canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

SALAVAT-I ŞERİFE - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

SALAVAT-I ŞERİFE

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بَحْرِاَنْوَارِكَ، وَمَعْدَنِ اَسْرَارِكَ، وَلِسَانِ حُجَّتِكَ، وَعَرُوسِ مَمْلَكَتِكَ، وَ اِمَامِ حَضْرَتِكَ، وَطِرَازِ مُلْكِكَ، وَخَزٰٓائِنِ رَحْمَتِكَ، وَطَر۪يقِ شَر۪يعَتِكَ الْمُتَلَذِّذِ بِتَوْح۪يدِكَ، اِنْسَانِ عَيْنِ الْوُجُودِ، وَالسَّبَبِ ف۪ى كُلِّ مَوْجُودٍ عَيْنِ اَعْيَانِ خَلْقِكَ الْمُتَقَدِّمِ مِنْ نُورِضِيٰٓائِكَ، صَلٰاةً تَدُومُ بِدَوَامِكَ، وَ تَبْقٰى بِبَقٰٓائِكَ، لٰامُنْتَهٰى لَهَا دُونَ عِلْمِكَ صَلٰاةً تُرْض۪يكَ وَتُرْض۪يهِ وَتَرْضٰى بِهَا عَنَّا يَارَبَّ الْعَالَم۪ينَ

Allâhümme salli alâ seyidinâ muhammedin bahri envârike ve ma’deni esrârike ve lisâni hüccetike ve arûsi memleketike ve imâmi hazretike ve tırâzi mülkike ve hazâ-inü rahmetike ve tarikı şeriatikel mütelezzizi bi tevhidike insâni aynil vücûdi vessebebi fi külli mevcûdin. Ayni a'yani halkikel mütekaddim-i min nûri dıyâike salâten tedûmu bi devâmike ve tebkâ bi bekâike lâ müntehâ lehê dûne ilmike salâten turdiyke ve turdiyhi veterdâ bihâ annâ yâ rebbel alemiyn.

Üstteki salavatın anlamı: “Ey Allah’ım Senin O Sevgilin Habibin ve bizlerin de ulumuz büyüğümüz seyyidimiz olan envarın denizi olan O Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine salâtı ile selâm olsun. Ya Rabbi O nun üzerine rahm-etinle ihsanınla ihsan et ya Rabbi. O habibin ve bizlerinde ulumuz seyyidimiz olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dir ki bütün gizli esrarların madeni kendisindedir. Onun mübarek lisanından zuhur eden mübarek kelamlar vahiy ile inen ayeti kerimeler ve yahut hadisi kudsiler ve mübarek hadisi şerifler, bunlar bütün yaratılmış insanlara en kuvvetli hüccet ve sağlam bir senettir. O sevgili baş tacımız olan Senin Sevgili Habibin olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bütün yerin, göğün bütün yaratılmışların gelinidir. Gelini deyince anlamını açığa çıkaralım.

Zahirde bir memleketten bir memlekete bir köyden bir köye bir evden bir eve Allah’ın emriyle nikahlı gelin nasıl hazırda çevresinde bulunan kadın, erkek o geline saygı sevgi tazim hürmet göstererek, beyinin evine böyle bir saygı sözler ile hürmetler ile getirirler. İşte sevgili baş tacımız olan iki dünyanın sultanı olan bütün yaratılmışların en fazla sevmeyi hürmet göstertmeyi tazim yapmayı ancak Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e mahsustur.

O sevgili baş tacımız olan ya Rabbi seninde sevgilin habibim dediğin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem yere, göğe bütün yaratılmışlara rahmet olarak indirdin. Bütün yaratılmışların hepsini ona tabi olmayı ona uymayı senin tarafından uyulacak imam tayin edilmiştir. Ya Rabbi O öyle bir meth ve senaya saygıya hürmete layık ki bütün maddiyat maneviyat yerdeki gökteki mülkün olanların içlerinde, O Sevgili Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hepsinin içinde en güzelidir. O öyle bir hem sahavet hem merhamet hem şefkat onda lazım olan şefkat merhamet insanların tükenmez hazinesidir. Ya Rabbi Senin tarafından insanlara lutfu ihsanın olarak kullarına şefkat merhametinle Onu yaratıp sana kavuşmak için, Onu sana kavuşmaya kapı kılıp sana kavuşmak için en doğru yolu açtığı kurbiyeti ilahiyene rızana kavuşmak için gösterip anlatıp açtığı yol ne kadar güzel kıymetlı bir yoldur. Ya Rabbi o yol sana, rızana, aşkına kavuşmak için kelimeyi tevhid yoludur. İşte kullarına bu tevhid yolu ile sana kavuşmak için açtığı tevhid yolu ne kadar kıymetli ne kadar zevkli ne kadar bir güzel yoldur ya Rabbi. O Sevgilin Habibin olan bizlerin baş tacımız olan bizlerin dünya ve ahret servetine selametine kavuşmamız için Onunla bizlerin yaratılışımıza ve bütün mevcudatın yer ve göklerin bütün mevcudatın yaratılmasına bütün insanların yaratılmasına O sebep olmuştur. Ya Rabbi. Onunla sana kavuşmalarımızı hidayet kıl ya Rabbi. Ya Rabbi senin halk ettiklerinden göz ile gördüklerimiz yerler, gökler ve bütün mahlukatlar bu göz ile aynen gördüklerimiz bunların yekünü hepsi O Sevgili Habibin Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’in nurundan halk olunmuştur. Bize O’nun sevgisini ve O’nun sözünde izinde yürüyüp, O’nun vasıtasıyla Sana, rızana kavuşmamızı ihsan eyle ya Rabbi.

Ya Rabbi O’na öyle bir salat etki sonu olmayan devamlı baki bir salat olsun. Öyle bir salat olsunki seni hoşnut edeceği gibi O’nuda öyle hoşnut etsin. Ve bizden hoşnut olmana o salavat vesile olsun ya Rabbi.

Ya Rabbi Onun bizlere sana kavuşmak için gösterdiği yolu tutup son nefeslerimizin hitamına kadar bizleri Sana kavuşmak muhabbetine ulaşmak yolundan, istikametinden son nefesimize kadar bizleri ayırma ya Rabbi. İndi İlahiyen-de nihayeti olmayan ilminde ve Senin razı memnun olduğun şekilde nihayeti olmayan ilmin hepsinde razı olduğun şekilde O’na tazimle salavat getirmeyi cümlemize nasip müyesser eyle ya Rabbi.

Eğer ya Rabbi bu anlamlarda bilmeyerek bir hatalı kelamlar ya-zıldı ise maksatımız sana niyetimiz malumki senin o sevgili Habibiyin şanını, şöhretini, kadrini, kıymatını taktir edip yükseltmek maksat ni-yetimiz budur. Bunda kusurlarımız oldu ise Sen Onun hürmetine af eyle ya Rabbi.

Salavat-ı Şerife hakkında:

اَلصَّلٰاةُ عَلٰى النَّبِىِّ اَفْضَلَ مِنْ عِتْقِ الرِّقَابِ

“Efdal-i kainat efendimize salat-u selam getirmek, köle azad etmekten efdaldır.”[1]

مَنْ سَرَّ هُ اَنْ يَلْقٰى اللّٰهَ رَاضِيًا فَلْيُكْثِرِ الصَّلٰاةَ عَلَىَّ

Yani “Cenab-ı Allah’a razıyen kavuşmak arzusunda bulunanlar, bana çokça salavat göndersinler.”[2] Yine bir hadisi şerifte:

اِنَّ اَوْ لٰى النَّاسِ ب۪ى اَكْثُرُهُمْ عَلَىَّ صَلٰوةً

“Muhakkak ahrette sizin bana en yakın olanınız bana çokça salat-u selam getireninizdir.[3] Yine bir hadisi şerifte

مَنْ عَسُرَتْ عَلَيْهِ حَاجَةٌ فَلْيُكْثِرْ بِالصَّلٰاةِ عَلَىَّ فَاِنَّهَا تَكْشِفُ الْهُمُومَ وَالغُمُومَ وَالْكُرُوبَ وَتُكْثِرُ الْاَرْزٰقَ وَتَقْضِ الْحَوٰٓائِجَ

Yani, “Bir kimse aciz kaldığı bir müşkil, sıkıntılı zaman-larda, bana çokça salavat göndersin, sıkıntıları def eder ve rızk kapıları da açılır, müşkiller hal olur,[4] diye buyurdular. Yine bir hadisi şerifte

مَنْ صَلَّى عَلَىَّ مَرَّةً وَاحِدَةً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ عَشْرَ مَرَّةً

“Her kim Benim üzerime huzuru kalb ve tazim ile bir kerre salavat getirse Cenâb-ı Hak’teala ve Tekaddes Hazret-leri bu kimseye on defa rahmet eder.”[5] Yine bir hadisi şerifte:

مَنْ صَلَّى علَيَّ ف۪ي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةً قَضٰى اللّٰهُ لَهُ مِائَةَ حَاجَةٍ سَبْع۪ينَ مِنْهَا لِآخِرَتِه۪ وَثَلٰاث۪ينَ مِنْهَا لِدُنْيَاهُ

“Her kim Bana yevmiye (günde) yüz salavat getirse, Ce-nab-ı Allah, o kimsenin yüz hacetini kabul eder, yetmiş hace-ti ahiret, otuz haceti de dünya hacetlerinden reva eder, sıkın-tılarını kaldırır.”[6] Buyuruyor.

Yine bir hadisi şerifte:

عَنِ النَّبِىِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اَنَّهُ قَالَ مَنْ صَلَّى عَلَىَّ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مِئَةَ مَرَّةٍ لَمْ يَفْتَقِرْ اَبَداً

“Her kim Benim üzerime huzuru kalb sevgi tazim ile beşyüz salavat getirmeyi adet yaparsa dünya fakirliğinden kurtulur. Ebediyen fakir olmaz.[7]

“Her kim Benim üzerime bu şekilde her gün beş yüz salavatı şerife getirse o kimsenin iki dünyada hor, hakir, rezil olmayıp yüksek aziz adam olacağına yemin ederim. Fakirlik-tende kurtulur.” buyuruyor. Yine bir hadis-i şerifte:

مَنْ صَلَّى عَلَيَّ أَلْفَ مَرَّةٍ

“Her kim her gün Bana huzuru kalb ile sevgi tazim ile bin adet salavat getirmeyi adet yaparsa.”

حَرَّمَ اللّٰهُ جَسَدَهُ عَلَى النَّارِ

“Allah o kimsenin cesedini cehennem ataşına haram eder.”[8] diye buyurdu.

İşte bu salavatlar ve bütün namazlar ve zikirler vesair ibadetler, huzur-ı kalp ile olması lazımdır. Yani her ibadetlerimizde, bizzat Al-lah’ım beni görüyor ve kalbimden geçenleri bile duyuyor diye korku ve edeple kalbe sahip olmak lazımdır ki, ibadetlerden fayda görülsün.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sordular ki, sana getirilen salavatta âl’in de geçiyor, senin al’in kimlerdir? Diye sordular. Buyurdular ki;

اَهْلُ الصَّفٰٓاءِ وَالْوَفٰٓاءِ مَنْ آمَنَ ب۪ي وَاَخْلَصَ

“Benim âl’im; kalpleri halis ve safi ve sadırları küdüret ağyardan ari, temiz olanlardır.” Yine sordular; onların alameti nedir, ya Resulullah?

ا۪يثَارِ مُحَبَّت۪ى عَلٰى كُلِّ مَحْبُوبٍ وَاِشْتِغَالِ الْبَطْنِ بِذِكْر۪ي بَعْدَ ذِكْرِ اللّٰهِ

“Ehl-i safa ve ehl-i vefanın alameti: Allah sevgisi ile be-nim sevgimi kendi sevdiklerinin en üstünde tutmayı tercih edenler. Her sevdiğinden beni fazla sevmesidir. Ve batın-larını dil ile kalblerini Allah zikri ile benim zikrime bağlayanlar.” [9] diye buyurmuşlardır.        

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i Cenab-ı Hak, alemler üzerine rahmet olarak bir fazl-ı ilahi, bir güneş olarak doğdur-muştur. Sair enbiya-i kiram da, O güneşin kameri ve kevakibidirler. (Yıldızlarıdırlar) O güneşten istifade-i feyz ederler. Çünkü O, mecma-ı esma ve menba-ı na’ma olduğundan, her devlet-i zahire ve keramet-i batıne hepsi O’ndan kısmet olunmuştur. Çünkü bütün mevcudat O’nun nurundan yaratılmıştır ve

وَجَوْهَرُ كُلِّ وَلِىٍّ وَضِيَاهُ

Çünkü, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem “her velinin cev-heri ve hakikatı ve aslı maye ve maddesidir ve ziyasıdır.” Çünkü beyan olunduğu vechile cümlesi nur-ı Resulullah’dandır ve her veliden zuhur eden alamet ve keramet anlara nur-ı Muhamme-di’dendir.

 


[1] Kenzü'l-İrfan 1001 Hadis s.6/11.

[2] Kenzü'l-İrfan 1001 Hadis s.6/12.

[3] Kenzü'l-İrfan 1001 Hadis s.6/13.

[4] Kenzü'l-İrfan 1001 Hadis s.6/17.

[5] Kenzü'l-İrfan 1001 Hadis s.6/16.

[6] Ramuze'l-Ehadis c.2. s.427/12, Rudani. C.5. S.303,304/9581.

[7] Hazinetü'l-Esrar s. 171. (Arab’ça baskı.)

[8] Delâili'l-Hayrat Şerhi s.27-28 (Osmanlıca baskı).

[9] Şerh veTercüme-i delaili Abdulkadir Geylani şarih vemütercimi Hazreti şehriyari Süleyman Hasbi.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>