canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

TÜTÜN RİSALESİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

TÜTÜN RİSALESİ

 

Hasan Hilmi Efendinin Miftahül Arifin kitabı ve Elhac Oflu Mehmed Emin Efendinin Necatül Mü’minin Kitaplarından özetlenerek alınmıştır.

Malum olsun ki, bu risaleyi okumak ve okutmak, gerekli işler-den­dir. Zira dinlemesi ve amel etmesi şer'an vacip olan şeylerdendir.

Bu risaleyi şehirlere ve köylere dağıtıp yaymak büyük sevap olur. Çünkü insanların tütünden tevbe edip yüz çevirmelerine sebep olur. Zira bu zamanın alimleri ve şeyh isminde olanlarında da serbest bid’at olan sigara kullanımı adet haline getirilmiş. Alim, Ülemalar şeyh isminde olanlar bütün avamı nas cahillere karşı alimler, şeyhler bir ehli takva olup bir numune olunması gerekirken; alim isminde, olanlar, alim görükenler, şeyh isminde olup şeyh görükenler de bid’at olan sigarayı içerler ise memleketin avamı nası cahillerine serbestlik getirmiş olmazlar mı? Sigara içilmesine, şüphelilerden sakınmama-larına bu gibi bid’atlerle meşgul olanlar cahillere örnek olmalı iken onların şüphelilerden sakınmamalarına sebep olmazlar mı?

Bir kısım alim isminde şeyh isminde olanların bir kısımları serbest sigara tütün içip kullandıklarından cahilleri bu bid’at olan tütün içmekten kurtulmalarına çalışıp mani olmazlar kendileri içip kullandığı için. Halbuki men etmek lazımdır. Bu­nun için bu risaleyi yaymak sevaptır. Bu risaleyi, kim alıp şehirlere ve köylere dağıtırsa ve böylece insanların ıslahına kendilerine çok zararlı olan tütün illetinden kurtulmalarına sebep olursa, Rabbimiz iki cihanda kendisini aziz eyle-yip hayırlı muratlarına müşerref eyler. Yine malum olsun ki, bu tütü-nün Hicri 1010 tarihinden sonra zuhur etmesi, tütünün, aklen de çirkin ve kötü bir şey olmasına delildir. Zira ümmetin bozulduğu bir zamanda ortaya çıkmış ve bu­nun gibi nice bid'atler, haramlar, zulüm-ler ve taşkınlıklar o zamanda zuhur etmiştir. Böyle zamanda ortaya çıkan ve böyle insanların kul­landıkları şey, onun fena olmasına delil ve şahittir.

Din kardeşlerime vasiyetim şudur ki: Bu risaleye red ve taarruz gözüyle bakmasınlar; hüsnü nazarla bakıp kabul ederek amel etsinler. Diğer insanlara da kabul ettirmeye sa'y ve himmet etsinler. Böyle ya­panlara, Rabbim Teala Hazretleri, iki cihanda selamet ihsan eylesin, amin.

Tütün içen kimselere dikkatle nasihat edip tütünün hallerini beyan ederek onları tevbeye davet ediniz. Kabul ederlerse bir hayra vesile olursunuz; kabul etmezlerse kalben onlara acıyıp bu kötü olan tütün içme alışkanlığından kurtulmaları için dua edin, edelim. Allah’ım buna mübtela olan kardaşlarımızı kurtarıp soğukluğunu versin. Amin.

Tütün hakkında bu sözleri buyuran alimlerin meşhurları şunlar­dır: Mevlana Said Muhammed Hadimi, şarihi İsmail bin Osman, Mu­hammed’ün Receb, Şeyh Ahmet Ruhi, İsmail Hakkı ve İsmail Niyazi, Allah onlara rahmet etsin. Bunların tafsilatını isteyenler, Arapça ola­rak yazdığımız “Tuhfetü'l İhvan fi Hakkı'd-Duhan” adlı risalemize nazar etsinler. Zira ona nazar eden kimse kani olur.

Eğer sorulacak olursa ki:

- Tütün habis değildir. Belki bize lezzetli, misk ve amber gibi­dir?

Bunun cevabı şudur:

- Tütünün habis olması, selim ve müstakim olan tabiat ve nefs içindir. Habis tabiatli olan kimse için değildir. Zira çok haşere ve bö-cekler vardır ki, necaset ve laşelerden lezzet alırlar. Hatta çok insan­ların tabiatı, laşe, yılan, kurbağa ve bunlar gibi şeyleri yemekten lez­zet alır. Bunların nefisleri habis olduğu için böyle olduğuna göre bu sual varid olmaz.

Yine sual olunursa ki,:

- Tütünde nice menfaatlar vardır. Bu faydalarından ötürü onu kullanmak caiz, belki lazımdır.

Cevap:

- Tütünde fayda olduğu müsellem (kesin) değildir. Fakat tes­lim olunsa bile kullanması caiz değildir. Zira zararları ga­yet çoktur. İlerde inşallah anlatılacaktır.

Malum olsun ki, duhan yani tütün, kafirler tarafından zuhur et-miştir. Hicri sene ile 1010 tarihinde Endülüs memleketinde bazı se­fihler içmeye başlayıp sonra İslam arasında yayılmıştır. Bu tütün kul­lanılırken dağlar gibi olan o zamanın alimleri, “Tütün haram, mek­ruh ve bid'attır”, diyerek tütün hakkında büyüklü küçüklü risaleler yazmış-larsa da bunlar Arapça olduklarından alimlerden başka kim­se mana-larını anlayamaz. Şimdiki zamanda alimlerin ekserisi ise dün­ya ehli, fasık ve zalim kimselerle düşüp kalkar, tütünü kullanmakta cahiller gibi hareket eder, tütün hakkında olan kötülük, çirkinlik, zarar ve fenalıkları, tütünün haram ve mekruh olmasını ve onun hük­münü cahillere söylemez ve bildirmezler. Belki tütünü bizzat kendile­ri içerek cahillerin de içmelerine sebep olurlar.

Alimlerin böyle cahillere dalkavukluk etmeleri ve kahvehane gi­bi rezalet yerlerinde onlarla beraber oturmaları, cahillere ve fasıklara karışmaları, dinin fesadına sebep olur. Bu zamanda olduğu gibi Al­lah'a sığınınız.     

Duhan: Aslında duman demektir. Sonradan tütüne alem olmuş-tur. Duhan denince sigara, tütün, nargile gibi tütünün dumanını te-neffüs etmekle keyif veren madde anlaşıldığı gibi umumiyetle her tür-lü duman da anlaşılır. Bu manada tütün hakkında duhan kelimesi kul-lanılarak bazen iki manası da kastedilmiştir. Bunun neticesi olarak alimler, cahillerle, zalimler ve günahkar­la beraber olup hak sözü, her işin doğrusunu söylemekte sükut eder­ler. Nihayet bu gidişin varacağı nokta, o memlekette alimler yokmuş gibi, ortalığı cahillerin ve cahilliğin kaplamasıdır. Ve işin böyle oldu­ğu herkesin malumudur.

Bu tütün hakkında da olanlar aynıdır. Nihayet tütüne her insan müptela ve bunu kullanmakta ısrarlı olmakla bütün memleketlerde perişanlık ve rezalet aşikar olmuştur.

Tütünün aslı bir masiyet ise de gece gündüz içmekte ısrarlı ve devam üzere olmakla nice türlü haramlara ve belalara sebep olarak gü­nahların büyüklerinden olur. Onu kullanan kimseler şer'an fasık olup tevbe etmesi vacib iken tevbesiz nice insanların ahirete gittiği ve hal­lerinin nasıl olacağı aşikardır.

İş böyle olunca bu tütünün haberini ve hükmünü beyan eden ki­tapların sözlerini tercüme edip avama ve cahillere bildirmek şer'an va­cip olan şeylerdendir. Bu vaktin alimlerinin hallerini daha evvel bil­dirmiştik. Bu sebepten bu aciz ve hakire gayret gelip her insana fay­dası dokunup tütünü terk ve tevbesine sebep olarak iki cihanda sela-met bulsunlar diye, Rabbimin rızasını talib olduğum halde, dağlar gibi alimlerin sözlerinden Türkçe’ye tercüme ederek tütün hakkında bir risale tertip ettim. Rabbimden niyaz ederim ki, çok insanlar bununla irşat olsunlar. Bunun için bu risaleye, Mürşi­dü'l-il İhvan li Hakkı Duhan (Tütün Hakkında Kardeşleri Uyarıcı) adını verdim.

Hak Teala’dan niyaz ederim ki, rızasına uygun eyleyip okuyan dinleyen ve işitenlere kuvvetli tesiri halk edip hepsini ıslah ve bu ri­saleyi iyi anlasınlar. Nazarında makbul eyleyip kulların irşadına sebep ey­leye Amin, Resullerin Efendisi hürmetine, Amin.

TÜTÜN HAKKINDA ALİMLERİN SÖZLERİ

Bu bölümde muteber kitaplarda muteber alimlerin tütün hak­kı'nda söyledikleri yirmi sözden ve tütünün hallerinden, hükmünden bahs edecegiz. Önce alimlerin bu yirmi sözünü yazalım:

1. Tütün Habistir. Her habis yani pis olan, çirkin olan haram olduğu için tütün de haram­dır. Hak Teala'nın şu şerefli sözünden dolayı böyledir demişler:

“Resul Aleyhisselam, kullar üzerine, habis yani pis. Çirkin, kötü olan her şeyi haram eder. Bu tütünün habis olduğunda şüphe yoktur. Habislerin büyüğü olduğunda benim de şüphem yoktur. Zira tütün içen insan yanımda bulunsa laşe kokusundan daha ziyade eza duya-rım. Selim tabiatta olan her insan için de böyledir.

Tütünün habis olduğuna insanların adeti de şahittir. Bu adet şudur: Tütünü helalarda istimal ederler, bundan başka bir şeyi ora­da kullanmazlar. Bu adet, tütünün, bütün habis şeylerden daha habis olduğunun şahididir. Bu adeti kimse inkar edemez.

Salih ve takva sahibi kimselerin tütünü içmeyip belki tütünü i-çenlere razı olmayıp tütün içenlere bu illetten kurtulmaları için acıyıp dua etmeleri de tütünün fena, kerih ve habis olmasına şahittir. Bu habis olan tütünü terk ve tevbe etmek gerektir.

2. Tütünü kullanmak israf olduğu için haramdır, derler. Zira fay­dasız yerde parayı harc ve telef etmektir. (Vesile'de mezkurdur.)

3. Tütünü kullanmakta eza bulunduğu için haramdır, demişler. Nitekim bu hüküm Allah'ın şu şerefli sözüne dayanır:

“Sana hayız; halinden sorarlar; de ki: O eza verici bir şey olduğu için hayız bulunan kadınlarınızdan uzak durunuz.

Hayız halindeki karısı ile cima etmek, bir eza olduğu için haram oldu. Bu ezanın büyüğü ise bu habis tütündür. Bu tütünün verdiği ezayı hiç kimse inkar edemez. İş böyle olunca tütün içmekte mü’min­lere ve meleklere eza olduğu muhakkaktır. Bunun için tütün haram-dır, demişler. Çünkü şu hadis-i şerif de bunu bildirir, derler:

“Eza veren herkes cehennemdedir.” Bu habis tütünden tev-be etmek farz ve lazımdır. Çünkü hadis-i şerifteki herkes kelimesi, her bir eza ediciye şamildir.

4. Tütün od’dan, ateşten bir cüz, bir parçadır. Ateş haram olduğuna gö­re tütün de haramdır, demişler. Zira haramdan bir parça olan da ha­ram olur. Ateşin haram olması, şu ayetle sabittir:

“Muhakkak ki yetimlerin mallarını zulümle yiyenler, ateş yiye­rek karınlarını doldurmuş olurlar.”

Maliki imamlarından rivayet edilerek vesile'de böyle denilmiştir. Ateş haram olduğu için ateşle yanan şeyi yemek haram olur, demiş­ler. Mesela ekmek ateşle yansa onu yemek haram olur. Ya bu habis tütün ki, ateşin cüz'ü ve aynı olarak azap yönünden şedit olması ile beraber haram olduğuna da şüphe kalmaz. Aklı olan onu kullanmaz. Zira içmeye devam edip ısrarlı olmakla, gece gündüz ağzından düşür­memekle, kebair (büyük) günah olur. Zira Resul Aleyhisselam bu­yurdu ki:

“Küçük olan günahlar hiç kala alınmaz günah da sayılmaz ser-best olursa Cenâb-ı Hak o günahı büyütür. Günahlarını büyük bilip Al-lah’dan utanıp mahçup olaraktan sıdk ile tevbe ederse Allah o günah-ları küçültür af eder.” Bu hadis-i şerif gereğince büyük günah olur. Allah, ıslah eyleyip içip müptela olanlara Allah soğukluğunu ve nefre-tini versin. Bu illetten ümmeti Muhammedi kurtarsın inşeallah.

5. Tütün kullanmak, ya boş şey, yahut eğlence veya abes olduğu­ için haramdır, demişler. Zira bunların her birinin ha-ram olduğu, ayet­ler ve hadis-i şerifler ile sabittir. Tütünün bunlardan olduğuna da şüphe yoktur. Zira tütünde şer'an asla fayda yoktur. Belki zarar çok­tur.

6. Tütün sekir (sarhoşluk) verici olduğu için bütün sekir verici şeyler haramdır. Hadis-i şerifi ile ve İmam-ı Muhammed'in “Az ve çok sekir verici şeylerin hepsi haramdır” sözü ile tütün haramdır, demişler. Zira tütünü içmeye yeni başlayanın başı döner. Fakat her insanda böyle olmasa da yine cinsinden itibar olunup bir insanda bu­lunması usul ve kaide kabul edilmesine yeter.

7. Tütün kullanmak Allah'a ibadetten insanı men ve te-hir etme­ye sebep olduğu için haramdır, denilmiştir. Nitekim ayet-i kerimede buyrulmuştur ki:

“Ey iman edenler, mallarınız evlatlarınız, Allah'ın zikrin-den sizi oyalamasın.”

Yani mal ve evlatlarınız, Allah'ın zikrinden ve ibadetinden sizi tehire ve men etmeye sebep olmasın, alıkoymasın demektir. İşte ey mü’minler, bu tütün de kişinin namazı cemaatle kılmasına, beş vakit namazı vaktin­de kılmasına, zikir, salavat ve Kur'an okumasına Allah’ı zikretmesine mani olur. Böyle olduğu her insanın malumudur. O hal-de böyle şeylere sebep olan tü­tünü hemen bırakmak gerektir. Mevla, ıslah eylesin.

8. Tütünü kullanmak, dalalet ve fena olan bid'atlerden olduğu için haramdır, demişler. (Hadimi şerhinde mezkurdur.)

9. Misvakın meşruiyet hikmetini ve faydasını izale ve yok ettiği için habisdir. Zira misvakın meşruiyeti, İnsanın ağzında tabii olarak peyda olan kokuyu izale ve yok ederek ağzı temiz kılmak-tır.

Kendi görüşümün buraya yazılmasını münasip gördüm ilave yapıldı. (Hacı Mustafa GÜNEŞ). Başımdan geçen bir kısa olay: Bir camiye namaza gittim sünneti kıldım. Caminin imamı bizi ileri imamlığa sürdü. Namazda rüku’dan sonra secdeye varınca sec-dede üç sefer okunacak tesbihleri nefesimi içeri alamadan acele tesbihleri bitirdim. Sebep. Caminin imamı tütün içer tiryaki imiş o kadar seccadeye secde yerine tiryaki olan imamın ağzından tütünün pis kokusu sinmiş sirayet etmiş üç tesbihi nefesimi içeri almadan zor bitirmiş oldum. Çokta üzüldüm yüzüne karşı bir şey diyemedim. Cenab-ı Hak israf ettiği bu tütün içmeye müptela olan din kardaş-larımıza terk etmeleri için bir an evvel soğukluğunu versin. Emri bil ma’ruf nehyi anil münker ayetinin emrine uyulması lazımdır. Emri bil ma’ruf bizleri halk eden yüce Rab’bımızın emirlerine itaat edip uymaktır. Nehyi anil münker denilen yine bizleri halk eden yüce Rab’bımızın nehy edip yasak kıldıklarından sakınmaktır.

Bu emre her insan borçludur. Devlet’te yetkili olanlar eliyle yapmaya borçludur. İlim sahibi olanlar ilmiyle emredip nehy edil-mesine borçludur. Cenab-ı Hak teala Hazretleri de israf etmeyin diye israfı nehy ediyor. Bizler de Cenab-ı Hak’kın bu emrettiğini ve nehy ettiğini önce kendi nefsimize emredip icraatta bulunacağız. Emret-tiklerini yapıp nehy kıldıklarını nefsimizin üzerine emretmeyi ve nefsi-mizi Allah’ın nehy edip yasak kıldıklarından da nehy edeceğiz. Ondan sonra bu icraatı biz nefsimize yaptıktan sonrada yetki dahilimizde Müslüman imanlı din kardaşlarımıza da aynısını haber verip emret-tiklerini tutulmasını nehy edip yapılmamasını emirlerini insanlara ta’lim tarif edip onları da uyarmaya çalışacağız.

Peygamberlerin sünneti olan misvake aykırı ve zıt olarak insanın kendi dilemesiyle kokusu necasetten habis ve kerih olan tütünü kul­lanıp ağzını necis gibi kokutmak, insanlığa yakışır şeylerden değildir. Belki yukarılarda söylendiği gibi kullanması haramdır. Allah, tevbeler ihsan eylesin.

10. Tütün insanlara azab etme aleti olduğu için kullan-ması haramdır, demişler. Zira Yunus Aleyhisselam'ın kavmine Allah duhan (duman) ile azap eyledi. Hak Teala, kelamında buyurdu ki:

“O iman edenlerden, dünya hayatında rüsvaylık azabını kaldı-rırız.”

Bu Ayette geçen hizyi (rüsvaylık) azabından murat duhan aza-bıdır ki, kıyamete yakın, kıyamet alametlerinden olarak yeryüzünde du­han zuhur edip kafirlere azab olsa gerektir. Azaba alet olan şeyi kullanmak haramdır, demişler. (Vesile'de mezkurdur).

11. Tütünü kullanmak haram olan kibri insanda peyda eder, bu­nun için kullanması haramdır. demişler.(Berika'da mezkurdur).

12. Tütünü kullanmak cehennemde muazzeb olanlara benzemek olduğu için haramdır, demişler. (Ruhu’l-Beyan tefsirin-de izah olunduğu gibi) Malum olsun ki, demirden, bakırdan, kalaydan ve tunçtan yüzük kullanma­yı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nehy ve men etti. Çünkü bunları kullanmak cehennem hal-kına benzemek olduğu için. Halbuki tütünde bunlara benzemek daha fazladır. Zira tütün içen kimsenin ağzından ve bur­nundan, cehen-nemde yanan kafirler gibi, duman çıkar. Bundan başka tütünde daha nice zararlar ve belalar vardır. Mü’mine yakışır bir şey olmadığı için tevbe etmek gerektir.

13. Tütünün zehiri ağır necaset olduğu için ve insanın ağzı da be­denin dışından sayıldığından bu zifir tükrükle karı-şarak bir dirhem­den fazla olur ve ağzı necis olup namazı sahih olması şüpheye düşer. Alim, fazıl, merhum Aktai duhan hakkındaki risalesinde böyle beyan etmiştir.

14. Tütünü kullanmak, kafirlerin pis adet ve usullerini ihya edip şöhret bulduran ve Resulullah Efendimiz Hazretle-rinin şerefli sünne­tini öldüren bir iştir. Bu da ümmetliğine yakışır şeylerden olmayıp bel­ki haramdır, kerahet-i tahrimiye ile ke-rihtir. O halde tütünü terk ve tevbe etmek lazımdır.

15. Tütün içen kimsenin ağzı, bıyığı, sakalı, elbisesi ve bütün beden; pis ve çirkin kokularla kirlenip, camiye ve şer'an girilmesi makbul olan meclislere giremez. Zira Resul' Aleyhisselam:    

Duhan kelimesi tütün manasında kullanmakla beraber burada asıl manasında yani duman yerinde kullanılmaktadır.

“Fena kokulu ağaçlardan yiyenler, elbette mescidimize yakın ol­masınlar. Çiğ soğan ve sarımsak yiyenler, elbette mescidimize yakın olmasınlar,” diye buyurdu.

Zira bunların kokusundan melekler eza duyar, buyrulmuştur. Halbuki bunlarda insanlar için fayda ve havayı tebdil edip sıhhate ya­rayan hassalar bulunduğu halde kokusundan ötürü men edildi. Bunun için fukaha efendiler, çiğ soğan ve sarımsak yemeye ruhsat vermedi­ler. Ve bu hadisten ötürü fakihler, pırasa, turp, et, balık ve diğer fena kokulu şeylerden hangisi bir insanda bulunsa camiye giremez dediler. (Berika'da mezkurdur.)

Ey gafil, ey mağrur insan! Bunların insana faydası ve gıdası olurken sırf pis kokusundan dolayı böyle hüküm olunmuştur. Ya bu, adı, tadı, kokusu ve rengi habis olan tütünü saatte iki üç defa kul­lanan insanın hali nasıl olur, hesap et. İnsaf edip tütünü terk ve tev­be eyle. Allah akıllar ihsan eyleye; amin.

İşte böyle olunca bu zamandaki gibi pis kokulu çoraplar ve balık yağından pislik gibi kokan ayakkabı ile camiye girmek caiz olmaz; ko­kusu pis olduğundan dolayı.

16. Tütün insanın bedenine zararı olduğu için bedeni harap eder, demişler. (Berika'da ve Mecalis-i Rumi'de mezkurdur). Böyle bedene zararı olan şeyi içmek haramdır. Zira beden, ibadet aletidir. Hekim­lerin ve hakimlerin reislerinden İbni Sina dedi ki: “Eğer duman, toz ve pis koku insanın beynine girmese, insan bin sene ömür sürerdi. Fakat insan bunlardan kurtulamaz bedeni harap olur. ”Burada duman, ne dumanı olursa olsun mutlaktır. Ve insana za­rar-dır. Bunun için ekseri tütün içenlerin vücuttan marazlı, göğüsleri balgam ile dolu mideleri zayıf, benizleri sarı, yemekten ve içmekten, akılları idrak etmez olur.

18. Tütünün hükmü, şer'an şüpheli şeylerdendir. Zira hakkında alimler arasında ihtilaf oldu. Bunun için tütün haramdır, demişler. Çünkü hadis-i şerifte buyrulmuştur ki:

“Şüpheli şeyi işleyen haram işlemiş olur.” Tütün gibi... Zira bü-tün bu sözleri tütünün ileri, belki haram olduğunu ifade eder. Tütünden tevbe etmek lazımdır şüpheli olduğu için.

19. Eğer tütünün içmesi mubah olsaydı bile bugünkü şekilde kul­lanılması haram olurdu. Zira kaç türlü haramlara se-bep olmaktadır. Mesela: Tütün içmekte, israf, kibir, eza, yalan, istih-za, gıybet ve diğer haramlar gibi aşağıda gelecek birçok haramlar vardır. Usul kaide­si gereğince, bir sebebin neticesinden dolayı sebebe de netice hakkın­daki hüküm verilir.

20. Tütün içmek, bir vakitler sultan tarafından nehy ve men olundu. Zira tütünde malı telef etmek vardır. Alimler bu hususta ih­tilat (konu üzerinde görüş belirtip birleşmeleri) etmişlerdir. Halbuki şeriata aykırı olmadıkça sultanın emrine uymak vaciptir ve sultanın vefatı ile emri nesh olmaz, demişler.

Bu hakir de der ki: Tütünü içmek, Resul aleyhisselam'ın kavli ve fiili sünnetiyle meşhur ve memduh olan güzel kokular sürünme süne-tinin hikmet ve faydasını izale ve yok etmekle Peygamberimiz sallalla-hu aleyhi ve sellem’e ziyade muhalefet etmektir. Ey akıllı insan! Pey-gamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bütün güzel kokular­dan daha güzel kokulu bir varlık iken yine güzel kokulu yağlar ile yağlanırdı. Ey insan, sen, böyle güzel kokular sürünerek tabiatiyle sende hasıl olan kokuları etmeyip bunun zıddına pis ve kötü ko­kulu tütün ile bütün bedenini mülevves ve necis gibi kokutman gayet ziyade ahmak-lıktandır. Ve insanlığa yakışır şeylerden de değildir. Al­lah ıslah eylesin, amin.

Alimler, bunların her birini deliller ile isbat ettiler. Bu delillerin her biri bir ihtimal ve zannı ifade ederlerse de yine hepsi bir arada kuvvet bulup tütünün haram olmasını kesinlikle ifade ederler.

İş bu merkezde olunca tütünü ekmek, biçmek, satmak, almak ve parasını yemek caiz değildir. Bunları böyle bildikten sonra tütünü terk ve tevbe etmek vacip ve lazımdır.

Bundan sonra malum olsun ki tütünün şer'an hükmü, kerahati tahrimiye ile mekruh olduğudur. Zira bildirilen deliller zannı ifade ederler. Bu hususta kitapta veya sünnette kesin bir delil olmadığı için kesin haramlar arasında sayılamaz. Ancak bu tütünü kullananlar, gece gündüz, aşikare, saatte bir, iki, üç defa ısrar suretiyle kullanma-la­rı, onun kerahetini büyütür kebair (büyük) günahlardan biridir. Zira Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyur-dular ki: “Küçük günahları ısrarla işlemeyiniz.Çünkü küçük günah, daima işlemekle büyük günah olur.” Bu küçük günahın işlenmesinde ısrar olduğu ise herkesin malumudur.

Tütünde nice afetler ve belalar bulunduğu ve nice haramları se­bep olduğu için tütün kullanmak haram olur. Bundan evvel bu alim-lerin yir­mi sözünden ve bunların hulasasından da bu afetlerin bir ço-ğu anlaşıl­mıştır. Herhalde bunu terk ve tevbe etmek lazımdır. Doğru olan budur.

Hacı Mustafa GÜNEŞ’in Allah için tütün tiryakilerine ikazları: Bu sigara tiryakiliğine alışkan olan ve buna mübtela olan kardaşlar bu sigara içme bu fiilden kurtulmak azmiyle her sigara içeri nefisten şeytandan iç teklifi gelince hemen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e kalb yönünüzü çevirin münacaatla onun üzerine bildiğiniz salavatlar ile kendiniz duyacak kadar her sigara teklif gelmesinde en az otuz beş kırk adete kadar huzuru kalb ile terk etmek niyetiyle selavatı şerifeye devam ediniz. Bu kötü sigara alışkanlığından kurtulmak niyetiyle bu şekilde her teklifte selavata otuz beş kırk adet devam ediniz. İnşallah terk etmek niyetiniz olursa Cenab-ı Hak’ta yardım eder. Soğukluğunu verir. İnşeallah kurtulur-sunuz.

Tiryaki olanlar bu azimle bu kötü tütün alışkanlığından sizler terk edip kurtulduğunuz gibi sizin bu kötü alışkanlıktan kurtulduğunuz gibi bu halınız buna tiryaki olup içmeye devam eden tiryakilere terk edenlerinizin tesiri olur. Onlarda sorarlarsa nasıl kurtuldunuz diyenle-re sizlerde aynı kurtuluş çarelerini söyler onlarda kurtulurlar ise onlarında bu kötü bid’at olan tütün içme alışkanlığını terk etmelerine sebep olursunuz. Her iki taraflarda kötü fiillerden kötü bid’atlardan paranız da, cesetiniz de her an dumanla ciğerleriniz lekelerden sigara ilettinden inşeallah kurtulur. Sünneti Resulullah’a yönelirsiniz inşallah.

Tekrar Allah izin verirse kısadan Allah’ın müsaade ettiği şekilde rızalı olarak konuşup konuştuklarımızın hem bizlere hem bütün insanlara tesirini Cenâb-ı Hak halk etsin inşeallahu teala. Dünya yü-zünde imanlı her ne kadar Allah’a Resulüne inanan kardaş bacılarımız ayrım olmayarak cümlesinin islaha yönelmelerini ve üstünde çok durulan sigara tiryakiliğine müptela olanları ve sair bu tütün sigara tiryakiliği gibi fuhşiyet, şehvet tiryakilerinin kurtulmaları için, sair halk içinde ismim söylensin, saygı hürmet yapılsın diye bu tiryakiliğe dü-şenlerin, daimi surette nefsin arzusu yeme, içme, bağırsık doldurma tiryakiliğine düşenlerin kurtulması, sair şeytanın, nefsin beraber birleşip insanları içkiye, kumara, zinaya sevk ettiği, düşürdüğü tirya-kiliklerinden kurtulmalarına ve bütün din kardaş bacılarımızın şeytanın nefsin emri altında yaşayıp onlara itaat hizmet yapmalarından kurtul-malarını, gelip bir anda çabuk geçici olan dünya zevklerine tiryakili-ğine müptela olanların kurtulmalarını ve buna benzeyen Allah’ın rızası olmayanlardan oyun işleri davul, zurna, keman, dama, domina, is-kambil kağıtları, basra kağıtı, okey taşları hülasa-ı kelam bu saydık-larımızın hiç birisinde Allah’ın rızası yoktur. Bunların yapılmasında da günahlar çoktur. Bunlara müptela olup vaktini beyhude yere şeytan nefsin keyfini getirmekten Allah kurtarsın.

Bu saydıklarımızın her hangi birisi oyunların cümlesi gerekse el gerekse dil gerekse çalgı isimleri sayılan aletlerle sair bilmediklerimiz daha çeşitli oyunlar yani bunların herhangi birisine tiryaki müptela olmaktan Cenab-ı Hak kurtarsın. Herhangisi ile olursa olsun insanların kalbini Allah’tan uzaklaştıranlar ve kalblerini gaflete düşürenler Allah’ın gücenmesine sebep olup gaflete düşürenlerin hepsini surei Lokman 6. ayette bu gibi işler oyunlar Allah’ın rızasının dışında olduğunu beyhude yere nefeslerini, zamanlarını oyun oyuncak müp-tela oldukları rızasız olan düştükleri kötü tiryakiliklerden Cenab-ı Hak ümmeti Muhammedi kurtarıp vaktimizi, sıhhat zamanlarımızı nefes ve anlarımızı yardımı ile ibadete, doğru istikamete, zikrine, fikrine bağlayıp rızasına kavuşup başka bu gibi Allah’ı unutturucu olanların cümlesinden yardımı ile savuşup, dostluğuna kavuşup öylece ahrete huzuruna ulaşan mü’min kullarından eylesin amin. Ya Muin.

O bizleri yoktan halk eden yüce Rabbimizden bunları ve bu gibi Allah rızasının dışında kötü niyete, yanlış istikamete, riyalı ibadetlere düşenlerin cümlesinin bu hallardan kurtulmasını Cenab-ı Hak nasip müyesser ve hidayeti ile soğukluğunu, nefretini halk edip kendi hidayeti ile Kur’an’ın emirlerine itaat yasak kıldıklarından sakınmayı ve sevgili Habibinin sünnetlerine sım sıkı sarılıp ayrılmamayı, sünnetin aksisi olan sünnetleri yok edici olan bid’atlerden cümleten kurtulma-mızı Habibinin hürmetine hidayet eylesin amin. Ya Muin.

Çok uzattık ise de son cümlelerde Allah’ın kullarının hepsine acıyıp bu gibi günahlara cesaretle yakalanıp tiryaki halına düşenlerin kurtulması için Cenab-ı Hak bu dualarımızı kabul buyursun. Habibinin hürmeti hakkı için inşeallahu teala.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>