canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

AMCASI EBU TALİB’İN YANINDA KALMASI - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

AMCASI EBU TALİB’İN YANINDA KALMASI

 

Sekiz yaşında iken dedesi de vefât edince dedesinin vasiyeti üzerine amcası Ebû Tâlib'in yanında kaldı.

Ebu Talib, cahiliyet devrinde babası Abtulmuttalib gibi kendine içkiyi haram kılan iyi kalpli şefkatli ve nüfuzlu bir zattı. İki cihan serverini kendi çocuklarından fazla sever, O’nu yanında yatırır en iyi yemekleri yedirirdi.

Sofra başına toplandıklarında sevgililer sevgilisi olan efendimiz sallallahu aleyhi vesellem sofraya oturmadan yemeğe başlanmamasını söylerdi. Sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin bulunduğu sofrada O’nun bereketiyle yemekler çoğalır artardı.    

         O sıralarda Mekke’de kıtlık zuhur etti. Kureyşliler Ebu Talib’e gelerek yağmur duasına çıkmasını söylediler.

Ebu Talib yeğeni sevgili peygamberimizin elinden tutup alıp Kâbe-i şerife gitti. Peygamber efendimiz mübarek parmağını göğe doğru kaldırdığı gibi asla gökyüzünde bir parça bulut yok iken her yönden bulutlar çıkıp yağmur yağmaya başladı. O kadar yağmur yağdı ki Mekke halkı kendilerini zor güç evlerine attılar. Vadiler bir anda dolup taştı.

Ebu Talib’in hanımı Fatıma hatunda sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa Habibi Kibriya efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi öz evlatlarından ayırmaz O’nu yedirip giydirmeden çocukları ile ilgilenmez Dürrü Yetim efendimize annesinin yokluğunu hissettirmemeğe çalışırdı.  

         Ebu Talib her gittiği yere ekseriyetle peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemi de yanında götürürdü.

Ebu Talib anlatıyor; Bir gün yeğenim Muhammed’le sallallahu aleyhi vesellem Zülmecaz adında bir yerde idik bir ara çok susadım. Sabrım tükendiği için O’na dert yanarak susadığımı söyledim. Hemen hayvanın üstünden indi. Bir şeyler mırıldanarak bir taşa ayağını hızla vurdu. Birdenbire berrak bir su fışkırdı. Doya doya içtim. Sonra ayağıyla o taşa bastığı anda su birden bire kayboldu.

Sevgili Peygamberimiz iki cihanın serveri, âlemlerin fahri sallallahu aleyhivesellem efendimiz bir rivayette dokuz bir rivayette on iki yaşlarında iken amcası Ebu Talib Şam vilayetine sefere çıkmaya karar vermişti. Yol hazırlığını tamamlayıp kervan hareket edeceği zamanda şefeat kanımız sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem amcasının bineği olan hayvanın yularını sıkıca tutarak:

يَا عَمُّ إِلَيَّ مَنْ تَكَلَّن۪ي؟ لَا أَبٌ ل۪ي وَلَا أُمٌّ

Ya ammi beni kime bırakıpta gidiyorsun? Benim ne babam var nede anam kime bırakıpta gidiyorsun? Deyince Ebu Talib dayanamayarak sevgililer sevgilisi iki cihanın sultanı olan sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemi yanına alıp sefere öyle çıktı.

Seyehat esnasında bir müddet gitmelerinde yol üzerinde bir manastır-kiliseye uğradılar. Orada yaşayan rahib sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin yüzüne bakıp bu çocuk kim diye sordu.

Ebu Talib, oğlum diye cevap verdi.

Rahib, bu senin oğlun olamaz. Bu çocuğun evsafını eski mukaddes kitaplarda okuduğumuza göre bu çocuk yetim olması gerekir. Bunun babası daha doğmadan ana karnında iken vefat etmiş olması gerekir. Anneside yaşı küçükken ölmüş olması gerekir. Ve bu çocuk Allah’tan gelen emirleri insanlara açıklayan ahir zaman peygamberi olacaktır. Ebu Talib

     سُبْحٰانَ اللّٰهِ -  اَللّٰهُ اَجَلَّ

Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim Allah büyüktür. Diyerek sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimize döndü ve

يَا اِبْنِ أَخ۪ي أَلَّا تَسْمَعُ مَا يَقُولُ

 Ey kardeşimin oğlu neler söylüyor duyuyormusun. Deyince

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimiz

 

يَا عَمُّ لَا تُنْكِرُ لِلّٰهِ قُدْرَةِ، وَاللّٰهُ أَعْلَمُ

Ya amca Allah her şeye kadir. O’nun gücü inkâr edilemez. Diye cevap verdi.

Daha sonra Kureyş kervanı Şam’a yakın bir mevkide bulunan Busra şehrine geldiğinde bir manastırın yakınında konakladılar. Bu manastırda bulunan rahib sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimizi görünce önceki mukaddes kitaplarda vasıflarını okuduğu ahir zaman nebisi olduğunu anladı. Hemen koşup sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin eline yapışarak

  هٰذٰا سَيِّدُ الْعٰالَم۪ينِ هٰذٰا رَسُولُ رَبِّ الْعٰالَم۪ينِ هٰذٰا يَبْعَثَهُ اللّٰهُ رَحْمَةً لِلْعٰالَم۪ينِ

“Bu Âlemlerin seyyidi ulusu efendisidir. Bu âlemlerin Rabb’inin Rasulüdür. Bu Allahu Teâlâ’nın âlemlere rahmet olarak ba’s ettiği zattır.” Deyip izzet ikramlarda bulunduktan sonra Ebu Talib’e “bu çocuk ahir zaman nebisidir. O’nu sakın Şam’a götürme orada bulunan Yahudiler O’nu tanırlarsa bir kötülük yaparlar. O’nu hemen memleketine götür” demesi üzerine Ebu Talib, getirdiği malları Busra şehrinde satıp Mekkeye döndü.[1]   


[1] Siretü Halebî İnsanu’l-Uyun c.1.s.140–142 (Mısır)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>