canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

NAFİLE NAMAZLAR - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

 

NAFİLE NAMAZLAR

 

Hadisi kudsi:

وَمَا تَقَرَّبُ اِلَىَّ عَبْد۪ى بِشَيْىءٍ اَحَبُّ اِلَىَّ مِمَّا اِفْـتَرَضْتُهُ وَمَا يَذٰلُ عَبْد۪ى يـَتَقَرَّبُ اِلَىَّ بِالنَّوٰافِلِ حَتّٰى اُحِبُّهُ

Manası: “Kulum bana yakın olamaz, en sevdiğim farzlarda yakın olduğu gibi. Kulum benden ayrı olmaz, bana yakın olur nafilelere devam ettikçe. Hatta o kulumu severim. O benden, ben ondan ayrı olmaz. Hadisin devamı:

فَاِذٰا اَحْبَبْتُهُ كُـنْتُ لَهُ سَمْعَهُ الَّذ۪ى يَسْمَعُ بِه۪

Ne vakit kulumu sever isem, onun duygusu ben olurum. Onunla duyar (Hazret-i Ömer radiyallahu anh’ın harbedenleri Hindistan’da gördüğü, duyduğu gibi) Hadisin devamı:

وَبَصَرَهُ الَّذ۪ى يـُبْصِرُ بِه۪ وَيـَدَهُ الَّـت۪ـى يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّـت۪ى يَمْشِ بِهَا وَ اِنْ سَئَلَن۪ى اَعْطَيْتُهُ وَلَوِاسْتَعَاذَن۪ى لَاُع۪يذَنَّـهُ

Buyuruyor ki, basireti, gözü benden olur. Benim gözüm ile görür ve eli Benim kuvvetim ile tutar ve ayağı onunla yürür ve eğer Benden isterse veririm. Eğer Bana sığınsa, onu muhafaza ederim. Yani kulum Bana nafileler ile yakın olur; hatta o kulumu severim”[1] buyuruyor.

 

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin nafile kılması, gece kıldığı namazlar ikide bir selam iledir. Teravihte de, ikide bir selam ile kılar idi. Teheccüd namazı dört rekâttan az kılmaz idi. On iki rekâttan da fazla kılmazlar idi. Yani azı dört rekât, yukarısı on iki kılmışlardır.

Gündüz nafileleri dört rekâtta bir selam ile kılmışlardır.

Hadis-i Şerif: Nafile namazlar hakkında, güneş doğduktan sonra kırk beş dakika sonra girer. İşrak namazı sonu güneş doğduktan iki saat sonraya kadar kılınır. Aşağısı iki, yukarısı on iki rekâttır. “Her kim gücünün miktarı en az iki kılsa, bir hac, bir de umre sevabı alır” buyuruyorlar.

Duha, yani kuşluk namazı vakti, güneş doğduktan iki saat sonra girer, öğle namazına bir saat kalasıya kadar kılınır. Aşağısı iki, yukarısı on iki rekâttır. Kuşluk namazı, hadisi şerif:

اِنْ صَلَّيْتَ الضُّحٰى رَكْعَتَيْنِ لَمْ تُكْتَبْ مِنَ الْغَافِل۪ينَ وَاِنْ صَلَّيْتَهَا اَرْبَعًا كُتِبْتَ مِنَ الْمُحْسِن۪ينَ وَاِنْ صَلَّيتَهَا سِتًّا كُتِبْتَ مِنَ الْقَانِت۪ينَ وَاِنْ صَلَّيْتَهَا ثَمَانِيًا كُتِبْتَ مِنَ الْفٰٓائِز۪ينَ وَاِنْ صَلَّيْتَهَا عَشَرًا لَمْ يُكْتَبْ لَكَ ذٰلِكَ الْيَوْمَ ذَنْبَ وَاِنْ صَلَّيْتَهَا ثْنَتَىْ عَشَرَةَ رَكْعَةٍ بُنِِىََ اللّّٰٰهُ لَكَ بَيْتًا فِى الْجَنََّّةِِ

 

Yani, “en az iki rekât duha kuşluk namazı kılarsan, gafillerden yazılmazsın. Dört kılarsan, muhsinlerden yazılırsın. Altı rekât kılarsan, itaat edenlerden yazılırsın. Sekiz kılarsan kurtulmuşlardan yazılırsın. On kılarsan, o gün günahın kayıt edilmez. On iki kılarsan, Allah senin için cennette bir köşk yapar.”[2]

 

O gün günahın kayıt edilmez dediğimiz, iki kâtip melaikemiz sağdaki hayra müvekkel hayrı yazar, soldaki günah yazar. Soldaki melaike sağdaki melaikenin emrindedir. Bir günah işleyince sağdaki melaike bir müddet bekletir, yazdırmaz. Hadis-i Şerif:

مَنْ حَا فَظَ عَلٰى شَفْعَةِ الضُّحٰى غُفِرَتْ لَهُ ذُ نُوبُهُ وَاِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ

Yani, “salât-ı duhaya, (kuşluk namazına) devam edenin günah-ı sağiresi mağfur olur, velev ki denizköpüğü kadar çok olsun.”[3] Yine Hadis-i Şerif:

مَنْ صَلّٰى سِتَّ رَكَعَاتٍ بَعْدَ الْمَغْرِبِ قَبْلَ اَنْ يـَتَكَلَّمَ غُفِرَ لَهُ بِهَاذُنُوبُ خَمْس۪ينَ سَنَةً

Yani “Akşam namazından sonra altı rekât sünnet kılmaya devam edenlerin elli senelik günahı mağfur olur.”[4]

         “On iki senelik ibadet yerine geçer.”[5]

Peygamber Efendimize Cenab-ı Hakk’ın kelamları:

اِطْعَامُ الطَّعَامْ وَل۪ينَ الْكَلٰامْ وَالصَّلٰاةُ بِاللَّيْلِ وَالنَّاسِ نِيَامٌ

Yani, “rıza-i ilahiyi kastederek, taam yedirmek ve herkese güzel, hoş söz söylemek ve herkes uyurken gecelerde namaz kılmak. Yani, bunlar ile amel et ve ümmetine de emret[6] diye buyurmuşlar.

 

 

Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَۗ عَسٰىٓ اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا

“Ya Habibim, Rabbinin indinde şeref ve derecenin daha ziyade olmasını istersen, gece nafile olarak teheccüd namazına devam et ki, Rabbin seni makam-ı Mahmuda erdirecektir.”[7]

Makam-ı Mahmud’da, evvelin ve ahirinin hepsine şefaat makamıdır. Yani ya Habibim, Rabbine daha yakın olmak ve sevabının daha ziyade olmasını istersen gece teheccüd namazına devam et.

Hülasa, teheccüd namazı ümmet hakkında nafile ve Rasulullah hakkında farz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem teheccüd namazını dört rekâttan az kılmaz idi. On iki rekâttan da fazla kılmazlar idi. Yani azı dört rekât, yukarısı on iki kılmışlardır.

İşte bu sebeple gece namazlarını Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çok severler idi. Hadis-i Şerif:

اَفْضَلُ الصَّلٰوةِ بَعْدَ الْمَكْتُوبَةِ الصَّلٰوةُ ف۪ى جَوْفِ اللَّيْلِ

Yani, “Feraizden sonra namazların efdalı geceleri kılınan teheccüd namazıdır.” [8]

Yine hadisi şerif

  رَكْعَتَانِ ف۪ى جَوْفِ اللَّيْلِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَ مَا ف۪يهَا

Yani, “Gece ihlâslı en az iki rekât nafile namaz kılmak, dünya malının hepsi senin olup, hepsini Allah yolunda tasadduk etmeden daha hayırlıdır,”[9] buyuruyorlar.

Yine gece namazı hakkında Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

اَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ اٰنَآءَ الَّيْلِ سَاجِدًا وَقَآئِمًا يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ وَيَرْجُوا رَحْمَةَ رَبِّه۪ۜ

Yani, “Küfr üzere maişet eden kâfir mi hayırlıdır? Yoksa Allah’tan korkar ve Rabb’isinin rahmetini ümid eder olduğu halde, geceleri Allah için kalkar, abdestle kıyamla ve secde edici ve namazla ibadet eden mü’min mi hayırlıdır?”[10] Yani, geceleri kalkıp namazla, kıyamla, secde ile ibadet edenle gecelerini bütün uyku ile geçirenler beraber mi olur?

Gece namazı hakkında Ayeti kerime:

فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَآ اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَآءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Allahu Teâlâ hazretleri buyurmuştur ki “Gece zamanlarında benim için yataklarını terkle, namazla, zikirle ibadet edenlerin sevap ve mükâfatlarını benden gayrı hiçbir melek ve nebi bilmez.”[11]

Çünkü kimse görmediğinden gece ibadetine riya karışmıyor. Allah’ım, riyadan ümmeti Muhammed’i korusun.

Yine gece namazı hakkında Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

Yani, Cenab-ı Hakk’ın sevip, medh ve sena ettiği sultan kullarının vasıflarını beyan ediyor ki “onlar gecenin hepsini uykuya harç etmezler. Kifayet miktarı biraz uyuduktan sonra kalkarlar, gecenin bir kısmında namazla, zikirle, ibadetle geçirirler.”

Çünkü gece ibadetlerinde riya karışmıyor, kimse görmüyor. Halkın gördüğü ibadetlere riya karışma tehlikesi olduğundan, gece ibadetine riya karışmaz, dolayısıyla gece ibadetleri daha efdal oluyor. Yapılan ibadeti riyadan korumak da zor oluyor. Allah’ım korusun. Âmin.

 Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;

عَنْ أَبِي هُرَيْرَة رَضِيَ اللّٰهُ عَنْه، أَنَّ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قَالَ  يَعْقِدُ الشَّيْطَانُ عَلٰى قَافِيَةِ رَأْسِ أَحَدِكُمْ إِذًا هُوَ نَامَ ثَلٰاثَ عُقَدٍ يُضْرَبُ كُلِّ عُقْدَةٍ عَلَيْكَ فَاَرْقَدَ فَإِنَّ اسْتَيْقَظَ فَذْكُرُ اللّٰهَ اِنْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَإِنَّ تَوَّضَّأَ اِنْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَإِنَّ صَلّٰى اِنْحَلَّتْ عُقْدَةٌ فَأَصْبَحَ نَش۪يطًا طَيِّبَ النَّفْسُ وَإِلّٰا أَصْبَحَ خَب۪يثَ النَّفْسُ كَسَلٰانِ

“Bir kimse uyuduğu vakitte şeytan onun başına üç düğüm atar. Eğer o kimse uyanınca Allah’ı zikir ederse o düğümün birisi çözülür ve eğer kalkar, abdest alır ise ikincisi çözülür ve eğer iki rekât namaz kılar ise düğümlerin hepsi çözülür. O kimse mesrur ve neşeli olarak sabahlar ve eğer bu minval üzere bulunmaz ise o kimse kesalet ve tembellikle sabahlar.[12]

 


[1] Buhari, Rikak 38, İbni Mace, Fiten, 16, Ahmed İbni Hanbel, Müsnet, 6/256, Câmiu’s-sağir Muhtasarı, c. 1, s. 469/1003 (2: 240/1753).

[2] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.149/3, Süneni Beyhakiyyü’l-Kübra c.3.s.48/4685 (Mekke)

[3] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.15, Ramuze’l-Ehadis c.2.s.416/13, Süneni Tirmizi c.2.s.341/476 (Beyrut), Süneni ibni Mace c.1.s.440/1382 (Beyrut), Müsnedi Ahmed c.2s.443/9714 (Mısır)

[4] Kenzü-l-İrfan s.15/70.

[5] Hazinetu’l-Esrar s.30 (Arab’ça baskı)

[6] Süneni Tirmizi c.5. s.368/3235 (Beyrut), Tabarani El-Mu’cemu-l-Kebir c.20. s.141/290 (Musul).

[7] İsra suresi 17/79.

[8] Kenzü-l-İrfan 1001 Hadis s.15/66, C.Sağir Muhtasarı c.1. s.354/746 (2:41/1274).

[9] Müzekki-n-nüfus s.202 (Osmanlıca baskı).

[10] Zümer Suresi, 39/9.

[11] Secde Suresi, 32/17.

[12] Ramuze-l-Ehadis c.2. s.512/7, Sahihi Buhari c.1. s.383/1091 (Beyrut), Sahihi Müslim c.1. s.538/776 (Beyrut), Sahihi İbni Hıbban c.6. s./293/2553 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>