canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Salavat-ı Şerife - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

SALAVAT-I ŞERİFE

 

Salavat-ı Şerife hakkında:

 

مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلْيُصَلَّ عَلَىَّ فَاِنَّـهُ مَنْ صَلَّى عَلَىَّ مَرَّةً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ عَشْرًا

 

“Bir yerde ismim zikir olunduğu halde, bana salavat gönderin. Bana bir kere salavat gönderenlere Cenab-ı Allah on defa rahmet eder.”[1]

 

اَلصَّلٰاةُ عَلٰى النَّبِىِّ اَفْضَلَ مِنْ عِتْقِ الرِّقَابِ

 

“Efdal-i kainat efendimize salat-u selam getirmek, köle azad etmekten efdaldır.”[2]

 

مَنْ سَرَّ هُ اَنْ يَلْقٰى اللّٰهَ رَاضِيًا فَلْيُكْثِرِ الصَّلٰاةَ عَلَىَّ

 

Yani “Cenab-ı Allah’a razıyen kavuşmak arzusunda bulunanlar, bana çokça salavat göndersinler.”[3] Yine bir hadisi şerifte:

 

اِنَّ اَوْ لٰى النَّاسِ بِى اَكْثُرُهُمْ عَلَىَّ صَلٰوةً

 

“Muhakkak ahrette sizin bana en yakın olanınız bana çokça salat-u selam getireninizdir.[4] Yine bir hadisi şerifte

 

مَنْ صَلَّى عَلَىَّ مَرَّةً وَاحِدَةً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ عَشْرَ مَرَّةً

 

“Her kim Benim üzerime huzuru kalb ve tazim ile bir kerre salavat getirse Cenâb-ı Hak’teala ve Tekaddes Hazretleri bu kimseye on defa rahmet eder.”[5] Yine bir hadisi şerifte:

 

مَنْ عَسُرَتْ عَلَيْهِ حَاجَةٌ فَلْيُكْثِرْ بِالصَّلٰاةِ عَلَىَّ فَاِنَّهَا تَكْشِفُ الْهُمُومَ وَالغُمُومَ وَالْكُرُوبَ وَتُكْثِرُ الْاَرْزٰاقَ وَتَقْضِ الْحَوٰٓائِجَ

 

Yani, “Bir kimse aciz kaldığı bir müşkil, sıkıntılı zamanlarda, bana çokça salavat göndersin, sıkıntıları def eder ve rızk kapıları da açılır, müşkiller hal olur,”[6] diye buyurdular. Yine bir hadisi şerifte

 

مَنْ صَلَّى علَيَّ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةً قَضٰى اللّٰهُ لَهُ مِائَةَ حَاجَةٍ سَبْعِينَ مِنْهَا لِآخِرَتِهِ وَثَلٰاثِينَ مِنْهَا لِدُنْيَاهُ

 

“Her kim Bana yevmiye (günde) yüz salavat getirse, Cenab-ı Allah, o kimsenin yüz hacetini kabul eder, yetmiş haceti ahiret, otuz haceti de dünya hacetlerinden reva eder, sıkıntılarını kaldırır.”[7] buyuruyor.

Yine bir hadisi şerifte:

 

عَنِ النَّبِىِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اَنَّهُ قَالَ مَنْ صَلَّى عَلَىَّ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسَ مِئَةَ مَرَّةٍ لَمْ يَفْتَقِرْ اَبَداً

 

“Her kim Benim üzerime huzuru kalb sevgi tazim ile beşyüz salavat getirmeyi adet yaparsa dünya fakirliğinden kurtulur. Ebediyen fakir olmaz.[8]

“Her kim Benim üzerime bu şekilde her gün beş yüz salavatı şerife getirse o kimsenin iki dünyada hor, hakir, rezil olmayıp yüksek aziz adam olacağına yemin ederim. Fakirlikten de kurtulur.” buyuruyor. Yine bir hadis-i şerifte:

 

مَنْ صَلَّى عَلَيَّ أَلْفَ مَرَّةٍ

 

“Her kim her gün Bana huzuru kalb ile sevgi tazim ile bin adet salavat getirmeyi adet yaparsa.”

 

حَرَّمَ اللّٰهُ جَسَدَهُ عَلَى النَّارِ

 

“Allah o kimsenin cesedini cehennem ataşına haram eder.”[9] diye buyurdu.

İşte bu salavatlar ve bütün namazlar ve zikirler vesair ibadetler, huzur-ı kalp ile olması lazımdır. Yani her ibadetlerimizde, bizzat Allah’ım beni görüyor ve kalbimden geçenleri bile duyuyor diye korku ve edeple kalbe sahip olmak lazımdır ki, ibadetlerden fayda görülsün.

Salavat deyince salavatı bilmeyenler de vardır. Salavatın en kısası:

 

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ مُحَمَّدٍ

 

Daha çok şekilde salavatlar vardır. Şurada salat-ı nariyye diye bir salavatı yazacağız:

 

اَللّٰهُمَّ صَلِّ صَلَاةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدِنِ الَّذِى تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَـنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ وَتُـقْضٰى بِهِ الْحَوٰٓائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغٰٓائِبُ وَحُسْنُ الْخَوٰاتِمِ وَيـُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْـكَرِيمِ وَعلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ فِى كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ

 

Bu salavatın meali, manası: Allah’ım, ey Allah’ım, Sen O Habibin Muhammed’in üzerine kavuş, صَلَاةً كَامِلَةً Öyle kavuşmakla kavuş ki, Muhammed’in üzerine sen vasıl ol, kavuş, ya Rabbi, kamil bir salat olsun.

وَسَلِّمْ سَلَامًا تَامًّا

Sen selamet ver, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine, O’nun ümmetinin üzerine de selamet ver, ya Rabbi.

عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدِنِ الَّذِى تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ

 

O Muhammed öyle bir Muhammed’dir ki, ya Rabbi Sen O’nunla ve O’na getirilen salavat hürmetine bütün müşkilleri halledersin ve bütün güçlükleri onunla halledersin ve O’nun üzerine verilen salavat ile bütün güçlükleri halledersin, ya Rabbiوَتَـنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَبُ Bütün sıkıntılar ve bütün dertler ve belalar ve kederler, elemler O’nunla giderilir ve O’na verilen salavatlar ile giderilir.

 

وَتُـقْضٰى بِهِ الْحَوٰٓائِجُ

 

Yani havaic-i asliyemizi O’nun hürmetine temin edersin.

 

وَتُـنَالُ بِهِ الرَّغٰٓائِبُ

 

Ya Rabbi, O öyle bir Muhammed ki, O’nun ruhaniyetine teveccüh etmekle ehl-i ibadet olan kimseler Sana nail olur.

 

وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ

 

Her kim Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin üzerine çok salavat-ı şerifeyi çok getirirse, o kimse ölürken imanla gider.

 

  وَيـُسْتَسْقٰى الْغَمَامُ بِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ

 

Havanın yüzündeki bulutlara sakkalık yaptırıp, yeryüzüne yağmur onun hürmetine yağmur yağdırırsın.

 

وَعلٰى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ فِى كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ بِعَدَدِ كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ

 

Yani, ya Rabbi O’nun alinin ve O’nun ashabının üzerine bütün yaradılan gözlerin açılıp yumulmasının sayısınca ve nefeslerinin alıp verilmesinin sayısınca, Senin malumun olan, Sana belli olan ne kadar sayılar var ise, onların hepsinin sayısınca, O’nun alinin ve ashabının üzerine salat u selam olsun, ya Rabbi!.

İşte harp zamanlarında ve her türlü musibet, sıkıntıların def’i için ve kuraklık ve yağmur ve su kısıklığında, harplerde düşmana karşı zafer ve muzaffer ve düşmana galip gelmek için, bu yazılan salat-ı nariyyeyi 4444 adet huzur-ı kalp ile tazim ve sevgi, itikat ile çekilir ise, Cenab-ı Hak, O sevgili Habibine getirilen salavat-ı şerife hürmetine ve habibinin hürmetine, harplerde galip ve muzaffer ve zaferler olur. Düşman üzerine galibiyetler olur, inşaallahu Teala. Ve su ve yağmur kısıklığı olmaz, inşaallahu Teala.

Bu salavat-ı tek bir adam çekmek zor olursa, toplu cemaat sayısına göre hisap olur. Sayısı tamam olur. Sonunda dua da yapılır. Kitabın adı, Şerhi ve Terceme-i Delail-i Abdulkadir Geylani kuddise sirruhus sami.

Yine Peygamber Efendimizin şefaati hakkında:

 

وَالشَّفَاعَةِ وَالسُّجُودِ لِلرَّبِّ الْمَعْبُودِ

 

Yani ol Nebiyy-i zişan sallallahu aleyhi ve sellem şefaati ve Rabb-i ma’bud için secde sahibidir. Kebair günah ehli hakkında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şefaati, Allahu Teala hazretlerinin kabul buyuracağına iman etmek vaciptir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şefaati sebebiyle ümmeti ve mü’minlerden ümmetinin gayrisi cehennemden çıkarılır ve hatta kalbinde zerre miktarı iman olan ve ömründe bir kere halisen ve muhlisen lailahe illallah diyen kimse azapta ebedi kalmaz.

Hadis-i şerifte, Ebu Hureyre radiyallahu anhdan; Resulullah sallalahu aleyhe ve sellemin yevmî kıyamette ba’s için en evvel kabirden kalkacak Benim. Benim için asla fahr yoktur, yani verdiğim haber iftiharane değil, tebliğ için ve yevmî kıyamette evlad-ı Adem’in seyyidi benim, fakat buna da asla iftiharım yoktur. Liva-i hamdın sahibi benim, buna da asla iftiharım yoktur ve cennete dahil olacakların en evvelkisi benim, iftiharım yoktur. Bab-ı cennetin halkasını ben tutarım ve bana cennete duhul için izin verilir ve Allah’u Teala tarafından ben ikram olunurum ve ben onun için secdeye varırım ve bu halde Cenab-ı Hak bana, ya Muhammed, başını secdeden kaldır ve şefaat eyle, şefaatin kabul olunsun ve hacetini dile, dileğin verilsin, der. Ve bu halde ben başımı yerden kaldırıp, ya Rabbi, ümmeti ümmeti derim ve Cenab-ı Hak’tan ümmetim hakkında reca ve niyaz eder ve şefaatte devam gösteririm ve Cenab-ı Hak bana, ya Muhammed, git kalbinde habbe ve zerre kadar iman olan her kimi bulur isen, cehennemden çıkar, der ve ben, ümmetimden dağlar misali günaha müstağrak olan günahkarları cehennemden çıkarırım.

Ebu Hureyre radiyallahu anhdan, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Her peygambere Cenab-ı Hak bir davet buyurmuş ki, bir hacetiniz, isteğiniz var mı, buyurulunca; her peygamber ol yapılan daveti acele edip dünyada vuku buldu. Bana yapılan daveti, ben davetimi yevmî kıyamette ümmetime şefaat için gizleyip, tehir ettim. Ümmetimden Allahu Teala hazretlerine şirk etmeyerek vefat eden kimseler, inşaallah benim şefaatime nail olacaklardır,[10] diye buyurduğunu rivayet eylemişlerdir.

Yine bir hadis-i kudsisinde; Galallahu azze ve celle ve izzeti ve celeli ilelahir Allahu Teala: İzzet ve celalime yemin ederim ki, bir kimse halisen ve muhlisen, bir kere lailahe illallah söylese, o kimseyi ebedi cehennemde bırakmam. Fakat din adamlarına kini ve adaveti yok ise, ebedi cehennemde bırakmam diye buyuruyor. Fakat eğer din adamlarına kini, adaveti, buğzu var ise, ebedi cehennemin taban katından çıkmaz. Çünkü dine ve din adamlarına adavet, kin ve buğz yapmak münafıkların halidir.

 


[1] Tabarani El-Mu’cemu’l-Evsat, c. 3, s. 154/276 (Kahire).

[2] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.6/11.

[3] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.6/12.

[4] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.6/13.

[5] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.6/16.

[6] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.6/17.

[7] Ramuze-l-Ehadis c.2. s.427/12, Rudani. C.5. S.303,304/9581.

[8] Hazinetü-l-Esrar.

[9] Delâili-l-Hayrat Şerhi s.27-28 (Osmanlıca baskı).

[10] Sahih-i Buhari 13/6242

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>