canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Bid'at - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

BİD’AT

Huzeyfe el-Yemani radıyallahu anh’dan rivayet edilen hadis-i şerif;

 

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَقْبَلُ لِصَاحِبِ بِدْعَةٍ صَوْمًا وَلَا صَلَاةً وَلَا صَدَقَةً وَلَاحَجًّا وَلَا عُمْرَةً وَلَا جِهَادًا وَلَا صَرْفًا وَلَا عَدْلًا حَتّٰى يَخْرُجُ مِنَ الْاِسْلْامِ كَمَا تَخْرُجُ الشَّعْرَةً مِنَ الْعَجِينَ

 

"Tahkik Allahu Teala bid’at ehlinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, safiyetini, adaletini kabul etmez, hatta İslam’dan, deriden kılın ayrıldığı gibi çıkar ayrılır."[1] Bunlar kendilerini çok beğenirler. Sünnet-i Resulullah’a ehemmiyet vermezler ve kulak asmazlar. Dini sağlam olanları tenkit eder, yani ayıplarlar. Daima noksan, ayıp ararlar. Fısku fücur ehlinin keyfine giderler. Ona göre din-u diyaneti ona uydururlar. Bunların ibadetleri halkın gördüğü yerde, gösterişli olur. Başka yerde, sözü ile ameli birbirini tutmaz ve sözü konuşmasında ve her işinde korkusuz, serbest olurlar. Allah (c.c.) korkusu az olur.

Cabir radıyallahu anh’dan rivayet edilen hadis-i şerif;

 

اَخْشٰى مَا خَشَيْتُ عَلٰى اُمَّتِى كِبْرُ الْبَطْنِ وَمُدٰاوَمَةُ النَّوْمِ وَالْـكَسَلُ وَضَعْفَ الْيَقِينِ

 

"Ümmetimin üzerine en ziyade sakındığım şunlardır: Kendilerini besleyip, karınlarını büyütürler ve çok uykuya devam ederler, ibadette tembel olurlar ve yakînleri zayıflar. Gaflete düşerler."[2]

İşte ümmetimin ulemasıyım, diyenler bunlar olursa, o alimin kafası işlemez, haktan uzak düşmüş bir zihin ile hakka yakîni azalır. Yani hakkı tasdiki bilmesi azalır. Hakk’a dayanmak, Hakk’a güvenmek, Hakk’ı anlamak kalmaz olsa da çok zayıf olur.” İşte Peygamber Efendimiz bunun için korkuyorum, diye buyurmuştur.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurur ki;

“Her alimlerle birlikte oturmayınız. Ancak sizi beş şeyden vazgeçirip, beş şeye davet eden alimlerin yanında oturun:

1-     Şekten, şüphe etmekten, yakîne ulaştıran alimler ile oturun.

2-     Riyadan kurtarıp, ihlasa ulaştıran alimlerle oturun.

3-     Hırs ve tamah ile dünya muhabbetinden kurtarıp, zühd-ü takvaya ulaştıran alimlerle oturun.

4-     Kibirden ve gururdan kurtarıp, tevazu ve gönül engin-liğine ulaştıran alimlerle oturun.

5-     Gaybetten, buğzdan, faydasız, lüzumsuz, zararlı sözlerden vazgeçirip, nasihate davet eden alimler ile oturun.”[3]

Alim, ismiyle ölçülmez. Vera, takva ve işlediğine bakılır. Şofö-rün ehliyetine değil, yolda aracı kullanmasına bakılır. Yani isme, soya, kıyafete ve kelam-ı kibarına bakılmaz. Bakılacak kavli, konuş-ması ve fiili, yani ameli ve hareketleri Kur’an’a uygun mu, şeriat’a uygun mu? Kürsüde ve toplum ve cemaatte süslü, şatafatlı kelam-ı kibar konuşabilir, o toplumdan ayrılınca serbestlik var mı, yarenlik, şakalaşma var mı; bunlar ehl-i yakîn ve takva, vakar sahibinde olmaz. Çünkü yakîni kuvvet bulanlar, zandan yakîne ulaşmış olanlar, hakkalyakîn hakkı tanıyanlardır. Bunlar, huzur bulup kendilerini her an Huzurullah’da tutanlardır ve Allah (c.c.)’dan baş-ka kalbe gelen hayal ve havatırları kalpten atanlardır. Hakk’ı, batılı seçenlerdir ve esrar-ı sırra geçenlerdir. Çünkü kalp, bir santral gibi, kalbe altı yönden gelen vardır;

  • · Cenab-ı Hakk’dan gelen var,
  • · Melekten gelen var,
  • · Ruhtan gelen var,
  • · Akıldan gelen var,
  • · Nefisten gelen var,
  • · Şeytandan gelen var.

En tehlikeli olan nefsi ile şeytandan gelenleri anlayıp, on-lardan gelen hayal ve arzuları ve iğvaları(vesvese) Allah (c.c.)’ın nazar eylediği kalbe her an sahip olmak mücadelesinde ve harpte, yani ehl-i yakîn, ehl-i vera ve ehl-i takva olanlar, her an mücadele ve harptedirler.

 


[1] Ramuze’l-Hadis, c. 1, s. 92/1.

[2] Ramuze’l-Hadis, c. 1, s. 20/10.

[3] Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-Hıtab c.6.s.56/7449 (Beyrut), Ramuze-l-Ehadis c.2.s.463/3.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>