canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

KADINLARIN ÖRTÜNMESİ - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

 

KADINLARIN ÖRTÜNMESİ

 

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin zevceleri yani, hanımları kendisinden biraz maddi ziynetlerden dünyalıklardan istekte bulundular. Bu isteklere karşı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hanımlardan çekilip biraz üzüntülü olarak ayrı bir tenha odasına çekilip oturdu. Bir müddet sonra Cebrail aleyhisselam şu ayeti kerimeler ile geldi.

يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَم۪يلًا ﴿28﴾ وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْرًا عَظ۪يمًا ﴿29﴾

Mealinde, “ey nebiyyü Zişan! Zevcelerini çağır onlara söyle eğer istediğiniz dünyalık ise istediğinizi vereceğim benden uzak olun. Ve eğer Allah’ı ve rasulünü ve dârı ahireti murad eder isterseniz Allah’ı ve rasulünü razı etmiş olursunuz. Zira sizden rıza-i ilahiyeyi tercih ederek ihsan edenlere Allahu Teâlâ büyük ecir hazırladı.”[1]

Yani, ya habibim zevcelerine de ki eğer isteğiniz dünyalık ise istediğiniz dünyalıkları sizlere vereceğim sizlerde benden uzak olun. Yok, eğer istekleriniz Allah, Rasulullah’ın rızası ise onu söyleyin bu ikisinde Cenab-ı Hak sizi hangisini isterseniz serbest muhayyer bıraktı deyince zevceleri dediler ki;

Ya Rasulallah, bizler yanılmışız. Bizleri affeyle. Bizler Allah ve Rasulüllahın rızasını isteriz. Deyince onun üzerine tekrar ayeti kerime geldi.

يَا نِسَآءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَآءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ

Yani, “ey habibimin zevceleri! Sizler diğerleri gibi değil takva yolunda olmalısınız. Giyimlerinizde ve takındığınız ziynetlerinizi erkeklere karşı çıkırdatıp seslendirmemeniz lazım. Erkeklerle konuşmanız icap ettiği zaman çok eğilerek bükülerek çok mülayim-yumuşak konuşmayın vakarlı konuşun.” demektir.

Yine Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri kadınların örtünmesine dair ayeti kerimede şöyle buyuruyor.

   يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰىٓ اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا

“Ey Nebiyyü Zişan! Zevcelerine ve kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına de ki; Üzerlerine feracelerini bolca örtsünler. Bu onların tanınmalarına ve eza edilmemelerine en yakın en muvafık bir sebeptir. Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.”[2]

Yani, umum kadınlara hitaben mahremlerinizi giyim, elbiseler ile kapatacak şekilde bolca bol olarak yapılsın ki azaların şekli dışarıdan bakınca belli olmayacak şekilde izar veyahut çarşaf, bunlar anlaşılmaz ise bol vaziyette giyilen elbiseler sizi sitir edip azaların şekli dışarıdan belli olmasın. Bu vaziyette mahremleriniz dışarıdan azalarınızın şekli bakanlara gözükmesin.

Kendinizi, mahremlerinizi dikkatle sitir edin ki erkeklerin içinde imandan, itikattan hayâdan, edepten yoksun, sıyrılmış olanlar size bakıp da bunlar bu kadınlar namuslarını mahremlerini esirgemeyip, serbest fahşi, zinakar kadınlar sınıfından bilmesinler. Bilip de bunlar zinada, fuhşiyette kendilerini serbest bırakanlardan deyip de peşlerinize düşüp takılmasınlar.

 Dini bakımından ayaklara giyilen donlar aşağısı biraz dar, yukarı kısımları bolca olması icap eder.

Kadınların ayaklarına giydikleri don, topuktan biraz yukarı giyilen donun aşağı kısımları biraz dar olup yukarı kısımları bol olması dinimizin ahkâmlarındandır.

Kadınlar bu şekilde don giyerler ise dıştan giydikleri sitir edici çarşaflar, izarlar, boy kısmı çok uzun olup yerlerde, merdivenlerde yerleri, çamurları, toprakları süpürmesin. Altta donu olan kadınların elbiselerinin en üstünden giydikleri izar, çarşaf ve buna benziyenlerin boyları topuktan tahminen bir süngüce yakın mesafede olursa kâfidir. Çünkü altta don giyilmiş donda topuk mahaline kadar kapatmıştır.

Bu konuda, don hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yürürken bir kadın önde yürüyor idi. Yürüyen kadının ayağına giymiş olduğu don, topuktan yukarı kısımlara doğru biraz sıyrıldı. Tekrar hemen sıyrılan don yukarıdan geri aşağı indi sitirle kadının mahremini kapattı. Bunu gören sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yönünü yani kafasını o kadından başka tarafa çevirip şu sözleri mübarek lisanından söyledi.

Allah’ım kadın tayfalarının içinde bu şekilde ayaklarına don giyenlerin (donlarının aşağı kısımları dar, yukarı kısımları bol olan bu giyimlerde) olanları Allah’ım Sen onları affı mağfiret et onlara rahmet et ya Rabbi diye dua buyurdular.[3]

Yine Ayeti Kerime:

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.”[4]

Ahkâmı Kur'an’da Nur Suresi 31. Ayetin tefsirinde açıklandığına göre ve Bidayetü-l-Müctehid kitabında İmamı Azam Efendimizin kavli üzerine kadınların mahrem olmayan yerleri:

1- Elden, bileğe kadar. 2- Yüz kısmının abdest suyu ile yıkadığı mahali. 3- Ayaklar topuğa kadar. Bunların mahrem olmadığı kararlaşıp tastik olunmuştur. Zaruriyet karşısında bunların görülünce günah olmadığını bundan başka kadınların geri kalan yerlerin hepsi mahremdir. Hanımların başörtüleri yakalara kadar örtülür.

Kadınların yabancı erkekler ile konuşmaları icab ettiği zamanlarda dikkat edecekleri adab:

Ayeti kerime:

وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًاۚ

“Ey Kadınlar (yabancı erkeklere) söz söylemek icap ettiğinde şer'a uygun ma’ruf vechile (ağır başlı) kalbinde fısk ve fücur hastalığı olanların tamaını celb etmeyecek derecede söyleyin.”[5]

Yani, ayetin emri bütün nisa tayfasına, kadın tayfasına söyleniliyor. Kendi helal beyinizin haricinde her hangi bir erkek ile konuşmaya mecbur olduğunuz zamanlarda çok engin, mülayim, yumuşak şekilde, eğilerek, büyülerek çok ince sesle bu şekilde konuşmayınız.

Karşıdaki insanların hepsinin kabiliyeti maneviyatı bir değil. Onların kalbine bir pürüz gelmesine sebep olmayınız. Vakarlı olun. Eğilmeden, çok yatkın olmayarak, gülmeyerek, kendi şeref hissiyetinizi bozmayarak, vakarlı konuşunuz ki erkeklerin kalbine nefis ve şeytan tarafından gelen fena arzuların kalblerine gelip kalblerinin bozulmasına sebep olmayınız.

Vakarınızı, şerefinizi, hissiyetinizi, namusunuzu, mahremiyetinizi muhafaza etmekte azimli, dikkatli, vakarlı olunuz. Hem kendinizi, hem karşıdaki erkeğin muhafazasını düşünün. Ciddi olun. Vakarınızı bozmayınız.

Hadisi şerif:

اِيَّاكَ وَالْخَلْوَةَ بِالنِّسٰٓاءِ وَالَّذ۪ى نَفْس۪ى بِيَدِه۪ مَا خَلًا رَجُلٌ بِاِمْرَأَةٍ اِلّٰا دَخَلَ الشَّيْطَانُ بَيْنَهُمَا وَلَيَزْحَمُ رَجُلٍ خِنْز۪يرًا مُتَلَطِّخًا بِط۪ينٍ اَوْحَمَأَةٍ خَيْرٌلَهُ مَنْ اِنْ يَزْحَمَ مَنْكِبَه۪ مَنْكِبَ اِمْرَأَةٍ لٰاتَحِلُّ لَهُ

Kendi hanımından başka “nikâh düşecek bir mahrem kadınla yalnız kalmaktan ve yalnız yola gitmekten, tenha bir evde kalmaktan son derece sakınınız. Cenabı Allah’a yemin ederim ki bir kişi nikâhı düşen bir kadınla tenha bir yola veyahut tenha yalnız bir evde kalırlar ise muhakkak şeytana onları azdırmak için bir kapı yol açılır. Bir kimsenin balçıklara necasetlere, çamurlara bulaşmış üzerine sürülmüş berbat olan bir domuz ile yaklaşıp omuz omuza sıkışmış bir vaziyette bulunmadan, nikâhı düşecek bir kadın ile bir erkek tenha ıssız yol veyahut tenha bir mahal tenha bir evde bulunmaları o çirkeflere necasetlere balçıklara bulaşmış olan bir domuzla omuz omuza sıkışmış vaziyette durmaktan daha kötü daha eşeddir.”[6] Buyuruyorlar.

Hadisi şerife göre giderlerse nikâh düşen bir erkek bir kadın gerekse tenha bir yola gidilir ise gerekse tenha bir evde nikâh düşülen bir kadın bir erkek tenhada otururlar ise hadisi şerifin mealine göre üçüncü yoldaşları şeytan olur. Şeytanın tam eline büyük bir fırsat durumları, bunları yoldan çıkarma fırsat kapısı açılır.[7]

Kendi hanımından başka kadınlarla ülfet, muhabbet etmek karaçalı tikenine dolanmaya benzer. Konuşmaya mecbur olursanız karaçalı tikeninden elbise cesatınızı yırtılmasından ne kadar sakınmak lazım gelirse daha ondan fazla sakınınız. Çünkü bakınız, bütün tehlikeler serbest, tenha mahellerde zuhur ediyor.

Eğer daha örnek almak istiyorsanız, Musa aleyhisselam daha peygamberlik gelmediğinde Mısır’dan firar edip Şuayb aleyhisselamın memleketine geldiğinde öğlen vaktinde malcıların (deve koyun malcıları) su kuyusunun başında malları sularken adaleti bırakıp Şuayb aleyhisselamın oğlan evladı olmadığından koyunlarını iki bekâr yetişmiş kızları yayıp sularlar idi.

Orada ki insanlar adaletsizlik yapıp Şuayb aleyhisselamın kızlarına mal sulama sırasını vermiyorlardı.

O iki kız ellerinde deynekler ile mallarının önünde bekliyorlar idi. Ne zamana kadar? Oradakilerin hepsi mallarını rahatça sulayıp içinceye kadar Şuayb aleyhisselamın kızlarına sıra vermiyorlardı.

Musa aleyhisselama daha peygamberlik gelmemişti. Bu duruma bakınca çok merhametli idi hemde şeceatli idi. Hemde çok kuvvetli idi. Kalkıp kızların yanına geldi ve dedi ki bacım sizin kardeşiniz, babanız yok mu? Bunlar size bu hakaretleri yapıyorlar.

Kızlar, bizim babamız peygamberdir. Gözleri âmâ Şuayb aleyhisselamdır. Kardeşlerimizde yoktur, koyunlarımıza bakacak başka kimsede yoktur, deyince

Getirin şu mallarınızı diye yardım ederek koyunlarını sulamaya yardımda bulundu. Kızlara dedi ki bunlar size her zaman mı böyle merhametsizlik adaletsizlik yapıyorlar.

Kızlar, evet her gün böyledir kendileri tamamen bitirene kadar bize sıra vermezler.  

Musa aleyhisselam kızlara dedi ki buralarda bu su kuyusundan başka hiçbir su kuyusu yok mu?

Kızlar, şu yakında bir su kuyusu var. Kuyunun ağzına, yukarı dağdan bir kaya yuvarlanıp kuyunun ağzına düşen kaya kuyuyu kapatmış. Ve o kuyunun ağzında ki taşı çıkartmanın imkânı yoktur, deyince

Musa aleyhiselam, O kuyuyu bana gösterirmisiniz?

Kuyuyu gösterdiler. Besmele çekerek iki eliyle, ya Allah diyerek kayayı kucaklayınca kuyunun dışına attı. Getirin mallarınızı sulamayı burada tamamlayın.

Kızlar, bu adamda bu merhameti, acıma hissiyetini, kuvvetini görünce birde garib olduğunu bilince koyunları sürdüler eve geldiler.

Şuayb aleyhisselam, neden erken geldiklerini kızlara sorunca kızlarda, bu gün bir adama rast geldik diyerek ne kadar merhametli olduğunu ve ne kadar kuvvetli olduğunu söylediler.

Ne bildiniz deyince Musa aleyhisselamın yaptığı tavırları anlattılar.

Şuayb aleyhisselam kızlara, biriniz gidin o adamı bana çağırın getirin bize böyle bir dürüst adam lazım.

Kızın biri gelip Musa aleyhisselama, seni babam eve bize istiyor deyince Musa aleyhisselam kalktı. Kız önde kılavuz olaraktan yola çıktılar.

O mevkilerde hava çok sıcak olduğundan topuğa kadar uzun fistan giyerler, don giymezler idi.

Şimdi Musa aleyhisselam, kız önde kılavuz olaraktan gelirken mel’un şeytan tenha olduğu için bir fırsat bulup bir rüzgâr kasırga zuhura getirip rüzgâr kızın fistanını biraz yukarıya kaldırınca kızın elinde olmayarak biraz mahremiyetleri açığa çıktı.

Musa aleyhisselam anladı. Kıza emir buyurdu. Yerleride ormandı. Kıza dedi ki bacım sen dur, önde kılavuzluk yapma. Ben öne geçeyim sen onbeş yirmi adım geride gel. Ben öne düşeyim sen bu mesafede arkadan bana kılavuzluk yap göster. Sağa dön sola dön doğru istikamette yürü diye arkadan kılavuzluk yap çünkü ormanın içinde idiler. Bu vaziyette korunarak Şuayb aleyhisselamın yanına geldiler.  

Kız, ne kadar namuskâr bu adam diyerek olayı babasına anlattı.  

Şuayb aleyhisselam bunun üzerine Musa aleyhisselama, madem garipsin benim yanımda kalıp koyun yaymaya çobanlık yaparmısın?

Musa aleyhisselam, karara geçip çobanlık yapmaya başladı.

Bu konuyu uzatmakta ki gaye Musa aleyhisselamın, mahremlere nasıl sakıncalı olduğundan bir örnek ibret alınması için bu kadar uzatıldı.

İşte kadınlar ile olan muamelelerinde sakınmayı Musa aleyhisselamdan, erkek ve kadınlar dikkatle örnek alalım. Çünkü erkeğede kadınada namusu Allah tarafından verilen bir emanettir. Emanete hayınlık yapanlar Allah ile düşmanlık kazanmaktadır. Niye? Helal yol dururken harama saptıkları için.

Musa aleyhisselama daha peygamberlik gelmediği halde başından geçen bu konulardan bir ibret alalım. Kadın bacılar, erkek kardeşler çok sakıncalı olalım. Fırsattan istifade ederek orman içinde kol kola takıp serbest olmamışlar.

Kol kola takmadan bir kadın bir erkek, büluğ çağına ulaşmışlar, nefsin azgınlaştığı sıralarda, kadın erkeğin gözüne yüzüne, erkek kadının gözüne yüzüne, her ikiside şehvet arzuları ile sakınmayarak keyfi muamele yaparaktan bakarlar ise her ikisininde maneviyatlerına şeytanın zehirli oklarından birer ok yerler. Maneviyatlarına büyük zarar getirirler.  

Bütün bu konuda tehlikeler, serbestlikten zuhura geliyor. Sonunda büyük tehlikeler meydana geliyor. Din kardeş bacılarımızın bu konularda çok titiz olup sakınmalarını, namuslarını, imanlarını dikkatle korumalarını arzu etmekteyim.

Geçmiş zamanlarda bu hatalar bilerek bilmeyerek oldu ise yüce Rabb’ımıza o büyük küçük günahlarımıza tevbeler edip bundan sonra kalan zamanımızda namuslarımızı, emanet olan namusumuzu, itikadımızı dikaktle korumaya çalışalım.

Musa aleyhisselam bir gün şeytanla karşılaştığında, baktı ki şeytan acele gidiyor. Bir omzunda davul elinde çomak, bir omzunda heybe, Musa aleyhisselam baktı heybenin bir gözünde kül, bir gözünde pekmez bu vaziyette acele gidiyor.

Musa aleyhisselam şeytana, ya mel’un bu külle ne yapıyorsun? Pekmez ile ne yapıyorsun?  Davul çomakla ne yapıyorsun? Bunlarınla bir işin var dediğinde

Şeytan, ya Musa, bu külü ne zaman Allah dostlarının bir tanesi halkı uyarmak için vaaz etmeye başlayınca o vaazı dinleyenleri mahrum etmek için bu külden onların gözlerine ekeler, uyuşturur, uyutur o vaazdan mahrum ederim.

Peki, bu pekmez neye yarar bununla ne yapıyorsun?

Şeytan dedi, ya Musa bir kimse kendi hanımının dışında nikâh düşecek bir kadın ile ıssız tenha bir evde bulunduğunda veyehut tenha beraber bir yola yürüdüklerinde konuşmaları esnasında bu pekmezden bir barmak batırır erkeğin ağzına çalar bir parmak batırır kadının ağzına çalar öyle biribirlerine şirinleştirip yoldan tamamen çıkarırım. Sonrada bunların bu gizli işlerini ilan için yüksek yerlere çıkar bu davulu çomakla çalar gizli sırlarını her tarafa ilan ederim.

Yahya aleyhisselamda bir gün şeytana rast geldiğinde sordu. Ya mel’un, bu insanoğullarının peşinden gece ve gündüz ayrılmıyorsun. Bunları en fazla hangi zamanlarında hangi durumlarında yol bulup azdırıyorsun?

Şeytan cevap verdi. Ya Yahya, bu âdemoğullarına en fazla karınları çok dolu tok oldukları zaman kolaylıkla yanaşırım.

Yahya aleyhisselam o zaman Cenab-ı Hakk’a vaad etti ya Rabbi, sana vaad ediyorum bundan sonra ölünceye kadar karnımı doyurmayacağım. Tek bu mel’un bana yanaşmasın diye vaad etti.

 


[1] Ahzab 33/28–29

[2] Ahzab Suresi, 33/59.

[3] Gunyetü’t-Talibin c.1.s.101 (Osmanlıca baskı)

[4] Nur Suresi, 24/31.

[5] Ahzab Suresi, 33/32

[6] Ramuzul Hadis Kitabı birinci cilt: Saife 172–7 Hadisi şerif.

[7] Gunyetü’t Talibin kitabı birinci cilt.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>