli kıraatta bulunursa sonradan yetişen “sübhânekeyi” okumaz. Eğer imam sessiz okuyorsa sonradan namaza yetişen “süb-hânekeyi” okur. [1]

Secdede başını koyduğu mahalin berkliğini (sertliğini) anlayacak mertebe yerleştirip alnını ve burnunu yere koyması lazımdır.

Secdede iken başındaki şey çıkarsa bir eliyle giyip kılmak başı açık kılmaktan afzaldır.

 Rüku ve sücuddan aciz olan rükuya biraz eğilir. Secdeye biraz daha fazla eğilerek ima eder. Önüne yüksek bir şey koyup üzerine secde etmek caiz değildir[2]

Namaz Kılmamanın Cezası

Namazları vaktinde kılmanın sevabı çok olduğu gibi, namazlarını kılmayan, namaz va­kitlerine aldırmayan, namazlarını ihmal eden, beş vakit na­mazını kılmayan müslümanların cezaları da çok ağır ve şiddeti, pek çetin olacağını Hadis-i Şeriflerden öğ­reniyoruz.

 Hadis-i Şerif:

مَنْ تَرَكَ الصَّلٰاةَ مُتَعَمِّدًا فَقَدْ كَفَرَ

Yani, “Bir kimse bile bile farz-ı ilahi olan namazı inkar ederek kılmaz ise, kafir olur.”[3] Ama inkar etmez de kılamaz da, inşaallah kılarım der, hem de kılarım niyeti olursa, kafir olmaz. Ama emre itaat etmediğinden, günahkar olur.

Hadis-i Şerif:

اَلصَّلٰاتُ عِمَادُ الدّ۪ينِ فَمَنْ اَقَامَهَا فَقَدْ اَقَامَ الدّ۪ينَ وَمَنْ تَرْكَهَا فَقَدْ هَدَمَ الدّ۪ينَ

Yani “Namaz dinin direğidir. Kim ki namazı kılarsa dini muhafaza eder; kim ki namazı kılmayıp, terk ederse, dinini yıkmış olur.”[4]

Ey din kardeşlerim ve din yolunda olan bacılarım, dünyaya bir göz atalım; Allah’ın sevgilisi habibi olan Muhammed Mustafa’ya baka-lım; O’ndan örnekler alalım, O’nun sünnetlerine tamamen uyup, O’na halis ümmet olalım. O bizlere örnek olarak neleri yapmış, neleri nehyedip, yapmamış ise, onu kendimize bir numune ölçü edelim. Eğer iki dünyada selamette olalım dersek, O’na uyalım. O, ömür boyunca namazı kılmış, terk etmemiş. Beş vakit farz ile de kalmamış nafile namazlara devam etmiştir. Zikrullahın çokluğuna devam etmiş-tir. Bizlere bu eminliği ve bu serbestliği, bu güvenci kimler veriyor?

İşte bunları bizlere veren nefis ile şeytandır. Bunlar ise, bizlere büyük düşman değil mi? Bu vücuttaki aza ve organları yaratan Allah’ını bırakıp, O’nun dediğine kullanmayıp, nefsin, şeytanın dediği yerlere mi kullanmak istiyorsun? Yolunu düşün; hangisini seçmek istersen reyi senin iradene verilmiştir.

Şimdi iyi düşün, bu vücuttaki mevcut bulunan aza ve organların senin irade-i cüziyyene verilmiştir. Eğer seni halk eden ve O’nun elçisi olan Resulün gösterdikleri yolu seçip, o yolda yürüyüp, Allah’ın vaadettiği nimet ve mükafatlara, sonu bitmeyen devletlere ve Cenab-ı Hak’kın cennet ve cemaline ve rızasına ermek istiyor isen, Allah ve Resulünün gösterdiği yola sağlam yapış, kopma, ha! Bu yolu bırakıp da, nefsin, şeytanın gösterdiği yollara sapma, ha kardeşim! Vallahi bu fırsatlar kalmaz. Giden ömür günler bir daha ele gelmez. Çok sevip, meşgul oldukların gelip, mezardaki halini bilmez. Hak’tan gafil cahilin meşgul olup, sevdikleri hoşlandıkları düşünce ve arzuları neler olabilir ve nelere dayanıcı ve güvenci olur?

Dünya malına, evlât ve ayaline ve halkın içinde nam şöhretine ve halkın hizmet ve hürmetine ve çok yemek, içmeye ve çok şehvet, arzu peşine gitmeye, işte bunların hepsi sonsuzdur. Az zamanda yok olacaktır. Şu vücudu çok süsleyip, çok da gıdalar ile besledin. Ama sonunda mezara dolup, yılan, çıyanlara, böceklere yem olacak. Hangi güvendiğin, seni bunlardan alabilecek, iyi düşün, acaba nereden, ya kimden yardım gelecek. Akıl yok mu idi bu durumları bilecek? Bu çok sevip meşgul oldukların seni maddi varlığın var iken, sıhhatli zama-nında severler. Maddi varlıklar bitince, sıhhatten düşüp, çok zayıf olup, her türlü bakımın ellerine kaldığın zamanlarda çok çabuk usanırlar. Ölümünü isteyip everler. Öyle bu mal, mülk, maddiyat, ev-lat, ayal bunların hepsi gelip geçici bir hayal, sonsuzdur. Bunların varlığına, hürmet hizmetine, taltifine sakın aldanma, ha. Bunların her türlü halleri seni yaradan Allah’ını unutturmasın. Allah’tan uzak-laştırmasın ha.

Sen evvela çok yakın bir kuvvetle Allah’a iman etmeyi, nefsini tanıyıp kontrol altında tutmayı ve kötü huy ve ahlaklarını düzelt ve düzeltmeyi öğren. Nefsine, şeytana iradene direksiyonunu verme. Onlara karşı çıkıp, onlara cihad açıp, cihad mücadelende azimli ol. Yı-lıp onlara teslim olma. Allah korkusunu içine düşür, bir an çıkmasın. İhlaslı amele devam eyle. Allah’a tam teslim ol. Nefisle şeytan seni yıkmasın.

Zengin olmak ister isen az ye, kanaate teslim ol. Rahat yaşamak istiyor isen, içinden hırs tamahını bırakıp, rahat ol. Allah (c.c.) kor-kusu bir anda olsa içinden çıkmasın. Ölümü, mezarını unutma, dilinle kalbini birleştir. Kendin duyacak kadar, gücün yettiği kadar, la ilahe illallah zikrine devam etmeyi adet eyle. Dilin yorulursa, kalben zikir, fikir eyle. Bu konuları da evlât ve ayaline, dost ve ahbaplarına ve mümkün mertebe din kardeşlerine ve bacılara tavsiye eyle, tavsiyede bulun. Her haline rıza göster, şikayetçi olma. Geçmiş ve gelecek endişe, hayaller ile Allah’ı, ölümünü unutup da hülyaya dalma. Allah’a ve sünnet-i Resulullah’a, Allah ve Resulullah’ın gösterdiği şeriat yolla-rına sımsıkı sarıl, ayrılma. Daima günahını unutma. Tevbeye, istiğfara devam eyle, umutsuzluğa düşme. Çok sabırlı, sakin ol. Tazarru ile, çok dua eyle. Daima Allah’tan af ve mağfiret talep eyle; yardım hida-yet iste. O, cidden yalvarıp, dua edeni sever, duasını kabul eder. İste-yenlerin isteklerini verir. Biz isterken hayırlısını, rızalısını istemeliyiz.

 


[1] Enisül abidin s.45-46-48-51-54.

[2] Metalib kitabı.

[3] Münâvi Feyzu-l-Kadir c.6.s.102 (Mısır).

[4] El-Hafız Ali Rıza, Gülzar-ı Medinetü'l-Münevvere c.1. s.40.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>