canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Evliyaların Aleyhinde Bulunmak - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

Allahu Teala’nın evliyalarının aleyhinde olanlar, Allahu Teala’ya düşman olurlar. Bu mutmainne ehli haktır. Allahu Teala’nın dostudur. Kur’an-ı Kerim’de, mühbitinlere müjde et, dediği bun-lardır. Şu hadis-i kudsi:

 

مَنْ عَادٰى لِىَ وَلـِيًّا فَقَتْ اَذُنْـتُهُ بِاالْحَرْبِ مَنْ حَارَبَ الْمُؤْمِنِينَ فَقَدْ حَارَبَ اللّٰهَ

 

Yani “Benim evliyalarıma her kim düşman olursa, o kimse bana harp etmek için mezundur.”[1] Bu her kim Allahu Teala’nın evliyasına buğz ederse, onadır; çünkü onlara muhabbet etmek, her müslümana vaciptir. Yine bir hadis-i şerifte:

 

مَجٰالِسَ الْعُلَمٰٓاءِ تَزِدِ الْعِلْمَ مَجَالِسَ الْحُكَمٰٓاءِ يُحْيِ الْقَلْبَ

 

Yani “ilim meclislerine devam edersen, din babında bilgin, ilmin artar.” Hükama yani meşayih sınıfında olan alimler meclisine devam edersen, ölü kalbin dirilir.

Hadis-i şerif:

 

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَـبَّ

 

Yani insan sevdiği kimse iledir.[2] demektir. Yani salih sulehaya muhabbet eden suleha ile haşir olunur ve fasıka ve fücura mu-habbet eden anlarla haşir olunur. Maide suresi, ayet 48, şeriat ve tarikat hakkında ayetin başında, ahkam-ı "Kur’an’dan ayrılmamayı söyler, ayet:

 

لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًاۜ

 

Tefsir-i Kur’an’da aynen şöyledir: Ey nas, sizden her bir taife için bir şeriat ve tarikat koydum, ittihaz ettim.Cenab-ı Hak Teala şeriat ve tarikat bizim için bu erkanı kurmuştur. Bunun ikisini birbirinden ayırmak, birini tutup, birini yermek ve ayırmak ve amel etmemek ne haddimizdir. Her kim ayet-i kerimelere itiraz ederse dini, imanı gider; kendi kafir ve avradı boş olur. Çünkü Kur’an-ı Kerim Allahu Teala’nın bizzat kendi sözüdür. Hadis-i şerifler yine böyledir ki, bizzat Resulullah’ın sözüdür. Buyuruyorlar, kim, benim hadislerime inanmaz ve hadislerimi tasdik etmeyen müslüman değildir. Bu hadis-i şeriflere mevzudur diyenler vardır. Halbuki hadis-i mevzular, İmam-ı A’zam efendimizin zamanında beş yüz din alimi tarafından seçilmiştir. Bir kimse hadis-i şeriflere inanmıyor ise, o kimse kendi dinini yalanlamıştır. Kendi dininde şüphesi vardır. Ehl-i sünnet mezhebin dışında gayri bozuk mezhebin yaz-mış olduğu kitaplarını okumak, onlara inanmak, insanın dinini, imanını parçalar. Sözlerine inanılacak adamın takvası kuvvetli olanıdır. Bir kimse Kur’an’dan, hadis-i şeriften ve kelam-ı kibardan çok yakışıklı, hayrete düşürecek sözler söyler. Hakiki mü’minin sözlerini söyler, fakat bu adamın takvası nasıl, sünnet-i Resulullaha uyması nasıl, sözü fiili birbirini tutuyor mu; asıl işleğine bakılır. Münafıklar çok güzel konuşurlar Yalnız konuşmalarına bakmayın; kavli ve fiili Kur’an’a, hadis-i şerife uygun mu? Şeriatı düzgün mü? Bid’atlardan sakınması var mı? Hürmet, hizmetten hazzı var mı? Kendini öğünmesi var mı? Menfaatçilik var mı? Bunlara dikkat ediniz. Dünya sevgisi, hırsı, tamahı var mı? Bu alametler Allah’ın sevdikleri mü’minlerde bunlar olmaz.

Bu halkın içinde alim görünüp de, geride yazdıklarımız kötü huyları olan alimler hakkında hadis-i şerif, Kenzü’l – İrfan kitabında:

 

اَلطَّمَعُ يـُذْهِبَ الْحِكْمَةَ مِنْ قُلُوبِ الْعُلَمٰٓاءِ

 

Yani, “dünya malına tamahkar olan ulemanın kalbinden marifetullahı, hikmetini siler, izale eder.”[3]

Hadis-i Şerif:

 

حُبُّ الثَّنٰٓاءِ يـُعْمِى وَيـُصِمُّ

 

Yani, “bir kimse halkın kendini medh ve sena etmelerinden haz ve zevk duyar, iftihar duyar, gururlanırsa, dini helake gider. Üç aç kurdun bir koyuna saldırıp, helak ettiği gibi, hem de bütün ayıp, kusurlarını görmekten gözünü kör eder, kulağını sağır eder,”[4] diye buyurdular.

Basra’dan Hazret-i İmam-ı Ali kerremallahu vechehu Efendimize gelip, din eğitimi için bir alim istediler. O da bir genç tayin etti. Orada bulunanlar dediler ki, ya Ali, daha kamil yaşlılar var idi bu genci tayin ettiniz deyince, Hazreti İmam-ı Ali kerremallahu vechehu Efendimiz o gence sordu ki: dini yapan nedir, dini yıkan nedir? Genç cevabında dedi ki dini yapan vera’dır, dini yıkan tama’dır. Buyurdular ki, bir memleketin alim ulemasında vera’ olursa, orada din yapılır, kuvvetleşir. Alim ulemalar tama’ olursa, orada din yıkılır, kuvvet bulmaz

 


[1] Buhari Rikak, 38, Câmiu’s-Sağir Muhtasarı, c. 1, s. 469/1003 (2: 240/1752), İmam Nevevi 40 Hadis, s. 84/38.

[2] Sahihi Müslim c. 4, s. 2032/2638 (Beyrut) Sahihi Buhari, c. 5, s. 2283/5816 (Beyrut).

[3] Münâvi Feyzu’l-Kadir, c. 4, s. 290 (Mısır).

[4] Kenzü’l-İrfan 1001 Hadis, s. 129/832.  Halebi Sağir kenarı s. 372-373 (Osmanlıca Baskı)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>