canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

BAZI AZGINLARI MİSAL VEREREK TARİKAT BÜYÜKLERİNİN HEPSİ BÖYLEDİR DİYENLERE CEVAP - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

 

BAZI AZGINLARI MİSAL VEREREK TARİKAT BÜYÜKLERİNİN HEPSİ BÖYLEDİR DİYENLERE CEVAP

 

 

Bir vaiz vazında bazı tarikattan azmalar olduğunu Cenab-ı Hakk’a asi olduklarını misal olarak söylemiş.

İşte tarikat şeyhları böyledir demiş. Biz de buna cevap olarak şöyle deriz.

Her sanatın iyileri de kötüleri de bulunur. Mesela tüccarlar ticaretle kazanırken bir kimse malını boş yere sarf edip içkide, kumarda batırmış olanları göstererek işte tüccarlar böyledir. Yakın olmayınız dese bunun sözünü kim dinler.

İyi anlaşılması için bir misal daha, devlet şehirlerarası ulaşım için insanların menfeatına asfalt yollar yapıyor. Bir şoför hata yapmış arabasını devirmiş fakat arkadan gelip gidenler o yolda ilerliyor yol çalışıyor. Burada hata yolda olsa idi diğer gelip geçenler o yolda gidememeleri gerekirdi. Hiç birisi menziline ulaşamazdı.   

Evliyaullahlar, pirler, mürşidler yetişmiştir. Bunu kimse inkâr edemez. Bir iki kimsenin azması tarikatı lekeleyemez. Peygamberin ümmetinde iyi de var kötü de var. Ama peygamberlere bir leke getirmez.

Bunu söyleyen vaizin ecdadı tarikat şeyhlerinden veya tarikat meşayıhlarıdır. Mahşerde onlara ne yüzle bakacak cemaatı İslamiye büyük hakemdir. Mihenk taşıdır. Hakk’ı söyler ve Hakk’ı kabul eder. Batılı seçer kabul etmez. Sen hemen söyle sana bir şey demez amma nazardan düşersin. Senin ahmaklığın sana kalır. Sen sanarsın bu cemaatı İslamiye ne dersem anlamaz. Hâlbuki sen batıl sözle bir çobanı bile kandıramazsın. Havadaki güneşi olduğu gibi inkâr edersin.

Bu tarikatı Aliye-i Muhammediye de milyonlarca Evliyaullahlar yetişmiştir. Yüz binlerce mürşidi kâmiller yetişmiştir. Yüzlerce pirler yetişmiştir. Adına soyadına yazıklar olsun. O ecdadının soyadını taşıyorsun, değiştir bari.

El yumruğunu görmeyen kendi yumruğunu kantar sanar derler. Tedbirli bulun ecdadının namına yazık. Yarın onların yüzüne nasıl bakacaksın. Bizim tarikatımıza niçin taş attın demezler mi? Bari içini dışına uydur ki cemaatı İslamiyeyi ahmak sanma, mihenktir. İçini dışına çevirirler vesselam.

Rasul-i Ekrem sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde buyuruyor ki, Ebu Nasır kitabında Hasen radıyallahu anh’dan rivayet etmiştir.

رَحْمَةُ اللّٰهِ عَلٰى خُلَفٰٓاءِ ق۪يلَ وَمَا خُلَفٰٓائِكَ يَارَسُولَ اللّٰهِ تَعَالٰى قَالَ الَّذ۪ينَ يُحْيُونَ سُنَّت۪ى وَيُعَلِّمُو نَـهَا النَّاسَ

Yani, “Allahu Teâlâ’nın rahmeti Benim halifelerime olsun. Senin halifelerin kimdir? Ya Rasulallah dediler. Dedi ki, sünnetimi ihya eder ve nasa da öğretirler”[1] diye buyurmuştur.

İşte bu sultanlar Rasulullah’ın hem şeriatıyla, hem tarikatıyla çalışmışlar, sünnetini ihya etmişler ve hem de nasa şeriat, tarikat, hakikat yolunu öğretmişlerdir.

Biz de âlimiz, aynı vazifeyi yapıyoruz diyenlere şöyle denir; Eğer sen de şeriatla tarikatla çalışır isen ve sünnet-i Rasulullah’a uyman tamam olmaz ise ve insanlara da maksatsız, menfaatsiz öğretip, insanlar senden menfaat görüyorlarsa, iddian tamamdır. Yoksa bir zahir ilmin var, bir de ilmine karşı kibir, gurur, benlik, ucubun da var ise işte şu hadis-i şerifi dikkatle düşünüp bu azgın yaraya bir çare bulalım.

 

Hadis-i Şerif:

تَعَوَّذُوا بِاللّٰهِ مِنْ فَخْرِ الْقُرّٰآءِ فَهُمْ اَشَدُّ مِنَ الْجَبَابِرَةِ وَلَا شَىْءً اَبْغَضَ اِلَى اللّٰهِ مِنْ قٰارِئٍ فَخُورْ

Enes radıyallahu anh’dan rivayetle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, manası: “Okuduğuna mağrur olan hocaların şerrinden Allahu Tealaya sığınınız. Onlar cebbarların şerrinden daha şerlidir. Onlardan daha ziyade mağrurdurlar. Allahu Teâlâ’ya en ziyade buğuzlu olan okuduğuna mağrur, kibirli, iftikarlı, kendini beğenen okumuşlardır”[2] diye buyurmuştur.

Yine hazreti İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz ve Ebu Zer radıyallahu anh hazretlerinin rivayet ettikleri bir hadisi şerifte:

لٰا فَقْرَ أَشَدُّ مِنَ الْجَهْلِ

Yani, “hiçbir fakır kimse bulamazsınız illa ki şol

أَشَدُّ مِنَ الْجَهْلِ  şiddetli olan cahillerden fakir kimse bulamazsınız.

Çünkü o kendi hayatını mahv ettiği gibi insanlarada haksızlık yapmış, gıybetini yapmış, zulüm yapmış kendinin ameli ibadeti yok olduğu gibi onların yerine de azap çekecek. Onların halına bakıp duada bulanacağız.

 

Cahil erişemez bu hikmete

Cahili koymayın manevi bir sohbete

Onlar ancak yiyip içip yata

Ahır dolusu saman gerek

 

Bunu söyleyen zat böyle söylemiş amma cahiller, kâmillere buğuz etmez de muhabbet yapar, onlarınlan inip kalkmaya devam ederlerse cahiller, kendileride kâmillerin ahvalı yönünden güzel aşı tutulma imkânları var. Hadisi şerifin devamında

وَلٰا مَالَ أَعِزُّ مِنَ الْعَقْلِ

Akıl gibi izzetli bir mal bulunmaz.

Çünkü Âdem babamız yaratıldığında Cenab-ı Hak Âdem babamıza melekler vasıtası ile üç cevher gönderdi birisini seçsin alsın diye.

Üç cevher: Akıl, iman, hayâ.

Âdem babamız aklı seçip alınca imanda aklı takip etti. İmana sana müsaade yoktur denilince iman, Rabb’ımın bana emri var. Akıl nerde ise ben ordayım akıldan ayrılamam dedi.

İman, aklı takip edip gelince hayâda imanı takip etti. Rabbımın bana emri iman nerde ise ben ondan ayrılamam diye.

Bu üç cevher verildi. Çünkü aklıselim olan kimse iki dünyanın en kıymetli malına sahip olur. Allah’ın izni ile. Hadisi şerif devam ediyor.

وَلٰا وَحْشَةَ أَوْحَشَ مِنَ الْكِبْرِ وَ الْعُجْبِ

Hiçbir vahşi bulamazsınız. Vahşi, ıssız dağlarda ormanlarda yaşayan yırtıcı hayvanlara vahşi derler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimizde daha iyi anlaşılması için buyuruyorlar ki

وَلٰا وَحْشَةَ أَوْحَشَ مِنَ الْكِبْرِ وَ الْعُجْبِ

Hiçbir vahşi bulamazsınız illa en şiddetli vahşi şol kimselerdir ki kibirli, gururlu, burnu kakkın kimseyi beğenmez kendisini çok beğenir. Ve Allah korkusu kısalır, kalmaz eminliğe düşer. Serbestliğe düşer korkuyu atar işte bunlardan şiddetli vahşi bulunmaz”[3] buyuruyor.

         Zira bu ahlaka huya sahip olanlar nereye gitseler hiç kimse ile geçim yapamazlar.

         Fakat bunlarda, yaratılışta dönmek kabiliyeti var. Evliyaullah olmak kabiliyeti vermiş Cenab-ı Hak.

Eğer Allah’ın sadık kulları ile beraber olur onlardan nefsinin terbiyesi içun onların talimatları ile çalışırsa dönme imkânları var.

Çünkü fıtratıl İslam üzerine dünyaya geldiler.  

Hadisi şerif:

  كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلٰى فِطْرَةِ الْإِسْلَامْ

“Her anadan doğanların hepsi fıtratı İslam üzere doğar”[4] hepsi fıtratıl İslam olarak dünyaya geliyor.

Cehaletten kurtulup kâmil olmak imkânı var, kabiliyet var ehlini bulup teslim olursa. Çünkü ebu cehilin oğlu ekreme islamiyete geçti hadis rivayet ediyor ekreme radıyallahu anhu diye hadis rivayet ediyor.

Salmanı Farisi hazretleri evveli ateşe tapan bir şahıs sonunda çalışı çalışı evladı rasulden kayıt olundu. Bunlar hem örnek hem kaynak anlayanlara yeter.

        Kur’an-ı Kerim safi bizleri tedavi edici ve Allah’ı bildirip Allah’ın rızasına kavuşturucu okuyanlar, dinleyenler o ayetlerin anlamına manasına acaba Cenab-ı Hak ne emrediyor, neyi nehyediyor, neyi misal veriyor. Okuyan dinleyen buraya kafa verip çok korku huşu edeple okumaya çalışalım inşaallahu teala.

 


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 291/1.

[2] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.255/7-Deylemi’den.

[3] Deylemi el-Firevsü bi me’suru’l-Hıtab c.5.s.179/789

[4] Abdurrauf el Münavi Feyz ul-Kadir c.6.s.135 (Mısır)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>