canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAYÂ - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

 

HAYÂ

 

Ebu Said el-Hudri radyallahu anh anlatıyor:

 كٰانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم أشَدَّ حَيٰٓاءَ مِنَ العَذْرٰٓاءِ ف۪ي خِدْرِهَا وَكٰانَ إِذَا رَأَى شَيْئاً يَكْرَهُهُ عَرَفْنَا ذٰلِكَ ف۪ي وَجْهِه۪

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zifaf odasındaki gelinden daha hayâlı idi. Bir şeyden hoşlanmadığı zaman, bu yüzünden belli olurdu.”[1]

Bu konuda yazmamız icap edenlerden biriside hazreti Aişe-i Sıddıka validemizin sözlerini okudum. Çokta bana tesir yaptı. Halen şimdi konuşurken yine tesir yapıyor. Nedir diyeceksiniz?

Hayâ edebimizin kuvvetli olup Allah’u Teâlâ’dan çok utanmamızı gerektiriyor. Şöyle buyuruyor ki:

Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber yaşadğım müddetçe Rasulullah benim haşfemi yani hayâmı görmedi. Ben dahi Rasulullahın hayâsını haşfesini görmedim.

Bundaki gaye edep, hayâ, korku ne kadar çok gerek olduğunu meydana çıkarıyor.

Umuma konuşuyorum. Bizler de içinde beraber olmak şartı ile Allah’a karşı hayâyı, edebi, utanmayı yırtmayalım. Bir tarafa atmayalım. Edebimizi, hayâmızı, Allah korkusunu her an muhafaza edip her halımda Allah beni göre duruyor bilerek Aişe-i Sıddıka validemizin mübarek sözlerini kulağımızdan çıkarmayalım. Edepli, hayâlı, Allah’tan çok korkanlardan olalım.

 

Bu edep, hayâ bir tacı devlettir Nuru Hüda’dan.

Kim giyerse anı emin olur her türlü beladan.

 

Evet, hayâ ile edebi, Allah korkusunu iki cihan sultanı olan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden alalım. O’nu kendimize bir numune bilip her halına, kavline, fiiline, evsafına uyalım. Cenâb-ı Hak Teâlâ Hazretleri nasip müyesser kılsın âmin.

Mel’un şeytan, insanları azdırmak için, imanlarını yok etmek için ilk defa onların hayâlarına, edeplerine başvurup yoklar. Eğer hayâ, edebini, Allah korkusunu muhafaza ile dikkatli olur ise mel’un şeytan gelip gider yoklar. Daha sonra ondan tamahını keser.

Edep, hayâ, utanmalar kalkmış, yırtılmış olanlara şeytan için kolaylık kapıları açılmış olur. Hayâ kapısı açılmış, yırtılmış, sökülmüş ise şeytan için içeri girmeye yol açılmış olur.

Şeytan da hayâ kapısı olmayanların içerisine girer evvela nafile ibadetlerini alır. Ondan sonra gözünü farz amellere diker. Farzdan da alıkoyunca hedefi iman kal’asına hücum eder. İmanını tereddütler ile şüphelere düşürerek imanını yok etmeye çalışır. Hayâ ve edebi ve Allah’a yakını çok kuvvetli olan İbrahim aleyhisselam’ın ne derecede Allah’a hayâsı, imanı, tevekkülü kuvvet bulmuş onu Allah izin verirse yazalım inşeallahuteala.

O’nun başından geçen hal ve ahvallarını hepsini yazmak çok uzuna gider. Kısadan Urfa’da Nemrut kendisini ateşe yakmak kararı ile odunlara yağlar döküp ateşlediler. Ateşin şiddetli alevleri semaya yükseldiği zamanda mancılığa koydular. Burada O’nun Allah’a ne kadar güvençle teslim olduğunu yazalım.

Cebrail aleyhisselam derhal geldi ya Halil, bu dar zamanda bir hacetin var mı? Bize söyle deyince cevab olarak;

Şimdi Benim halımı Rabbım bilip görüyor mu? dedi. Cebrail aleyhisselam;

Ya Halil, şimdi şu halında O Rabb’ın sana senden yakındır. Her halını da görüp biliyor. Deyince, İbrahim aleyhisselam’ın tevekkülü burda meydana çıkıyor. Cevap veriyor;         

Madem ki Rabbım bana benden yakın olarak her halıma nazır bilip O görüp dururken O’ndan başkasından yardım istemeye hayâ ederim.

O semaya şiddetli yükselen ateş alevlerinde benim yanmamda Rabb’ımın rızası mevcut ise beni attırsın. Ben de Rabb’ımın rızası için yanmaya razıyım.

İyi anlaşılsın. Allah’a tevekkül, Allah’ı her işine vekil yapmayı İbrahim aleyhisselam’ın tevekkülünden büyük ders ibret alalım.

Hayâsına dikkat edelim. Mancılığa kondu, imansız nemrut İbrahim aleyhisselam’ın sitir elbiselerinin hepsinin soyulup çıplak atılmasını emr etti. Bütün cesattaki elbiseleri soydular.

O zaman İbrahim aleyhisselam gözlerinden yaşlar dökülerek ağlamaya başlayınca imansız kâfirler sordular.

Ya İbrahim, ateşi görüp korktunda mı ağlıyorsun? Deyince:

Ben Ateşten korkup ağlamıyorum.

Öyleyse neden ağlıyorsun?

Benim Rabb’ım beni şu halımda görüyor. Rabb’ıma karşı hayâlarım açıldığından utanıp ağlıyorum.

O anda Cenab-ı Hakk’ın emri ile Cebrail aleyhisselam cennetten bir gömlek getirip İbrahim aleyhisselama bir anda giydirip bir anda hayâlar sitir olup öyle sitir ile atıldı.

O gömlekte, İbrahim aleyhisselamdan oğlu İshak aleyhisselama kalmıştı. İshak aleyhisselamdan Yakub aleyhisselama O’ndan da Yusuf aleyhisselam’ın eline geçmiş idi.

İşte Yusuf aleyhisselam, kardaşları ile aradan geçen olaylar sonunda Mısır’dan o gömleği babasına posta ile yüzüne gözüne sürsün diye gönderdi. Yakub aleyhisselamda o gömleği yüzüne gözüne sürünce gözleri açıldı.

Bunu bu kadar uzatmaktaki gaye, iman, hayâ, Allah’a tevekkül nasıl olması lazım bu zatlardan bir örnek almamız lazım.

 


[1] Şemail-i Şerif Mevahibü ledüniye kenarı c.2.s.365 (Osmanlıca baskı), Buhari ve Müslim.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>