canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Nefsin Huyları - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

NEFSİN HUYLARI

 

Nefsin huy ahlakları yukarıda yazıldı idi. Kısadan yazılıyor. Arkada tafsilatlısı ile yazıldı. Birincisi, kibirlenmek. İkincisi, ucub. Üçüncüsü riyadır. Dördüncüsü buhldur. Beşincisi, hasettir. Altıncısı gazab, öfke. Yedincisi, hübb-i dünya, dünya sevgisidir.

Şimdi burada Cenab-ı Hak, nefsinize uymayın, beri dönün. Benim kanunuma uyun, benim zikrim ile meşgul olun. Nefsinizin, şeytanın heva ve iğvalarına uymayınız. Dikkatli olunuz diye emir buyuruyor.

İşte nefsinin, şeytanın hevalarına uymayıp, emanet olan vücuttaki azaları ve organları Allah’ın emirleriyle çalıştırıp, vücut fabrikasını çalıştırmasını kamillerden izahat alıp, dilin üretimi huzur, rabıta ile Kur’an-ı Kerim’e ve hak kelamına ve zikrullaha ve tevbe-i estağfirullah üretilmesine devam. Göz Allah’ın sun’ına, yani Allah’ın halk eylediklerine ibret üretimine, kalp ise, Allah sevgisi üretimine devam. Kafa fikri, Allah korkusu üretimine devam olunursa, şey-tan, nefis zayıflar. Bir de bu üretimlerde nefsin kötü huyları ve ahlak-ı zemimeleri ve heva arzu fesat fikirlerini dikkatle karıştır-mayarak çalışılırsa, üretimlerin kalitesi düzgün çıkar, piyasada tutulur. Allah’ın medhü sena ettiği kulları yaptığı amel üretimlerini aynen bina yapan usta bir zanaatkarın hayt ipi olur. O ipi önce duvar temelinde o ipi gönye ölçüsüne getirir. Yani bina yapan bir mühendis önce yapacağı binanın planını çizdikten sonra, binanın temeline başlarken ölçer, kazı kazılır, temel atılırken, önce bir hayt ipi bağlar. O ipi zaviyeye ve gönye doğrultusunda iyice çakar berkitir. Temel ölçülü terazi üzerine atılmış olur. O ölçü üzerine yapılan bina sağlam olur. Ölçüsüz, terazisiz yapılan bina yanlış olur. Eğri, düzensiz olduğundan, çabuk yıkılır, yok olur, gider.

İşte yapılan ibadet binasını da şeriat ipi ile, ihlas terazisi ile, halis niyet ile, tevekkül, haya ve Allah korkusu ile birlikte yapılan amel temeli sağlam olur ve bu şekilde her yerde ve her zaman ve her halimde Allah beni gözetiyor deyip, her amelinde ve her kavlinde ve fiilinde huzur ve rabıta ipine ve ihlas terazisine uygun olarak çalışılması gerektir. İhlas, huzur ve rabıtasız yapılan amel konuşulan kelamlar, ölçüsüz, terazisiz bina yapan kimseye benzer. Ölçüsüz kumaş biçen, terzilik yapana benzer.

İşte bu vücut fabrikası nefsin, şeytanın eline geçerse, Allah’ın rızasının olmadığı üretimlerde çalıştırılır; eli harama, ayağı gayri meşru haram olan yerlere, dili gaybete, gereksiz, lüzumsuz malayani kelamlara, yerenlik, yavanlık, küfür kelamlara çevirirler. Gözü şehvetle harama çevirirler, kulağı çalgılar, gayri haram olan kelamlara çevirirler. Karnını çok yeme içmek ile büyütüp, şişirip, ambar yaparlar.

Ölçüsüz, her ne gelirse çok yiye yiye mideyi harap ederler. Gece ve gündüz bağırsak doldurmaya ve sapık arzulara sevk ederler. İki dünyayı harap ederler. Zehirli şarap, günah çirkefi ile yüz karası ile mezara yatarlar.

Bir de dünya sevgisinden ve dünyalıklara hırs, tamah et-mekten çok sakınmak lazım. Çünkü nefis şeytan neye benzer? Misali, harami ve vurguncular vardır, onların işleri çok para ile yola, sefere çıkanları takip ederler. Dar yerlerde yolcuları yakalayıp, eşya ve paralarını soyarlar ve taksim olurlar. Bir kısmı da zengin, paralı evleri takip edip, fırsat bulunca, evleri soyarlar. Bir kısmı da çarşı, pazarlarda paralı adamları takip ederler. Fırsat bulunca sezdirme-den soyarlar. Aynen nefis, şeytan dünyada gafil, cahil yaşayanları ve kalp gözü kör, a’ma olup, gaflet uykusunda uyuyanların en kıymetli olan ömrünü, hayatını vurup çalmaktadırlar.

İşte ehl-i hal, ehl-i süluk, ehlullah olanlarda nefsin hevasın-dan, şeytanın iğvasından ve dünyadan çok sakınmışlar. Çünkü bizleri halk eden Allah’ımız ve O’nun sevgili Habibi bizleri uyarıyorlar. Nefsinizin hevasına uymayın; nefsiniz sizi benden uzağa çeker. Şeytan ise Adem atanıza, Havva ananıza cennetten beri çok büyük düşmanlığını açıktan ilan eden düşmanınızdır. Gafil olmayasınız, diye haber veriyorlar. Dünya ise kendinin yolunda, kendini hırs, tamah ile gece ve gündüz sevgisini kalbinde taşıyıp, çok sevenlerin kalplerindeki iman nurunu söndürmüş, gece gündüz kalbinden atmayıp, taşıyanları ağılı yılan gibi sokup zehirlemiştir. Her iki dünyasını helak eylemiş. Onun için Allah dostları bunlardan çok sakınmışlar.

Bir gün Peygamberimiz sallallahu Teala aleyhi ve sellem Efendimizin yanına kafirler gelmişler. Dediler ki, ya Muhammed, sizler diyorsunuz ki, şeytan şöyledir, böyledir diye şeytandan çok korkup, şikayet ediyorsunuz. Bizlerin şeytandan hiçbir korkumuz yoktur. Deyin şeytan bize ne yaparsa yapsın, deyince Peygamber Efendimiz sallallahu Teala aleyhi ve sellem hazretleri, bunları İmam-ı Ali’ye götürün, cevabını o versin, deyince, götürdüler, ka-firler aynı sözleri tekrar söylediler. O zaman hazret-i İmam-ı Ali kerremallahu vechehu Efendimiz buyurdular ki, şimdi şu dağlardan eşkiyalar bu şehre gelseler, bu şehirde zengin, paralı evlerin peşinde mi gezip dolaşırlar, yoksa; yoksul, parasız evlerin mi peşinde gezip dolaşırlar? Deyince; Tabi, zengin, paralı evlerin peşinde dolaşırlar dediler. O zaman İmam-ı Ali kerremallahu vec-hehu hazretleri şöyle buyurdular ki; Bizlerin içimizde Allah’a iman vardır. Allah’a imanla beraber, ibadet var ve zikrullah vardır ve bu ibadetlerin de nuru vardır. İşte bu imanın, bu ibadetlerin de nuru vardır. İşte şeytan da bu iman, bu nurların haramisidir. İşte bizler bu nurları ona kaptırmamak için sakınıyoruz. Sizin O Allah’a imanınız yoktur. Kalbinizde nurunuz yoktur. Bir boş ev gibidir; neyinizi alsın, zaten boştur, diye buyurmuştur.

Biz insanlara lazım olan hem korku, hem de reca lazımdır. Korku Cenab-ı Hak Teala ve tekaddes hazretlerinden çok korkmak, eminliğe düşüp, serbest olmamak. Reca da o ki, umutsuzluğa düş-memektir. Cenab-ı Hakk’a vuslat, yani kavuşmak azminde olanlar, bu ikisiyle yürümüşler.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>