canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ALLAH’A DOST EDEN AHLAKLAR - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

 

ALLAH’A DOST EDEN AHLAKLAR

 

Allahu Teâlâ’ya dost eden ahlaklar da yedidir. Güzel ahlakların;

Birincisi: Kibrin karşılığı tevazudur. Kibirden, büyüklenmekten korkup, gönül alçaklığıdır. Güler yüzlü, tatlı dilli, düşünceli, ağır başlı, Hakk’tan korkar, ağır, kâmil bir insan olmaktır. Daima ben gönül enginliği yapıyorum deyip; horluk, adilik, maskaralık yapmak değildir. Kendi şerefini, vakarını muhafaza etmektir. Zenginler kapısında yüzsuyu döküp, boyun büküp, yaltaklanmak değildir. Belki de, Allahu Teâlâ’ya güvenip, kendini muhafaza etmektir. Bunlar Allahu Teâlâ’nın en sevdikleridir. Bize de nasip eyleye Allah’ım (Âmin)!

İkincisi: Ucube karşı emniyete kapılmamaktır. Niyazdır, ilmine, ameline güvenmeyip, daima Allahu Teâlâ’ya niyaz ile yalvarıp korkmaktır. Allahu Teâlâ’nın korkusunu daima kalbinde tutmaktır. Bir kimse her ne kadar büyük olsa bu korku olmalıdır. Serbest, kaygısız, ferah olanları Allahu Teâlâ sevmez. Daima kendinden korkanları sever. Büyük, küçük demez, korkanları sever. Bizleri de sevsin Allah’ım (Âmin)!

Üçüncüsü: Riyaya karşı ibadetini, amelini, keşfini, kerametini gizlemek, kendini övmekten sakınmak, halka karşı sözünü ve her halini iftiharsız, hasbeten lillah Allah için yapmaktır. Asla nefsine inanmamak ve güvenmemektir. Daima Allahu Teâlâ’ya kendini suçlu bilmektir. Şeytandan ve şerrinden korkusuz olmamaktır. İşte Allahu Teâlâ’nın dostu bunlardır. Cenab-ı Hak, bizleri de dostu olanlardan eylesin (Âmin)!

Dördüncüsü: Bahilliğe karşı cömertlik ve sahavettir. Eli gözü, gönlü bol, açık, hasbeten lillah yedirir, içirir ve sever. Cömert o kimsedir ki, Allah yolunda sarf eder ve sevinir. Allahu Teâlâ’nın kuvvetli dostu bunlardır. Bir kimseyi ki methetseler, âlimdir, büyük zattır, deseler. Sen onun cömertliğine bak. Bu yok ise, o büyük adam değildir. Allah tarafına kalbi açılmamıştır. Allah tarafına kalbi açılanın eli de cömertliğe açılır. Büyük adamı nesinden bilelim Ya Rasulullah? Demişler, buyurmuş ki;

بِالسَّخٰٓاءِ وَالنَّص۪يحَةِ لِلْمُسْلِم۪ينَ

Cömertliğinden, Müslümanlara nasihatından[1] buyurmuştur.

Beşincisi: Hasede karşı kendi mesleğinden olan Müslümana karşı kendi nefsini nasıl seviyor ise, onu da öyle sevmektir. Hoca hocayı, derviş dervişi hasetlememektir. Bir Müslüman diğer bir Müslümanı hasetlerse, ona su-i zanda bulunursa, Cenab-ı Hakk’ın düşmanıdır. Sever ise, o kimse Cenab-ı Hakk’ın dostudur. İşte hocaların, şeyhlerin, dervişlerin helaki buradadır. Allah muhafaza etsin. İhvanlar bundan helak oluyor dikkat etmelidir.

اَللّٰـهُمَّ احْفَظْـنَا اَللّٰـهُمَّ يَسِّرْ عَلَيْنَا آم۪ينْ يٰامُع۪ينْ

Altıncısı: Gazaptır, öfkelenmek, darılmak, azarlamaktır. İstiane, buna karşı Allahu Teâlâ’ya sığınmaktır. Euzu besmele okuyup, medet istemektir. La havle vela kuvvete illa billahi deyip, Allahu Teâlâ’nın da kendine gazap edeceğini düşünmektir ve korkmaktır. Kendinin acizliğini Allahu Teâlâ’ya boynunu bükmektir. İşte bunları sever, dostudur. Bunlar böylece gazabı yutarlar. Allahu Teâlâ’dan af diler. Kime gazaplandı ise, onun gönlünü alır, bir dahaya da tevbe ederler. Allahu Teâlâ’da bunları affeder.

اَللّٰـهُمَّ اغْفِرْ لَنَا يٰا اَللّٰهُ

Yedincisi: Dünya sevgisi, hubbü dünyadır. Buna karşı sabırdır, kanaattir, tevekküldür, rızadır. Allahu Teâlâ’dan korkmaktır ve inanmaktır.

Sabır odur ki, elindekine tamamen kanaat edip, halini kimseye şikâyet etmemektir. Haline razı olmaktır. Tevekkül odur ki, Allahu Teâlâ’ya kendisi ibadetle meşgul iken, her umurunu Hakk’a tevekkül, vekil eyledikten sonra, her işini O’nun yapacağına inanmaktır.

Allahu Teâlâ’nın kapısında çalışan her şeyini Allah’dan beklemektir. Beklemeyen şuna benzer; mesela çok zengin, çok merhametli, çok cömert bir zatın kapısında, gece gündüz çalışan bir kimse, o efendinin vereceğini beklemeyip, başkalarının kapısına varıp, halinden şikâyet edip, ondan bir şeyler istese o kapısında çalıştığı zatın ne kadar güceneceğini, ne kadar gazaplanacağını düşünürseniz bilirsiniz ki bir kimse âlim olup da veya derviş olup da, zenginlerin kapısına varıp, halini arz ederse, dininin üçte biri gider, dediği hadis-i şerif budur.

Allahu Teâlâ, Benim kapımda çalışıp, neden başkasının kapısına gidiyorsun? Bana inanmıyorsun? Ben âlimim der, dervişim, kemal buldum dersin. Hakk’ın kapısını bırakıp kulların kapısına gidersin der, gazaplanır.

Her kim Allahu Teâlâ’nın kapısını sebatla, sabırla bekler, kanaat ederse, Allahu Teâlâ onu sever, büyük adam olur. Vesselamu ala menittebea’l-huda. Şu hadis-i şerif’i de ilave edelim:

عَزَّ مَنْ قَنَعَ ذَلَّ مَنْ طَمَعَ

Kanaatli olan aziz olur, tamahkâr olan zillete düşer.

اَللّٰـهُمَّ اجْعَلْنَا مِمَّنْ قَنَعَ بِيَدِه۪

 


[1] Taberâni, El Mu’cemu’l-Kebir, c. 10, s. 181/10390 (Musul).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>