canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İLK MÜSLÜMAN OLANLAR - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

İLK MÜSLÜMAN OLANLAR

 

  Dünya karanlıklara ve zulmetlere düştüğü zamanlarda, insanlar kendi elleriyle putlar yapıp tanrı deyip putlara taptıkları bir zamanda, kız evlatları dokuz on yaşlarına kadar deve, koyun güttürüp dokuz on yaşlarına gelince ellerinden tutup yabana götürüp diri diri kumlar eşilip kumlara gömüldüğü zamanlarda vahşiyet, zina, kumar, içkiler, katiller, putlar çoğaldığı zamanlarda burada Hazret-i Ömer radıyallahu anh’ın bir rivayeti:

 Bizler öyle cehalet zamanımızda birleşip un, süt, yağ, şeker birbirine karıştırıp bir büyük put yaptık. Çok zaman tanrı deyip, secde edip taptık. İkinci bir işimiz, kız evladı bize ar olurdu. O kızı dokuz on yaşına kadar koyun, deve güttürür, sonra da o kızı diri diri çukur eşer gömerdik.

Bu yaptığımız iki işin biri aklıma gelince gülüyorum. Birisi de aklıma gelince ağlıyorum.

Güldüğüm, bir sene kıtlık oldu. Zahire bulunmadı. O yaptığımız putu çok zaman tanrı diye taptığımız putu çekiçlerle kırıp yedik. Bu aklıma gelince gülüyorum. Ağladığım da, benim bir kızım oldu. Dokuz on yaşına gelince, elinden tutup götürdüm. Yabanda kendini oturtup, ben çukur eşiyorum kendini gömmeye kendi de benim yüzlerime bulaşan çamur, toprakları eliyle siliyordu. Öyle ederek toprağa iyice gömdüm. İşte o kızın o hali aklıma geldiği zamanda ağlıyorum.

İşte böyle bir zamanda Cenab-ı Hak, sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemi bütün insanlara lütuf, ihsan ve rahmet olarak insanlara, hakkı batılı bildirmek için göndermiştir. Enbiya suresi 107. Ayette buyuruluyor ki:

وَمَآ اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ

Yani, “ey Habibim, Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik ve âlemleri irşad etmekle ve âlemlere rahmet olmak için gönderdik” buyuruyor.

         Cebrail aleyhisselam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine yirmi dört bin kere nazil olmuştur. Âdem aleyhisselama on iki kere inmiştir. İdris aleyhisselama dört kere inmiş idi. Nuh aleyhisselama elli kere inmiş idi. İbrahim aleyhisselama kırk iki kere inmiş idi. Musa aleyhisselama dört yüz kere inmiş idi. İsa aleyhisselama on kere inmiş idi.

Cebrail aleyhisselam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine evvela geldikte bigayet hub, güzel suret ve hub rayiha ile geldi. Ya Muhammed, Rabbin sana selam ile buyurdu ki Sen Benim cin ve inse Rasulümsün. İmdi anları kelime-i tevhide davet eyle, diye emir buyuruldu.

Evvela imana gelen akıl baliğ olan erkeklerden evvela Hazret-i Ebu Bekr es sıddık’dır. Sabilerden Hazreti Ali’dir. Hatunlardan Hazreti Hatice’dir. Azad olmuş kölelerden Zeyd’dir ve azad olmayan kölelerden Hazreti Bilal Habeşi’dir.

İki cihanın Serveri sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimize emir gelip halkı Hakk’a davet vazifesi başlayınca düşündü acaba kim kabul eder? Kime söylesem? Dedi ancak Ebu Bekir’e söyleyebilirim.

 

Hazreti Ebu Bekir efendimizde kendi evinde düşünceye daldı:

Bu ecdadımızın dini iyi bir din değil puta tapıyorlar benim hoşuma gelmiyor. Muhammed’in sallallahu aleyhi vesellem yanına varayım bir istişare yapalım iyi bir din bulalım.

Biribirlerini çarşıda denk getirdi Cenab-ı Hak. Ebu Bekir efendimizde iman etti. Allah razı olsun akıl baliğ olan erkeklerden ilk iman eden o oldu. O nun imanı bütün insanların imanına bedel.

Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh efendimiz, Kureyş arasında çok sevilen saygı gören bir zattı. Güzel ahlaklı hayırsever bir tüccardı. Bu yüzden kabile efradı, sık sık ziyaretine gelir müşküllerini kendisine anlatırlar ve tavsiyelerini yerine getirirlerdi.

Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh efendimizin islamiyeti anlatıp davet etmesi ile hazreti Osman ibni Affan, Zübeyr ibni Avvam, Abdurrahman ibni Avf, Saad ibni ebi Vakkas ve Talha ibni Ubeydullah rıdvanullahi Teâlâ aleyhim ecmain hazretleri Sevgili Peygamberimizin huzuru şeriflerine varıp iman ettiler. Gizli namaz kılarlar ibadetlerini gizli yaparlardı.

İslamiyetin ilk yıllarında halkı Hakk’a davet vazifesi gizli yapılırdı. Cenab-ı Hak Teâlâ hazretleri şu ayeti kerimeyi gönderdi.  

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ

Yani, “ya Ekremerrasul! Artık sen emr olunduğun şeyi aşikâre söyle ve müşriklerden iraz et, onlara iltifat etme.”[1]

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin bu ayet nazil oluncaya kadar gizli davet edip bu ayetin nüzulundan sonra aleni davet ettiği rivayet edilmiştir.

Müşriklerden irazın manası; “emri dini tebliğde onlara iltifat etme ve onlardan korkma, istihzalarına ehemmiyet verme” demektir. Şu halde ehli hakkın vazifesi her zaman tarıkı Hakk’a devam edip ehli batıl tarafından itiraz ve istihzaya ehemmiyet vermemektir.[2]

 

 

Yine ayeti kerime

وَاَنْذِرْ عَش۪يرَتَكَ الْاَقْرَب۪ينَۙ

“ya Habibibim! Yakın kabile akraba ve taallukatını uyar onları azapla korkut ve ğadabı ilahiyeyi mucib şirkten onların kurtulmalarına sa’y et.”[3]

Tefsiri hazinde beyan olduğuna nazaran bu ayet nazil olunca Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hazreti İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimizi çağırarak yemek hazırlamasını emr eder. Hazreti Ali efendimiz yemeği hazır edince bütün Abdulmuttalib oğullarını davet eder. Bunlar yemeği yeyip hepsi doyduktan sonra sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem;

“Ey Abdulmuttalib oğulları! Ben size dünyanın ve ahretin hayırlısı bir din getirdim. Bu dini ilanda bana yardım edecek hanginizdir” dedi.

Hiç ses çıkaran olmadı. Yalınız daha öncedende bahs edildiği üzere dört beş yaşlarından itibaren sevgili Peygamberimizin yanında O’nun terbiyesi altında yetişen hazreti Ali kerremallahu vechehu efendimiz hepsinin küçüğü ve yaşı genç olmasına rağmen ayağa kalkıp:

“Ya Rasulallah! Bu dini ilanda ben sana yardım eder vezirin olurum” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem imamı Aliyye’l-Murtaza kerremallahu vechehu efendimizin boynuna sarılarak;

“Bu benim kardeşimdir ve varisimdir ve halifemdir siz buna itaat edin” deyince orada bulunanlar Ebu Talib’e, “bak yeğenin sana oğlun Ali’ye uymanı emr ediyor” diye gülüşerek dağıldılar.

Bundan sonra Fahri Razi ve Hazin’in beyanlarına nazaran Rasulullah sallalahu aleyhi vesellem safa tepesi üzerine çıkarak bütün Kureyş kabilelerinin ismini zikr ederek çağırır. Bütün ahali toplanınca Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

“Ey Kureyş kabileleri! Ben size şu dağın arkasında malınızı yağma etmek üzere bir bölük atlı geliyor desem inanırmısınız?” Deyince Kureyşin hepsi bir ağızdan:

“Evet, şimdiye kadar senden hiçbir yalan sadır olduğunu görmediğimizden inanırız” dediler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

“Öyle ise, ben size, önünüzde gelecek büyük bir azabın bildiricisiyim! Sizi tarıkı Hakk’a davet ediyorum, bana iman edin” buyurdu.

Ebu Leheb denen kâfir kalkıp iki cihanın Serveri sevgili Peygamberimize “helak olasıca bizi bunun içinmi çağırdın” diye bağırdı. Cemaat dağıldı.[4]

  Peygamberimizin amcası olan Ebu Leheb işi gücü yok Mekke’nin giriş yollarına oturur Peygamber efendimizi duyup iman etmeye gelenleri geri çevirir çeviremediklerine efendimiz hakkında yakışmayacak kelamlar konuşur.

Hanımıda gider Mekke’nin dağlarında muğeylan tikeni ve sair tikenli çalıları hurma lifinden ip yapar tikenli çalıyı sırtına yükler gece peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin çıkacak yolunun üstüne tikenleri döşerdi. Maksadı Rasulullahın o tikenlere basarak eziyet görmesini isterdi.

Halbu ki Cenab-ı Hakk’ın yardımı ile Rasulü Kibriya efendimiz o tikenlerin üzerinde ipekten döşeme üzerinde yürür gibi yürür ve gezerdi hiç birisi Rasulullaha tesir etmezdi.[5]  

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemde aşkı ilahi, feyzı ilahi bazı çok tesir ettiği zamanlarda kalkar caddeye çıktığı olurmuş “Ya Hayyu ya Kayyum ya Hayyu ya Kayyum ya Hayyu ya Kayyum” diye nida ederek.

Muhammed deli oldu Muhammed mecnun oldu derlerdi imansızlar.

İşte Tebbed yeda suresi bunların hakkında nazil oldu.

     تَبَّتْ يَدَآ اَب۪ي لَهَبٍ وَتَبَّۜ

“Ebi Lehebin nefsi helak oldu ve dünyada işlediği amelide helak oldu.”[6] Bütün sa’yileri ve kurduğu hayalleri zay oldu ve emelleri boşa gitti. Ebedi hüsranlığa düştü.

Tebbet helak oldu manasınadır. Bu makamda ebu Lehebin eli zikr olunmuş isede zikri cüz’i irade-i külli kabilinden Ebu Lehebin şahsı muradtır.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz daha önce safa tepesinde Kureyşi islama davet ettiğinde sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme hitaben Ebu Leheb

تَبًّا لَكَ

Yani “helak olasıca” demişti. Bu ayeti kerime de Cenab-ı Hak, ebedi helaklığa düşenin kendisi olduğunu bildirmiştir.

 مَآ اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ

“Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.”

Fahri Razi’nin beyanına nazaran Ebu Leheb:

“Eğer Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) dediği doğru ise ben O’nun beyan ettiği azab ve belaların cümlesine malımla mukabele ederim” demesi üzerine Cenab-ı Hak bu ayetle onun bu batıl itikadını red etmiştir.

Hatta rivayete nazaran Bedir vakasından birkaç gün sonra (Adese) denilen ma­halde ölür, leşi üç gün yabanda kalır ve oğlanları bakmazlar.

İşte birçok koyunu, devesi ve sair emvali mevcut olduğu halde hiçbirisi Ebu Leheb'e gelen âfetleri def edemediği gibi leşinin ortada kalmasına bile mani olamadı. Günlerce habis cesedi meydanda kalmış, üç gün sonra oğlanları bazı kimseleri ücretle gönderip cenazesini ortadan kaldırmışlardır.

Şu halde Ebu Leheb'in pek kat'î güvendiği malından dünyada menfaat göremediği gibi âhiret­te dahi bir menfaat göremeyeceği şüphesizdir.

Bu âyet-i celile gaipten haber verdiği cihetle mucizedir. Çünkü vukuat ayeti kerimede beyan olduğu vechile zuhur etmiştir. 

  سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ

“yakında Ebu Leheb alev sahibi ateşe girecektir.”[7]

Yani, Ebu Leheb dünyada düçar olduğu azabtan sonra ahrette dahi büyük bir ateşe dâhil olur ki o ateş kemali şiddetle alev sahibi olur.

وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ ف۪ي ج۪يدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ

 “Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir). ”[8]

Yani, Ebu Leheb’in hanımı küfürde ve Rasulullaha adavette, eza ve cefa yapmakta kocası olan Ebu Leheb’e müşterek olduğundan her ikisi beraber cehenneme dâhil olur. Ebu Leheb’in hanımı kıyamet günü cehennemlik olarak arkasında zakkum ağacı yüklü olarak cehenneme gideceğine işaret için (hammalete’l-Hatab) denmiştir.

 Daha sonraları günden güne Ebu Leheb’in kadri, insanlar arasında noksanlanmış ve herkesin nefretini kazanmıştır.

Hakka karşı mücadele edip iptala çalışanlar işin başında parlak ve işi revaç bulur gibi görülürsede tedricen işin hakıkatı anlaşıldıkça kıymetten düşer ve hak olan şey ise yükselir ve netice olarak hakka karşı batılın kat’iyyen ehemmiyeti kalmaz.

 


[1] Hicr 15/94

[2] Hulasatul-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an c.8.s.294 (Osmanlıca baskı)

[3] Şuara 26/214

[4] Hulasatu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an c.11.s.87 (Osmanlıca baskı), Tefsirü Hazin c.3.s.397

[5] Hulasatu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an c.15. 635 (Osmanlıca baskı)

[6] Tebbet 111/1

[7] Tebbet 111/3

[8] Tebbet 111/4–5

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>