canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

SON GÜNLERİ VE İRTİHALLERİ - (Zuhurâtı Izhârı'l-Vakf-ı Güneş 2.cilt)

 

SON GÜNLERİ VE İRTİHALLERİ

 

Hastalığı:

Veda haccı'ndan Medine'ye döndükten sonra bir müddet sonra HZ. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandı. Zaten Maide Suresinin 3 üncü ayeti nazil olduğu vakit, ashabdan bir kısmı O'nun hayatının sonunun yaklaştığını sezmişlerdi. Çünkü din tamam olunca, Peygam­ber'in vazifesi de son buluyor demekti. Hz. Pey-gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hayatı gayet muntazamdı, sıhhat kurallarına son derece riayet ederdi. Temizliğe çok önem verirdi. Bütün öğüt­lerinde bunları ashabına öğrettiği gibi, kendisi de titizlikle uygulardı. Fakat bu dünya hayatı bir geçiş yeridir.       .

Hz. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bu fâni alemden göçeceği zamanın yaklaştığını anladı. Hicret'in 11 inci yılı girmişti. Sâfer ayının 19 uncu gecesi kimseye sezdirmeden Baki' mezarlı­ğına giderek orada yatan ashabını selamladı ve; yakında biz de aranızda olacağız, de­di. Mezarlıktan dönüşte hastalığı arttı. Hz. Aişe O'na, "Vahbaşım" diyerek başının ağrıdığını söyledi.. Buna şu karşılığı verdi:

- Senin değil Aişe, asıl benim vah başım!

Hastalık günden güne artıyordu. Buna rağmen Mescid'e çıkıp namazda imam oluyordu. Bir gün dermansız kalınca Hz. Ebu Bekir'in cemaate imam olmasını emretti. Ebu Bekir üç gün imamlık yaptı.

Nesi Varsa Sadaka Veriyor:

Hastalığı sırasında yanında 1 dirhem parası vardı. Bunları sadaka olarak dağıt­tırdı. Öldüğünde nakit olarak hiç parası kalmadı. Biraz ev eşyası vemalıvardı. Zevce­lerine hisselerini ayırdıktan sonra kalanını yoksullalara, yolculara sarfolunmak üzere vasiyyet etti; geriye mal bırakmadı.    

Kerîmeleri Hz. Fâtımâ İle Başbaşa:

  Hz. Fâtıma her gün gelerek, Hz. Aişe'nin odasında yatmakta olan babasını ziyaret ederdi. Hayatta kalmış tek evladı o idi. Bir defasındaFatıma:

-“Kimbilir ne acılar çekiyor babacığım, deyince:

- Babasının sevgili kuzusu, bu günden sonar babacığın hiç acı çekmeyecek, cevabını verdi.

Bu söz, bu elem dünyasından göçeceğine işaretti.

Hastalığı esnasında birkaç defa ashabına nasihatlarda bulundu. Ensar ile Muha­cirlerin kardeşçe geçinmelerini tavsiye etti.

"Benim irtihalimi düşünüp telaş ediyor musunuz ? Hiç bir Peygamber, ümmeti içinde ebedi kaldı mı ki, ben kalayım? Ben Hak Teala’ya kavuşacağım ve buna hepinizden ziyade layıkım…Ben size şefaatlı ve merhametliyim. Sizler yine bana kavuşacaksınız. Bulu-şacağımız yer, Havz-ı Kevser kenarıdır. Her kim orada benimle buluşmak isterse, elini ve dilini tutsun! Ben haberimi aldım, Allah’a kavuşuyorum…”

  Refik-i A'la'ya: Yüce Dosta:

8 Haziran'a rastlayan Rabiu’l-Evvel ayının pazartesi sabahı, Peygamberimiz Sallahu Aleyhi ve Sellem, hastalığının biraz hafifle-diğini hissetti. Sabahnamazını mescidde Ebu Bekir’in ardında kıldı. Odasına dönünce dermansızlığı arttı. Kuşluk vakti oldu: Ya Rab! Ölüm şiddetine karşı bana kolaylık ver, canımı tatlılıkla al” diye dua ediyordu. Başı Hz. Aişe’nin kucağında duruyordu. Yanında bir kabda soğuk su vardı. Elini suya batırıp mübarek yüzünü serinletiyordu. Haziranın sıcak günlerinden biri, gökyüzü saf, her taraf sakin, ilk hilkat gününde olduğu gibi her şey durgun, Mübarek parmağıyle yukarı doğru işaret etti:"Refık-i A’la'ya – Yüce Dosta” diyerek gözlerini semaya çevirdi. Ve ruhu ebedi aleme uçtu.

Mematın (ölümün) da hayatın gibi temiz ve pak ya Rasulullah.

Son Vazifeninin İfası:

Ashab-ı Kiram acı haberi gözyaşları içinde öğrendiler. Medine-i Münevvereyi matem havası kapladı. Bazıları buna inanmak iste-miyordu. Hz. Ebu Bekir:

“Kim ki Muhammed’e taparsa bilmiş olun ki, Muhammed ölmüş-tür. Kim ki Allah’a taparsa bilsin ki, Allah daim ve bakidir.” Diyerek yüce gerçeği açıkladı. Ve Al-i İmran Suresi’ni 144 üncü ayet-I kerimesini okudu.

Hz. Ali, Abbas ve oğlu Fazl, Zeydin oğlu Üsame cenazenin gasli ile meşgul oldular. Hz. Ali yıkadı, diğerleri yarıdım ettiler. Nereye defnedileceği müzakere edildi. Bazıları Mekke’ye, bazıları da, Hz. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in makamı olan Kudüs’e defnolunmasını ileri sürdüler. Hz. Ebu Bekir:

-Peygamberler öldükleri yere defnolunurlar, dedi.

Ve Hz. Aişe odasına mezar kazılarak Salı günü akşamı Ravza-i Mutahhara’ya konuldu. Cenaze namazı gruplar halinde kılındı. Evvela erkekler, sonar kadınlar. Sonar çocuklar saf saf olarak sevgili Peygamberlerine son dini vazifelerini ifa ettiler.

(O Allah’ın Sevgili Habibi Yüce Peygamberimiz’e, O’nun Al ve Ashabına sonsuz salat ve selamet olsun.)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>