canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

BEŞLER SIRASI - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

BEŞLER SIRASI

 

Allah’ın gadap ettiği kimseler

غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّآلّ۪ينَ

“ya Rabbi onların üzerine ğadap eylemedin. Bizi onların yoluna gönder ve o yolu göster”[1]

Cenâb-ı Hakk’ın gadabına uğramaktan ancak şu geride ki beş kısım kimseler korkmazlar. Ayeti kerimede:

غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ

“Allah’ın gadap ettiği kimseler”[2] dediği ki Allah’ın gadabı bu sırada ki beş kısım kimselerin üzerinedir. Birinci kâfirlerdir ki bu sütun onları bildirir:

اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ayeti, “ey sevgili Habibim sallallahu aleyhi vesellem şunlar ki Allahu Teâlâ’yı inkâr ettiler onun için Allahu Teâlâ’da onlara gadab etti. Onları azdırdı. Sen onlara ne söylesen ne korkular versende vermesende onları Allahu Teâlâ gadabı ile azdırır iken onlar iman etmezler.”[3]  

 خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْۜ وَعَلٰىٓ اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ۟

 

Ayeti, çünki Allahu Teâlâ onlara inkârları sebebiyle gadab etti. Kalplerinin üzerini mühürler ki Hakk’ı hatırlayamasınlar. Kulaklarıda söz işidip anlamasınlar. Gözleride hakkı ibretle görüp tanıyamasınlar. Onlar için büyük bir azap vardır.”[4]

Bu mühürlerin sebebi şudur.

 وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَۢ

“Nasta bazı kimseler var ki, biz de Allah’a iman etmişiz, biz de müslümanız derler. Ahiret gününe de inandık derler. Onlar mü’min değil.”[5] Onlar Allah’a ibadet ediyoruz derler bir taraftanda Allah’ın dostlarına buğuz ederler, düşmanlık ederler. Allah’ın dostunun aleyhinde olurlar, Allah’ın dostlarına kin, buğuz, adavet yaptıklarından dolayı bunların ibadetini kabul etmiyor.

يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّآ اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ

“Allah’ı da kandırmak istiyorlar. İman edenleri de hile ve tuzağa düşürmek istiyorlar. Onlar Allah’ıda mü’minleride kandıramaz. Kendi nefislerini tuzağa düşürürler, hiç haberleri olmaz.”[6]

ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌۙ فَزَادَهُمُ اللّٰهُ مَرَضًاۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ

“Onların kalplelerinde maraz var. Allah onların kalplerindeki marazı artırır. İşte onlar için yalanlarından dolayı şiddetli azap vardır.”[7] Onlar yalandan mü’minleride Allahu Teala’yıda kandırmak isterler. Onların kalplerinde marazları kinleri vardır. Bu kinide bildiğimden

اَللّٰهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ

“Allah’ta onları aldattı”[8] onların keyflerini zevklerini artırıp onlara belalar kazandırdı.

İkinci sütun Hak yolundan sapanlar:

وَلَا الضَّآلّ۪ينَ

“ya Rabbi onlar dalalet yoluna gitmediler. Ya Rabbi bizide senin rıza-i şerifinde olan yoldan çıkarma.”[9]

Bir kimse anadan doğdumu hak yolunda doğar. Hakk’tan ve hak yolundan sapanlar saparlar. Doğuştan hepsi hak üzere doğar. Bu meselede birçok inananlar kötü itikadları yüzünden yoldan sapmışlardır.

Kur’an-ı Kerim açıktan açığa haber verip belki her surenin nice yerlerinde muhtelif tekrar tekrar bu hakikati söyler iken nice sapkın itikad sahibleri kaderi, takdiri, mukadderi ortaya yanlış tefsir ederek halkıda kendisi gibi şaşırmak için kitaplar yazmışlar, şiirler yazmışlar, kelamı kibarlar söylemişler. Bütün Kur’an’a, Hadise, ehlisünnete muhalefet eylemişlerdir.

Kulun iradesi kendi elinde iken bu fenalığı Allah yaptırmasa yapabilirmiydi derlerde ehlisünnetin:

اَفْعَالُ اللّٰهُ تَعَالٰى مُعَلَّلَةٌ

Yani “Allahu Teâlâ’nın her işi bir sebep ve illete göredir” hikem ile hikmetiyledir. Hikem; bir kimse O’nun gadabına uğrayacak bir niyet, bir teşebbüste bulunur, sonra ona belalar, azap takdir eder, bu kimsenin haberi olmaz. Beş sene sonra on sene sonra o bela ne ise o gelir. Onu Allahu Teâlâ’dan başka kimse çeviremez.

Takdir bozulmaz demek budur. Yoksa kul tevbe etse, yalvarsa, Allahu Teâlâ diler ise takdiri bozar, mahveder. Buna dair nice ayetler, hadisler vardır. 

Birde hikmet vardır ki hikmetiyle iş yapar. Buda bir kimse Allahu Teâlâ’ya güzel ibadet, itaatte iken ona bela verir. Hikmetini kimse anlayamaz. Hikmeti, o kimseyi pişirmektir. Pişsin makamlara layık olsun yetişsin.

Cennetlik ise cennetlik, cehennemlik ise cehennemlik derler, muhakkak sonra o olacaktır derler, eveli yazıldığı için kul onu yapmaya mecbur derler, suçu Allah’a yüklerler, halkı şaşırtırlar. Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

 لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَاَز۪يدَنَّكُمْ وَلَئِنْ كَفَرْتُمْ اِنَّ عَذَاب۪ي لَشَد۪يدٌ

sizin elinizdedir. Eğer şükrederseniz sizin imanınızı artırırım, eğer küfür ederseniz size edeceğim azabım şiddetlidir”[10] buna göre hareket ediniz.

Üçüncü sütun:

اُولٰٓئِكَ هُمُ الْمُشْرِكُونَ

Onlar Allahu Teâlâ’ya şirk koşanlardır. Allah iki, ya üç; İsa, Meryem, Üzeyr aleyhimüsselam gibileride Allah’tır derler. Allahu Teâlâ’ya ortak ederler.

Bazı Rafazılar Kızılbaşlar derler ki “sizi size ısmarladık” bu söz küfürdür. Bazıları, “insan Hakk’a vasıl olduktan sonra o kimse Hak olur” der, buda küfürdür.

Amma ehlisünnetten yetişen evliyalar, “kul Hakk’a vasıl olursada yine o kulun kalbi, vücudu, bütün hali Allahu Teâlâ’nın elindedir. O kul kendi kendine bir şey yapamaz. Allahu Teâlâ yaptırır, yapar. Gösterir, gaibleri görür. Göstermez, göremez. Allahu Teâlâ o kulu sevmiştir. Onun sebebiyle nice düşmüşleri kaldırır” bu doğrudur.

Bir kimseye, “Allahu Teâlâ’ya ibadet et, her işinide Allahu Teâlâ yapar” deseler “hayır, çalışıp yaptım dese kâfir olur.” ben istedim Allahu Teâlâ verdi demelidir.

Çalışmak; Allahu Teâlâ’dan istemektir. İstemek üçtür: biri dil ile biri el ile biri niyetle. Bunun her hangisi ile ister ise verir.

Ayeti kerime:

 اُدْعُون۪يٓ اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ

“benden isteyiniz vereyim”[11] deyi buyurmuştur.

İnsan her ne iş ile meşkul ise ondan muradı Allah’tan istemek olmalıdır. Kader, nasip mi değil mi düşünmemelidir. Kaderde yoksa var eder. Nasib değilse nasib eder.

Dördüncü sütun:

اُولٰٓئِكَ هُمُ الْكَاذِبُونَ

“Onlar yalancılardır.”[12]

عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ

Ayeti yani “Allahu Teâlâ’ya iftira ederler.”[13] Çünkü bunlar Allahu Teâlâ’ya iftiralarında yalancıdırlar.

Bunlar derler ki “Allahu Teâlâ ezelde bizim başımıza gelecek her ne ise yazmıştır. Bizde onu yapmaya mecburuz derler, şimdi biz ne yapsak faydasızdır, öyle dilemiştir suçu Allah’a yüklerler” derler.

İşte bu söz büyük iftiradır-bühtandır. Şeytan mezhebidir. Cebriyedir. Mezhebler sözleriyle üç şeyden anlaşılır:

 Biri cebriye, biri kaderiye, biri ehlisünnettir.

Cebriye mezhebi derler ki “ezelde ne var ne yok hepsi tayin edilmiş. İyi kötü ne ise olacak olmuş hemde kulun elinde bir şey yoktur. Hepsini yapan Allahu Teâlâ’dır. O takdir etmese kim yapabilir” derler. Bunlar, bu sözleriyle yalancıdırlar.

Kaderiyeler: “kul fiilinin halıkıdır derler, Allah’ın medhali yoktur biz herne işler isek işleriz. Allah ne karışır. Kul her istediğini yapabilir” derler. Bunlarda yalancıdır.

Ehlisünnet: “Allahu Teâlâ khalıktır. Kul faili muhtardır.”  Yani kul evvela işe niyetle teşebbüs eder. O işe karar verir, iradesini sarf eder, Ondan sonra o işi yapmasını Allahu Teâlâ khalk eder, kul yapar, meleklerde o zaman yazar. Kul istemeden Allahu Teâlâ yapmaz ve khalk etmez, kuvvet kudret vermez. Kul ister sonra verir derler. Bu söz doğrudur.

Beşinci sütun:

وَ اُلٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ         

Onlar fasıklardır: Allahu Teâlâ’yı unuturlar. Onlar kendi nefislerinin menfaatını unuttular. Yani Allahu Teâlâ’yı unutmaları Allahu Teâlâ’ya yalvarmamaya sebep oldu. Belki yalvarsalardı kurtulurlardı.

Bu fasıklar derler ki “canım sende, Allahu Teâlâ’nın kazasından kaderinden kurtulunmaz” derler. Böylece kaygısız olurlar, def’i için Allahu Teâlâ’ya yalvarıp çaresine bakmazlar.

Hazreti Ömer radıyallahu anhu medayin şehrinde ki hastalıktan şehre girmeyince Ubeyde bin Cerrah radıyallahu anhu “Allah’ın kazasından mı kaçıyorsun?” Deyince hazreti Ömer radıyallahu anhu demiştir ki “mademki Allahu Teâlâ’nın takdiri kazaya geçmedi def’i için Allahu Teâlâ’dan dua edilir” dedi.

Bu söz çok büyüktür. Anlayan anlarda anlamayan dinler durur. Buna dair nice ayetler hadisler vardır. Allahu Teâlâ kimseyi kâfir, cehennemlik, gadablık yaratmamıştır.

Nüzul etmiş belayı salih kimselerin duası geri döndereceğine hadisi şerif vardır.[14] Yine hadisi şerif: 

اَلصَّدَقَةُ تَرُدُّ الْبَلٰٓاءِ وَ تَزِيدُ الْعُمْرِ

“Sadaka vermek belayı def eder, ömrü de uzatır”[15] buyuruyor.

 Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

مَا يَفْعَلُ اللّٰهُ بِعَذَابِكُمْ اِنْ شَكَرْتُمْ وَاٰمَنْتُمْۜ

“eğer siz iman ve amel etseniz size azap etmekte Allahu Teâlâ’ya ne fayda vardır”[16] siz imanla ameli salih ederseniz size azapta yoktur deyi buyurmuş iken ne iftira edenler var.

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ

“biz insanları sa’i gayretle rızamızı aramaları için yarattık. Başka bir şey için değildir”[17] çalışan bulur.

وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ

“o çalıştığının karşılığınıda görecektir”[18] demiştir. Binaz özrü edenleri Allahu Teâlâ süründürecektir.

 


[1] Fatiha suresi 17/7

[2] Fetih suresi 48/6, Mücadele suresi 58/14, Mümtehine suresi 60/13

[3] Bakara suresi 2/6

[4] Bakara suresi 2/7

[5] Bakara suresi 2/8

[6] Bakara suresi 2/9

[7] Bakara suresi 2/10

[8] Bakara suresi2/15

[9] Fatiha suresi 1/7

[10] İbrahim suresi 14/7

[11] Mü’min suresi 40/60

[12] Nahl suresi 16/105

[13] Yunus suresi 10/59

[14] Ruhu’l-Beyan Tefsiri c.4.s.387

[15] Miftahu’l-Kulub s.79. Ayrıca bu mealdeki Hadisi şeifler için bakınız. Kenzu’l-İrfan 1001 Hadis, Gunyetu’t-Talibin, Câmiu’s-Sağir Ve Cem’u’l-Fevâid.

[16] Nisa suresi 4/147

[17] Necm suresi 53/39

[18] Necm suresi 53/40

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>