canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

SON SÖZ - (İzharu'l-Fedaili Nebiyyina Muhammedin Sallallahu Teala aleyhi Vesellem)

SON SÖZ

 

 

Hadisi şerif:

رَحِمَ اللّٰهُ مَنْ حَفَظَ لِسَانَهُ وَعَرَفَ زَمَانَهُ وَاِسْتِقَامَتْ طَر۪يقَتَهُ

Meali: Yani, “Allah’ım sen rahmet et ümmetimden kim ki diline sahip olur ve bulunduğu zamanını bilir, haberdar olur, neler oluyor, neler yapılıyor bilir-haberdar olur, tarikatında doğru istikamette olup ayrılmaz, Allah’ım Sen o ümmetime rahmet et.[1] Yani, merhamet et ona acı, onu belalardan koru ve sahip ol demektir.

İşte bu hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin beğendiği ve sevdiği ve rızası olduğu ümmeti kimdir, onu haber verdi. Bir adam diline sahip olursa, bir de kendi bulunduğu zamandan haberdar olup dinin, vatanın, milletin aleyhinde olanlar kimlerdir. Ne yapıyorlar? Din-i İslam’ı, vatanı, milleti, içten ve dıştan parçalayıp, yok etmek isteyenler ne yapıyorlar? Ne tuzak kuruyorlar? Müslümanların ve dinin, vatanın aleyhinde neler yapıyorlar? Müslümanlar dünya yüzünde neler çekiyorlar? Bunları bilmek haberdar olup ümmeti Muhammed’e dualarda bulunmaktır.

Bir de tarikatında devamlı olmak, kimsenin sözüne münafıkların inkârına bakmayıp, fasık okumuşların, fasık hocaların, şu caiz değildir, günahtır, ayette ve hadiste böyle bir şey yoktur, tarikat yok, zikrullahta yoktur diye zihinleri karıştıran sözlerine bakmayıp, doğru istikamette tarikatına devamlı olanları seviyor.

 Hal böyle olunca, bir kere dikkat et. Bu münafık ve fasık hoca, Allahu Teâlâ’dan korkmaz, aşikâre yalan söyler. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin hoşuna gitmeyenleri, zikrullaha ait olan, takvaya ait olan ayetlerin üstünü kapatır, geçer. Kendi arzusuna göre tahlilde bulunur. Allah şerlerinden korusun ümmeti Muhammed’i âmin!

Tarikata çalışanları şaşırtmak isterler. Aynen bunlar, bu işin hırsı olmuşlar. Ne pahasına olursa olsun, bozmak karıştırmak isterler. İşte bu konular geride daha açık olarak yazılmıştı. Yine de şu hadisi yazalım:

اَ كْثَرُ مُنَافِق۪ى اُمَّت۪ى قُرّٰٓاؤُهَا

İbn-ül Mübarek Hattab İbni Ömer (radiyallahu anhu) vesair ashaplarda vardı. Ömer radıyallahu anh’den Rasuli Ekrem Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki

 “Ümmetimin münafıklarının çoğu okumuş olanlardır.”[2] Dediği bunlardır.

 Zikrullahtan huylanırlar, kızarlar, tarikatı sevmezler, hiç görürler.

Yine hadis-i Şerif:

تَعَوَّذُوا بِاللّٰهِ مِنْ فَخْرِ الْقُرّٰآءِ فَهُمْ اَشَدُّ مِنَ الْجَبَابِرَةِ وَلَا شَىْءً اَبْغَضَ اِلَى اللّٰهِ مِنْ قٰارِئٍ فَخُورْ

Enes radıyallahu anh’dan rivayetle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki,: “Okuduğuna mağrur olan okumuş olanların şerrinden Allahu Teala’ya sığınınız. Onlar cebbarların şerrinden daha şerlidir. Onlardan daha ziyade mağrurdurlar. Allahu Teâlâ’ya en ziyade buğuzlu olan okuduğuna mağrur, kibirli, iftikarlı, kendini beğenen okumuşlardır”[3] diye buyurmuştur.

 

Şimdi bu konuyu Allah izin verirse, biraz açalım. İnşaallahu Teâlâ hadis-i şerife dikkat edelim. Bir müslüman kimse, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme halife olmak isteyenlerin hali ve vazifeleri ne imiş?

 

Bulunduğu zamanda zahirdeki düşmanları bilip, tanımayı ona göre tedbirli olmayı, bir de kendi halinden haberdar olup, diline ve kalbine sahip olmalı, manevi göze görünmeyen düşmanını anlayıp, onlara karşı uyanık tedbirli olmayı işaret ediyor.

Zahir düşmanlar kimlerdir. Evvela vatanımızı içten ve dıştan yıkmak isteyenlere karşı dikkat olunması lazımdır ki ancak dinimizi, namusumuzu, vatanımızı da koruyabiliriz. Allah korusun, din düşmanları vatana girer, istila eder, çembere alırsa, dinini, namusunu koruyabilir misin? Din ve namus emniyeti kalır mı? İşte şu örneğe göz atalım:

 Fransız kâfirlerinin Kilis’i muhasara ve işgali 6 Aralık 1918’de. Şehre girişleri 29 Ekim 1919’da; Antep’i muhasara ve işgalleri 17 Aralık 1918’de. Şehre girişleri 5 Kasım 1919’dur.

İşte bu işgal esnasında Fransız askerlerinin Antep şehrinin içine girmelerinde yüzü peçeli bir kadının yüzünün peçesini yırtmasının üzerine Antep halkının imanları, bu hali hazmedemeyip, şehirlisi ve bütün köylüsü galeyana gelip, yek bir vücut olarak birleşip, vatan, din, namus için, canlarını bu uğurda vermeye karar alıp, elde bulunan o günün silahlarıyla Fransız kâfirlerine teslim olmayıp, on ve on bir ay direnip, teslim olmamışlardır.

Zengin olanlar gıda ambarlarını açmışlar, para kasalarını açmışlar. Çok kıtlık olunca ambarlardaki içi acı zerdali çekirdeklerini yemişlerdir.

Antep şehir halkından ve şehire yakın köylerdeki yaşlılar, kadınlar şehre uzak olan dağ köylerine götürülüp, evlere taksim edilmişlerdir. Yemeleri aynen beraber idare edilip, namusları muhafaza edilmiştir. Kendi köyümüzde de gelenlere bu şekilde muamele yapılmıştır. On ve on bir ay bu şekilde idare olunmuştur.

 Köylerden ve şehirden çeteler birleşip, Antep çevresinde Fransız kâfirine karşı direnip, teslim olmayıp, savaşmışlardır. Onun için Gazi ünvanını almışlardır.

Çünkü biliyorlardı ki vatan giderse düşman vatana girer işgal ederse; din, namus muhafaza olunamaz. İşte harp; vatan için, din için, namus için yapılır. İşte zahir düşman anlaşıldı.

 

 

Cenab-ı Hakk’ın kullarının yeryüzünde en makbul ve efdal olanları üçtür. Hadis-i Şerif:

 ثَلَاثَةُ اَقْسَامِ اَفْضَلُ عَلَى الْاَرْضِ اِلٰى اٰخِرْ

  Yani, hadis-i şerif uzundur, manası şudur; Yeryüzünde afdal olan kullar üçtür. Biri ilmiyle amel eden ulemalar. İkincisi Allah yolunda, din uğrunda, vatan uğrunda muharebe eden askerlerdir. Biri de ehli ticaret olup, helal kazanıp Allah yoluna esirgemeden verenlerdir.

 

 İşte insan bu üçün birinden olmalıdır. Ulema odur ki, üç şart lazımdır. Biri gayet cömert ola ki, herkes bile şahit ola ki, malının hepsini Allah yoluna verebilir diyeler. İkinci şart gayet halka nasihatı bol ola ki, kendi nefsine hiçbir menfaat beklemeye fisebilillah vaiz ve nasihat ede. Üçüncü tevekkül sahibi ola ki, asla rızk için gam yemeyip, tevekkel Alallah, Allah’a nasıl güvenir ise, öylece bulur.

أَنَا عِنْدَ ظَنّ۪ى عَبْدِ ب۪ى

  Demiştir. “Ben kulumun zannındayım”[4]  demektir. Kalpteki her türlü bağları atıp, sırf Allah'u Teâlâ’ya güvenip, büsbütün kendini O'na bağlayıp, dünyasını ve her şeyini O'na bırakan, O'nu kendine her zaman yardımcı olarak bulur her şeylerini O yerine getirir.

 

İşte âlim budur, çünkü marifete erip, kalbi mutmainne olan kimsede bunlar olur bunlar kimde varsa o kimse âlimdir. Bu kimse okumamış ise de âlimdir. Çünkü Alla’u Teâlâ’yı bilmektedir. Allahu Teâlâ’yı bilenin nişanı da O’ndan korkup, O’na teslim, her umurunu her işini O'na güvenip, sonunda O'na bırakmaktır. Sonunda halim ne olacak, oğlum, kızım ne olacak demez. Bu dediğim olmayan kimse, dünyanın ilmini okusa bundan ileri geçemez. Kalbine göre ulema olur.

 

Yani, bu okunan haber verilen âlimler Allah’u Teâlâ hazretlerinin sevdiği âlimi ve yüksek adamı nesinden bilelim ya Rasulallah deyince buyurdular ki

بِالسَّخٰٓاءِ وَالنَّص۪يحَةِ لِلْمُسْلِم۪ينَ

“Cömertliğinden, Müslümanlara nasihatından”[5]

Allah’ın sevdiği şol âlim ki Allah’ın kullarına çok acıyıp çokta cömert olur. Halktan karşılık beklemeyerek Allah’ın kullarına Allah’ı bildirip Allah sevgisini kullara aşılarlar. Ve onların dalaletten kurtulmaları için Allah’la kendi arasında çok duada bulunur. Hürmeti hizmeti matlub menfeatı atar. Sırf Allah için Allah’ın kullarına Allah’ın rızasını anlatıp Allah’a yöneltip ve doğru istikamete sevk eder.

Böyle bir Allah dostu olan âlimler büsbütün kalmasa ortalık bütün cehalete aşılanır. Din haini, vatan haini, namus haini çoğalır. Ortalık dalalete gider. Cenab-ı Hak bunların emsalini çok edip tüketmesin.

Asker, Allah indinde makbul olan askeriyemiz din için, vatan için, namus için, bunların korunması için gerekirse canını bu yolda vermeyi gözüne alan askeriye ve sınırlarda gece gündüz hudut bekleyen askeriyemiz olmasa sınır-hudutlar beklenmese düşman vatanı işkâl eder dinini, namusunu, vatanını koruyamazsın.

Zengin cömert tüccarlar, servetini, zekâtını ve sadakasını esirgemeden fakir fukaraya, dul kadın, yetim çocuklara icab ettiği zaman din adamlarına ve askeriye birliğimize yardımlar yapıp destek olurlar. Dinimiz, vatanımız bunlarınla muhafaza olurlar.   

Şimdi gelelim iç iman düşmanına, şeytanla nefis savaşına, işte Allah’ın nazargahı olan çok mühim kalp vatanını muhafazasına çok dikkat etmeliyiz ki onlar da kalp vatanına girip, işgal edip, iman kalesini harap edip, kendileri heva, heves ve arzularını kalbe yerleştirip, vücuttaki bütün azaları nefis kendi recminde tutmasın.

Bu düşmanlara karşı dikkat edilecekler: İman beş katlı bir kale gibidir. Birincisi yakîndir. İkincisi ihlâstır. Üçüncüsü farz olanlardır. Dördüncüsü sünnetlerdir. Beşincisi hayâ ile edeptir.

 Bu beş iman kalesini mel’un şeytana, nefse teslim etmemek için bir mü’min her gün her zaman batın harbindedir. Eğer bir kimse Allah korkusu ile hayâyı ve edebini her an muhafaza ettiği müddetçe şeytan o kimseden demahini keser. O kimse de demahi olmaz.

Ne zaman Allah korkusu kısalır, hayâ ve edebini kaldırır, muhafaza etmez, terk ederse, bu yönden şeytana yol açılır. Şeytanın hücumu, evvela o kimsenin sünnetini terk ettirmeye olur. Sonra farzlarına, daha sonra ihlâsına, sonrada hücumu, yakînine olur.

Demek ki Allah korkusu ve edep, hayâya her an her yerde çok dikkat etmeliyiz. Nefse, şeytana iman kalesine girecek yollarını kapatıp, dikkatli olmalıyız.  Bir müslüman, mü’min olan kimseler, işte hem içten, hem dıştan haberdar olmalıdır. Çok uyanık olmalıdır.

Cenab-ı Hak Teâlâ ve tekaddes Hazretleri ümmeti Muhammed kardeş, bacı ve geriden gelen nesillerimizi, iç ve dıştaki düşmanlardan koruyup, muhafaza eylesin. Habibinin hürmetine âmin. Ve biz aciz kulunu da ve bütün ümmeti Muhammed’i, yanları süre bu aciz kulunu günahlarımızı affı mağfiret eyleyip günahlarımızı sevaba tebdil eylesin.

Ya Rabbi, indi ilahiyende duası, recası red olunmayıp kabul kıldığın Habibin ve dostlarıyın hürmetine duamızı recamızı o dostlarıyın hürmeti için red etme, indi ilahiyende makbul kabul eyle ya Rabbi. Bizim Sana layık amelimiz yok. Yüzümüz kara, hata, kusur, isyanımız çok. Sevdiğin dostlarıyın hürmeti için hem günahlarımızı affeyle. Recamızı red etmeyip makbul kabul eyle ya Rabbi.

İçinde yaşadığımız vatanımızı ve ordu yurdumuzu dünya yüzünde yaşayan sana iman edip Rasulünü tasdik eden Kur’an-ı Kerim’e inanan ve cümleten hayatta yaşayan insan toplumuna kuvvetli iman hidayet ihsan eyle. İmanla beraber senin sevdiğin ve senin rızan olan sıratı müstakîm yoluna hidayet kıldığın dostlarından eyle cümlemizi ya Rabbi.

Senin rızan olmayan, gadabın olan dalalet yoluna gidenlerin gittikleri yola bizlere sahip ol dalalet yoluna gönderme ya Rabbi. İmanlarımızı zandan kurtarıp yakîne sevk edip hakkal yakın kuvvetli imana sahip eyle ya Rabbi.

Cümleten ehli imanı tefrikalardan fırka fırkaya ayrılıp Müslüman ve insanları tefrikalar ile bölüp parçalayıp İslam âlemini yok etmek isteyen dinsizlere fırsat meydan verme ya Rabbi.

Senin emrin üzere

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ

Yani, “Allah’ın dinine ve dinin ahkâmını beyan eden Kur’an’a toplu olarak yapışın.”[6]

Emrine itaatle bölünmeyip din yolunda parçalanmayıp doğru istikamet üzere dinin muhafazasına, vatanın muhafazasına namusların muhafazasına çalışıp dua eden kullarının emsalini çok eyle ya Rabbi.

Din haini, vatan haini, namus haini, millet haini olanlarada münasip görürsen hidayet eyle. Münasip görmezsen onların terbiyesini sen ver ya Rabbi.

Dünya yüzünde, vatanımızda da bir kısım insanlar İslam kisvesini giyip onunla hakiki Allah’ına imanlı olanların itikadını bozmaya çalışan, kafa zihin bozcuların şerri mekrinden bu amelde bu fikirde olanların şerrinden, mekrinden, hilesinden, belasından cümle ümmeti Muahammed’i ve bizleride muhafaza altında yaşatıp koru Ya Rabbi.

Duaları indi ilahiyende red olunmayıp dularını kabul kıldığın dostlarının hürmeti hakkı için ve indi ilahiyende en sevgili O’ndan sevgili kimse olmayan Habibin Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem hürmetine biz aciz, naciz, günahı çok olan kullarının ve cümleten ehli iman olanların beraber duamızı kabul eyle ya Rabbi. Hatalarımızı af eyle ya Rabbi.

Yani, senin halk ettiğin bu insan toplumunun içinde senin kullarını, senin rıza yoluna dönmeleri için ikaz irşada uyarmaya çalışan mü’mini kâmil kullarının emsalini çok eyleyip onları koru muhafaza eyle ya Rabbi.

Bu halk ettiğin insan toplumunun içinde senin kullarını senin ve senin Rasulünün razı olduğu iman itikatlarından saptırıp, onları fırka fırkaya bölüp biribirlerine düşman halına getirenlere fırsat verme ya Rabbi.

Göz ile göremediğimiz büyük düşmanımız olan şeytan, onunda gayesi Allah’ına, Rasulüne, imanlı, bağlı olan mü’min müslümanları sebeplerle bölmek, parçalamak biribirlerine bağlılık rabıtasını koparıp biri birlerine adavet, buğuz, kin, küdretle onları parçalamak. Çünkü onları biribirlerine adevet buğuz yaptırır parçalarsa onları azdırmak, bozmak kendinin için kolaydır. Allah’ım onunda şerrinden bütün ehli iman kardeşlerimizi muhafaza eyle ya Rabbi.

Allah’ım, Dünya yüzünde senin rızanda olmak isteyen ve razı olduğun imana, itikada, sahip olan kardeş bacılarımıza nusrat yardım eyle. Ve dinsizlerin baskısı altında olanları selamete çıkar ya Rabbi. Rıza yolunda nusrat yardımınla ehlisünnet ki senin razı olduğun sünneti Rasulullah yolu ehlisünnet itikadı ameli ve ahlakında birleştirip kuvvetleştir ya Rabbi.

Karşılarında ki imansızların istidraclarına son verip onlarıda Kahhar isminle kahr eyleyip helaki hezm eyle ya Rabbi.

Senin hidayet yardımınla yazmaya başladığımız bu kitapta tamamlanmış oldu. Affı çok seven, bütün günahların küçük büyüğünü mağfiret eden, Sen yüce Rabb’ımızdan biz aciz, naciz, biçare, günahı çok, hatası çok kullarının, cümle ümmeti Muhammed ile birlikte evvela günahlarımızın affı mağfiret olmasını ve sonrada rızana kavuşmalarımızı istiyoruz ya Rabbi. İsteğimiz rızan olsun rızana kavuşmak olsun ya Rabbi.

Rızanla, sevginle huzuruna sevk ettiğin kullarından olmayı cümlemize nasip müyesser eyle ya Rabbi. Rızanın dışında olan yerlere bizleri gönderme ya Rabbi. Meyli muhabbetimizi rızanın dışına gönderme ya Rabbi.

 

 Subhane Rabbike Rabb’il-izzeti ammâ yasifune veselamun alel mürseline vel hamdülillahi Rabb’il-Âlemine bi Hürmeti’l-Fatiha.

                                                    

                                                       Hacı Mustafa GÜNEŞ

 

                                 Miladi:  17–07–2009

Hicri: 24. Receb. 1430

 


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 240/11.

[2] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 80/2.

[3] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.255/7-Deylemi’den.

[4] İmam Ahmed Müsned/8715, Buhârî, Tevhid 50; Müslim, Zikr Tirmizî, (3603)

[5] Taberâni, El Mu’cemu’l-Kebir, c. 10, s. 181/10390 (Musul).

[6] Ali İmran 3/103

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>