canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Peygamberimizin Hassaları - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

PEYGAMBERİMİZİN HASSALARI

 

Sure-i Yasin, Resulullah’ın ismidir. (Yasin suresi 1-3)

 

يٰسٓ ﴿﴾ وَالْقُرْاٰنِ الْحَكِيمِۙ ﴿﴾ اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَۙ ﴿﴾ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍۜ ﴿﴾

 

Yani, ya Ekremer Resul, envaı hikmeti mutazammın olan Kur’an’a yemin ederim ki, Sen doğru tarik üzere irsal olunan Resullerdensin. Yani, ey insan-ı kamil, her ayeti ve kelimesi yüzlerce hikmet ve menfaat üzere şamil olan Kur’an’a kasem ederim ki Sen muhakkak kullarımızı irşad için gönderdiğimiz Resullerimizdensin.

 

Necm suresi 1 ve 2. Ayet-i Kerimeler:

 

وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ ﴿﴾ مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوٰىۚ ﴿﴾

 

Yani yemin ederim ki, sizin sahibiniz Muhammed aleyhisselam, tarik-ı hidayetten şaşmadı ve cahil olup, azmadı.

Necm suresi 3 ve 4. Ayet-i Kerimeler:

 

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ ﴿﴾ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ

 

Yani, yemin ederim ki, sizin Resulünüz kendi arzu ve emeline muvafık batıl söz söylemez. O’nun söylediği taraf-ı ilahiden vahyolunan şeydir. Onun söylediği sözler kendi tarafından icad olunmuş değildir. Her ne söylerse, söylediği söz vahiydir.

Aynı sure ayet 16 ve 17:

 

اِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشٰىۙ ﴿﴾ مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغٰى

 

Bu ayet-i celile o makam-ı kudside Resulullah’ın kemal-i tazim ve edeple göreceği şeyi gördüğüne delalet eder. Zira akıllar müşahedesinde hayran olan nur-ı izzeti gördüğünde kemal-i edeple nazarında sebat edip, metanetini gayb etmediğini ve ğaşyan gelip, nazarını kesmediğini beyan etmiştir. Halbuki nur-i ilahinin dağ üzerinde zuhur etmesiyle, Hazret-i Musa’ya ğaşyan gelip, secdeye kapandığı ve o esnada nazarını kestiği diğer ayette bildirilmiş ve Resulullah’a ise böyle bir hal arız olmadığını bu ayet beyan etmiştir. Binaenaleyh leyle-i miraçda Resulullah gördüğünü tamamıyla görüp, noksan olmadığına ve her ne haber verdi ise, hepsi doğru olduğuna bu ayet delalet etmiştir.

Necm suresi, ayet 18:

 

لَقَدْ رَاٰى مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرٰى

 

Yani zat-ı uluhiyetime yemin ederim ki, Muhammed aleyhisselam muhakkak Rabbisinin büyük alametlerini, ayetlerini gördü. Acaib ve garaibden her ne haber verdi ise, hepsi doğrudur, yani leyle-i miraçta Muhammed aleyhisselamın gözü başka tarafa bakıp şaşmadı ve hayret edip, etrafına bakıp dalmadı. Yemin ederim ki, Rabbisinin ayetlerinin büyüklerini gördü ve ümmetine birçoklarını haber verdi ve her ne haber verdi ise, doğrudur.

Ahzab suresi, ayet 45 ve 46:

 

يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّآ اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًاۙ ﴿﴾ وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُنِيرًا

 

Yani, ey Habibim, Sen iman edenleri cennet ile tebşir ve iman etmeyenleri cehennemle inzar ve Allah’ın kullarını emr-i ilahi vechile şeriatine ve tevhidine davet edesin. Zira Biz seni yanar bir çıra gibi, alemi ziyalandırıcı bir nur olarak gönderdik.

Yani dünya karanlık zulmete düştüğü, insanların hayvanlaştığı, zina fuhşiyyatların arttığı zamanlarda, kendi elleriyle putlar yapıp, tanrı deyip putlara taptıkları zamanlarda ve kız evlatları dokuz, on yaşına kadar esir gibi deve, koyun güttürüp, dokuz, on yaşına girince, çukur kazıp, diri diri toprağa gömüldüğü öyle bir zamanda bütün alemlere rahmet için ve bütün zulmet ve karanlıkları giderip, nura çevirmek için gönderilmiştir.

Pürnur olup, gelmiştir, bu aleme,

Onun vasfı gelmez, ne dile, ne kaleme.

Ahzab suresi, ayet 47:

 

وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلًا كَبِيرًا

 

Yani ey Habibim, Sen inananlar için Allah tarafından cennetle büyük lütuflar ve ihsanlarla tebşir et ki, vazife-i tebliği eda etmiş olasın. Bu ayette fazl-ı kebir ile murad, bu ümmetin sair ümmetler üzerine faziletlerinin ve amellerinin ecri ziyade olmasıdır. Bu ayet nazil olunca, Resulullah’ın Hazret-i Ali kerremallahu vecheyi ve Muaz bin Cebel’i din-i Hakk’a daveti ve imanı kabul edenlere ahkam-ı dini talim etmek için Yemen’e gönderdiği İbn-i Abbas hazretlerinden mervidir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>