canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İMAMI AZAM EFENDİMİZİN RASULULLAH sallallahu aleyhi vesellemi METH EDEN BİR KASİDESİ: - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

İMAMI AZAM EFENDİMİZİN RASULULLAH sallallahu aleyhi vesellemi METH EDEN BİR KASİDESİ:

 

يٰا سَيِّدَ السّٰادٰاتِ جِئْتُكَ قٰاصِدًا

أَرْجُو رِضٰاكَ وَ أَحْتَم۪ي بِحِمٰاكَا

Ey seyyidlerin Seyyidi sırf Seni arzulayarak sana geldim

Rızanı isteyerek ve Senin himayene sığınarak geldim

وَاللّٰهِ يٰا خَيْرَ الْخَلٰٓائِقِ إِنَّ ل۪ي

قَلْبًا مَشُوقًا لٰا يَرُومُ سِوٰاكَا

         Vallahi ey mahlûkatın en hayırlısı muhakkakki benim

         Masivalardan kesilip sırf seni arzular aşkınla yanan kalbim

وَ بِحَقِّ جٰاهِكَ إِنَّن۪ي بِكَ مُغْرَمٌ

وَ اللّٰهِ يَعْلَمُ أَنَّن۪ي أَهْوٰاكَا

         Senin hürmetin hakkına seni sevip sana tutkunum

         Allah biliyor ki muhakkak sana meftun sana aşıkım

 أَنْتَ الَّذ۪ي لَوْلٰاكَ مَا خُلِقَ امْرُؤُ

كَلّٰا وَ لٰا خُلِقَ الْوَرٰى لَوْلٰاكَا

Sen O kimsesin ki eğer sen olmasan hiçbir şey yaratılmazdı

         Sen olmasaydın asla kâinat yaratılmazdı.

أَنْتَ الَّذ۪ي مِنْ نُورِهِ الْبَدْرُ اِكْتَسٰى

وَالشَّمْسُ مُشْرِقَةٌ بِنُورِ بَهَاكَا

        Sen O kimsesin ki ay Senin nurundan kisveye büründü

         Ve güneş senin güzelliğiyin nuruyla şule ziya verdi

أَنْتَ الَّذ۪ي لَمّٰا رُفِعْتَ إِلَى السَّمٰٓاءِ

بِكَ قَدْ سَمَتْ وَ تَزَيَّنَتْ لِسُرٰاكَ

         Sen O kimsesin ki semaya yükseldiğin zamanda

         Sen geldin diye ziynetlenip süslendi sema

أَنْتَ الَّذ۪ي نٰادٰاكَ رَبُّكَ مَرْحَبًا

 وَ لَقَدْ دَعٰاكَ لِقُرْبِه۪ وَ حَبٰاكَا

         Sen O kimsesin ki Rabb’in sana merhaba diye nida etti

         Seni gurbiyeti ilahi ile ödüllendirmek için davet etti

أَنْتَ الَّذ۪ي ف۪ينٰا سَأَلْتَ شَفٰاعَةِ

نٰادٰاكَ رَبُّكَ لَمْ تَكُنْ لِسِوٰاكَا

         Sen O kimsesin ki bizim için şefeat istedin

         Rabb’inden kimseye olmayan nidayı hak ettin

أَنْتَ الَّذ۪ي لَمّٰا تَوَسَّلُ آدَمٌ 

 مِنْ زَلَّةِ بِكَ فٰازَ وَ هُوَ أَبٰاكَا

         Sen O kimsesin ki baban Âdem seni vesile edince

         Hataya düştüğünde Senin vesilenle başarıya ulaştı

وَ بِكَ الْخَل۪يلُ دَعٰا فَعٰادَتْ نٰارَهُ

بَرْدًا وَ قَدْ خَمَدَتْ بِنُورِ سَنٰاكَا

         Senin için Halil’i yakma diye ateşe emir olundu

     Senin nuruyun ziyasıyla ateş sönüp serin oldu

وَ دَعَاكَ اَيُّوبٌ لِضُرٍّ مَسَّهُ

فَاُز۪يلَ عَنْهُ الضُّرُّ ح۪ينَ دَعَاكَا

Eyyüb sana çağırıp seni vesile etti, başı‏‎na bela gelince,

Hemen zarar‎ giderildi, seni vesile edince

وَبِكَ الْمَس۪يحُ أَتٰى بَش۪يرًا مُخْبِرًا

بِصِفَاتِ حُسْنِكَ مَادِحًا لِعَلٰاكَا

         İsa senin müjde haberinle geldi

         Seni yücelterek güzel sıfatını meth ederek geldi

وَ كَذٰاكَ مُوسٰى لَمْ يَزَلْ مُتَوَسِّلًا

 بِكَ فِي الْقِيٰامَةِ مُحْتَمٍ بِحَمٰاكَا

        Musa’da aynı her an Seni vesile edici

Kıyamette zatına sığınıp himayene girici

وَالْأَنْبِيٰآءُ وَ كُلُّ خَلْقٍ فِي الْوَرٰى

  وَ الرُّسُلُ وَالْأَمْلٰاكُ تَحْتَ لِوٰاكَا

         Yaratılmış bütün mahlûkat ve Peygamberler

         Senin sancağıyın altındadır Rasuller ve melekler

لَكَ مُعْجِزٰاتٌ أَعْجَزَتْ كُلُّ الْوَرٰى

 وَ فَضٰٓائِلٌ جَلَّتْ فَلَيْسَ تُحَاكَا

       Mahlûkatı aciz bırakan bütün mucizeler senindir

         Nakledilemeyecek büyük faziletler senindir

نَطَقَ الذِّرٰاعُ بِسُمِّه۪ لَكَ مُعْلِنًا

وَ الضَّبُّ قَدْ لَبّٰاكَ ح۪ينَ أَتٰاكَا

         Zehirliyim dedi yemek Sana ilan etti

         Keler[1] gelip lebbeyk ya Rasulallah dedi

وَالذِّئْبُ جٰٓاءَكَ وَ الْغَزٰالَةُ قَدْ أَتَتْ

بِكَ تَسْتَجِيرُ وَ تَحْتَم۪ي بِحِمٰاكَا

Kurt sana geldi ceylan sana geldi

Sana iltica etti himayene girdi

وَكَذَا الْوُحُوشُ أَتَتْ إِلَيْكَ وَ سَلَّمَتْ

وَشَكَا الْبَع۪يرُ إِلَيْكَ ح۪ينَ رَآكَا

Yine vahşi hayvanlar Sana gelip selam etti

Deve Seni görünce huzura gelip şikâyet etti

 وَ دَعَوْتَ أَشْجٰارًا أَتَتْكَ مُط۪يعَةً

  وَ سَعَتْ إِلَيْكَ مُج۪يبَةً لِنِدٰاكَا

 

Ağaçları davet ettin Sana itaat edip geldiler

Nidana icabet edip hepside Sana koştular

وَ الْمٰٓاءُ فٰاضَ بِرٰاحَتَيْكَ وَ سَبَحَتْ

صُمُّ الْحَصَى بِالْفَضْلِ ف۪ي يُمْنَاكَا

Sular doldu taştı Senin ellerinde

Nice taşlar tesbih etti avucunda

 وَ عَلَيْكَ ظَلَّلَتِ الْغَمٰامَةُ فِي الْوَرٰى

وَ الْجِذْعُ حَنَّ إِلٰى كَر۪يمِ لِقٰاكَا

Âlem içinde bulut, yalnız Seni gölgeledi

Hurma kütüğü Sana kavuşmak için inledi

وَ كَذٰاكَ لٰا أَثَرٌ لَمَشِيكَ فِي الثَّرٰى

وَ الصَّخْرُ قَدْ غٰاصَتْ بِه۪ قَدَمٰاكَا

Yürürken izin çıkmazdı nemli-yumuşak toprakta

Ayakların iz yapardı sert kayada

وَ شَفَيْتَ ذَا الْعٰاهٰاتِ مِنْ أَمْرٰاضِه۪

وَمَلَأْتَ كُلَّ الْأَرْضِ مِنْ جَدْوَاكَا

Tüm dertlilerin hastalığına şifa oldun

Yeryüzünü hep cömertliğe gark ettin

وَرَدَدْتَ عَيْنِ قَتَادَةَ بَعْدَ الْعَمٰى

وَ ابْنَ الْحُصَيْنِ شَفَيْتَهُ بِشِفَاكَا

Kör olduktan sonra Katade’nin gözlerini iade ettin

İbni Husayn’ıda kendi devandan şifayab ettin

 

<<Burayı biraz açalım inşaallah. Rivayet olunmuştur ki Uhud harbinde Katade ibni Numan hazretlerinin bir gözü yerinden çıktı ve yanağı üzerine düştü. Yoldaşları Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem hazretlerinin yanına getirdiler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz mübarek eliyle gözünü tekrar yerine koydular ve “Allah’ım Katade’nin gözüne kisve-i cemal ver” diye dua eyledi. Sonradan Katade’nin o gözü güzellikte ve nurda öbüründen daha iyi oldu.

Yine Gülsüm ibni Husayn bir ok ile göğsünden yaralandı. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem üzerine tükürdüğü gibi bütün sıhhat buldu.[2] Bu beyitte bunları anlatıyor.>>

وَ كَذٰا حُبَيْبُ وَ اِبْنِ عَفْرَ بَعْدَ مَا

مَرَضًا شَفَيْتَهُمَا بِلَمَسَ يَدَاكَ

Hubeyb ve ibni Afra yaralandıktan sonra

Elinin dokunmasıyla şifa oldun onlara

 

<<Bedir harbinde Hubeyb Radıyallahu anh hazretleri omzundan şiddetli bir yara almış idi.[3] Muaz ibni Afra radıyallahu anh hazretlerinin de bir eli kesilmiş hemen derisinin üzerinde durur idi. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz mübarek tükrüğünü sürüp mesh edince hemen şifa bulmuşlardı.[4] Bu beyitte bu konuları anlatıyor>>

 وَ عَلِىُّ مِنْ رَمِدٍ بِه۪ دٰاوَيْتَهُ

ف۪ي خَيْبَرِ فَشُف۪ى بِط۪يبِ لَمَاكَا

Ve Ali’ye deva oldun gözleri derdinden

O hemen şifa buldu Hayberde temiz tükrüğünden

وَ رَبُّكَ ف۪ سَاَلْتَ اِبْنِ جَابِرْ بَعْدَ مَا

اَنْ مَاتَ اَحْيَاهُ وَ قَدْ اَرْضَا كَا

Rabbinden istedin Cabir’in oğulları‎ vefat edince,

O seni razı‎ etti, ölümünden sonra onları‎ diriltince!

 

 

وَ مَسَسْتَ شَاةَ لِأُمِّ مَعْبَدَ بَعْدَمَا

نَشِفَتْ فَدَرَّتْ مِنْ شِفَا رُقْيَاكَا

Mesh edince Ümmü Ma’bedin süt vermeyen koyununa

Hemen süt olup aktı şifalı okumanla

وَ دَعَوْتَ عَامُ الْقَحْطُ بِكَ مُعْلِنًا

فَاَنْزَلَ قَطَرَ السَّحَابِ حِينَ دُعَاكَا

Açı‎kça dua ettin Sen o kı‎tlı‎k senesi

Dua ettiğin zaman boş‏aldı‎ buluttan yağmur tanesi

وَدَعَوْتَ كُلَّ الْخَلْقِ فَاِنْقَادُوا اِلٰى

دَعْوَاكَ طَوْعًا سَامِع۪ينَ نِدَاكَا

Tüm halkı‎ davet ettin hemen itaat ettiler

Seve seve hepsi birden nidanı‎ dinlediler

وَ خَفَضْتَ د۪ينُ الْكُفْرِ يَا عَلَمَ الْهُدٰى

وَرَفَعْتَ د۪ينُكَ فَاسْتَقَامَ هُنَاكَا

Ey hidayet alemi Küfür dinini alçak ettin

O makamda, dosdoğru dinini yücelttin

أَعْدَاكَ عَادُوا فِي الْقُلُوبِ بِجَمْعِهِمْ

صَرْعٰى وَقَدْ حَرَّمُوا الرِّضَا بِجَفَاكَا

 

Kalb’de ölülere döndüler hepsi senin düş‏manları‎n

Sana ettikleri cefa yüzünden, r‎ızadan oldular mahrum

 ف۪ي يَوْمِ بَدْرٍ قَدْ أَتَتْكَ مَلٰٓائِكٌ

مِنْ عِنْدِ رَبِّكَ قَاتَلَتْ أَعْدٰاكَا

Bedir gününde gerçekten o melekler sana geldi,

Rabbin tarafı‎ndan düş‏manları‎nla cihat etti.

وَ الْفَتْحُ جٰٓاءَكَ يَوْمَ فَتْحِكَ مَكَّةً

وَ النَّصْرُ ف۪ي الْأَحْزَابِ قَدْ وَافَاكَا

Mekke’yi feth ettiğin gün fetih geldi sana

İlahi yardım ulaştı Hendek’te de‎ sana

هُودٌ وَ يُونُسُ مِنْ بَهَاكَ تَجَمَلَا

وَ جَمَالُ يُوسُفَ مِنْ ضِيٰٓاءِ سَنَاكَا

Hud ve Yunus’un güzelliği hep senin behandan

Yusuf’un cemali de senin o parlak senandan

قَدْ فُقْتَ يَا طٰهٰ جَم۪يعَ الْأَنْبِيٰٓاءِ

طُرَّا فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي أَسْرَاكَا

Cemi-i enbiyadan üstün oldun sen ey Taha

Tesbih olsun Sana mi’rac ettiren Sübhan’a

وَ اللّٰهِ يَا يٰس۪ينُ مِثْلُكَ لَمْ يَكُنْ

فِي الْعَالَم۪ينَ وَ حَقَّ مَنْ نَبَّاكَا

Vallahi ya Yasin âlemler içinde yoktur mislin 

Seni peygamber eden Allah hakkı‎ için

عَنْ وَصْفِكَ الشُّعَرٰٓاءُ يَا مُدَّثِرْ

       عَجَزُوا وَ كَلُّوا عَنْ صِفَاتِ عَلٰاكَا

Vasfını tariften hep şairler ya Müddesir

Senin üstün sıfatından yorgun ve acizdir

اِنْج۪يلُ ع۪يسٰى قَدْ أَتٰى بِكَ مُخْبِرًا

وَ لَنَا الْكِتَابُ أَتٰى بِمَدْحِ حُلٰاكَا

İsa’nı‎n İncil’i kesin olarak seni bildirmek üzere geldi

Kitabımız Kur’an da senin hilyelerini medhe geldi

مَاذَا يَقُولُ الْمَادَّحُونُ وَمَا عَلَى

أَنْ تَجْمَعَ الْكِتَابَ مِنْ مَعْنَاكَا

Ne söyleyebilir Senin hakkında methedenler  

Toplayamaz Senin sırrını kâtipler

وَ اللّٰهِ لَوْ أَنَّ الْبِحَارَ مِدَادُهُمْ

وَ الشَّعْبُ أَقْلٰامُ جَعَلْنَ لِذَاكَا

Vallahi eğer denizler mürekkepleri olsa

Buna tahsis edilen dallar da kalemleri olsa

لَمْ تُقَدِّرِ الثَّقَلٰانِ تَجْمَعُ نَزَرَهُ

أَبَدًا وَ مَا اسْطَاعُوا لَهُ اِدْرَاكَا

İns-ü cin kadir olamaz cemetmeye az bir miktarı

Ebediyyen güç yetiremez kavramaya idrakleri

بِكَ ل۪ي فُؤَادٌ مُغْرَمٌ يَا سَيِّدِي

وَ حَشَاشَةٌ مَحْشُوةٌ بِهَوَاكَا

Ey Efendim kalbim Sana âşık sana tutkun,

Senin aş‏kı‎nla dolu ruh kalı‎ntı‎m

فَاِذَا سَكَتُ فَف۪يكَ صَمْت۪ي كُلُّهُ

وَ اِذَا نَطَقْتُ فَمَادِحًا عَلْيَاكَا

Bütün sükûtum seninledir sustuğum zaman

Yüceliğini methederim konu‏ştuğum zaman

وَ اِذَا سَمِعْتُ فَعَنْكَ قَوْلًا طَيِّبًا

وَ اِذَا نَظَرْتُ فَمَا أَرٰى اِلّٰاكَا

Duyduğum zaman senden hoşsözler duyarım

Baktığım zaman ancak Seni görürüm

 

يَا مَالِك۪ي كُنْ شَافِع۪ي ف۪ي فَاقَت۪ي

       اِنّ۪ي فَق۪يرٌ فِي الْوَرٰى لِغِنٰاكَا

Ey sahibim darlığım nedeniyle şefaatına muhtacım
Âlemler içinde ancak Senin zenginliğine muhtacım 
يَا أَكْرَمَ الثَّقَلَيْنِ يَا كَنْزَ الْوَرٰى

جُدْ ل۪ي بِجُودِكَ وَ اَرْضِن۪ي بِرِضَاكَا

Ey insü cinnin en keremlisi ya kenze’l-Vera 
Rızan ile razı ol kerem eyle cömertliğinden bana

أَنَا طَامِعٌ بِالْجُودِ مِنْكَ وَ لَمْ يَكُنْ

لِأَب۪ي حَن۪يفَةِ فِي الْأَنَامِ سِوَاكَا

Ben çok ümitliyim senden gelecek cömertliğe

Âlem içinde senden gayrı yok Ebu Hanife’ye

فَعَسَاكَ تَشْفَعُ ف۪يهِ عِنْدَ حِسَابِه۪

فَلَقَدْ غَدَا مُتَمَسِّكًا بِعُرٰاكَا

Hesap günü umulur ki şefaat edersin sen ona,

Elbette sımsıkı sarılıcıdır senin sağlam kulpuna

فَلَأَنْتَ أَكْرَمُ شٰافِعٍ وَ مُشَفِّعٍ

وَمَنِ الْتَجٰى بِحِمٰاكَ نٰالَ رِضٰاكَا

Elbette sen şefaati makbul olanların ekremisin

Sana iltica eden himayene ve rızana ersin

فَاجْعَلْ قِرٰاىَ شَفَاعَةِ ل۪ي ف۪ي غَدٍ

فَعَسٰى أُرٰى فِي الْحَشْرِ تَحْتَ لِوٰاكَا

Azığımı bana edeceğin şefaat yap yarınımda

Ümid ederim senin sancağının altında olurum haşirde

صَلّٰى عَلَيْكَ اللَّهُ يَا عَلَمَ الْهُدٰى

مٰا حَنَّ مُشْتَاقٌ اِلٰى مَثْوَاكَا

Ey hidayet bayrağı Allah sana salât eyleye

Âşıklar özlem çektikçe makamına gelmeye

وَ عَلٰى صَحَابَتِكَ الْكِرَامِ جَم۪يعِهِمْ

وَ التَّابِع۪ينَ وَ كُلِّ مَنْ وَالَاكَا

Ol salât sahabe-i kiramın cümlesine

Tabii’inle, sana dostluk edenlerin hepsine[5]

 

Çünkü Ol pür nur olup geldi bu âleme

O’nun vasfı ne dile sığar ne kaleme

 

Çünkü O Hakîkatü’l-Hakayık’tır. Bütün varlığın hakîkatı O’na bağlıdır. Bütün varlık O’nun nurundan yaratılmıştır.

Ne kadar peygamber geldi ise onlardan zuhur eden mucizat ve ne kadar evliya geldi ise onlardan zuhur eden keramet hepsi O’nun şanındandır. O’nun malıdır.

Çünkü O’nun maneviyatı, sınırı hududu olmayan bir denize benzer. O’na âşık olanlar o maneviyat denizine Allah’ın izniyle ne kadar dalabildiler ise onun kadar sırra vakıf olup nasip alabilmişler. Nahiyeti ancak O’nu yaratan Allah’a ayan beyan olabilir. Allah’ın bildirmesi ile bilirler. Allah’ın iradesi ile O’ndan nasip alabilirler. Çünkü O’na sordular sahabeler. Sana getirilen salâvata âli evladında beraber karışıyor ali evladın kimlerdir ya Rasulallah?

كُلُّ تَقِىٍّ اٰلِ مُحَمَّدٌ

         Yani, “dünya yüzünde nerede ehli takva var onların hepsi benim âli evladımdır” [6] buyuruyor.

 

Yine imamı Azam efendimizin, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize ne kadar sevgiye ulaştığını, Ruhan O’na ne kadar aşıkı sadık olmasını yine bir halıyla isbat edelim. 

 

 


[1] Çölde yaşayan kertenkele benzeri bir hayvan

[2] Mevahibü ledünniye c.1.s.106 (Osmanlıca baskı)

[3] İmamı Celaleddin es-Suyuti 14. bölüm.

[4] Mevahibü ledünniye c.1.s.87–88 (Osmanlıca baskı)

[5] Mecmuatu’l-Ahzab kenarı c.1.s.631 (Arab’ça baskı)

[6] Süneni Beyhakiyyü’l-Kübra c.2.s.152/2693 (Mekke)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>