canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Mi’rac’da Doksan Bin Kelam - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

 

Mi’rac’da Doksan Bin Kelam

 

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem mi’rac’da Cenab-ı Hak’la doksan bin kelam konuşmuş bunun Otuz bini umuma söyle-necek kelamlar ki şariattır, otuz bini ehline söylenmek için ki tarikat-tır, otuz bini kendinde sırdır ancak sır ehline mahsus ki marifettir.

Şeriate mahsus olan otuzbini söylenir: Zahir ahkâmdır, cümlenin başı şeriattır. Şeriattan kıl kadar ayrılan tarikattan dağlar kadar ayrılır. Bu erkânları aşikâra söylemiştir. İmam-ı Ali’ye doksan binin cümlesini söylemiştir. Tarikatta otuz bin erkân haldır: On iki evliyalar meşre-bidir, velayet tabakasıdır, pirler yoludur. On iki imam meşrebidir. İmamlar malumdur. Tarikat pirleri her biri bir Peygamberin meşre-bindedir. Mürid sonunda bunların birinin meşrebine gider.

Marifette: Otuz bindir velayet büyüğü dörttür. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali meşrebleridir. Zatı Ali Kadirilerin meşrebidir. Peygamberler meşrebi dörtdür. Hz. Ebu Bekir, İbrahim aleyhisselam, Hz. Ömer, Musa aleyhisselam, Hz. Osman, Harun aley­hisselam, Hz. Ali, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem meşre-bidir. Hz. Ali anâsırda manen vücudda deri gibi, Hz. Osman manen su gibi, Hz. Ömer manen yel hava gibi, Hz. Ebu Bekir Manen Semada güneş gibi, Muhammedun Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cümlesidir.

Mi’raca çıkarken her kat semada acaipler arz olundu bak ya Mu-hammed dediler. Hiç birine iltifat etmedi. Cenab-ı Hak Teâlâ ve Takeddes Hazretleri Mi’rac’da biz habibimize yedi kat semalarda görünen, görünmeyen gizli varlıkları hepsini gösterdik. Bak Ya Muhammed denildi. Habibimiz acayiplerden garaiplerden gösterilen-lerin hiç birisine iltifat etmez dost yolunda azmine devam eder idi. Sorarlar idi bu kadar acayip garaipler gösterilir. Cennet nurlanır sağına gelir dünya süslenir soluna gelir. Bak Ya Muhammed denilir. Sevgilisine kavuşmak azminde hiç birisine iltifat edip bakıp eğleşmez idi.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e sordular ki? Bu kadar aşikâr, gizli garaipler gösteriliyor; hiç birisine niçin bak-mıyorsun Ya Muhammed? Neden bakmıyorsun diyenlere cevap verir idi. Bu kadar aşikâr gizli garaiplere bak Ya Muhammed deyi arz ederlerdi. Hiç bir tanesine bakıp iltifat etmez yolunda eğleşmez idi. Sorarlar idi. Bunlara hiç birine nazar etmiyorsun. Arzun, isteğin neye bakmak istersin nereye nazar etmek istersin? Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in verdiği cevapları buyurdular ki:

Ben o bütün yaratılmışları yaradan halk eden yüce Rabbımın Cemaline ve lutfunun kemaline ancak O’nun cemaline nazar ederim ki ancak, nazar edip bakmağa o layıktır ki beni bir damla nutfa iken terbiyetle alaka (kana), alaka iken cenine yetiştirdi. Veled iken Hamid etti. Yani (medh ve sena öğülmeye layık etti) yetim iken azim etti. Ve garip iken Habib etti. Ve fakir iken Gani etti. Ve muhtaç iken sahibi mi’rac etti. Ve ümmi iken arif etti. İbni Abdullah iken Muhammedün Resulullah etti. İşte bugün bu ihsanları bana münasip ve reva gördü. Daha yarınki kıyamet günü ki o gün yevmi ligâdir (yani Allah âşık-larının Allah dostlarının yüce Allah’ımıza kavuşmalarının zamanı vakti günüdür.) Makamı havuzda muradı ilahiyeme kavuştuğum günde elime şefaat alemini verip işfa’ teşfa’ nidası ile yani bu seda şefaat yapma ma emir verip şefaat nidası ile Arasat meydanına varıp Vedduha suresindeki Vaadi ilahiyesi emri üzere şefaat emri verilecek. Yüce Rabbımdan nasıl bir emir verilecek.

Ayet-i Kerime:

وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ

nidası ile bu nida Yüce Rabbımız tarafından bizzat Sevgili Habi-bine verilecek. Yani

“Ya Habibim Rabbın seni mezun kıldı. Şefaat hakkında seni müstesna kıldım. Ya Rabbi Ben razı oldum artık yeter deyinceye kadar Rabbın Seni şefaat makamında mezun kıldı.”[1]

Bu hususta bu emre mutabiat edenleri cehennemden halas ederim. Maksadı a’la ve menzili Aksa’ya eriştiririm. Yine mi’rac konu-suna dönüyoruz.

Cenab-ı Hak Celle ve A’lâ Habibini sallallahu Teâlâ aleyhi ve-sellemi semâvâti a’lâyı geçirip cümle enbiyadan aleyhümüs selam mi’racları ile mi’rac ettirip daha ol makamlardan yükseltip hiç kimseye zahir olmayıp ve nasip müyesser olmayan cemali ilahiyesine kavuş-turdu. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cemalullaha kavuşmasında Allah ile arada doksan bin kelam geçmiş.[2]

Cenab-ı Hak Teâlâ ve Takaddes Hazretlerinin Sevgili Habibine konuşmuş olduğu kelamlardan bir tanesi şöyledir. Buna hadisi kudsi diyoruz.

اَطْعَمَ الطَّعَامْ، وَل۪ينَ الْكَلٰامْ، وَالصَّلٰاةِ بِالَّيْلِ وَ النَّاسِ نِيَامْ

Yani meali: Rızayı Allah’ı umup kast ederek Allah’ın kullarına Allah rızası için yemek yedirmek ve konuşurken herkese güzel mülayim yani yumuşak söz söylemek ve herkes yatakta uyurken Allah için gecelerde kalkıp namaz kılmak. Ya Habibim bunlar ile amel et ve ümmetine de tav-siye emir et. Bu sebeple Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gece namazlarını çok severlerdi. Cenab-ı Hak O’nun hürmetine cümlemize layıkı şekilde huzuru kalb ile ihlaslı amelde bulunmayı nasip etsin.

Buraya bir konu daha yazılması icap etti. Musa aleyhisselam Turi Sina’da Kelam esnasında:

رَبِّ اَرِن۪يٓ اَنْظُرْ اِلَيْكَۜ

“Ya Rabbi Senin cemalini görmek istiyorum”[3] diye fer-yat etti. Ya Musa:

لَنْ تَرٰين۪ي وَلٰكِنِ انْظُرْ اِلَى الْجَبَلِ

cevabı gelince Cenab-ı Hak yani “Ya Musa Benim cemalimi göremezsin tecelliyetimi şu dağa vurayım dağ tecelliyetime takat getirirse siz de dağa bakın[4]

cevabı geldi. Dağa tecelli vurunca dağ parçalandı. Yedi parça olup semaya çıktı. Dağ bu hale gelip parçalanınca Musa aleyhisselam ve yanındaki götürmüş olduğu yetmiş kişi hep birden baygın olup yere düştüler bir rivayette yetmiş kişi öldüler. Musa aleyhisselam hayatta idi. Bu hal sonrası Cenab-ı Hak Musa aleyhisselam’a: Ya Musa eğer aşkımızın serhavanına erişe idin hiçbir başka tarafa gay-riye bakıp nazar etmez idin.

Bizim aşıkı sadık olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ki hazain yani yedi kat semalarda gizli ve aşikâra olan acayip garaiblerin hepsini ona arzettim. Hiç birine iltifat etmeyip göz ucu ile bile bu kadar acayiplere nazar etmedi. Musa aleyhisselam kendisi hayâtta yanı sıra giden yetmiş kişi hakkında Cenab-ı Hak’ka münacat etti. Ya Rabbi bu yetmiş kişi beni İsrail’in yüksek adamlarındandır. Bunları ben sağ olarak getirdim. Bunların geri dirilmesi için münacat ediyorum Ya Rabbi, Cenab-ı Hak lutfundan o yetmiş kişiyi yeniden diriltti.

İşte şimdi dünya yüzünde Allah’a Kur’an’a O’nun Resulu Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e cidden inanıp bağlı olan İslam din gardaş bacılarımızı Peygamberimizi hasitliklerinden halen daha kabul edemeyenler Yahudi tayfesinin içinde Peygamberimizi tastik edemeyenler. Îsevî olan Hristiyan alem-leri Muhammedun Resulullahı tastik etmeyenler. Edemiyenler halen mevcuttur. Bunların evvelden beri emelleri maksatları Peygamber Efendimize ve onun hakiki Ümmetine hücumları devam ederek gelmiştir. Geliyor. İyi anlaşılsın ayetler ile deliller ile verilen haberleri Turi Sina’da Musa aleyhisselam ile yetmiş kişi bizleri de beraberinde götür bizler de Rabbı’yın kelamını işitelim kalbimiz mutmain olsun diye Musa aleyhisselam ile giden yetmiş kişi Cenab-ı Hak bunları bir beyaz bulut içerisine alıp Musa aleyhisselam ile kelam konuşulmaya başladılar. Yetmiş kişi Cenab-ı Hak’kın kelamını işittiler.

Bunun üzerine Musa aleyhisselam’a çok israr ettiler ki: Ya Musa biz Allah’ın kelamını işittik. Ama Cemalını görmeyince iman edip inanmayız, diye çok israrla görmemiz lazımdır, deyince Musa aley-hisselam bu konuyu Cenab-ı Hak’ka söyleyince Cenab-ı Hak Ya Musa bu dünyada cesat gözü ile cemalimi görmeye tahammül edemezsiniz. Fakat bu yetmiş kişi çok israr ediyorlar. Ya Musa ben tecelliyetimi karşınızdaki şu dağa çevireyim eğer dağ benim tecelliyetime takat getirebilirse sizler de getirirsiniz deyip Cenab-ı Hak tecelliyetini dağa çevirip vurunca dağ bir anda parçalanıp yedi parça olup semaya yükseldiler. Yetmiş kişi bir rivayette secdeye kapandılar. Sol gözleri semaya dağa nazar edip üzerimize düşer mi diye baktılar. Bir rivayete göre de yetmiş kişi bayhoş olup öldüler üç gün o vaziyette kaldılar. Musa aleyhisselam bunları diri getirdim tekrar dirilmesini arz edince bunlar dirildiler.

Dağlar Allah’ın izniyle uçup Suudi Arabistana indiler. Aklımızda kalanlar Uhud dağı, ikinci Mina Dağı, üçüncü Sevir Mağarasının oldu-ğu dağ, dördüncüsü Cebeli Nur dağı, beşinci Arafat dağı.

Mühim konumuz bu yetmiş kişi gelip orda olan hal ahvali beni İsrail kavmine haber verdiler bizler şahit olduk. Allah’ın kelamını işittik. Hal neticeside böyle oldu. Dediler. Bunlara istinaden Yuhudi ve Hristiyanlardan adamlar yetiştirilip bizler yahova şahidiyiz Allah’ın şahitlerinin şahidiyiz diyerek İslam ülkelerine gönderilip, bizler daha üstün imandayız, İtikattayız diyerek sözleri ile insanları iman itika-tından Kur’an’dan koparıp Hristiyanlığa ve yahudiliğe çevirip maaşa da bağlıyorlar. Bu konuların hakikatini bilmeyip anlıyamıyanları Hiris-tiyan itikatına Yahudi itikatına çevirip aşılıyorlar. Cenab-ı Hak ümmeti Muhammed’e iman kuvveti itikat kuvveti anlayış kuvvetini versin onların yanlış sözlerinden itikatlarından korusun, âmin. Tekrar konumuza dönelim.

Cenab-ı Hak’kın emri ile cennet o kadar nurlandı bezendi sağ tarafına geldi bak ya Muhammed, ona da bakmadı dünya süslendi hali ve ziynetlerle bak ya Muhammed dünyaya bakmadığı gibi çok da ağır kelamlar konuştu onu ret etti. Ey evliyaların mü’minlerin enbiyaların düşmanı, kulların yoluna çıkan yalan gaddar dünya, önün-den bal gösterip sonunda da zehir veren dünya hiç sana güvenilir mi? Benden önce Resul kardeşlerim seni nikâhladılar üçten dokuza kadar seni geri boşadılar. Hiç birisi senle eğleşmedi. Ben ise zaten seni hiç almadım. Demek ki Allah ile bizim aramızı bozan yolumuzun önüne çıkan dünyadır. Hadisi Şerif:

لٰا يَمُوتُ الْقُلُوبُ إِلّٰاحُبُّ الدُّنْيَا

“Kalpleri hiçbir şey öldürmez illa dünya muhabbeti öldürür.”[5]

Yine bir hadisi şerif:

لٰا يَمُوتُ الْقُلُوبُ إِلّٰا بِكَثْرَةِ الطَّعَامِ

“Kalpleri hiçbir şey öldürmez illa aşırı yemek yeme öldürür.”[6]

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem huzuru ilahiyeye vardığında Rabbul Alemin sordu: Cennet senin dostlarının yeridir oraya niçin bakmadın ya Habibim? Dediğinde, ya Rabbi Ben senin cennetteki evlerinin aşığı değilim Ben Senin aşığınım bu gözleri sırf senin cemalini göreyim diye sakladım. Senin cemalini görmek için sakladığım bu gözlerin beni yokdan var eden Rabbım dururken başka tarafa bakmak reva mıdır ya Rabbi? dedi. Cenab-ı Hak. Eğer o cenne-te bakıp eğleşseydin seni cennete koyardım ama bu devlet bu cemalim nasip olamazdı buyurdu. Onun için İsa aleyhisselam Cenab-ı Hak’ka dedi ki; ya Rabbi sana kavuşmak cemalini görmek istiyorum ne yapmam gerek dediğinde Bana kavuşmak istiyorsan ya İsa aç ol açlığa devam et. Cemalimi görmek istiyorsan tecrid ol benden başka kalbinde kimse kalmasın buyurdu.

Mısrı Niyazi Hazretlerine sordular Rabbine nasıl kavuştun?

“Allah korkusu ile hasta oldum, şevk ile yandım, aşk ile öldüm, Allah ile geri dirildim.” dedi.

Onun için Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretlerinin evliyalarına doksan dokuz esması ile tecelli etmesinde onları hem öldürür hem geri diril-tir, tecelliyi ilahi geldiği zaman kendileri yok olur Hak’kın varlığından başka bir şey kalmaz.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mi’raca çıkan altıncı peygamber oluyor. İbrahim aleyhisselam altıncı semaya kadar çıktı. Peygamber Efendimizden yukarı hiç kimse çıkamamıştır her peygambere de Cenab-ı Hak istekleriniz, arzunuz var mı? Ya Halilim, ya İsa, ya Musa, onların her birinin arzu istekleri olmuş onları da Ce-nab-ı Hak vermiş Peygamber Efendimize de sallallahu aleyhi ve sellem Hak Teâlâ Hazretleri, ‘ya Habibim bir arzu isteğin var mı?’ dediğinde; ya Rabbi bütün isteklerimi âsilerin şefaati için ahirete bırakıyorum dedi.

Cebrail aleyhisselama Cenab-ı Hak emretti. Habibime cenneti cehennemi gezdir. Dostlarımın karargâhını görsün. Düşmanlarımın da azap yerini görsün buyurdu. Cehenneme geldiklerinde cehennem kumandanı Malik var nasıl ki cennetin amiri Rıdvan cehenneminde on dokuz büyük azap kumandanları var on dokuz tanenin içinde birisi de Malik’tir daha fazla hüküm onun elinde o hükümlü cehennem maliki ile beraber cehennemi gezerken cehennemin birinin kapısında

فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِۜ

“Burası Allah’ın zikrini terk ettiğinden dolayı kalpleri katılaşmış olanların yeridir.”[7]

Yazılıydı. Allah’ın zikrini bırakmış terk etmiş Allah zikrini bırak-tığından dolayı kalbi katılaşmış sertleşmiş kalbinde ne insanlara karşı bir sevgi merhamet ne de Allah sevgisi kalmamış olanların yeridir diye yazılmıştır. Bu ayetin baş tarafında:  

اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّه۪ۜ

Mealen: Fahri razınin beyani vechi ile “İslamı kabule ve kabiliyetini mükemmel kılmak ile kalbi açılmış olanlar. Onlar Rabbisinden hidayet üzerinedir”.[8]

Bu ayet nazil olunca Huzuru Risalette bulunanlar sordular. “Ya Resulallah kalbin inşırahı (açılması) nasıl olur. Ya Resu-lallah” dediklerinde:

Resulullah sallallahu aleyhi ve selem, “nuru marifet kalbe girince kalbin kapısı açılır-genişler.” Buyurması üzerine Eshabı Kiram, buna alamet nedir? dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve selem, “buna alamet dari ahirete tedarik üzere bulunmak ve ölüm gelmezden evvel ölüme hazırlanmak ve tedarikli olmak. Ve lüzumundan fazla dünyaya rağbet etmemektir.”[9] Buyurdukları İbni Mesud Hazretlerinden mervidir.

Allah’ın zikri ehli imanın kalblerini yumuşatır. Ehli küf-rün ise kalblerini katılaştırır. Çünkü bir şeyin mahalin istida-dına göre ayrı ayrı tesir yaptığı her zaman görülmektedir. Mesala güneş bal mumunu yumuşatır. Tuzu katılaştırır.[10]

Birinci cehennemin kapısında yazı yokmuş ki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem cehennem malikine burası kimlerin yeri dedi. Cehennem maliki de hayâ ettiğinden dolayı söyleyemedi. Ceb-rail aleyhisselamının kulağına eğildi hafi olarak kendinin ümmetinin asilerinin yeri dedi. Cebrail aleyhisselam kendisine söyle dedi cehennem Maliki mahçup mahsun sıkılaraktan ya Muhammed burası senin ümmetinin asilerinin yeri dedi o zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem merhametinden ağladı.

Cenab-ı Hak Teâlâ Hazretleri ya Habibim seni biz cennet cehen-nemi gezdirdiğimizdeki gaye benim sevdiğim sevgili dostlarının yerini gör Beni sevmeyenlerin ve Benim de kendilerini sevmediğim düşman-larımın azap yerlerini gör onun için gezdirdim diyor sen neden kendini bu kadar üzüp müteessir oluyorsun? O cenneti a’lada gördüğün cennet eğer bizden izinsiz bir gücü olsaydı Âdem aleyhisselamı dün-yaya atmaması gerekti. Cehennemdeki ateşlerin eğer kendi kendine bir yakma gücü olsaydı İbrahim aleyhisselamı yakıp kül etmesi lazımdı. Ya Muhammed kullarıma haber ver bir kulum rızamda oldumu isterse cehennemin yedi kat dibinde olsun onun nuru ateşi söndürür. Yeri gül gülistan olur.

Şimdi burada bize ne anlatılıyor ne yapıp yapıp Allah’ın rızasını bulacağız. Ya Rabbi ben Seni nasıl razı edeceğim diyerekten her işimizde Allah’ın rızasını gözetmeliyiz Cenab-ı Hak’kın bizim ibadeti-mize ihtiyacı yok. Bizim kalbimizin düzelmesi nurlanması için O’na ibadet itaat etmeye ihtiyacımız var.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem mi’racdan inince sahabelere haber veriyor cenneti ala da Cebrail aleyhisselamla gezerken önümüzde baktım ki bir ayak sesi var. Cebrail aleyhisse-lama dedim ki bizim önümüzde yürüyen var ama kendisi gözükmüyor acaba kimdir? Dedi ki; Müezzinin Bilal-i Habeşinin ruhaniyetidir. Ya Bilal diyor. Senin ruhaniyetin yedi kat semada cenneti alada bizimle beraber geziyor. Senin Allah’ın hoşuna gidecek muhakkak herkesden fazla bir ibadetin nedir? Ne amel yapıyorsun? Ya Resulullah benim herkesten fazla bir ibadetim yok. Yok diyor muhakkak senin herkesten fazla bir ibadetin var. Ya Resulullah herkesten fazla olsa olsa ancak gece ve gündüz katiyyen abdestsiz duramıyorum. Ne zaman abdestim bozulsa gider. Abdest alırım kerahet vaktinin dışında ise mümkünse iki rekatta şükür namazı kılarım dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki senin bizimle beraber cenneti alada ruhaniyetinin dolaş-masının sebebi budur dedi. Her kim böyle temiz abdestli durursa mel’un şeytan yanaşamaz müteessir ve mahsun bir şekilde kalır abdestli durduğu müddetce elini, dilini, gözünü haramdan sakınarak abdestli durmayı adet yaparsa. Abdesti bozulmadığı müddetce o kimse namaz ve ibadet üzerinde gaim yazılır. Bu şekilde şayet eceli gelir de ölürse o kimse şehit olarak ölür diyor her kim yatağına abdestli yatarsa onun ruhuna yedi kat semaya kadar yol açılır her kim abdestli durursa Cenab-ı Hak’kın feyzi ilahi nuru açık olur. Feyzi ilahi nuru abdestli olanın kalbine iner. Senin bu dereceye çıkman abdestli durduğundandır dedi.

وَلَسَوْفَ يُعْط۪يكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰىۜ

“Ya Habibim Rabbin Sana öyle müstesna bir şefaat makamı verdi ki ya Rabbi artık ben razı oldum yeter deyin-ceye kadar şefaat yapmakta müstesnasın”[11]

Hallacı Mansur bir toplumda konuşurken evet şefaat var fakat layık olana mahsus diye konuşmuş o gece Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’ı rüyasında görmüş ya Hallac sen ne cesaretle böyle konuştun. Şu ayeti unuttun mu?

عَسٰىٓ اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا

“Rabbin sana bir makamı Mahmud verecektir.[12]

Rabbin sana öyle bir makam verdi ki makamı Mahmud evvelin ve ahirin hepsinin ümmetine şefaat yapma makamıdır. Ya Habibim Biz seni Âlemlere rahmet olarak indirdik. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dünyaya rahmetellil âlemin olarak gelmiş-tir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cebrail aleyhis-selama da sordu. Rahmetellil alemin ayetinden sende faydalandın mı? Dedi Cebrail aleyhisselam evet ben de faydalandım dedi.

 


[1] Duha Suresi, 93/5.

[2] Tarıhı Tabari Kebirde.

[3] A’raf Suresi, 7/143.

[4] A’raf Suresi, 7/143.

[5] Marifetname s.258 (Osmanlıca baskı)

[6] Müzekki’n-nüfus s.177 (Osmanlıc baskı).

[7] Zümer Suresi, 39/22.

[8] Zümer Suresi, 39/22.

[9] Hulasatu’l Beyan fi tefsiril Kur’an. Zümer suresi 22. Ayetin tefsiri.

[10] Hulasatu’l Beyan fi tefsiril Kur’an. Zümer suresi 22. Ayetin tefsiri.

[11] Duha Suresi, 93/5.

[12] İsra Suresi, 17/79.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>