canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Seferin Hükümleri - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

Seferin Hükümleri

 

1- Yolcular hakkında bir takım kolaylıklar ve ruhsatlar gösteril-miştir. Şu uygulamalar bu kolaylıklardandır: Ramazan ayında yolculuk halinde bulunan kimse için, orucu sonraya bırakmak mubahtır. Seferi olan kimselere orucu yemek mübah olup müsaade olmuş ise de ra-hatlık zamanında geri onları kazasını tutmak gerekir. Fakat seferdeki bir adam sefer hallerinde sıkıntı yok meşakkat yok her yönde rahatlık kolaylıklar bulunduğu bir zamanlarda yemesinden herkesle beraber tutması daha evladır. Amma sefere çıkan bir kimse seferdeki hal ve durumlarında tutması meşakkatlı zorluklar gösterilir ise yer tekrar rahat zamanında mukim zamanında gününe gün kaza eder. Seferi namazı beş vakit namazdaki dört rekatlı farz namazlar dört kılın sefere çıktığınız zaman dört rekat namazı kısaltıp iki rekat kılın diye emretmiş. Yalnız akşam namazı kılınmıyor seferi gerekse mukim üç kılması lazım geliyor. Sefere çıkan bir adam ben uçaklan geldim vesayit ile geldim seferi kılınmaz mukim kılarım derse namazın seferi hüküm iki rekat kılınmasını da Cenâb-ı Hak emir buyurmuş. Ben dört kılarım diyenler Allah’ın bu emrine itaatsızlık asilik yapmış olur.

2- "Kasr-ı Salat Namazı kısaltmak, Peygamber Efendimiz sallalla-hu aleyhi ve sellem’in hicretleri­nin dördüncü yılında meşru kılınmıştır. Meşru oluşu, kitap, sünnet ve ümme­tin icma-i ile sabittir. 

3- Misafir kimse, vatanına dönünce yolculuk hükmünden çıkar. Vatanında beklemeyi niyet etmesi şart değildir. Fakat kendi asıl vata-nından başka bir yere gidip orada niyetsiz olarak beklemekle misafir olmaktan çıkmaz. Ancak en az on beş gün bu beldede oturmayı niyet ederse, o zaman sefer hükmünden çıkar. On beş günden az ikamete (oturmaya) niyet etse veya ayrı ayrı iki beldede on beş gün ikamete niyet edip bunlardan yalnız birinde on beş gün durmasa, misafirlik hükmü son bulmaz.

4- Sefere çıkan bir kimse kesin niyeti on beş günden evvel işle-rini bitirip geri dönmek azmi ile evinden çıkan bir adam köylü ise köy sınırını çıkınca seferi olur. Tekrar o sınıra gelinceye kadar seferi olur. Namazları farzları ikişer kılar yalnız akşam namazının farzı kısa kılın-maz üç kılınır. Sefere çıkan bir kimse seferde işinin en az on beş gün ve daha fazla olabileceği zannı hükmü kuvvetli olur ise köy ise köy sınırında kaza ise kazanın belediye sınırı, vilayet ise vilayetin bele-diyenin hükmettiği sınırı çıkınca mukim sayılır. Gidip gelinceye kadar namazını dörder kılar.

5- Bir misafir, bulunduğu yerde on beş gün durmayı niyet etmeyip bugün, yarın çıkacağım diye uzun zaman orada kalacak olsa, yine misafirlik hükmünden çıkmaz. Yine seferi sayılır. Öyle ki, bir beldeye gidip belli bir işini gördükten sonra dönmek kararında olan bir kimse, o işin on beş günden az bir zamanda yapılamayacağını bil-medikçe yine sefer hükmünden çıkmaz, mukim sayıl­maz. Eğer on beş günden önce bitmeyeceğini biliyorsa, niyet etmese bile mukim sayılır.

  Bir yerde on beş gün kalmağa niyet eden kimse, ordan ayrılıp sefer müddetinde başka bir beldeye on beş günden az kalmak üzere gitse yine seferi olur.

6- Sahrada ikamete niyet sahih değildir. Ancak göçebe halinde olup çadırlarda oturanlar, kendilerine ve hayvanlarına on beş gün yetecek yiyecek ve içecekleri bulunduğu takdirde, sahralarda on beş gün oturmayı niyet eder­lerse, mukim sayılırlar. Bu durumda onlar, bu yerden kalkıp on sekiz saatlik bir yere gitmeyi niyet etmedikçe, mukim olmaktan çıkmazlar.

7- Sefer ve ikamet hallerinde, kendisine uyulan kimsenin niyeti geçerlidir. Ona uyanın niyetine itibar yoktur. Onun için asker başın-daki kumandana bağlıdır. Kumandan askere derse ki biz burada uzun müddet kalacağız namazı mukim kılın derse mukim kılarlar. Öyle bir şey olmazsa seferi kılarlar. Köle efendisinin, işçi iş verenin, öğrenci hocasının, kadın, kocasının niyetine göre mukim veya misafir olur.

8- Mukimin kazaya kalan namazları sefere çıkması ile misafirin de kazaya kalan namazları ikamete niyet etmesi ile değişmez. Onun için ikamet halinde olan bir kimse, sefer halinde kazaya kalmış olan namazlarını ikişer rekat kılacağı gibi, sefer halinde bulunan kimse de, ikamet zamanında kazaya kalmış namazlarını dörder rekat olarak kılar.

9- Mukim misafire, misafir de vakit içinde mukime uyabilir: Şöy-le ki: mukimin vakit içinde olsun olmasın, misafire uyması sahihtir. Misafir iki rekatı kıldıktan sonra selam verince, mukim kalkar ve kıraat yapmaksızın namazını tamamlar. Kıraat demek kıyamda Fatiha ve zammı sure okumaz. Okuyacak kadar bekler. Rukü ve secdelerdeki tesbihleri söyler. Bu şekilde kalan iki rekatı tamamlar. [1] İmam olan misafirin, namazdan önce cemaata dönerek ben seferiyim ben ikide selam vereceğim siz selam vermeyin kalkın namazınızı dörde tamam-layın demesi gerekir. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mekke halkına yolcu iken namaz kıldırdıklarında böyle buyur-muşlardır.[2] Misafire gelince:

Bu da ancak vakit içinde mukime uyabilir. Bu halde dört rekatlı bir farz namazını mukim gibi tam olarak kılar. İmama vakit içinde uymakla farz namazı iki rekattan dört rekata dönmüş olur.

10- Hanifi mezhebinde yolculuk veya yağmur sebebi ile iki vakit namazı bir vakitte kılmak caiz değildir. Yalnız hac mevsiminde Ara-fat'da öğle ile ikindi namazla­rını öğle vaktinde ve akşam ile yatsı na-mazlarını Müzdelife'de yatsı vaktinde bir arada cemaatle kılmak caiz-dir.

 


[1] Halebi tercümesi Saife: 365, Mevkufat Kitabı Saife: 251, Dürer Tercümesi Saife: 102.

[2] Mevkufat Saife 251.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>