canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

SALÂVAT-I ŞERİFEYE İTİRAZ EDENLERE CEVAPLAR - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

SALÂVAT-I ŞERİFEYE İTİRAZ EDENLERE CEVAPLAR

 

Mecmuatu’l-Ahzab kitabı c.1.s.562 de yazılı olan ve aşıkı sadıkların Rasulü Kibriya efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin aşkı şavkıyla çokça okudukları şu salâvatı şerifeye de itiraz edip hatta daha da ileri giderek şirktir diyenler olmuş. İtiraz ettikleri salâvatı şerif:

  

  اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ  وَدَوٰٓائِهَا * وَعٰافِيَةِ الْاَبْدَانِ وَشِفٰٓائِهَا * وَنُورُ الْاَبْصَارِ وَضِيٰٓائِهَا * وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ

Anlamı; “Allah’ım! Seyyidimiz, ulumuz, efendimiz, kalplerin tabibi ve devası-ilacı, bedenlerin afiyeti ve şifası, gözlerin nuru ve ışığı olan Efendimiz Hz. Muhammed’e O’nun âli ve ashabına salât ve selam eyle!” Demektir.

Evet, sevgili peygamberimiz sallalahu aleyhi vesellem tabib idi. Hemde öyle bir tabib ki her biri insanoğullarının vücudunu imha edici bir kanser hastalığına benzeyen ve insanoğullarının maneviyatını imha edici, helak edici olan kalplerin emraz hastalıklarının tabibi ve ilacıdır.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin bir ismi şerifi de

  شَاف۪ى   Şafi’dir.     

 Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz halkın kalplerinde bulunan küfür, dalalet ve cehalet marazlarına ve kalplerde ve azalarda olan afetlere ve ahlakı zemime, sıfatı rezile, ef’ali faside ve kerih amellerine manevi bir tabib olup tevhid ve imana sebep olduğundan ve ahlakı zemime, sıfatı rezile, fasid fiiller ve kerih amel illetlerinden halas edip ahlakı hamide ve ameli saliha ya irşad ile bi iznillah ruhların ilacı olduğundan ismi şerifine Şafi denmiştir.

Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor ki:

كَمَآ اَرْسَلْنَا ف۪يكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّ۪يكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ

Yani, “Ben size kendi içinizden âdemoğlu olarak Peygamber gönderdim. Size ayetlerimizi okur.  وَيُزَكّ۪يكُمْ Ve sizi tezkiye eder. Temizler. Yukarda yazılan insanoğullarının maneviyatlarını helake götüren kalpte olan bütün manevi hastalıklardan sizi temizleyen nefislerinizin ıslahı için ahlakı zemimelerden halas edip ahlakı hamide ve ameli salihaya irşad eder. 

وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ

“Ve size kitabı Kur’an’ı öğretti ve hikmeti de öğretti.”[1]

Hikmet ise tarikattır. Ahkâmı ilahi ve sünneti Rasulullah’a hakkıyla imtisal ile tezkiye-i nefis ve tasfiye-i kalp yolunda riyazet, mücahede, ihlâslı zikrullah ve sair ibadetlere çalışarak nefsin kötü sıfatlarından arınan bir kalbe ilmi hikmet pınarları açılır.

İşte şimdi zamanımızda bu manevi emraz hastalıklardan tedavi olmak için bu uğurda ne emekler çekmiş halife-i Rasulullah ve varisi nebi olan kâmil mürşidlere ihtiyaç var.

Cenab-ı Hak ayeti kerimede;

 يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

Ayetin mealinde: “Ey Allah’a iman edenler. Allah’tan çok korkunuz. Takva ile şüphelilerden sakıncalı olarak amel yapınız. Sadık kullarımı arayınız. Bulunuz. Sadıklarla beraber olunuz.”[2] Buyuruyor.

Sadıkların maiyetinden ayrılmayınız. Onların zahirde sohbetlerinden faydalanınız. Onlara gıyaben de Allah için sevip rabıta edin ki ruhaniyetlerinden de fayda görürsünüz.

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şeriflerinde:

 مَنْ اِسْتِقْبٰالَ الْعُلَمٰٓاءِ فَقَدْ اِسْتِقْبٰالَن۪ي وَ مَنْ زَارَالْعُلَمٰٓاءِ فَقَدْ زَارَن۪ي وَمَنْ جٰالَسَ الْعُلَمٰٓاءِ فَقَدْ جٰالَسَن۪ي وَمَنْ جٰالَسَن۪ي فَكَاَنَّمٰا جَالَسَ رَبّ۪ى

Yani, “her kim ulemaya-âlimlere teveccüh edip yönelse o kimse bana teveccüh edip yönelmiş olur. (Çünkü onlar verasetü’l-Enbiyadır) Ve her kim ulemayı ziyaret eder ise beni ziyaret etmiş olur ve her kim ulemanın meclisinde bulunsa benim meclisimde bulunmuş olur. Benim meclisimde bulunan kimse sanki Rabb’ısının meclisinde bulunmuş gibidir.”[3]

Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri hadisi kudsisinde buyuruyor ki

اَنَا جَل۪يسُ مَنْ ذَكَرَن۪ى

Yani, “beni zikreden kulumla ben beraberim.”[4]

İkinci bir hadisi kudside

وَمَا تَقَرَّبُ اِلَىَّ عَبْد۪ى بِشَيْىءٍ اَحَبُّ اِلَىَّ مِمَّا اِفْـتَرَضْتُهُ وَمَا يَذٰلُ عَبْد۪ى يـَتَقَرَّبُ اِلَىَّ بِالنَّوٰافِلِ حَتّٰى اُحِبُّهُ

Manası: “Kulum bana yakın olamaz, en sevdiğim farzlarda yakın olduğu gibi. Kulum benden ayrı olmaz, ben kulumdan ayrı olmam bana yakın olur nafilelere devam ettiği müddetçe. Hatta o kulumu severim. O benden, ben ondan ayrı olmaz.”[5]

Hadisin devamı:

فَاِذٰا اَحْبَبْتُهُ كُـنْتُ لَهُ سَمْعَهُ الَّذ۪ى يَسْمَعُ بِه۪

Ne vakit kulumu sever isem, onun duygusu ben olurum. Onunla duyar (Hazret-i Ömer radiyallahu anh’ın, harbedenleri Hindistan’da gördüğü, duyduğu gibi.)

Hadisin devamı:

وَبَصَرَهُ الَّذ۪ى يـُبْصِرُ بِه۪ وَيـَدَهُ الَّـت۪ـى يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّـت۪ى يَمْشِ بِهَا وَ اِنْ سَئَلَن۪ى اَعْطَيْتُهُ وَلَوِاسْتَعَاذَن۪ى لَاُع۪يذَنَّـهُ

Buyuruyor ki, basireti, gözü benden olur. Benim gözüm ile görür ve eli Benim kuvvetim ile tutar ve ayağı onunla yürür ve eğer Benden isterse veririm. Eğer Bana sığınsa, onu muhafaza ederim. Yani kulum Bana nafileler ile yakın olur; hatta o kulumu severim buyuruyor.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemi ziyaret yevm-i kıyamette şefeate sebeptir.

Hadisi şerif:

مَنْ جٰۤاءَن۪ي زٰۤائِرًا تَعْمَدَهُ حَاجَةِ اِلَّا زِيَارَت۪ي كٰانَ حَقًّا عَلٰى اَنْ اَكُونَ لَهُ شَف۪يعًا يَوْمَ الْقِيٰامَةِ

 

"Her kim beni ziyarete gelir de bunu beni ziyaretten başka bir şey için yapmazsa, kıyamet günü ona şefaatçi olurum."[6] Buyuruyor.

Peygamber efendimiz sallalahu aleyhi vesellemin kabri şerifini ziyaret haccın kemâlâtındandır. Hadis imamlarından Darekutni’nin haberi sahihle rivayet eylediği hadisi şerifinde;  

 

مَنْ حَجَّ الْبَيْتِ وَلَمْ يَزُرْن۪ي فَقَدْ جَفَان۪ي

“Her kim beyti şerifi hac edip beni ziyaret etmezse bana cefa etmiş olur.”[7]

Bunu delil getirerek gücü yeten kimse için Rasulü kibriya efendimizin kabri şerifini ziyaret vaciptir demişler.[8]

Vefatından sonra ziyaret hayatta iken ziyaret etmek gibidir.

Hadisi şerif;

مَنْ زٰارَن۪ي بَعْدَ مَوْت۪ي فَكَاَنَّمٰا زٰارَن۪ي ف۪ي حَيٰات۪ي

Yani, “her kim vefatımdan sonra beni ziyaret etse hayatımda iken beni ziyaret etmiş gibidir.”[9]

 

Yine Rasulü Ekrem ve Nebiyyi muhterem sallallahu aleyhi vesellem efendimizin hastalara, derde müptela olanlara, cünun, cüzzam ve sair zahiri hastalıklara dua ile ve mübarek elleriyle mesh etmeleriyle cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri şifa ihsan ettiğinden ismi latiflerine Şafi denmiştir.

Uhud harbinde gözü çıkan Ebu Katade adında ki sahabenin çıkan gözünü mübarek eliyle yerine koyması ile o göz eskisinden daha güzel görür hale gelmiştir.

İmam-ı Nesâi’nin naklinde çocukken üzerine tencere devrilip vücudu yanan Muhammed ibni Hâtib radıyallahu anhı babası sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin huzuruna getirdi. Fahri âlem şefiu ruzul ceza efendimiz sallallahu aleyhi vesellem yanan yere tükürüp mübarek eliyle mesh eylemesi ve

اِذْهَبُ الْبَأْسُ رَبُّ النّٰاسِ

Yani, “insanların Rabbi olan Allah’ım bu zararı gider.” diye dua etmesiyle hemen sıhhat bulmuştur.  

Hayber kalesi fethinde gözleri ağrıyan İlim şehrinin kapısı İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimizin gözlerine mübarek tükürüğünü sürmesi ile hemen şifa bulmuştur.

Bu kadar kıymet değerli, saygı, sevgi ile şanı derecesi yüksek olan sevgili peygamberimize getirilen salâvatı şerife şirke gidiyorsunuz diyen bozuk mezhebler, itikadında sapanlar, hicri 1430 seneden beri yirmi dört saatin içinde dünya yüzünde O’nun mübarek ismi, şanı, derecesini tasdik, isbat edip müezzinlik yapan kardaşlarımız bin dörtyüz otuz seneden beri yirmi dört saatin içinde beş sefer Allah’ın büyüklüğü ve Rasulünün şanı, derecesi tasdik olarak ezanı Muahammediyelerde ve kametlerde okuyup şahidlik yapıyorlar. Bunlar da mı size ağır geliyor?

Bu minarelerde Allah büyük Muhammed O’nun Rasulüdür. İlan edilip devam etmektedir. Bu hal asırlardan beri devam etmektedir. Sizin yanlış zihniyetinize karşı bunlar da mı şirke kayıyorlar?

Allah’tan korkun. Rasulünden utanın. Her şeyleri tamamladınız Allah’ın habibinin üzerine getirilen salâvatlarla oynayıp uğraşmanız mı kaldı? Allah’ın sevgilisi-habibi olan Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin şanı, hürmeti, derecesinin ala olduğu Rahmeten li’l-Âlemin olan böyle bir peygamberin makamının, derecesinin yüksek olduğunu içiniz kabul etmiyor mu? Yazıklar olsun böyle bir hürmete, yüksek şana, dereceye layık olan peygamberine ve O’nun sünnetine uymayanlara. Kabul etmeyip mu’teriz olanlara yazıklar olsun. Yarın mahşer günü nasıl O’ndan şefaat bekleyeceksiniz?      

 


[1] Bakara–2/151

[2] Tevbe 9/119.

[3] Levâmiu’l-Ukûl şerhu Ramûze’l-Ehadis c.4.s.293

[4]İmamı Gazali Bidayetul Hidaye s.105, Beyhaki Şuabu’l-İman, c. 1 s. 451/680 (Beyrut) Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya, c. 6 s. 42 (Beyrut), İbni Ebi Şeybe Musennef, c. 1 s. 108/1224 (Riyad).

[5] Buhari, Rikak 38, İbni Mace, Fiten, 16, Ahmed İbni Hanbel, Müsnet, 6/256, Câmiu’s-sağir Muhtasarı, c. 1, s. 469/1003 (2: 240/1753).

[6]Mir’atul Haremeyn c.3.s.106. Ebu Bekir bin el Mukarri Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh tan

[7] Mir’atu’l Haremeyn c.3.s.107 İmamı Malik, İmamı Nafi Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh tan

[8] Levâmiu’l-Ukûl şerhü Ramûze’l-Ehadis c.4.s.431

[9] Levâmiu’l-Ukûl şerhü Ramûze’l-Ehadis c.4.s.431

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>