canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ÂLEMLERİN HULASASI BEŞTİR - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

ÂLEMLERİN HULASASI BEŞTİR

 

Âlemlerin hulasasını beş olarak halk edip Allahu Teâlâ hazretleri kudretini izhar eylemiştir.

Birinci âlemi nasut; bu âlemdir, işte bu göz ile görülen, el ile tutulan, bu gördüğümüz, hissettiğimiz âlemi nasuttur. Bu dünya âlemidir. Ay güneş yıldız hepsi bu dünya âleminindir, âlemi nasuttandır.                                               

İkinci âlemi melekût; her şeylerin batın tarafıdır. Daha geniş âlem ki o âlem meleklerin âlemidir, o âlem rüya âlemidir, o âleme geçen kimse nefsi mülhimeye geçmiş olur.

Üçüncü âlemi ceberut; Âlemi ervahtır, ruhlar âlemidir.

Dördüncü âlemi lâhut, nuraniyet âlemidir. Nuru Muhammediye sırrı subhaniyedir.

Beşinci âlemi gaybtir, âlemi hayrettir. Cenâb-ı Hakk’tan gayri kimse orayı hakkıyla bilemez. Vuslatı ilahiye buradadır. Beka billâh makamıdır.

İnsanlar bu beş âlemlerden süzülüp bu âlemde zuhur eylemiştir. Şimdi insan olan evvelki geldiği yeri aramalıdır.

Bu beş âlemden içeri geçmek bir yoldur. Bu yola tarikat derler. Tarikat senin kendi içinde Hakk’a giden bir yoldur. İnsan geldiği yeri gittiği yeri bilmez ise hayvandır. Öldükten sonra gidilecek yolda budur.

 وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Yani “evvelden nasıl geldinse O’na geri dönüp gideceksin”[1] demiştir.

İşte hazreti piri tarikat Abdulkadir Geylâni efendimizin mübarek kelamı burayı işaret ediyor.

بَيْنَ النَّاسُوتِ وَالْمَلَكُوتِ فَهُوَ شَر۪يعَةٌ بَيْنَ الْمَلَكُوتِ والْجَبَرُوتِ فَهُوَ طَر۪يقَةٌ بَيْنَ الْجَبَرُوتِ وَاللَّاهُوتِ فَهُوَ حَق۪يقَةٌ

Yani: “Bu görünen nasut ile meleküt arası işte o şeriattır. Meleküt ile ceberut arası işte o tarikattır. Ceberut ile Lâhut arası hakikattır” demiştir. Bu âlemleri gönülden geçerek Hakk’a gurbiyet yakınlık hâsıl etmek marifettir. Yunus emre hazretlerinin:

 

Şeriat, tarikat yoldur varana

Hakikat, marifet andan içeri

 

Diyerek söylediği beytinde buraya işaret ediyor.

 

Bu kalp bir karanlık evdir. Gözünü yumarsan hiçbir şey göremezsin. Amma ne vakit tevhid nuruyla işidir isen o halde o zaman kalp kal’asının başından on sekiz bin âlemi görür, işitir, söyleşir ve işitirsin ve tasarruf edersin. Cemali Bari’de seyr, niceliksiz görmek, bulmak, anlamak sana müyesser olur. Kazançta asıl budur.

Kur’an-ı Azimuşşan’da fecr suresi:

وَالْفَجْرِۙ  ۝ وَلَيَالٍ عَشْرٍ ۝ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِ

  Yani Allahu Teâlâ buyuruyor ki “sabahın şafağına ve onar gecelere yemin ederim ve tek ve çiftlerede yemin ederim”[2] buyuruyor.

Maneviyatından, ilminden, feyzinden çok çok gıdalandığımız üstadımız hacı Muhammed Bilal Nadir hazretlerinin bu konu hakkında söz ve eserlerinden okuyan kardeşlerimize anlaması kolay olması için icab eden yerlerde gerekli izahatlar yapılarak yazıyoruz inşaallahu Teâlâ.

 

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ﴿١﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ﴿٤﴾

“ey ekremü’r-Rasul! Deki, O Allah birdir. Şeriki eşi benzeri yoktur. O Allah, Samed’dir. Hiç bir kimseye muhtaç olmayan bütün mahlûkatın her türlü ihtiyaçlarında O’na muhtaç olduğu ve O’na yöneldiği Samed’dir. O Allah’u Teâlâ doğmamış ve doğurmamıştır. O; ezelidir, ebedidir. Çoluk çocuktan münezzeh, dilediğini dilediği vakit yaratacak kudret sahibir. Ve O’nun hiçbir eşi benzeri yoktur.”[3] Bunlar bir tek olan Allahu Teâlâ’yı söylüyor.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri; Yahudilerin hâşâ Üzeyr aleyhisselam Allah’ın oğludur, Hırıstiyanların hâşâ İsa aleyhisselam Allah’ın oğludur diyerek sapıtan itikadlarını bu mübarek sure ile red etmektedir.    

بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿٢﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿٤﴾

“hamd ederim âlemlerin Rabb’isine, Allah Rahman’dır, Rahim’dir, iki dünyanın Maliki, sahibidir.”[4]

Burada beş ismi şerifi vardır; Allah, Rabb, Rahman, Rahim, Malik beş isimdir. Bunlar hepsi O bir Allahu Teâlâ’nın isimleridir.

Allahu Teâlâ’nın isimleri olduğu gibi her bir ismin hem sıfatı hem ef’ali hemde zuhuratı vardır.

Sıfatı; kadimdir, bakıdir.

Ef’ali; yapması, icadı, imhası, var etmesi, yok etmesi, her zaman her daim vardır. El’an şimdi dilediğini mahv yani yok, dilediğini var etmektedir.

Zuhurata gelince; toprak bir su ile sulanır o kokmuş sular ile pis gübreli topraktan biten otlar, çiçekler, türlü türlü kokulu ve türlü renkli ve türlü lezzetli olmaları esmaların zuhuratıdır. Türlü ilaçlar yine esmaların zuhuratıdır.

Birde bu sefil insanların anlayamadığı; dünyada zarar, ziyan, fitne, fesat hepsi isimlerin zuhuratıdır fakat bunların zuhura-meydana çıkmasına sebep olanda insanlardır.

Şöyle ki; insanlar Allahu Teâlâ’ya güzel itaatte, ibadette, O’na kullukta; zikir, Kur’an, namaz, oruç, zekât, hac, malını Allah yoluna sarf etmek, din yolunda malıyla canıyla harp, fukaraya merhamet ederler ise işte dünyaya veyahut yalınız bir kimseye Rahim ismiyle tecelli eder. Ondan hayır bereket menfeatler zuhur eder.

Ne vakit ki insanlar Allahu Teâlâ’yı unuttular, ibadet etmediler, ya inkâr ederler ise Gadab sıfatıyla tecelli eder. Fitne fesatlar, zarar ziyanlar zuhur eder, sebebi insanlardır.

 


[1] Yasin suresi 36/83

[2] Fecr suresi 89/1–2–3

[3] İhlâs 112/1–2–3–4. ayetler.

[4] Fatiha suresi 1/1–2–3–4

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>