canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Ebdallar - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

EBDALLAR

 

İşte Peygamber Efendimizden sonra peygamber gelmeye-ceğine karşı, işte evvelden beri her zaman her asırda böyle insan-ların zihnini, itikatlarını bozanlar olduğu gibi, Allah’ın kanunlarını da ve Resulü’nün hadislerini ve sünnetlerini bulup, yine insanları ikaz, irşad ediciler de bitmemiştir. Bu kimseler de ümmet-i Muhammed’in içinde kıyamete kadar vardır. Kırk kişiden üç yüz kişiye ka-dardırlar. Hadis-i Şerif’in kelimeleri:

 

اَلْاَبْدَالُ اَرْبَعُونَ رَجُلًا وَاَرْبَعُونَ اِمْرَئَةٌ كُلَّمَا مَاتَ رَجُلٌ اَبـْدَلَ اللّٰهِ مَكَانُهُ رَجُلًا وَكُلَّمَا مَاتَتْ اِمْرَئَةٌ اَبْدَلَ اللّٰهُ مَكَانَهُ اِمْرَئَةً

 

Hadis-i Şerif’in ravisi Enes radıyallahu anh, alındığı kitabın adı el-Hilal fi Keramati’l – Evliya, tercümesi: Buyurdu ki, “ebdal kırk erkek ve kırk da kadındır. Erkeklerden biri ölünce, yerine Allahu Teala birini tebdil eder, getirir. Kadınlardan biri ölünce Allahu Teala yerine birini bedel getirir”[1]. İşte böyle yirmiye yakın hadis-i şerif vardır. Bunların kıyamete kadar böyle olacaklarına İmam-ı Ali’den, kalpleri İbrahim aleyhisselam kalbi gibidirler dediği, hadisinde sahihliğine bir hadis-i şerifte Enes radıyallahu anh’den:

 

لَنْ تَخْلُو الْاَرْضُ

 

yeryüzünde boş kalmazlar, bunlardan kıyamete kadar gelir, Halil aleyhisselam kalbinde olurlar dedi. Hadis-i Şerif’in kelimeleri:

 

اَلْاَبْدَالُ سِتُّونَ رَجُلًا لَيْسُوا بِالْمُنْتَفِعِينَ وَلَا بِالْمُبْتَدِعِينَ وَلَا بِالْمُتَعَمِّقِينَ وَلَا بِالْمُعْجَبِينَ لَمْ يَنَالُوا مَانَالُوا بِكَثْرَةِ صَلَاةٍ وَلَا صِيَامٍ وَلَا صَدَقَةٍ وَلٰكِنْ بِالسَّخٰٓاءِ الْاَنْفُسِ وَسَلَامَةُ الْقُلُوبُ وَالنَّصِحَةُ لِاَئِمَّتِهِمْ اِنَّهُمْ يَا عَلِى فِى اُمَّتِى اَقُلْ مِنَ الْكِبْريتِ الْاَحْمَرُ

 

Hadis-i Şerif’in ravisi Hazret-i Ali kerremallahu vechehu, Buyurdu ki, “ebdallar altmış kişidir. Onlar kendi men-faatlerini aramazlar. Onlar asla bid’at da işlemezler. Onlar kendi menfaatlerini aramazlar. Onlar her dünya işlerinde çok derinlere dalmazlar. Onlar bu nail oldukları devlete çok namaz kılmakla ve çok oruç tutmakla ve çok sadaka vermekle ermediler ve nail olmadılar, ve lakin şunlar ile nail oldular:

Birincisi, kendi nefislerinde gayet çok cömert olurlar. İkincisi, kalplerini dünya endişeleri ile dünya kaygıları ve bağları ve sevgileri olan şeylerden kalplerini selamete çıkarmışlardır ve Allah’ın kullarına Allah için nasihatları hiçbir menfaat beklemeyerek, nasihatları gayet bol olup, kendi reislerine bile hükümdar olsa bile sakınmadan söylerler ve nasihat ederler.

İşte bunlar bu devlete bunlar ile nail olur ve oldular. Tahkik ve muhakkak, ya Ali, onlar ümmetimin içindedirler. Diyebilirim ki ve deriz ki, ya Ali, kırmızı kibrit başı gibidirler. Ümmetimi derhal tutuştururlar, aşılarlar. Yanlarına gelip, onlara teslim olanları bir ateşe düşmüş gibi yakarlar. ”[2] diye buyurdu.

Ey kardeşim, dikkat et. Fırsat elde iken gözünü aç, sen de bunlara yakın ol, seni de aşılasınlar. Kardeşim, gözünü aç, bu dünya devir dönüyor. Ömür bitip gidiyor. Bak, sultan-ı Enbiya bunları medh ediyor. Tekrar tekrar oku, bak, dikkat et, uyuma. Bunları ara bul, ayet ne diyor: (Maide suresi ayet-35)

 

يَآ اَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوٓا اِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 

Bak, ayet-i kerime ne diyor: Ey mü’minler, Allahu Teala’dan sakınarak, korkarak halis amel işleyiniz. Bununla da kalmayıp, Allahu Teala’ya yakınlık kazanmak için vesile, çare, vasıta arayınız. Bundan sonra da durmayıp, hem dışarıdaki din düşmanlarınız ile mücahede ve muharebe edip, Allah yolunda çalışınız ve hem de içindeki kalbinizde olan nefsiniz ve şeytanla mücahede edin ki, her türlü korkulardan kurtulup, iflah olup, halas olasınız, buyurdu.

Ey kardeşim, insafla bir kere kendi kendini düşün ve vallahi bu dünya geçer, vallahi ölenler geri diriliyor. Hakk'’n huzuruna toplanır. Herkesin ne ettiği göz önüne dökülür. Bu ayetleri ve bu hadisleri okumadın mı, görmedin mi, diye sorulur. Bu dünya bol-dur, herkes istediğini söyler, ama orada böyle değildir. Kimseyi haddinden ziyade söyletmezler. Bak şu ayette evvel imandan sonra takva ile güzel şeriatla amelden sonra Cenab-ı Hakk’a yakınlık için vesile olup, seni Hakk’a götürecek o yolları görmüş, bulmuş, bilmiş olan bir zatı aramayı, sonra bununla beraber olup, nefsini, şeytanınla mücahede ve muharebe eyleyerek Allah yolunda süluk eylemeyi gösteriyor.

Çünkü böyle olmayınca nefsin, şeytanın hilelerinden kurtulup, felah bulamazsınız. Ancak böyle ederseniz, felah bulursunuz, diye buyurmuştur.

Sakın, Allahu Teala’nın ayetlerini ve Resulünün hadislerini işi-tip, okuyup, kulak vermemek eyleme.

Bakara suresi, 41. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

 

وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلًاۘ

 

Allah’ın ayetlerini kolay bahaya satma ha! Cenab-ı Hakk’ın böyle olan kulunu bulmak için ne diyor, bak.

 

Furkan suresi 63. Ayet-i Kerime:

 

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلٰى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

 

Meali: Allahu Teala’nın öyle kulları vardır ki, yeryüzünde Allah’ın kullarını Allah’a davet ederek gönül alçaklığıyla gezerler, dolaşırlar. Bazı cahiller bunların aleyhinde bulunur; fena fena sözler söylerler. Bunların maksatları sırf halkı Hakk’a davet olduğu için her sözlere katlanırlar. Aramızda bir şeyler yoktur, iyiliktir, derler. Hepsini Allah (c.c.) için yutarlar.

Şimdi bakınız, Allahu Teala’nın zikrini yükseltmek, Cenab-ı Hakk’ı tanıtmak için, halkı Hakk’a davet edenleri görmüyor musu-nuz? Allah’a şükür çoktur. İşte yukarı hadis-i şerif’te:

 

اُولٰٓئِكَ كَلَا مُهُمْ كَلاَمُ الْاَنْبِيٰٓاءِ

 

Dediği, yani “onların sözleri, enbiyaların sözü gibidir”[3]. Bunlar da dervişlerdir ki, sadık dervişlerden yetişme kamil şeyhlerdir. Hak yolunda nice cefalar, nice ezalar ve nice horluklar ve nice zilletler çekerek, bu halleri kazanırlar. Zikrullah ateşiyle kalpleri pişmiş olan yavrulardır ki, sonunda baba olmuşlardır. Ehl-i sünnet yolunda pirler tarikında çalışıp kazanmışlardır. Baba deyince, acaba nasıl baba olur? Peygamber Efendimiz hadis-i şerifinde buyuruyor:

 

يَا عَلِىُّ اَنَا وَاَنْتَ اَبُو هٰذِهِ الْاُمَّةِ

 

Yani, “ya Ali sen ve ben bu ümmete babayız”[4] diye buyuruyorlar.

Bak ne diyor, Kur’an-ı Kerim’de A’raf suresi 180. Ayet-i Kerime:

 

وَلِلّٰهِ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ فِيٓ اَسْمَآئِهِۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

 

Yani, Cenab-ı Hakk’ın esmaül hüsnaları, güzel isimleri vardır. O güzel isimlerin hepsiyle Allahu Teala’ya dua edip, onunla Allahu Teala’yı zikir edin, yalvarınız. Eğer sizin bu zikrinize, bu yalvar-manıza mülhidler, münafıklar, bazı kimseler söz, saz ederler. Size Allah zikrinden dolayı eza, cefa ederler ise, ve Allah’ın ismini zikir edenlere karşı söz söylerler ise, siz de onları Allahu Teala’ya havale ediniz. Onların yaptıklarının cezasını biz azimüşşan veririz, buyurdu.

Bak Kardeşim, gözünü aç, bu Allahu Teala’nın kendi sözüdür; Benim güzel isimlerim var, onlarla beni zikredip yalvarın, diyor. Muhakkak yalvaranlara söz olduğunu bildiği için siz onları bana havale ediniz, diyor. Çünkü muhakkak yukarıda yazıldı idi ki, O’nun esma-ül hüsnalarını, yani bana güzel esmalarım ile yalvarın ve dua edin ve onlarla zikir ediniz, buyuruyor. İnşaallah ileride esma-ül hüsnaların çekilme usulünü yazarız, inşaallah.

Yapılan dualarda Cenab-ı Hakk’ın esmalarından bildiğiniz esma-ül hüsnalardan birkaç tane bulunsun; ya hayyu ya kayyum, ya Allah isimleri gibi. Bir salavat-ı şerif duadan evvel bismillahirrahmanirrahiym olsun. Şu ayet yukarıda yazıldı idi, yine yazıyoruz; A’raf suresi 181. Ayet-i Kerime:

 

وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ۟

 

Halk ettiklerimizin içinde bir taife, bir takım insanlar vardır ki, halkı Hakk’a irşad ederler. Onların işleri vazifesi halkın içinde güzel adl ü adaletle iş görürler, diye buyurdu.

Bak kardeşim, hidayet ederler, diyor. Bir kısım insanlar da di-yor ki, Allah’dan başkası hidayet ve şefaat edemez, derler. İnsandan hiçbir şey beklenmez, diyorlar. Halbuki Cenab-ı Hak Teala, ayet-i kerimelerinde hidayet ve şefaat ederler, buyuruyor. Allah ile kul arasına hiçbir vasıta olamaz diye kitaplara da yazmışlar. İnşaallahu Teala bunlara delilleri ile cevaplar verilecektir. Allah ile kul arasına vasıta olmaz diyenlere cevap; Allah indinde en yüksek kıymetli olan Peygamber Efendimize, Cebrail Allah ile Peygamber Efendimize vasıta olmadı mı, delil olmadı mi? Bu kadar ayetleri Cenab-ı Hak’tan Peygamber Efendimize aracı olup, getirmedi mi? Yirmi dört bin defa inmedi mi? Vesair Peygamberlere aracı olmadı mı? Adem babamıza inip, ekmeyi, biçmeyi, her şeyi öğretmedi mi? Yine Kur’an-ı Kerim’de ilm-i ledün ilmini öğrenmek için Musa aleyhisselamı Hızır aleyhisselama göndermedi mi? Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselama gitmesi, Kehf suresi, 65. Ayet-i kerimeye isteyen bakar.

 


[1] Ramuze’l-Hadis, c. 1, s. 187/7.

[2] İbn Ebi’d-Dünya, Kitabu’l-Evliya Tercümesi, c. 1, s. 12/8 (Beyrut).

[3] Ramuze’l-Hadis, c. 2, s. 512/3.

[4] Şerh ve Tercümei Delâili, Abdulkâdiri Geylani ve Rumuzu’t-Tevhid.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>