canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

PEYGAMBERİMİZ sallallahu aleyhi ve sellem EFENDİMİZİN HASRETİ İLE HURMA KÜTÜĞÜNÜN AĞLAMASI: - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

PEYGAMBERİMİZ sallallahu aleyhi ve sellem EFENDİMİZİN HASRETİ İLE HURMA KÜTÜĞÜNÜN AĞLAMASI:

 

Mescid hurma kütükleri üzerinde kurulmuş idi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hutbe okuyacakları zaman. O kütüklerden birinin üzerine çıkar hutbesini öyle okur idi. Daha sonra minber yapılıp hutbeyi minber üzerinde okumaya başlayınca hurma kütüğünden ağlama sesleri gelmeye başladı. Mescid bile kütüğün ağlama sesinden sarsılmaya başladı.

Bu hali gören insanların ağlaması da arttı çoğaldı. Öyle oldu ki kütük çatlayıp yerinden oynadı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hutbeden inince gidip hurma kütüğünü kucakladı. Ancak ondan sonra sustu. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Nefsim yed’i kudretinde olan Cenab-ı Allah’a yemin ederim ki eğer bu hurma kütüğünü kucaklamasa idim ona sarılmasa idim. İçindeki hasret ve hüznünden dolayı ağlaması kıyamete kadar devam edecekti.” Buyurdu.

Büreyde r.a’dan gelen bir rivayette:

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz o hurma kütüğüne dedi ki:

“İstersen seni ait olduğun bahçeye vereyim, tekrar dal budak sal ve eski haline gel tekrar yaprakların ve meyvelerin olsun. İstersen seni cennete dikeyim de Allah dostları meyvenden yesin.”

Bunu dedikten sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona kulak verdi. Ve onun şöyle dediğini duydu. Beni cennete dik ve benden Allah dostları yesin ve eskiyip çürümeyeceğim bir yerde olayım. Dedi. Ağacın bu sesini Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin yanında olan kimsede duydu. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem

“İstediğini yapacağım” deyip sonra mübarek sözlerine şunu da ilave etti. “Darı bekayı darı fenaya tercih etti”[1]buyurdular.[2]

 

Bağrımdaki biten başlar

Muhammed’in aşkındandır

Bu gözümden akan yaşlar

Muhammed’in aşkındandır.

 

Her şamu seher yandığım

Şu âlemlerden usandığım

Çark vurup sema döndüğüm

Efendimin aşkındandır.

 

Ciğerim dağladıklarım

Su gibi çağladıklarım

Her seher ağladıklarım

Muhammed’in aşkındandır.

 

Dahledenler devranıma

Ermediler seyranıma

Kıydığım kendi canıma

Efendimin aşkındandır.

 

Çün oldum Ol şahın kulu

Neylerim bu mülkü malı

Halk bana dediki deli

Muhammed’in aşkındandır.

 

Aşkın narı ile piştiğim

Deryalar gibi coştuğum

Bir şeyh elinden tuttuğum

Efendimin aşkındandır

 

Görün Seyfullah’ın kastin

Sever ol Allah’ın dostun

Sorarlarsa niçin böyle mestsin

Muhammed’in aşkındandır.

Seyyid Nizamoğlu

      

               *****

 

Mekke’den ayrıldım beri Medine’ye

Orda ki Şah’a hallarım arz eylemeye

Sıra geldi de veda tavafını söylemeye

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

 

Gece yatmadım geldi dile bu beyitler

Sana âşık olmuş kocalar yiğitler

Nideyim kadrini bilirmi hayvanatlar

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

 

Bari gelirsemde aşkında gelsin

Senin aşkın bu yaralarımı delsin

Bu yetimin gıdasın gönder emsin

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

 

Senin aşkın canıma kâr etti

Mamur olan gönüllerde güllerin bitti

Sevginden âşık gayrı sevgileri attı

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

 

Yetimlerin halını bilen efendim

Olgun yaraları delen efendim

Senin aşkın gönüllerin pasını siler efendim

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

 

Senin aşkınla yapıştım idi bir ele

Ol sebebten geldi birkaç beyit dile

Bu kıtmiriniz de olsun size bir köle

Aman kardaşım O Şah’tan nasıl ayrılayım?

Gayrı şahlara nasıl sarılayım?

                  

                           Hacı Mustafa GÜNEŞ

 


[1] Ebedi olan ahret dünyasına geçici olan fani dünyaya tercih etti.

[2] Kadı İyaz, Şifâ-i Şerif.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>