canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

TARİKATIN TEMELİ HAKKINDA İZAHAT - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

TARİKATIN TEMELİ HAKKINDA İZAHAT

 

Burada bizler için büyük ibretler var. Tarikatın temeli buraya dayanır. Çok derinden düşünüp ibret almamız gerekir ki hazreti Âdem aleyhisselam cennetten yeryüzüne geldi indi şaştı kaldı. O kadar ilim sahibi olmuş iken sonra Cebrail aleyhisselam gelip şu şuna yarar bu buna yarar şunu şöyle edeceksin bunu böyle edeceksin dedi gösterdi. Mürşidlik yaptı.

Hazreti Musa aleyhisselam, büyük Peygamber iken Cenab-ı Hak ile konuşur iken Hızır aleyhisselama gönderdi. Git bu ilmi ledünni iste sana öğretsin dedi. Hızır aleyhisselam açıktan gösterdi. Musa aleyhisselam bildi ki bu ilim bir mürşide uymakla imiş. Bunlar bize işaret yetmezmi?

Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz Habibi Huda iken hıra dağında meleği ilk görüşünde korkup eve gelip yattı. Sonra Cebrail aleyhiselam mübarek başını tutup koltuğunun altına alıp       

اِقْرَاْ

 

“Oku” dedi

مٰا اَنَا بِقٰارِءٍ

“Ben okuma bilmem” dedi. Yine koltuğuna başını alıp sıktı üçüncüde okudu. Kardaşım vallahi sende birinin koltuğuna Allah için başını eğmedikçe sen bu ilme sahip olamazsın.

 Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz Cebrail aleyhisselam’dan büyüktür ve Hakk’ın dostudur neden böyle oldu anla tarikatı inkâr eden biçareler hidayetten mahrum olanlardır.

 Tarikatta hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh, Hazreti imamı Ali kerremallahu vechehu ve evlatları ve bu kadar evliyalar, şeyhlar, pirler yoludur. Yazıklar olsun inkâr edenlere. Fakat şu var ki Cüneydi Bağdadi kaddesallahu sirrahu

 اَلطُّرُقُ كُلِّهٰا مَسْدُودَةٌ اِلّٰا عَلٰى مَنِ اقْتِفٰى اَثَرُ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعٰالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ 

Yani, “tarikat yolları kapalıdır her hepsine yalınız Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin izinin üzerinden gidenlere açıktır”[1] demiştir.

Şeriat üzere olmalıdır. Hadisi şerif, sevgili peygamberimiz sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz buyurmuştur.

اِتَّقُوا مَوٰاضِعُ التُّهْمِ

Yani, “suizan olan şeylerden sakınınız.”[2] Şeriat perdesini yırttı dedirtmeyiniz. Bir şeyhın şeriatı tamamsa her şeyi tamamdır.  

Cenab-ı Hak tarikat ehlini şöyle bildirmiştir ki:

وَلَا تَطْرُدِ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُۜ

 “Mürid olup livechillah Allah için akşam sabah Rablerinin zikrine devam etmekte bulunanları meclis-i nebevilerinden uzaklaştırma”[3]

Birde habibine sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem onlar ile birlikte bulunması için buyurdu:

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ

Yani, Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri, “sabah ve akşam Allah’ın rızasını isteyip Rabb’ılarının cemaline mürid olmuş ve O’nun rızasını talep edenler ile beraber bulun. Nefsini sebat ve sabırda onların sohbetlerinde daim eyle”[4] demiştir. يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ deyip Hakk’ın vechini cemalini isterler. Onlar ile birlikte sohbetlerinde bulun deyip o meclisin ne yüksek meclis olduğunu beyan eylemiştir.

Rasulullah sallallahu teala aleyhi ve selleme böyle emir olununca sana bu emir yok mudur? O’na ne dediyse hepimizedir. Tarikata girmek için nice ayetler vardır ve nice hadisler vardır. Hidayette olan kimseye bu kadar yeter vesselam.

Bu ayetin sebebi nüzulü:

Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden Ayinet Bin Hasan ve Ümiyet Bin Halef ve onların emsalları Kureyş büyükleri hakkında nazil olmuştur. Çünkü onlardan Ayinet İslam olmazdan evvel huzuru Rasulullah’da Eshabın fakirlerinin bulunduğu zamanda Rasulullah’a bunların ter kokusu sana eza vermezmi? Biz, Mudur kabilesinin büyükleriyiz. Biz iman edersek her kabile iman eder. Bunları yanından def et ki biz sana iman edelim. Zira biz bunlarla bir arada bulunmayı nefsimize ar ederiz. Ar ettiğimiz için iman etmeyiz dedi. Bu sözde Kureyşin zenginlerinin ekserisi müttefikti.[5]

Yani, Ya Habibim müşriklerin tekliflerini kabul edipte gece ve gündüzde yanındaki olan fakir sahabeler ki onlar gece ve gündüzde Allah’a dua ve zikir ile meşgul ve daimi surette Rabbılarının cemaline âşıktırlar.

Böyle gece ve gündüz Rabb’ılarını dua ve zikreden, Rabb’ılarının cemalini görmeye âşık olan, fakir diye o müşriklerin sözleri ile sakın ya Habibim onları yanından uzaklaştırma ha! O müşrikler isterse gelsinler isterse gelmesinler ayeti kerimesi nazil olmuştur.

Bu ayeti kerimenin nuzul edip inmesinde ne anlaşıldı? Allah dostlarından Allah’ın fakir kulları, Allah’ı zikreden fakir kulları bunları fakir diye hor gören hakir görenler, kendini beğenip bunların ile alay istiza edip gülenler.

Düşünüp, büyük bir ibret alıp Allah’a ihlâslı itaatlı olup gece ve gündüz her an Allah’ı zikr eden zakir ehli zikr olan kulları kibirli, gururlu kendini beğenip burnu kakkın ve zengin nefsine esir olanlar bu ayeti göz önünde tutarak böyle Allah’a âşık olan Allah’ın zikrine fikrine hamil olan kimseleri sakının alay etmeyin. Hor görüp istiza edip onlara gülmeyin. Hakir görmeyin sonra büyük tehlikeye düşüp Allah’ın gazabına uğrayanlardan olmayınız kardaşım.

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimiz bir gün hazreti Ali kerremallahu vechehu efendimize buyurdular ki

يٰا عَلِىُّ: غَمِّضْ عَيْنَيْكَ وَاسْمَعْ ثَلٰاثَ مَرّٰاتٍ ثُمَّ قُلْ اَنْتَ ثَلٰاثَ مَرّٰاتٍ وَاَنَا اَسْمَعُ فَقٰالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ الصَّلٰوةُ وَالسَّلٰامُ لٰٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ثَلٰاثَ مَرّٰاتٍ مُغَمِّضًا عَيْنَيْهِ رٰافِعًا صَوْتُهُ ثُمَّ هٰكَذٰا قٰالَ عَلِىٌّ وَالنَّبِىُّ يَسْمَعُ

Yani, “ya Ali, gözlerini yum. Sana söyleyeceklerimi üç kerre dinle. Sonra, sen söyle üç kerre de ben dinle­yeyim,” buyurduktan sonra aleyhissalatü vesselam Efendimiz gözlerini yumarak sesli olarak üç kerre Lâ ilahe illallah dediler, Hz. Ali efendimiz gözlerini yummuş olarak dinlediler ve üç defa da o söyledi ve Efendimiz dinlediler.”

İşte Fahr-i Âlem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Hz. Ali kerremallahu vechehu ve radiyallahu anh Efendimize bu şekilde zikrullahı hazreti İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimize telkın buyurdular.[6]

Piri tarikat Abdulkadir Geylani kadesallahu sırrahu’l-Aziz efendimiz Bostanu’ş-Şeria adlı kitabta buyuruyor ki sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimizden tariklerin en afdalını ve en kolayını en önce temenni eden imamı Ali kerremallahu vechehu efendimizdir.

Hazreti imamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz bu şekilde talepte bulununca Rasulü Kibriya efendimiz sallallahu aleyhi vesellem vahye intizar etti. Cebrail aleyhisselam inip üç kere bu şekilde kelime-i tevhidi Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize telkin eyledi. Sonra aleyhissalatu vesselam efendimiz aynı şekilde imamı Ali kerremallahu vechehu efendimize telkin buyurdular.

Yine sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قٰالَ: لٰۤاإِلٰهَ إِلَّااللّٰهُ؛ لٰا يَسْبِقُهٰا عَمَلٌ وَلٰا تَتْرُكُ ذَنْباً.

Yani, “La ilahe illallah kelime-i tayyibesini fazilette hiçbir amel geçemez ve bu kelime hiçbir günahı bırakmaz (affettirir)”[7]

Cenabı Hak bir hadisi kudsisinde şöyle buyuruyor:

عِزَّت۪ي وَجَلٰال۪ي وَ رَحْمَت۪ي لٰٓا أَدْعَ فِي النّٰارِ أَحَدًا قَالَ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ

Yani, “İzzetim ve celalim ve rahmetime yemin ederim ki la ilahe illallah kelime-i tayyibeyi bir kimse halisen muhlisen bir kere söylese o kimseyi ebedi cehennemde bırakmam”[8] diyor.

Fakat bunu söyleyen bir kimse Allah’ın enbiya evliyasına, Allah dostlarına düşman olur içinde buğuz adavet yapıyorsa, kalbinde kini hasidi var ise bu gibi haslet münafıkların hasletidir. Münafıklar ise cehennemden ebedi çıkmazlar.[9]

Buna dair diğer bir hadisi kudside Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

مَنْ عَادٰى لِى وَلِيَّا فَقَدْ اَذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ

Allah Teâlâ hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. O kimse bana harp açmıştır. Benimle harp etmeye mezundur."[10]

Yani, herkim benim evliyama düşmanlık ederse o kimse benimle harp etmektedir.

Herkim Allah’ın sevdiği bir velisine düşmanlık yapıyorsa o kimse bizzat Allah’a düşmanlık yaptığını bilmelidir. Allah’ın dostuna düşmanlık edersen Allah’a düşman olursun. Allah’ın dostuyla dost olursan Allah’a dost olursun. Ya Allah’ın Habibim dediğine buğuz yaparsan halın nereye varacak.

Burada elden geldiği kadar Allah’ın kullarına kim olursa olsun kalbinden acıyıp şefkatli, merhametli davrananlar kazanır.

Çünkü bütün köyün çevresindeki yayılan mallar köye aid. Hangisine hayinlik yapsan köye yapmış olursun. Köyün her hangi malının birini ziyanlıktan çıkartsan köyü sıyanat etmiş olursun.

Allah’ın kullarınında kadın ve erkek kim olursa olsun onlara hayinliği, kıskançlığı-hasidliği bırakıp gönülden atıp onları her hususta kötülükten beri Allah’ın razı olduğu bir yola dönmeleri arzusunda olan bir kalbe sahib etsin Cenab-ı Hak cümlemizi. 

Bu şekilde hasbetenlillah Allah’ın kullarını Hakk’a ikaz, irşada çalışan Cenab-ı Hakk’ın veli kullarına kalbinde kini, hasedi olup adavet, buğuz, düşmanlık beslemek münafıkların hasletidir. Allah cümlemizi muhafaza eylesin.

Sevgili Peygamberimiz salallahu aleyhi vesellem efendimizin meclisinde de bu münafıklar tükenmemiş. Ne zaman peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Cenab-ı Hakk’ın bildirdiklerini anlatıp konuşmaya başlayınca mecliste bulunan münafıklar alay ederek biribirlerine göz eder sonrada anlatılanlar kendilere sıkıntı verdiğinden sırtlarını çevirip kalkıp giderlerdi.

İşte şu ayeti kerime bunların hakkında nazil olmuştur:

 وَاِذَا مَآ اُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۜ هَلْ يَرٰيكُمْ مِنْ اَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُواۜ صَرَفَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ

Yani, “biz sana bir ayet inzal ettiğimiz zamanda, sen onlara bu ayetleri tafsilatıyla anlatmaya başladığın zamanda, münafıklara sıkıntı gelip duramazlar. Biribirlerini tanırlar biribirlerine him kaş ederek konuşurlar.Bunun sözünü burada dinleyeceğine buradan kalkıp gidersen seni bir kimse mi görecek? Him kaş ile bu şekilde konuşur anlaşırlar. Daha sonrada duramazlar ya habibim senin cemeatinden sarfı nazar eder teker teker giderler. Senin Rabb’ında onların kalbinde iman eserinden, şefkat, rahmet eserlerinden hiç bir şey koymaz siler sarfı nazar eder.”[11]

Yine hadisi kudsi:

يَقُولُ اللّٰهُ تَعٰالٰى عِزَّت۪ي وَ جَلٰال۪ي لٰا يَنَالُ رَحْمَت۪ي مَنْ لَمْ يُوَالُ اَوْلِيٰٓائ۪ي وَيُعَادُ اَعْدٰٓائ۪ي

Yani, “izzetim ve celalıma yemin ederim ki bir kimse benim sevdiğim velilerimi sevmedikçe ve benim düşmanlarıma düşman olmadıkça rahmetime nail olamaz.”[12] Buyuruyor.

  Bunları, sakınılması için açıklamaya mecbur oluyoruz. Dikkatli olun Allah’ın sevdiği âlim ülema evliyalarına buğuz yapmayın. Düşmanlık yapmayın. İçinden çıkamaz felaketlere düşebilirsiniz.

Kardaşım dikkatli olun. Dua yapalım ümmeti Muhammed’e bizlerde beraber yüce Rabbımızın sevdiklerini hakkı ile Allah için sevmeyi nasip etsin ve yüce Rabb’ımızın sevmediklerini sırf Allah için sevmemeyi buğuz etmeyi nasip etsin. Buna

حُبُّ فِى اللّٰهِ بُغْضُ فِى اللّٰهِ

Hubbu fillah buğzu fillah denilir. Anlamı yani, sevdiğinizi sırf Allah için sevin sevmediklerinizide sırf Allah için sevmeyin eğer Allah ve Rasulullah indinde sevgim olsun diyorsanız. Allah’ın gazabına uğramayayım diyorsanız. Allah dostlarını sevin onlara adavet buğuz yapmayınız. Onlara düşman olmayınız sonra sonu pişmanlıktır.  Vesselam.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hadisi şerilerinde:

مَنْ أَكْثَرَ ذِكْرُ اللّٰهِ فَقَدْ بَرِئَ مِنَ النِّفَاقِ

“Her kim Allah’ı çok zikir ederse münafıklıktan kurtulur beri olur[13] buyuruyor.

Yine hadisi şerif:

اَفْضَلُ الذِّكْرِ لٰٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ

Yani, “zikrin afdalı la ilahe illallahtır.” [14]

Yine Ramuzu’t-Tevhid kitabında bir hadisi kudside Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor.

لٰۤاإِلٰهَ إِلَّااللّٰهُ حِصْن۪ي وَمَنْ دَخَلَ حِصْن۪ي أَمِنَ مِنْ عَذَاب۪ي

Yani, “La ilahe illallah Benim metin bir kal’amdır. Her kim bu metin ‘la ilahe illallah’ kal’asına girer mümkün mertebe çıkmaz ise bütün korktuklarından kurtulur azabımdan emin olur.”[15]

Bu korku hem dünyada hem ahirette bütün korktuklarından emin olmaktır. Cenab-ı Hak bu hadisi kudside bunu vaad etmektedir.

 

 

 

Ayeti kerime:

 وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ

“Allah’ın vaadi haktır.”[16]

Allah kadar vadinde duran kimse bulunmaz.

Bu hadis-i kudsiye karşı ne anlaşılıyor? Emredilenlere uymak, nehyedilenlerden kaçınmak. Allah’tan uzaklaştırıcı olan nefsin heva ve heves fesatlarından, şeytanın iğvalarından, dünyanın endişe ve hayallerinden firar edip Cenab-ı Hakk’ın vaadi olanLâ İlahe İllallah kal’asına girip orada karar etmek gerekir. Bu manevi serveti kazanma kabiliyeti kadın ve erkek hepsinde vardır. Hakk’a kavuşmak, veli olmak, Allah’ı sevmek, sevilmek kabiliyeti her şahısta var ama kendisinin sayı gayretine bağlıdır.

 

Hakkı seven âşıkların eğlencesi tevhid olur

Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur.

 

Daima söyler dili sorar müdam doğru yolu

Gerçek ere din beli eğlencesi tevhid olur.

 

İzinden ayırmaz gözünü canla tutar sözünü

Görmeğe yüzünü eğlencesi tevhid olur.

 

Halkın arasından çıkar tevhide can atar

Bülbül gibi daim öter eğlencesi tevhid olur.

 

Mal ve menalını terk eder ehli ayalın terk eder

Kal ile kılı terk eder eğlencesi tevhid olur.

 

Dünya ve ukba perdesin ardına atar cümlesin

Kor mâsivayı eğlencesi tevhid olur.

 

Mısrıya uyan kişinin gider çürüğü işinin

İçindeki can kuşunun eğlencesi tevhid olur. (Tevhid dediği La ilahe illallah kelimesidir.)

Niyazi Mısrî Hazretleri

Hadisi şerif:

اِنَّ النُّورَ اِذَا دَخَلَ الْقَلْبَ فَانْفَسِخَ فَانْشَرَحَ

Yani, “her kimin kalbine nur inerse, onun kalbinde kötülük koymaz o kalbi temizler, kötülükleri o kalpte türetmez, eğleştirmez. O kalbi Allah tarafına açar.”[17]

Ne zaman bir kimsenin kalbine nuri ilahi, tecelli-i ilahiler bir kimsenin kalbine duhul eder inerse onun kalbinde Allah’tan başkalarını o kalpte koymaz. Kalbe Hakk’tan başka gelenleri eğleştirip kalpte kökleştirmez. Nuri ilahi, kalbe gelen kötülükleri o kalpte eğleştirmez ileri savuşturur. Allah’ın zikrinden aşkından gayrileri o kimseye acı gelir.

Misalda hata olmaz inşeallah iyi anlaşılması için insanların menfeatına halk olunan yekün vasıtalar zahiren hepsini yürüten ilerleten mazot veyahut benzin. Mazot benzin olmayan vasıtalar yol alıp ilerleyebilir mi? Aşkı ilahi, feyzi ilahi, nur inmeyen kalb sahibi kimse terakki edip ruhen ilerleyebilir mi?

Bir misal daha, ihlâslı Salih ameller neye benzer? Yivi seti sağlam bir tüfeğe benzer. Tüfekten çıkan mermiyi barut kuvveti hedefe ulaştırdığı gibi aşk, Allah ataşı, Allah sevgisi misalde hata olmaz inşeallah Salih ameller, nuri ilahi barutun mermiyi hedefe ulaştırdığı gibi feyzi ilahi, Allah aşkıda onun gibi Salih amel sahibini Allah rızasına kavuşturur ve ulaştırır. Aşk olmayan gönüller terakkiden geri kalırlar. Seyyid nizamoğlu hazretlerinin bir sözü:

 

Aşktır Nizamoğlunun Hak’tan muradı

Aşk olmayan ameller hep masiva imiş

 

Yine Yunus emre hazretlerinin bir sözü:

 

Bu aşk bir güneşe benzer

Aşk olmayan gönüller taşa benzer

 

Taş olan kalpte ne biter

Söylese dilinde ağu tutar

 

Ne kadar yumuşak mülayim konuşsa

Sözleri savaşa benzer.

 

Yani, harp esnasında ki kelamlara benzer.

Aşkı ilahi, feyzi ilahi olmayan bir kimsenin halı, hiç hamam ve banyo yapıp kirlerden paslardan pislerden arınmayan bir kimseye benzer.

Yine seyyid Nizamoğlu hazretlerinin sözü:

Hakk’ın birkere şu veran gönlüme tecelli kılmasını sekiz cennet yüzbin huri gılmana değişmezem.

Yine konumuza dönelim:

 


[1]Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya c.10.s.257 (Beyrut), Abdurrauf el-Munavi Feyzu’l-Kadir c.6.s.108 (Mısır)

[2] Tefsiru Ruhu’l-Beyan c.7.s.227 (Beyrut)

[3] Enam 6/52.

[4] Kehf 18/28.

[5] Hulasatu-l-Beyan Fi Tefsiri-l Kur’an Cilt:9 S: 172

[6] Müzekki’n-Nüfus s.341 (Osmanlıca baskı), İmamı Şarani el-Envaru’l-Kudsiyye, Piri tarikat Abdulkadir Geylani Sırru’l-Esrar

[7] Sünen İbni Mace Kitabül Edeb/3787

[8] Gülzarı Medinetü’l-Münevvere c.2.s.30 (Osmanlıca baskı)

[9] Gülzarı Medinetü’l-Münevvere c.2.s.31 (Osmanlıca baskı)

[10] Buhârî, Rikak38, C.Sağir Muhtasarı c.1.s.469/1003(2:240/1752)

[11] Tevbe 9/127

[12] Kenzü’l-Ummal hadis no. 10417

[13] Taberani, Evsat, 7/86 C.Sagır Muhtasarı c.3.s.338/3593 (6:82/8509)

[14] Nesai es-Sünenü’l-Kübra c.6.s.208/10667 (Beyrut), Deylemi el-Firdevsü bi me’süri’l-Hıtab c.1.s.352/1414 (Beyrut), Münavi Feyzu’l-Kadir c.2.s.33/1253 (Mısır)

[15] Deylemî el-Firdevsü bi me’süri’l-Hıtab c.5.s.251/8102 (Beyrut), Münavi Feyzul-Kadir, c.3.s.378 (Mısır), Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya c.3.s.192 (Beyrut), İmamı Suyuti Camiu’s-Sağır muhtasarı c.2.s.302/1955(3:378/3694

[16] Yunus 10/55

[17] Münavi, Feyzu’l Kadir, c. 1, s. 186 (Mısır). Tefsiru Ruhu’l-Beyan c.1.s.11(Beyrut)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>