canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HUZURU KALB İLE NAMAZ KILMANIN FAZİLETİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

HUZURU KALB İLE NAMAZ KILMANIN FAZİLETİ

 

Namaz konuları ayeti kerimenin mealini yazıyoruz.

اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَآءِ وَالْمُنْكَرِۜ

Ayeti kerime meali: “Namazı kılın, devam edin namaz sizleri münkerattan, fuhşiyetlerden günahlardan hatalardan alır tenhaya çeker.”[1] buyuruluyor.

Böyle olduğuna göre namazı nasıl kılmamız gerekir. Allah dost-ları olan zatın birisinden dinlediğimiz buyurdu ki;

Bir gün rüya âleminde baktım ki namaz kılanları kontrol yapı-yorlar muayeneden geçiriyorlar. Zahirde namazın edebini erkanını kı-yam, rüku, sücudlarında şartlarına uymasını ve kalpteki niyet arzu maksatları ölçülüyor. Muayeneden geçiriyor resim fotoğraflarda çekiliyor. Namazındaki, edep, huşu, korku huzurda muayene yapı-lıyor. Neresi huzurlu neresinde huzurda kaymalar var kontroldan geçiyor. Ona göre namazı nasıl bir ölçüde, derecede, makbuliyetini bakıp ölçüyorlar.

Hiç namaz kılmayanları da bakıyorum ki onları da bir tane boynu toklu çok büyük güçlü iri büyük bir köpeğin önüne kucaklayıp atı-yorlar. O köpekte onları gönlü olsa da olmasa da kucağına basıp ken-dine tabi edip götürüyor. Evet İmamı Gazali Hazretlerinin İhyai Ulumiddin kitabından bir hadisi şerifin mealinde;

“Kalb ile ceseti birleştirilmeden kılınan namaza Cenâb-ı Hak ilitfat etmez.” Yani kalp ile cesat beraber birleştirip huzurda olmayınca o namaza Cenâb-ı Hak iltifat etmez buyuruyor. Bu hadise göre bu ayetlere göre namazın temeli evvela abdestin temeli tahrat bunlar dış temizliklerinden başlayarak onunla beraber iç temizlik-lerinde başlamak niyeti ile euzu besmele ile tahrattan sonra edebine riyayet ederek abdestini alır kıbleye cesatını çevirir. Kalbi de başka nefsani, şehvani, dünyavi endişe hayallarından ilgiyi alakayı keserek onları kalpten atarak bizzat kalbi Cenâb-ı Hak’ka tutar. Namazına başlar.

Bu namaz kimin emirleridir. Ve kimin huzurunda olduğunu dü-şünerek, kalbi daima huzurda tutmaya çalışarak, o kalbe başka ge-lenleri atmaya çalışarak, okuduğu sure, tesbihlerin anlamını düşün-meye çalışarak, dilden çıkardığı sure ve tesbihleri yalnız ağızda kal-mayarak, hırtlaktan huzuru Allah’ta duran kalbe indirerek, öyle bir huzura dalarken, dalarken, o huzurun tabanından, aşkı ilahi, feyzi ila-hi, korku, esrarı ilahiler zuhur etmeye başlar. Onlardan dolayı bu hu-zurda daima durup tabana dalarak tabandan Allah’ın lütf ettiği esrar, sırları alarak, aşk, zevk ile kılmaya, daimi surette, mümkün mertebe huzurda kalmaya gayret gösterir ise, ciddiyetini muhafaza eder ise, Cenâb-ı Hak da yardım eder aşkından muhabbetinden feyzinden ihsan etmeye başlar.

Çünkü bu şekilde namaz kılan bir kimse isteği arzusu maksatı Allah rızası ve Allah aşkıdır. Cenâb-ı Hak da bu arzu isteklerinden ona az çok dilediği kadar ihsan eder. İşte böyle bir zevkle, feyizle, aşkla, huzurla kılınan bir namaza, namazı hakıkı derler. İkinci namaza kadar ondaki aldığı lezzet, aşk, zevk, manevi ruh damağından gitmez. İkinci vakte kadar da böyle ikinci vaktin namazını düşünüp bekleyen o kimse manen devamlı namaz kılıyormuş namaz üzerinde imiş gibi ecir sevap alır. Her zamanda böyle namaz kılmayı ve huzura durup huzurda bir şeyler almayı sever. Allah cümlemize nasip müyesser etsin amin.

Böyle kılınan bir namazın karşılık ikramiyesi mükafatı sevabı nedir? Acaba böyle bir huzurlu korku, huşu ile edep ve erkanı ile kalb, huzuru Allah’ta mevcut olarak başkalarını kalbten dışarı salarak, huzura korku ile dalarak, aşk, feyiz, zevkli, esrar, sırlar kalbe zuhur eden böyle bir hal ile kılınan namazların mükafatlarını inşallah Cenâb-ı Hak’kın bildirdiği kadar söyleyelim. Böyle olan bir namaz sahibini korur muhafaza eder ise, bu şekilde olan bir namaz Hadisi Şerife göre;

مَثَلُ الصَّلَوٰاتِ الْخَمْسِ كَمَثَلِ نَهْرٍ جَارٍ عَذْبٍ عَلٰى بَابِ أَحَدِ كُمْ يَغْتَسِلُ ف۪يهِ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مَرَّتٍ فَمَا يُبْغ۪ى ذٰلِكَ مِنَ الدَّنْسِ

“Beş vakit namaz, birinizin kapısının önünden akan bir nehir gibidir. O kişi günde beş defa o nehirde yıkanırsa bu onda kirden bir eser bırkır mı?”[2]

Evinin önünde güzel bir çeşme bir adam yirmidört saatte o temiz çeşmede yıkanır kir pas pis kalmaz ise böyle bir zahiri temiz, batını temiz olaraktan, korku, huşu, edep ile erkanı ile aşk ile zevk ile kılınan namaz o kimsede günah koymaz içini de temizler.

Böyle bir namazın daha karşılık mükafatı, namazda zahiren cesatını kıbleye kabeye döndüğünden hac sevabını alır. Kal-bini Allah’tan gayri kalbin gidiş yönlerini daima kapatarak kalbi daima huzuru Allah’ta korku huşu ile tutmak azminde olarak dışarıdan kalbe gelen endişe hayalları davranıp onları kalbe yerleştirmeden atmaya devam ederek böyle bir kalbte yaptığı mücadelesi karşılığı din yolunda Allah için küffarlar ile harp cihad etmek gaziler sevabını alır. Namaz kıldığı yer mekan ramazanın yirmisinden sonra ongün takva olanlar itikafa girer-ler,namaz kıldığı yer mekan kendisine itikaf sevabı yazılır.

Beş vakit namazda yedi kat göklerdeki meleklerin ibadetleri mevcuttur. Bu şekilde kılınan bir namaz yedi kat göklerdeki bütün meleklerin ibadet sevabını alır. Bu şekilde namaz kılan kimse yirmi dört saatte her kıldığı namazında mi’rac sevabını alır. Her tahiyyatında oturmasında Cenâb-ı Hak’ka selam verip karşılığını alması var. Cenâb-ı Hak bütün ehli iman İslam olanlara bu şekilde rızası mevcut olarak namaz, farz namaza, nafile namazlara böyle kılmayı hidayet nasip müyesser eylesin. Amin. Ya Muin.

Namazdan sonra konumuz zikrullahtır. Namazdaki saydığımız huzur, edep, huşu, edep erkanı ile zikrullah etmeyi cümlemize nasip müyesser etsin. Kırk sual kitabı kenarında 54 farzın en evveli Allah’ı çok zikretmektir. Meali Allah’ı çok zikredin. Dil ile zikir insanı imana eriştirir. İmanı kuvvetleştirip tastik eder. Huzuru kalp ile zikir ise Ce-nabı Allah’a kavuşturur. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadisi şerifinde buyuruyor ki;

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ: لَيْلَةَ عُرُجُ ب۪ى إِلَى السَّمٰٓاءِ رَأَيْتُ مَد۪ينَةً مِنَ النُّورِ مِثْلُ الدُّنْيَا أَلْفَ مَرَّةٍ مُعَلَّقَةً بِسَلٰاسِلَ مِنَ النُّورِ مِنْ تَحْتِ عَرْشِ اللّٰهِ وَلَهَا أَلْفِ بَابٍ مُسْتَقْبَلِ كُلِّ بَابٍ بُسْتَانٌ مَفْرُشٌ رَحْمَةُ اللّٰهِ تَعَلٰى ف۪ى كُلِّ بُسْتَانٍ قَصْرٌ مِنَ النُّورِ وَ ف۪ى كُلِّ قَصْرٍ دَارٌ مِنَ النُّورِ وَف۪ى كُلِّ دَارٍ سَبْعُونَ حُجْرَةً مِنَ النُّورِ وَف۪ى كُلِّ حُجْرَةً بَيْتِ مِنَ النُّورِ وَفَوْقِ كُلِّ بَيْتٍ غُرْفَةٌ مِنَ النُّورِ لِكُلِّ غُفْرَةٍ أَرْبَعَ مِأَةَ بَابٍ وَلِكُلِّ بَابٍ مِصْرَا عَانِ مِصْرَاعٌ مِنْ ذَهَبٍ وَ مِصْرَاعٌ مِنْ فِضَّةٍ مُسْتَقْبِلٌ كُلِّ بَابٍ سَر۪يرٌ مِنَ النُّورِ عَلٰى كُلِّ سَر۪يرٍ فِرَاشٌ مِنَ النُّورِ فَوْقَ كُلِّ فِرَاشٍ مِنَ النُّورِ فَوْقَ كُلِّ فِرَاشٍ جَارِيَةٌ مِنَ الْحُورِ الْعَيْنِ لَوْبَدَتْ خِنْصُرِهَا إِلٰى دَارِ الدُّنْيَا لَغَلَتْ نُورُ خِنْصِرِهَا الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ فَقُلْتُ يَا رَبِّ ِلأَيِّ نَبِيٍّ هٰذَا وَلِأَيِّ صِدّ۪يقٍ هٰذَا فَقَالَ ل۪ى عَزَّ وَجَلَّ هٰذَا لِلذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَنٰٓاءَ الَّيْلِ والنَّهَارِ فَإِنَّ لَهُمْ عِنْد۪ى لَمَز۪يدًا وَأَنَا أَوْسَعُ مِنْ ذٰلِكَ

Mi’rac, semaya uruç eylediğim gece büyüklüğü bin dün-ya kadar nurdan bir şehir gördüm. O şehrin bin kapısı var her kapının önünde Allah’u Tealanın rahmeti ile döşenmiş bostan var her bostanda nurdan bir köşk var. Her köşkün önünde nurdan bir saray var ve her sarayda nurdan yetmiş hücre var, ve her hücrede nurdan bir beyt var ve her beytin üzerinde nurdan bir çardak var, her çardağın dörtyüz kapısı ve her kapının iki kanadı var, biri altından, biri gümüşten, her kapı-nın önünde bir serir var ve her serir üzerinde nurdan bir dö-şek var. Her döşek üzerinde havariyundan bir cariyetullah var.

Eğer o cariyenin serçe parmağının nuru, dünyaya zahir olup çıksa, o parmağın nuru, güneş ve ay nuruna galip olur idi. Ve Cenâb-ı Hak’ka dedim ki;

Ya Rabbi bu şehir hangi peygamberin ve hangi sıdık-ların için deyince Cenâb-ı Hak buyurdular ki, bunlar gece ve gündüz her vakitlerinde Allah’ı çok çok zikir eden erkek ve kadın içindir.

Tahkik malum olsun ki, bu şekilde Allah’ı zikr edenler için benim indimde bundan daha ziyade lütfu ve kerem vardır. Yani Benim rahmetim bu gördüğünden daha geniş daha boldur.”[3]

Yine bir hadisin mealini yazıyoruz inşallahu tela. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyorlar ki:

Bir kimse (eskiden etekli zubun giyerlermiş) bu geniş bol eteklerine altın gümüş doldursa, bu şekilde maşrıktan mağribe kadar Allah rızası için, bütün fakir, fukaralara bu şekilde altın gümüş sadaka dağıtsa, bir kimse eline kılıncını alıp, Allah için, din için, küffarlar ile karşı karşıya harp ederek şehid olsa, yine böyle huzuru kalb ile huşu, korku, edep ile Allah’ı çok zikretmek bunlardan daha efzaldır. Buyu-runca sahabeler din yolunda şehit olanlardan da mı efzal ya Resu-lallah deyince. Buyurdular ki: Eline kılıncını alıp küffar karşısına din için Allah için canını feda ederek harbe başlayıp harp cihad yapa yapa kılıcı kırılır ise sonunda kılıç kırıldıktan sonra kendisi de vücudu kırılır şehid olur düşer ise bu müstesnadır. Bunun dışında huzuru kalb ile huşu edeb ile Allah’ı her yer her vakit her zamanda çok çok zikrullah etmek daha efzaldır. Buyurdular. Allah cümlemize Muin olsun.


[1] Ankebut Suresi, 29/45.

[2] C. Sağir Muhtasarı c.3. s.295/3466 (5:507/8133).

[3] 54 Farzın şerhi Kırk sual kitabı kenarı s.2-3-4.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>