canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

PEYGAMBERİMİZ sallallahu aleyhi ve sellemin EBU CEHİL’LE GÜREŞMESİ - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

PEYGAMBERİMİZ sallallahu aleyhi ve sellemin EBU CEHİL’LE GÜREŞMESİ

 

Mekke içinde Hişam adlı bir kimse var idi. Ömer adlı da bir oğlu var idi. Bu Ömer ismini sonradan sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu Ömer ismini değiştirdi. Ömer yerine Ebu Cehil ismini söyledi. Anlamı bu Ömer çok cahillik yolunda fuhşuyetler yolunda çok Peygamberimize karşı itiraz muteriz küfürü inat olduğundan dolayı Ebu Cehil ismini vurdu. Ebu Cehil anlamı: Bütün cahillerin babası demektir.

Ebu Cehil’in eli altında gençlerden üç yüz altmış nefer adamları var idi. Ebu Cehil maddiyatı, serveti çok olduğundan bunların giyimini, yemelerini hep kendisi temin eder idi. Bir gün üç yüz altmış adamları ile eğlence yeri etmişler idi Kâbe’yi Muazzama’nın avlusunu, oraya geldiler.

 Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendiside daha ufak yaşta iken O’da Beytullah’ın avlusuna gelip ayriyeten tek başına olarak bir tarafa oturdu. Ebu Cehil Peygamberimize dönüp ya Muhammed, sen tek başına bir kimseye uymuyorsun. Bana da uymuyorsun sen fakir yetimlerin daha yetimisin fakirsin. Annen yok baban yok deden de yok maddi imkânlarında yok. Gel bana uy adamlarımın içine katıl emrime gir bunları nasıl yedirip giydiriyor isem sen de aynı bunlar gibi ol deyince.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, ya Ebu Cehil ben her hususta ne kadar yetim isem de şerefim izzetim senden yüksektir. Hiç bir zaman ben sana tabi olup uyanlardan değilim. Seni isteyenler sana gelip sana tabi olsunlar beni isteyenler benim yanıma gelip bana tabi olsunlar deyince.

Ebu Cehil’in eli altındaki adamlarından kırk kişi Ebu Cehil tarafından derhal kalkıp gelip Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanına gelip O’na uyup tabi oldular.

Ebu Cehil bunu çekemeyip ayrılan adamlarına, bakın size daha neler yapacağım bilirsiniz. Yanındaki adamlara da siz oturun ben size hurma getireceğim bol bol yiyiniz ayrılanlar onlarda baksınlar onlarda getirip yedirebilecek mi? diyerek hurmaları bolca getirip döktü. Onlara yedirmeye başladı. Ebu Cehil dönüp Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize Sen de benim gibi bir bey isen Sen de getir. Adamlarına yedir dedi.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz kalkıp Ebu Talib’in evine geldi. Ya amca evde hiç biraz hurma var mı? Diye sorunca. Amcası da yok cevabını verince bir kurumuş hurma ağacı var idi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz onun dibine gelip kurumuş hurma ağacına sarılıp kucakladı.

Ya Rabbi, bu ağaçtan bana hurma ver diye münacat etti. O anda kurumuş olan ağaç hemen anında yeşillenip hurmalar sarkmaya başladı. O hurmalardan zembillere kesip Kâbe’ye getirip Kâbe’de Ebu Cehil tarafından gelip Peygamberimize uyan kırk kişinin içinde uyan birisi de Ebu Bekir Sıddıkı Azam idi. Hurma zembilini ona verip; Ya Ebu Bekir, bunları yere dökme. Ellerinle taksimat yap dedi. O da o şekilde taksimat yapınca Ebu Cehil lâin kızıp kükreyip askerlerine hücum edin taşla deynekle bu kırk kişiye hücumla bunları yok edin diye kendisi de önden hücum yaptılar. Taş ve deynekler ile Sevgili Peygamberimizin sahibi olan yüce Rabbım kırk kişiyi üç yüz yirmi dinsizlerin üzerine galip eyledi.

Onları taş deynekle kafalar yarılarak kollar sakat olarak Mekke’nin dışına sürdüler. Allah’ın nusratı ile.

Daha sonra Ebu Cehil yine askerleri ile toparlanıp şişkinlikle bu işi ayırt edelim. Muhammed ile güreş tutalım.

Ebu Cehil işi güreşmeye bağladı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize yarın amcalarına bütün kabilelerine haber ver gelsinler. Erlik pehlivanlık nasılmış sana göstereyim dedi.

Ertesi gün Mekke ahalisi iki taraf Kâbe avlusuna toplandılar Ebu Cehil şişkin vaziyette hiç kimseyi adam saymayarak soyunup medyana çıktı. Adam istedi.

Mekke halkının içinden birkaç kişiler Ebu Cehil’le güreşe vardılar. Ebu Cehil onları yıktı. Şişkinlik kubarmalar fazla oldu. Bizzat Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi güreşe istedi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizde Ebu Cehil’e cevaben dedi ki:

Ya Ebu Cehil bu güreş işini bu gün erteleyelim. Yarınki güne bırakalım dedi Ebu Cehil, Niye deyince.

Şimdi bu meydanda eğer Ben seni yıkarsam sen diyeceksin ki bu gün ben birkaç adamlar ile güreştim. Onları yıktım. Çok yorulmuş idim. Ondan dolayı beni yıktın deyi bahane yaparsın. Bu gün kalalım yarın bu işi hal edelim diye ertesi güne bıraktılar.

Ertesi gün Mekke ahalisi kadın ve erkek cümlesi bu iş nasıl olacak diye Kâbe avlusuna geldiler. Yine evvela Ebu Cehil güreş için soyundu. Meydana girip gurur, şişkinlik ile Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimizi güreşe çağırdı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin amcası Hamza pehlivan

Ya Muhammed, hasmın olan Ebu Cehil soyundu sen de soyun hasmına öyle var deyince. Ya amca, sen sakin ol ben cesedimi ve çıplak tenimi kimseye göstermeye hayâ ederim. Siz korkmayın Allah beni korur. O Benim vekilimdir. Korkmayın müteessir de olmayın diye meydana vardı.

Her zaman harplerde, sair işlerde usul böyle olmuş. Önce kâfir imansızlar hamle eder. Evvel hamle kâfirin olup sonra hamle sırası Müslüman’a gelir. Kâfirin hamlesine Müslüman kendisine yakın olan Allah’a teslim olarak dayanır hamle ederler. Kâfirin hamlesinden sonra hamle etmek Müslüman’a gelir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebu Cehil’in karşısına varınca Ya Ebu Cehil ilk hamle senindir. Hamleni var gücünle deneme yap üç hamlende de var gücünle denemeni yap. Ben karşında dineliyorum. Eğer benim şu ayağımın başparmağını yerinden kıpırdatıp bir arpa boyu ayırırsan beni yıkmış ol.

Bu cevabı Beytullah avlusunda olan Mekke ahalisi her iki taraf bakıp duymaktalar. Çok acayiplerine geldi ki Muhammed kendisi daha bir çocuktur. Karşısındaki Ebu Cehil güçlü kuvvetli köklü ağaca sarılıp çekse kökünden koparır. Nasıl cesaretle kendine güvenci var ki böyle bir pehlivana cevap veriyor diye çok hayrete düştüler.

 Ebu Cehil ise şişkin vaziyette var gücü ile Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize sarılıp o kadar şişkin kuvvetle sarıldı ki zahirde bir köklü ağaca öyle sarılsa köklü ağacı kökünden söker atardı. Çok güç kuvvetle sarılınca gözleri pürtleyip dışarı çıkma hallarına geldi. Güç kuvvetler hepsi yok olup kendi rezil oldu. Bıraktı bir kenarda bir müddet dinlenip rezil olarak soluklandı.

Tekrar ikinci hamlesinde aynen daha var güç zoru ile hamlelerini yaptı. Gözleri yine pürtleyip dışarı çıkmak derecesine gelip güç kuvvetleri yok oldu. Kendisi halk karşısında rezil oldu. Yine oturup soluklanıp üçüncü hücumunu aynen var gücü ile yaptı ise de güçler, güvençler, gururlar hepsi yok olup halk arasında rezaleti mel’ameti daha ziyade hor oldu. O kadar zor etti ise de mübarek ayaklarının başparmağını bile depredip bir arpa boyu kadar bile yerinden ayıramadı.

Ebu Cehil zahir gücünde rezil oldu. Hakk’ın karşısında batıllar zay oldu. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin maneviyatı, ruhaniyet, heybet kuvvetleri Ebu Cehil’i kaplayıp basınca mel’un korkup titremeye başladı.

 Bu halda Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Cehil’in kuşağına yapışarak

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يٰا قَوِىُّ يٰا قٰاهِرُ يٰا غٰالِبُ يٰا حَك۪يمُ

Bismillahirrahmanirrahim Yâ Gaviyyu, Yâ Kâhiru, Ya Gâlibu, Ya Hakimu deyip bir çekmesinde ayaklarını yerden kaldırıp arka üstü yere vurdu.

Kafası yarılıp ve arkada bel kısmından da delinip kanlar akmaya başladı. Hak batıl meydana çıkmaya başladı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin amcaları çok sevinç sürur içine düştüler. Ebu Bekir Sıddıkı Azam bir avuç altını alıp saçtı.

İşte her zaman Allah’a dayananlar Allah’ın rızasında Allah’a itaat edip Rabb’ılarına güvenen kimseler sonunda her zaman Allah’ı yanlarında yardımcı bulmuşlar. Cenab-ı Hak O’nun kıyamete kadar gelen ümmetini, bizleri, yazanları, yazdıranları, sevgi ile okuyan, dinleyen kardaşlarımızı, bacılarımızı O’nun hürmeti için affı mağfiret etsin âmin ya Muin.

Çünkü O pür nur olup geldi bu âleme

O’nun methi vasfı ne dile sığar ne kaleme

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>