canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

UKUBET SEBEBİ HASLETLER - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

UKUBET SEBEBİ HASLETLER

 

 Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuştur ki, şu beş haslet beş ukubete sebeptir:

Birincisi;

Bir kavim ki; ahdi-vaadini bozarlar ise, Allahu Teâlâ o kavim üzerine düşmanlarını musallat kılar.

Ahdimiz, hem halkın arasında verdiğimiz ahdimiz var hemde ruhlarımız yaratıldığında Cenab-ı Hak, ruhlarımızdan sevgisinden ayrılmayacağımıza ahdi misak aldığını haber veriyor.

Ahd-i misak hakkında ayet, Raad suresi 20. Ayet:

اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ

Yani, “bunlar o kullarımdır ki, ettikleri ahde vefa ederler ve üstünde durup dönmezler. Misakı da bozmazlar.”Bu misak, âlem-i ervahtaki Allahu Teâlâ’ya verilen sözdür ki Cenab-ı Hak, ruhlarımızı halk ettiğinde ruhlara dedi ki A’raf suresi 172. Ayet:

اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ

Yani, Ben sizi yaradan Rabbiniz değil miyim, deyince, ruhlar aşka, şevke gelerek

 قَالُوا بَلٰى

 

Yani, 

Sen bizi yaradan Rabb’imizsin diye ta orada inanıp ikrar etmişiz.

 Cenabı Hak bu söz üzerine, “sizi dünya âlemine çıkaracağım bu sevginizden bu vaadinizden ayrılmayacağınıza vaad ediyormusunuz?” Deyince bütün ruhlar aşk ile şevk ile galeyene gelip “galu bela” yani

Sen bizi yaradan Rabbımızsın diye ikrar etmişiz. Hem de senin sevginden ayrılmayacağız diye ahd ü vaad etmişiz. İşte Cenab-ı Hak, ruhlardan bu sevgiden ayrılmayacaklarına vaad almıştır.

Cenab-ı Hak, kendine olan ahdi vaadimizden ve sevgisinden ayırmasın, âmin!

Burada Allah’a olan vaadimiz üstünde durup verilen emanetleri O’nun emrine muhalif olan yerlere kullanmayacağız. Ahdimize vefa edeceğiz.

Halkada olan ahdi vadimize vefa edeceğiz. İşte bu ahdi vadimizde vefa edilmez durulmaz ise içten dıştan düşmanlar zuhur ettirip onlarla müptela kılar.

Bir de halka olan vaadimizde, vaad ederken, inşaallah demeyi unutmayalım. Şayet vaadimiz çok müşkülat veya bir fesat çıkma tehlikesi karşısında dönmesinde başta inşaallah demiş ise, vaadde de tehlikeler zuhur edecek ise inşaallah Cenab-ı Hak af eder.

Halka karşı bazı vaadlerde tehlikeler zuhur edecekse, fesatlar çıkacaksa katil, namus gibi ağır tehlikelerde vaad ederken inşaallah yani Allah izin verirse demektir.

Fakat bu yanlış anlaşılmasın verilmiş olan vaadimden dönerim diye vaz geçilmesin. Vaadimizde büyük tehlikeler yoksa mümkün mertebe vaadimizi ifa edeceğiz. Üstünde duracağız.

Bu vaad konusunda başımızdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.

Bir kızı rızası ile ana baba kardeşler rızası ile taraflar biribirlerine rıza göstererek bu vaadleriyle nişan takıldı. Daha sonra kıza bir takım akaraba ve köylü taraflarından karşı çıkıp kızı buraya verdirmeyeceğiz diye fesatlar zuhura gelmeye başladı.

Kız tarafından bir adam şiddetle gelip altı oğlum var silahlanıp gelip bu kızı taksiye bindirip silahları sıka sıka götüreceğiz sözleri yayıldı.

Şeyhımız Bilal baba hazretleri hayatta idi. Durumu söyledik. Danışıldı. Dedi ki bu dereceye gelince mademki fesatlar zuhur edecek kız evi ile hesaplaşın bu konuda bu kızdan vazgeçin fesatlar çıkıp büyüyüp çevreye dağılmasın. Deyince işte o kız evi ile olan vaadlerin iptal edilmesini söyledi ve iptal oldu.

Bu yemin ve buna benzeyen işlerde, ancak bu gibi işlerde dönmesinde fayda var. Çünkü fesatlar dışarıya yayılacak. Dönmesi daha hayırlı olur.

Hadisi şerif:

مَنْ حَلَفَ عَلٰى يَم۪ينِ فَرَأَ ى غَيْرِهَا خَيْرًا مِنْهَا فَلْيَأْتِ الَّذ۪ى هُوَ خَيْرَ وَلْيُكَفِّرْ

Yani, “bir kimse bir şey üzerine yemin eder, sonra da daha hayırlısını görürse hayırlı olan işi yapsın ve yeminine kefaret versin”[1] buyuruyor.

 Bir başka hadisi şerif:

مَنْ حَلَفَ عَلٰى يَم۪ينِ فَاِسْتِثْنٰى ثُمَّ اَتٰى مَا حَلَفَ فَلٰا كَفَّارَةٍعَلَيْهِ

Yani, “bir kimse yemin eder de inşaallah derse sonra yemin ettiğini yaparsa ona kefaret lazım gelmez”[2]buyuruyor.

Yemin kefareti:

Maide suresi 89. Ayet: Yani, Yemin eder, bir işi işleyeceğine veyahut işlemeyeceğine yemin etmektir. Bunun da hilafını, yani yemini bozarsa keffaret lazım gelir.

Keffaret de üç türlüdür: Bir, orta halli evlat ve ehlinize yedirdiğiniz taamdan on kişinin karnını doyurmak veyahut on fakire orta halli elbise giydirmek veyahut bir köle azad etmektir. Eğer bunlardan aciz olursa, üç gün ara vermeden oruç tutar.

Ukubet sebebi hasletler hadisi şerifi devam ediyor.

İkincisi, bir kavim ki; Allah’ın inzal buyurduğu kitabın dışında başkalarıyla hüküm ederler ise, Allah’ın kanunlarını bırakıp kendi hoşlarına giden kanunlarda yerirlerse o kavim içinde fakirlik ve ihtiyaçlar zahir olur. Daimi surette dışarıya muhtaç olurlar.

Üçüncüsü, bir kavim ki; onlarda zina zuhur eder, yekvücut zinayı önlemezler önlemeye de çalışmazlar ise, o kavim içinde veba hastalıkları vesair ölüme sürükleyici hastalıklarla mübtela kılar.

 Dördüncüsü, bir kavim ki; ölçü ve tartılarında noksan verirler ise, Allahu Teâlâ onlardan otları men eder, kıtlıklar ile müptela kılar.

Beşincisi, bir kavim ki; zekâtlarını vermezler ise, Allahu Teâlâ onlardan yağmurunu keser, suyunu keser, kuraklıkla müptela kılar.[3]

 


[1] Ramuze’l-Ehadis c.2.s.417/3

[2] Ramuze’-Ehadis c.2.s.417/8

[3] Tabarani, el-Mu’cemü’l-Kebir c.11.s.45/10992 (Musul). Heysemi, Mecmau’z-Zevaid c.3.s.65 (Kahire). Delemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.2.s.197/2978 (Beyrut). Hulasatu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an c.15.s.419–420 (Osmanlıca baskı), Tefsirü Kurtubi el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an c.22.s.133 (Beyrut)

Et-Terğib vet-Terhib, c. 2.s. 208/21.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>