canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

NAFİLE NAMAZLAR - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

NAFİLE NAMAZLAR

 

Bazı kimseler farz borcun var iken, boş yere nafile kılma, derler. Onların Allah’a yakın olmalarına, onların Allah’ı sevmelerine ve Al-lah’ın da onları sevmesine mani olurlar. Allah ile kulu arasını açıp, bu sevgilere mani olanlar iyi düşünsünler. Allah’dan korksunlar. Allah’ın kullarını, Allah’a yaptığı ibadetinden ve sevgisinden alıkoymasınlar. Mevkufat kitabında der ki; bir adama hac farz olduğu halde umre haccı yapabilir delilide şu Ezan-ı Muhammediye okununca namaz farz oldu niçin kalkıp sünnet kılıyorsun sünnet nafile değil mi boynunda farz varken öyleyse buda caizdir diyor Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki:

Yarin mahşere bir adamı getirirler Cenab-ı Hak defterine bakın bunun namazda farz borcu var mı der melekler bakarlar farz borcu var derler nafilesine bakın der nafilesine bakarlar nafilesi çok derler öyleyse o nafile ile farzın eksiğini temamlayın diyecekdir diye buyuruyor.

Sen niçin men edersin, Allah’ın kullarını Allah’ın ibadetinden Al-lah’tan korkmazmısın. Nafile namazlarını inkar edenlere cevap mümkün mertebe beş vakit namazlarımızı kılmalı, madem ki nafilelerde de bu kadar fazilet var nafilelere de devam etmeli, kaza borcumuzu da hesap edip kılmalıyız.

Şimdi nafileler ne imiş yazılacaktır, inşaallah. İmdâdu-l-Müslimin kitabı sahife, 247: Bu bahis feraiz-i ilahiyede noksan olursa, yani far-zların eksikleri, noksanları Cenab-ı Hak’kın fazl-ı keremiyle, nafileler ile ikmal, yani nafilelerle farzların noksanları tamam olacağına İbn Ömer radıyallahu anh rivayetiyle, şu hadis-i şerifi yazıyor.[1]

اَوَّلُ مَا اَفْتَرَضَ اللّٰهُ تَعَلٰى عَلٰى اُمَّت۪ى الصَّلَوٰاتُ الْخَمْسُ وَاَوَّلَ مَايَرْفَعُ مِنْ اَعْمَالِهِمُ الصَّلَوَاتُ الْخَمْسُ، وَاَوَّلَ مَا يَسْأَلُونَ عَنِ الصَّلَوٰاتِ الْخَمْسِ، فَمَنْ ضَيَّعَ شَيْئًا مِنْهَا يَقُولُ اللّٰهُ تَعَالٰى: اُنْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْد۪ى نَافِلَةً مِنْ صَلٰاةٍ تُتِمُّونَ بِهَامَا نَقَصَ مِنَ الْفَر۪يضَةِ، وَانْظُرُوا ف۪ى صِيَامِ عَبْد۪ى شَهْرَ رَمَضَانَ، فَاِنْ كَانَ ضَيَّعَ شَيْئًا مِنْهُ فَانْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْدِى نَافِلَةً مِنْ صِيَامٍ تُتِمُّونَ بِهَا مِنَ الصِّيَامِ، وَانْظُرُوا زَكَاةَ عَبْد۪ى فَاِنْ كَانَ ضَيْعَ مِنْهَا شَيْئًا فَانْظُرُوا هَلْ تَجِدُونَ لِعَبْدِى نَافِلَةً مِنْ صَدَقَةٍ تُتِمُّونَ بِهَا مَا نَقَصَ مِنَ الزَّكَاة،ِ فَيُؤْ خَذُ ذٰلِكَ عَلٰى فَرٰٓائِضِ اللّٰهِ، وَذٰلِكَ بِرَحْمَةِ اللّٰهِ وَعَدْلِه۪، فَاِنْ وَجَدَ فَضْلًا وُضِعَ ف۪ى م۪يزَانِه۪ وَق۪يلَ لَهُ اَدْخِلِ الْجَنَّةَ مَسْرُورًا وَاِنْ لَمْ يُوجَدْ لَهُ شَيْءٌ مِنْ ذٰلِكَ اُمِرَتِ بِهِ الزَّ بَانِيَةَ فَاَخَذُوا بِيَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ ثُمَّ قَذِفَ بِه۪ فِى النَّارِ

Bu hadis-i şerifin tercümesi; Yani “Cenab-ı Hak’kın evvela farz kıldığı beş vakit namazdır. Yevmî kıyamette, evvela beş vakit namazdan sual olunur. Her kim ki, onlardan bir mik-tarını zayi etti ise, Cenab-ı Hak, melaike-i kirama hitaben, nazar edin, bakınız, bu kulumun nafile namazını bulursanız, farzdan noksan olanı nafilesi ile tamam ediniz, diye emir buyurur.

Sonra Cenab-ı Hak, nazar ediniz, kulumun Rama-zan’daki orucuna bakınız; zayi etmiş ise, nafile orucu bulur iseniz, onunla farzın noksanını tamam ediniz, diye emreder.

Ve yine Cenab-ı Hak, nazar edin, bakınız, kulumun zekatından noksanı var ise, sadakasını bulursanız, onunla zekatını tamam ediniz, diye emir eder. Bu minval üzere nâfile ibadetler farzlara eklenerek farzların eksikleri tamamlanır.

Bu da Cenâbı Hakk’ın bir rahmeti İlahiye ve adeti Sübhâniyesidir. Eğer nâfile ibâdeti çok bulunursa farzların mizanına konur, sâhibine mesrûr olduğun halde haydi cen-nete gir denir. Eğer nâfile ibâdeti az olup da farzları da nok-san kalır ise zebânilere, bunu cehenneme atınız deyu emr olunur ve hemen zebaniler tarafından ellerinden ve ayak-larından tutarlar cehenneme atarlar.” [2]

İşte şimdi iyice anlaşıldı ki, nafilelerle farzların noksanları ta-mamlanıyor. Şu halde insan, aklını başına alıp, hal-i hayatında dikkat edip, hulus-i niyeti ile huzur-ı kalp ile, hem farz, hem de nafilelere, hem zikrullaha gayretle azimle yılmadan devam etmemizi Cenab-ı Hak, cümlemize ihsan ve hidayet kılsın, amin!

İmam Gazali’nin, İhya-u Ulumiddin kitabından hadis-i şerif:

جَبْرُ نُقْصَانِ الْفَرٰٓائِضِ بِالنَّوٰافِلِ

Yani, “farzların eksikleri nafilelerle tamam olur.”[3]

Peygamber Efendimizin nafile kılması, gece kıldığı namazlar iki-de bir selam iledir. Teravihte de, ikide bir selam ile kılar idi. Teheccüd namazı dört rekattan az kılmaz idi. On iki rekattan da fazla kılmazlar idi. Yani azı dört rekat, yukarısı on iki kılmışlardır.

Gündüz nafileleri dört rekatta bir selam ile kılmışlardır. Hadis-i Şerif: Nafile namazlar hakkında, güneş doğduktan sonra kırk beş dakika sonra işrak namazının vakti girer. İşrak namazı sonu güneş doğduktan iki saat sonraya kadar kılınır. Aşağısı iki, yukarısı on iki rekattır. Her kim gücünün miktarı en az iki kılsa, bir hac, bir de umre sevabı alır, buyuruyorlar.

Duha, yani kuşluk namazı vakti, güneş doğduktan iki saat sonra girer, öğle namazına bir saat kalasıya kadar kılınır. Aşağısı iki, yukarısı on iki rekattır. Kuşluk namazı, her kim en az iki rekat kılarsa, gafil-lerden yazılmaz. Dört kılarsa, mahsunlardan yazılırsın. Altı rekat kılar-san, itaat edenlerden yazılırsın. Sekiz kılarsan kurtulmuşlardan yazılırsın. On kılarsan, o gün günahın kayıt edilmez. On iki kılarsan, Allah senin için cennette bir köşk yapar. O gün günahın kayıt edilmez.

Dediğimiz iki katip melaikemiz sağdaki hayra müvekkel hayrı yazar, soldaki günah yazar. Soldaki melaike sağdaki melaikenin emrindedir. Bir günah işleyince, sağdaki melaike bir müddet bekletir, yazdırmaz.

Peygamber Efendimize Cenab-ı Hak’kın kelamları:

اِطْعَامُ الطَّعَامْ وَل۪ينَ الْكَلٰامْ وَالصَّلٰاةُ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسِ نِيَامٌ

Yani, rıza-i ilahiyi kastederek, taam yedirmek ve herkese güzel, hoş söz söylemek ve herkes uyurken, gecelerde na-maz kılmak. Yani bunlar ile amel et ve ümmetine de em-ret,[4] diye buyurmuşlar.

İşte bu sebeple gece namazlarını Peygamber Efendimiz sallal-lahu aleyhi ve sellem çok severler idi. Hadis-i Şerif:

اَفْضَلُ الصَّلٰوةِ بَعْدَ الْمَكْتُوبَةِ الصَّلٰوةُ ف۪ى جَوْفِ اللَّيْلِ

Yani, “Feraizden sonra namazların efdalı geceleri kılınan teheccüd namazıdır.” [5]

Hadis-i Şerif:

مَنْ حَا فَظَ عَلٰى شَفْعَةِ الضُّحٰى غُفِرَتْ لَهُ ذُ نُوبُهُ وَاِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ

Yani, “salat-ı duhaya, (yani kuşluk namazına) devam edenin günah-ı sağiresi mağfur olur, velev ki, deniz köpüğü kadar çok olsun”.[6]        

Yine Hadis-i Şerif:

مَنْ صَلّٰى سِتَّ رَكَعَاتٍ بَعْدَ الْمَغْرِبِ قَبْلَ اَنْ يـَتَكَلَّمَ غُفِرَ لَهُ بِهَاذُنُوبُ خَمْس۪ينَ سَنَةً

Yani “Akşam namazından sonra altı rekat sünnet kılmaya devam edenlerin elli senelik günahı mağfur olur.”[7]

  “On iki senelik ibadet yerine geçer.”[8]

İşte bu müjde ve mükafattan başka da bu akşam namazından sonra bu altı rekat nafile evvabin namazına ihlaslı devam, bir de gece nafile teheccüd namazına devam edenler, bu mükafatlara nail oldukları gibi, bir bu, iki gece namazlarına devam edenlerin gündüz yüzleri çok nurlu olur. Vücuduna gelen emraz, hastalıkları da giderir. Yani ölüm derdinden başka gelen hastalıkları da giderir, inşaallahu teala.

Bu ibadet, bu namaz, bu zikirlerde bu kadar mükafatlar acaba olur mu, diyenlere cevap:

Allah bir şeye murad ederse, yapar, verir, alır. Az verir, çok verir, memnun olursa, daha çok istediği kadar verir. Hiç kimse karışa-maz. Bir delil; bir gün Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem sahabelerle oturuyorlar idi. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, Beni İsrail’den dört kişi var idi ki, ikisi seksen sene göz açıp yumuncaya kadar Allah’a isyanda bulunmadılar.

Yine Beni İsrail’de iki kişi var idi ki, o iki kişi de seksen sene ge-ce ve gündüz üzerlerinden silah çıkarmayıp, Allah için cihad, harp ettiler, deyince, sahabeler müteessir oldular, dediler ki, Ya Resulullah, senin ümmetiyin yaşları zaten yetmiş; seksene ulaşan azdır. Beni İsrail’deki bu kişilerin derece, mertebelerine ulaşmak mümkün ola-maz, deyip müteessir olunca, Cebrail aleyhisselam müjde ve beşa-retle geldi, ya Muhammed, Rabbin Sana ve Senin ümmetine Leyle-i Kadir gecesini verdi, ihsan etti ki, leyle-i kadir gecesini ihlaslı ihya edilmesini bin ay ibadetten hayırlı kıldı.

Bin ay da seksen üç sene, dört ay eder. Yeter ki, bir kul ona sevilsin. O, sevdiğinden hiçbir şey esirgemez. Kimse karışamaz. İstediğini verir.

Evet buraya kadar hadisi şerifler ile deliller getirildi. Nafile na-mazların farz namazların noksanını nafileler ile tamamlanacağını yani nafile namazlar farz namazların eksiğinin eksiklerinin yerine sayılıp tamamlanacağı söylendi. Ve hem farz hem de fedai olaraktan nafile ibadetlere başlanır ise Allah ile kulun arasında o zaman sevgi muhabbetin başlayacağına hadisi kutside söylendi. Bunlar yazıldı idi.

Şimdi kafadan konuşup bir takım okumuş olanlar bir takım hocalar bir kısım insanlar her şeyin temeline aslına bakmadan itirazlar edip kul ile Allah arasına karışmaya cesaret ediyorlar. Soruyorlar nafile namaz kılanlara farz kaza borcun var mı? Farz namazda kaza borcu olanlar nafile namaz kılamazlar. Kılmayınız. Kabul olmaz borcu-nuzu ödeyiniz. Diyenler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem borcu-nuzu ödeyin ondan sonra nafileye devam ediniz. Diye bir hadis şerifi yoktur. Sizler nereye istinad ediyorsunuz.

İşte yazdık şimdi imdadı Müslümün kitabının 247. saifesindeki uzun hadisi şerife bakınız. Kafadan konuşmayınız. Yine Cenâb-ı Hak Teala Hazretleri hadisi kudsisinde tafsilatı ile kitabın gerisinde yazıldı idi. Anlamı kulum bana yakın olamaz farz kıldığım ibadetlerde yakin olduğu gibi. Kulum benden ayrı olmaz ben o kulumdan ayrı olmam nafilelere de beraber devam ettikçe. Hatta uhibbuhu yani o zaman o kulumu severim. Buyuruyor.

Nafilelerin devamında kul ile Allah arasında sevgi muhabbetler başlıyor. Farz ibadetler keskin emir. Boynumuzun borcu. Yapmaz isen azap hazır. Nafile ibadetlerde yapmaz isen azap yok ise de yaparsan Allah ile dostluk, muhabbetler, sevgiler, aşkı ilahi, zevki ilahiyeler, feyzi ilahiyeler buna benzeyen ikramlar var. Alış verişler var. Neden bunlardan men ediyorsunuz. İnsanları Allah’ın dostluğundan, zikrin-den, ibadetinden alıkoyuyorsunuz. Dikkat edin. Sizler Ramazan ayı girdiğinde hocalarımız cemaatimiz farz borcunuz var. Farz borcu olan-lar nafile kılmayınız kılınmaz kabul de olmaz. Diyenleriniz. Ramazan ayı gelince Hoca mihraba geçip cemaatte arkasına durup teravih namazına niyet edip imam ila teravih namazı kılıyorsunuz. Hoca tera-vih namazı farz mı? Nafile sünnet mi? Cemaatin önüne geçip nafile sünnet teravih namazına imamlık yapıp kıldırıyorsunuz. Arkadaki cemaatler sizind e farz borçlarınız var ise neden teravih namazı farz olmadığı halde imamla teravih namazı kılıyorsunuz.

Sözü kısadan bizler daha bizlerden evvel ehli takva olanlar, ayetler, hadisler kaynakları ile hadis kaynaklarını şimdi kısadan ver-dik. Halebi tercümesinde bir ayeti kerimenin mealinde namaz kılan kimselere niçün namaz kılıyorsunuz. Demeyiniz. Diye keskin emir veriliyor. Ayeti kerime Alak suresi 9. ve 10. ayeti kerimesinde haber veriyor. Namaz kılan kimselere namaz kılmayınız demeyiniz.

Hulasayı kelam bizler yüksek zatlar ehli takva olanlardan aldı-ğımız izahatlara göre, hadisi şeriflere göre, ayeti kerimelere göre, hem beş vakit namazda kazası olanlar kazalarınızı dönderin hem de ölmeden bu kadar nafile namazlarda, ibadetlerde, zikrullahlarda büyük dereceler, büyük sevaplar vardır. Hem kazanızı dönderin. Kılınız. Hem de nafile ibadetlere devam ediniz.

Ben kaza namazımı kılar ondan sonra nafilelere başlarım der-sen. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki. Her çıktığınız, ulaştığınız saatinizi son saatmiş gibi bilin. Öyle tedarik, tedbir ile ibadet itaate sıkı sarılınız. Hem Kur’an’a, hem hadisine, hem sünnetine, hem de nafilelere devam edin, fırsatı elden kaçırmayınız. Ben farzı kılar kazamı tamamlar ondan sonra nafilelere başlarım dersen ikinci saate kadar belki keskin bir ölüm haberi mezar yolculuğu ansızın gelebilir. Hem de öyle bilip çok tedarikli olup hazırlıklı olup eldeki imkanlarımızı, vakit zamanlarımızı, hem farz, hem sünnet nafilelere, hem huzuru kalb ile zikrullaha devam etmelerimiz lazım gelir.

Eldeki fırsatı kaçırmayalım. İtiraz edenler, kitaplara bu konuyu yazanlar, farz borcu olanlar nafile kılamaz, farz borçlarını ödesinler, nafileyi öyle kılsınlar. Farz borcunu ödemeden nafileleri boşa kılma-sınlar kabul olmaz diye, nasıl cesaretle hem kitaba yazıp hem de insanları bu hayırdan men ediyorsunuz.

Bu hem farza hem de nafileleri beş vakit farzın üzerine nafile kılanlar bir umut ile bunu gece gündüz kendilerine bir adet etmişler devam ediyorlar. Sizler de bunlara mani oluyorsunuz. Müzekkin Nüfus kitabında tasavvuf ehli olan Eşrefoğlu Rumi Hazretlerinin kitabında ne yazıyor. Yazıyor ki şeytan ile Fravun ikisi hamamda hamam yaparken şeytan bir sihir yaptı. Fravunun önündeki dolu olan su cürunu buz dondu. Tası çalıyor takır tukur ses veriyor su yok. Şeytan da bakıyor. Şeytan dediki ne oldu acizmi kaldın deyince. Fravun bilmemki su buz dondu ne oldu. Aciz oldum. Deyince şeytan dedi ki, sen tanrılık davasını yapıyorsun tanrı olan böyle bir suyun donmasından aciz olur mu? Deyince. Fravun dediki bu işleri bana hem sen yaptırıyorsun hem de şimdi bana gülüyorsun. Dedi. Arkadanda Fravun tekrar şey-tana soru sordu. Sordu ki Allah’u Tealanın halk edip yarattığı mah-lukatının içinde Allah’a senden ve benden şerli kimse var mı acaba deyince şeytan dedi ki vardır. Fravun tekrar bu mahlukatın içinde daha senden benden şerli kimdir? O Allah’a karşı deyince. Şeytan dediki Fravun’a Mennian lil hayır yani bir kimse Allah rızası için bir hayır iş işlese ve bir insanları hayra, hayır işe teşvik edip yöneltse bir kimsede bu adamın hayır işi yapmasına mani olsa o hayır işi yap-tırmamaya mani olsa o kimse Allah indinde senden ve benden daha şerlidir. Hayır işten insanları alıkoyanlar mani olanlar engel olanlar yapılmasını men olanlar iyi düşünün Allah ile kulun arasına gir-meyiniz.

Bu ayetler, hadisler, deliller, kaynaklar var iken bu keskin emri kılmayınız nafile ibadet yapmayınız kabul olmaz. Bu kadar zikir olmaz. Bu sözleri nereye dayanıp söylüyorsunuz. Haşa size bir vahyi emir mi geliyor. Kimden alıyorsunuz bu emirleri insanları hayır işten men ediyorsunuz. Hem farz, hem nafileler, hem zikrullaha hayır işlere ya-pışıp devam edenler ile yalnız farzı kılıp nafile kılmayıp farz bana yeter deyip sabaha kadar uyuyanlar ile gece ve gündüzde nafile namazla abdestle istiğfar tevbe ile salavatlar ile Allah’ı zikretmek ile gündüzünü gecesini bu yolda ibadete sarf edenler ile etmeyip yalnız bana farz yeter deyip sabaha kadar yatanlar düşünün düşünün hiç beraber olur mu? Ayetin mealini yazıyoruz. Zümer Suresinde ayet 9:

Gecelerin bir kısmını istirahat ettikten sonra Allah rızası için kalkıp abdestle namaz ile istiğfar zikrullah ile gecesini ihya edenler ile sabaha kadar vaktini, nefesini, ömrünü uykuya harç edenler hiç beraber olur mu? Hiç bunlar Allah indinde beraber olur mu? Gecesini, gündüzünü, vakitlerini farz, sünnet, nafile, istiğfar, zikrullah ile çalı-şan bir kimsenin bu yaptığı itaat, ibadetleri bir tanesi Allah’ın tam hoşuna gelirse bu adama yapacağı ihsani ilahiye, varidatı ilahiye, mağfiretini ve buna yapacağı ikramiyesini, varidatlarını ihsan eder ise düşünün Allah bir kulunu sever, kul da Allah’ı sever, Allah da onun hizmet ibadetinden razı olur, hoşuna giderse o sevdiği kulundan ne esirger.

Yapamayacağı akıla gelmiyecek ikramını varidatını hem dünyada hem ahrette verir. Sizler ise bu kimselerin varidatı ilahiyesine mani oluyorsunuz. Mani olanlar dikkatlı olun kardeşim. Hayır işleri yapan-lara mani olmayınız. Allah’ı gücendirmeyiniz. Sizler yapıp çalışamıyor iseniz, calışanlara mani olmayınız. Hem farzı, hem kazanızı dönderin. Nafile ibadetlerden, zikrullahtan, itaatlerden kalmayınız. Çalışınız. Diye onları daha ferahlandırınız. Sevindiriniz. Allah’ın vereceği ihsanlarını onlara haber verinde Allah’ı kullarına sevdiriniz ki Allah’da sizi sevsin razı olsun.

Bir ayetin mealinde bir kimse bir kimseyi yanlış kötü yönlerden hayrat yoluna Allah’ı tanıtıp Allah’ın rıza yoluna çevirmesine ve onun kalbini Allah’a yönelmesine sebep olur çevirir ise kötülüklerden men edip iyi yönlere çevirir kalbini ihya ederse o kimse Allah indinde bütün insanların hepsini Allah’a yöneltmiş kadar ecir sevap alır. Ona Allah’ın kullarından bir tanesini bir hayır işe başlatır sebep olursa hayır işe başlattığı adamın yaptığı amel bedeli öğreten kimsenin amel defterine yazılır. Anlayana bu kadar yeter inşeallahu teala.

 


[1] Camiü’s-Sağir’den.

[2] İmdadü-l-Müslimin kitabı, sahife, 247, Camiü’s-Sağir Muhtasarı c.2. s.121/1536 (3:95/ 2843)

[3] Gazali İhya c.1.s.466 (Bedir yayınları).

[4] Süneni Tirmizi c.5. s.368/3235 (Beyrut), Tabarani El-Mu’cemu-l-Kebir c.20. s.141/290 (Musul).

[5] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.15/66, C.Sağir Muhtasarı c.1. s.354/746 (2:41/1274).

[6] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.15.

[7] Kenzü-l-İrfan s.15/70.

[8] Hazinetu’l-Esrar s.30 (Arab’ça baskı)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>