canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

MÜRŞİDİ KÂMİLİN LÜZUMUz - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

MÜRŞİDİ KÂMİLİN LÜZUMU

 

 

Meşayıhı kiram yeryüzünde Allah’ın askeridir, Allah’ı, Allah’ın aşkını, rızasını isteyen taliplere yardım-medet etmek için nefsin heva-i arzuları ve şeytan elinden talipleri alıkoymak için.

Ne zaman ki taliplerin gönlüne bir vesvese şeytan tarafından veya nefis cihetinden bir teşviş gelse elbette bu meşayıh menkibelerini dinlemek onu def eder ve gönülden vesveseyi ve nefis cihetinden teşvişi keser.

Bazı talipler ki riyazet ve perhiz etmeğe boyun vermekten ürker veyahut korkar bu meşayıh sözünü dinlemek talibin ürkekliğini ve korkaklığını giderir. Bundan dolayı:

  كَلِمَاتُ الْمَشَايِخِ جُنُودُ اللّٰهِ فِي الْاَرْضِ

“meşayıhın kelimeleri yeryüzünde Allah’ın askerleridir” denilmiştir.

Meşayıhtan maksat ilmen ve amelen şeyhtır. Meşayıh sözlerini dinlemek kişiye muhabbet getirir. Göğsünden Allahu Teâlâ’nın muhabbetinden gayri muhabbeti götürür. Zira bu muhabbet ki gönüle ya kulaktan, ya gözden girer. Kişi görmekle yahut işitmekle âşık olur, hususen Hak tarafına âşık olmak böyle olur.  

Buna münasip olarak Cenâb-ı Hak Teâlâ Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:

Bu ayeti kerimeden daha önceki ayetlerde otururken dinelirken yatarken her halında Allah’ı zikreden bu ulu’l-elbab olanları anlatır. O kimseler derler ki

رَبَّنَآ اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَاد۪ي لِلْا۪يمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ

Yani, “ey bizim Rabb’ımız! Biz Rabb’ınıza iman edin diye çağıran bir davet işittik hemen iman ettik. Ey Rabb’ımız bizim günahlarımızı bağışla kötülüklerimizi ört ve bizleri iyi kullarınla beraber haşret”[1] demektir. 

Nitekim:

اَلَسْتُ بِرَبِّـكُمْ

“Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?”[2] Hitabını işittiği vakitte ruhlar aşka, coşa gelmişler. Bu âlemde de, yine o taraftan bir haber can kulağına erişirse derhal gönül yüzünü o tarafa döndürürler, bütün sevdaları terk ederler.

Çok çok sevdiğin, candan sevgili dostundan haber veren, haber getiren kimseyi ara bul, sana dostundan haber versin. Öyle bir kimseyi sevmez misin?

Her kimde ki bu meşayıh sevgisi vardır, hakikat bilsin ki onda Hak Teâlâ’nın muhabbet eseri vardır. Zira bu meşayıhı seven Allah için sever. Meşayıhtan üns kokusu gelir. Hemen cehd eylemelidir ki o muhabbeti zuhura getirebilsin ve ondan kemale erişsin. Zuhur bulmak gerektir ki ondan kemal bulunabilsin.

Daha kesesini anlamak isteyenler sure-i kehfe baksınlar. Eshabı Kehfin köpeği cennete gidiyor. Daş deynek yiyip Allah’ın sevdiği dostlarından ayrılmadığı için. 

Hak Teâlâ’nın muhabbet ağacı ki gönülde biter. Onun kökü inayettir ve suyu şeriata riayet etmektir. Şeriat suyu verilmezse o kurur. O ağacın budakları kifayettir, yaprakları velayettir, gölgesi Hak Teâlâ ile üns tutmaktır, yemişi Allah’a vasıl olmaktır. İşte sofilerin hali daim budur.   

Görmez misin ki bir tohum yer altında ne kadar yatsa hiçbir zaman kemal hâsıl olmaz. Ne zaman ki yer altından dışarı çıkıp zuhur bulur o zaman günden güne kemal bulur. Zira aydan, güneşten, havadan terbiye alır, ondan da nice taneler hâsıl olur.   

Bunu da zuhura getirmek meşayıh eşiğine düşmektir ve meşayıha hizmet etmek ile meşayıhtan terbiye, himmet almaktır. Zira bu gerçek meşayıhı kiram; güneş gibi olurlar, müridin gönlünü terbiye ederler.

Nitekim şeyh sultan ebu Süleyman Darani rahimahullahi aleyhe “bu mertebeye ne ile eriştin?” diye sual ettiler. Cevap olarak buyurdu ki “erenlere hizmet edip onların himmetlerini almakla eriştim” diye cevap verdi.

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hadisi şeriflerinde buyuruyor ki hadis-i şerifin ravisi Rafi bin Ebi Rafi, alındığı kitabın adı, Ramuze’l-Ehadis (Halil ve İbni Neccar ve Deylemi’den).  

اَلشَّـيْخُ ف۪ى اَهْلِه۪ كَالـنَّبِيِّ ف۪ى اُمَّتِه۪

Tercümesi; “Kendi bulunduğu ehli kendine tabi olanların içinde ki şeyh, peygamberin kendi ümmeti içinde olduğu gibidir”[3] diye buyurdu.

Yani bir peygamber ümmetini Hakk’a nasıl irşad ve ikaz etmek üzere ise bu da böyledir.

Sen der isen ki bu hadis-i şerif ihtiyarlara, yaşlı büyükleredir ki kendi evinde böyledir der isen bak şu hadis-i şeriften şeyh ile ihtiyarı anlayabilirsin, İnşaallahu Teâlâ. Hadis-i şerifin ravisi, Enes radıyallahu anhu alındığı kitabın adı Ramuze’l-Ehadis

مَنْ اَكْرَمَ ذَاسِنٍّ فِى الْاِسْلٰامِ كَاَنَّهُ قَدْ اَكْرَمَ نُوحًا اَكْرَمَ اللّٰهُ لَهُ

Tercümesi; Buyurdu ki “bir kimse yaşlı, yaşça büyük bir müslümana ikram eylese sanki Nuh aleyhisselama ikram eylemiş olur. Allahu Teâlâ’da o kimseye ikram eder”[4] dedi.

İşte bu hadis-i şerifle yaşlı ile şeyhin kim olduğunu ayırıp söyledi. Bu mürşidi kâmil şeyh öyle bir kimsedir ki Peygamber Efendimizin halifeleridirler. Her birinin vilayetleri vardır. Ümmet-i Muhammed’in üzerine bir güneş misalidirler, güneş hamları olgunlaştırır, kemale erdirir. Bunlar da insanları gafletten, cehaletten kemale eriştirirler. Bunlar, bu şeyh o kimsedir ki insanın içini paklar, temize çıkarır. Ona teveccühle temizlenir.

Zahiren hocadan okuyup, insan cehaletten kurtulur. Şeyha teveccühle batınını, içini temizler. Teveccühü yani kalbi, şeyhin sureti cemal güneşine döndürüp tutmaktır.

Ulema-i muhakkik Seyyid Şerif Cürcani buyurur ki; Sureti evliyanın müridlere faydaları, onlara rabıta teveccüh etmelerinde feyz-i ilahiyenin gelmesi vardır. Hatta dünyasını değiştikten sonra da faydalanacağını beyan ediyor.

Yine hadisi şerif:

بَجِّلُوا الْمَشَايِخَ فَاِنْ تَبْج۪يلَ الْمَشَايِخِ مِنْ اِجْلَا لِلّٰهِ فَمَنْ لَمْ يـُبَجِّلْـهُمْ فَلَيْسَ مِنّ۪ى

Hadis-i Şerifin ravisi Enes radiyallahu anhudur. Tercümesi; Buyurdu ki, “sizler şeyhları ululayınız ve hürmet ediniz ve tazim ve tevkir ediniz. Çünkü muhakkak şeyhlara edilen tebcil ve tevkir ve tazim, Allahu Teâlâ’yadır. Her kim şeyhlara tebcil eylemez ise o kimse benden değildir”[5] diye buyurdu.

İşte kardeşim, şimdi gördün mü bunlar kim imiş. Bunlar kendi menfaatlerini unutup, halkın menfaatine Allah için çalışırlar.

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri:

أَنَا سِرُّ اْلاِنْسَانِ وَسِرّ۪ى سِرَّهُ

Buyurup, “Ben, insanın sırrındayım. Benim sırrım da onun sırrındadır”[6] dedi.

Bu hadis-i kudsiden ne anlaşıldı? İşte bunlar kâmil şeyhlardır, şeyhların kâmil olanlarıdır ki riyazet, mücahede-i nefs ile kendilerini kemal sahibi eyleyip en güzel ahlaklara sahip olanlardır, mürşid-i kâmillerdir. İşte bunların sırrı Hakk’ın sırrıdır. Bunlardan Cenâb-ı Hakk’ın sırları zuhur eder.

Bir misal ile anlayalım; mesela bir elektrik fabrikası her tarafa cereyan veriyor. Her taraftan zuhur eden cereyan kuvveti fabrikanındır. Yalnız bir tel ile bağlansın yeter, cereyan gelir. Cereyanın göze görünmeden geldiği gibi, Cenâb-ı Hakk’a yakın olan kullara da Cenâb-ı Hakk’ın esmaü’l-Hüsnalarının cereyan kuvveti zuhur eder.

Bunun için bunların celaline uğrayan helak olur. Bunların cemaline uğrayan ebedi şad olur. Bunların gazabı Hakk’ın gazabındandır. Bunların lütfü Allah’ın lütfündandır. Bunlar oku berk (hızlı) atar, ha demeden cana batar. Bunlara dokunan Hakk’ın kılıcına çarpılır. Bunların sevgisini kazananlar Hakk’a sevilirler. Bunların sırrında Hakk’ın sırrı vardır. Bunlar daima Hakk’tan cereyan alırlar, kullara verirler.

Bir adam, ana memleketinden ve en yakın akrabalarından ayrılıp çok uzak geri gelmesi gayet çok zor olan bir diyarı gurbete düşenin bu gurbetlik hasreti var. Gurbette adular (düşmanlar) gayet çok. Bu gurbetten vatanı aslına gelmek için her yönden emniyet yapılan, özü sözü bir, sadık yoldaşa, yol göstericiye ihtiyaç var.

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor:

  يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

“Ey mü’minler, Allah’tan korkunuz ve sadıklar ile beraber olunuz.”[7]

Bu sadıklar kimlerdir? El cevap; Şeriat ve tarikat ile doğru çalışan şeyhlardır. Çünkü şeriatsız tarikat olmaz, tarikatsız şeriat olmaz. Şeriat siyeç ve surdur. Tarikat, içinde bahçedir. Şeriat olmaz ise, tarikat bahçesini şeytan mahveder. Şeriat ve tarikat ile amel eden Rasulullahın izinden gider.

Bu ayet-i kerimede evvel iman etmeyi, sonra Allah’tan korkmayı emir, sonra da sadıklar-doğrular ile beraber olun diye buyuruyor.

Şeriat ile amel, tarikatla süluk etmeyenler sadıklardan olamaz. Ancak şeriatı, tarikatı beraber edenler sadıklardan olurlar.

Bunların başında doğru olan şeyhlardır. İşte Cenâb-ı Hak bunlarla beraber olunuz diyor.

Bir de şeriatı tamam olmayanlar, kavilleri ve fiilleri tamam değil, noksan olanlar vardır. Sünneti tamam değil, bid’at ile amel yapanlar vardır. Bu gibileri hakkı ile sadıklardan olamıyorlar.

Çünkü bid’at ile amel edenlere şeytan müdahale ediyor. Enes radıyallahu anhudan bildirilen Hadis-i Şerifte;

اِنَّ الْعَبْدَ اِذٰا عَمَلَ بِالْبِدْعَةِ خَلٰاهُ الشَّيْطَانُ وَاَلْـقٰي عَلَيْهِ الْخُشُوعَ وَالْـبُكٰٓاءُ

“muhakkak bir kul bid’atla amel işlese o kimseye şeytan müdahale eder ve o kimsenin ibadetine karışır ve o kimseye korku verir, evham verir ve o kimseyi ağlatır.”[8] Yani evham verir, kalbini sıkar. Bid’atle ağlamanın şeytandan olması bid’atle amel yaptığı içindir. Şeytanın yol bulması bid’atle amel yaptığ içindir. Şeytandan olan ağıtlar çocuk ağıtı gibi o yanı bu yanı bükerekten sesle ağlar. Rahmani’den gelen ağıt; göz ağlar, içi yanar, sessiz olur.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri diğer bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَابْتَغُوٓا اِلَيْهِ الْوَس۪يلَةَ وَجَاهِدُوا ف۪ي سَب۪يلِه۪ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey mü’minler, Allah’tan korkunuz. O Hak Celle ve Ala Hazretlerine yakınlık için vesile arayınız ve onunla da mücahede yolunda çalışınız ki felah bulasınız.”[9]

Bu ayet-i kerime’de buyruluyor ki; Ey Allahu Teâlâ’ya iman eden mü’minler, Allahu Teâlâ’ya takva ile amel ediniz ve Allahu Teâlâ’ya yakınlık ve vasıl olmak için vasıta ve çareler arayınız ki O’na yakınlık edesiniz. O’na vesile, şeriat ile amel, tarikatla süluk edenler olur. O zatı ara bul ki seni Hakk’a götürsün. Sana aslını tanıtsın, aslını bildirsin, aslına kavuştursun.

Arabalar arıza yapıyor, parça lazım, bir parça bulunmuyor. Duydun ki bir mağaza var, bulamadığın parçaları temin edebileceğin bir mağaza var. O mağazaya gidip bu parçayı alman lazım.

Mürşidi kâmiller bulunmayan parçaları alıp temin edebileceğin bir mağazaya benzer. Bulamadıklarınızı bulursunuz. Bulamadığınız bilemediğiniz, temin edemediğiniz ihtiyaçlarınızı size bildirirler. İhtiyacınızı temin ederler.

Çünkü o mağazada olmadık bir şey yok. O mağazaya gelen her türlü ihtiyacı olanlar temin ederler. O’nun arkası Cenâb-ı Hakk’tan çok temiz olan kalplere gelir. Onlarda ihtiyacı olanlara Hakk’tan alırlar halka verirler.

İşte arabası arızalanan, parçası kırılanlar, parçasını bulamayanlar nadiren bulunan bu parçaların bulunduğu mağazalara koşarlar.

Arabanın parçası eksik kalınca yola gidemiyor, seferden kalıyor. Onun parçasını bulmak için uzak yakın demeyip gidiyorsunuz. Allah’ın veli kullarına gitmeye niye eriniyorsunuz? Allah’ın veli kulları bir acenteye benzer.      

Mürşidi kâmiller bizim arızalanan manevi vücut parçalarını tamir eder düzeltirler. Manevi arızaların tamiri için onlara müracaat lazım.

Hazreti pirimiz şeyh Abdulkadir el-Geylâni kaddesellahu sırrahu’l-aziz efendimiz risale-i Ğavsiyesinde bir mübarek kelamlarında:

  بَيْنَ النَّاسُوتِ وَالْمَلَكُوتِ فَهُوَ شَر۪يعَةٌ بَيْنَ الْمَلَكُوتِ والْجَبَرُوتِ فَهُوَ طَر۪يقَةٌ بَيْنَ الْجَبَرُوتِ وَاللَّاهُوتِ فَهُوَ حَق۪يقَةٌ

Yani “Bu görünen nasut ile meleküt arası işte o şeriattır. Meleküt ile ceberut arası işte o tarikattır. Ceberut ile Lâhut arası hakikattır” buyuruyor.

 


[1] Ali İmran suresi 3/193

[2] Araf suresi 7/172

[3] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.216/14. Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.2.s.373/3666 (Beyrut). 

[4] Ramuze’l-Ehadis, c. 2, s. 408/8.

[5] Ramuze’l-Ehadis, c. 1. s. 243/6.

[6] Ruhu'l-Beyan tefsiri c.3.s.8. (Beyrut), Cevâhiru’l-Kur’an, s. 12.

[7] Tevbe suresi 9/119

[8] Garaibü’l-Hadis Letaifü’l-Hikem s.66. Kenzü’l-Ummal c.1.s.221/1114 (Beyrut).

[9] Maide suresi 5/35

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>